19 Temmuz 2019

Vladimir Mayakovski 'Amerika '

"Amerika" denilince insanın aklına hemen New York, Amerikalıların dedeleri, yabanıl atlar, Cumhurbaşkanı Coolidge ve Amerika Birleşik Devletleri'ne ilişkin öteki şeyler geliyor.

Bu gariptir ama gerçektir.

Gariptir, çünkü Kuzey, Orta ve Güney olmak üzere üç Amerika vardır. ABD, Kuzey Amerika'nın tümünü kaplamıyor bile. Buna karşın üç Amerika'nın adını alıp kendine mal ederek tüm Amerika kıtasının adına sahip çıkmıştır.

Gerçektir, çünkü ABD kendisini Amerika olarak adlandırma hakkını komşu cumhuriyetlere ve sömürgelere korku salarak, zırhlı gemileriyle, dolarlarıyla baskı yaparak zorla aldı.

Benim üç ay gibi kısa bir süre için Amerika'da bulunduğum sıralarda, Meksika hükümeti kendi yeraltı kaynaklarını ulusallaştırmak isteyince, Amerikalılar buna engel olmak için Meksika'ya demir yumruklarun göstererek gözdağı verdiler. Venezüella'da halk hükümeti devirince, ABD devrik hükümete yardım etmek için birliklerini oraya gönderdi. İngiitere'yi kastederek borçlarını ödemesini, ödemediği takdirde bir buğday ambarı olan Kanadayı gözden çıkarması gerektiğini açıkça belirtti.

Fransızlara da aynısını yaptı. Fransa'nın borçlarının ödenmesine ilişkin olarak yapılan bir konferanstan önce Fransızlara yardım olsun diye Amerikan pilotlannı Fas'a gönderdi, ama sonra Faslılarla birdenbire dost oluverdi ve insancıl düşüncelerinden dolayı pilotlannı geri çağırdı.

Bununla açıkça şöyle demek istiyordu: Önce para, sonra pilotlar.

Aslında Amerika'nın ve ABD'nin bir ve aynı şey olduğunu herkes bilir. Başkan Coolidge en son kararnamelerinden birinde, hiç gereği yokken, ABD'lileri, yalnızca ABD'lileri Amerikalı sayarak bu duruma yasal bir konum kazandırdı. Amerika'nın birçok öteki cumhuriyetlerinin, hatta Amerika'yı oluşturan öteki Birleşik Devletler'in (örneğin Meksika Birleşik Devletleri'nin) şiddetli protestoları bir sonuç vermedi.

"Amerika" sözcüğü şimdi kesin olarak ABD'nin tekelinde bulunuyor. Peki ama, bu sözcüğün altında yatan nedir?

Bu Amerika nedir? Bu Amerikan ulusu, Amerikan ruhu nedir?

      
Tamamı  siirparki.com

15 Temmuz 2019

Iris Murdoch "Sevmeyi, sadece severek öğrenebiliriz."


-İnsan sevdiği şey gibi oluyor. Ya da insan kendi gibi olan şeyi seviyor.

-Gerçek bir insan olabilmek için limitler koymak, çizgiler çekmek ve hayır diyebilmek gerekir. Herkese belli belirsiz sempati göstermek, aynı zamanda bir insanı gerçekten iyi anlayabilmeyi de engelleyen bir şeydir.

-Çiçeği olmayan bir gezegenden birileri gelse, etrafımız çiçeklerle çevrili olduğu için sevinçten deliriyor olmamız gerektiğini düşünürlerdi herhalde.

-Aşk cinsellikten doğar, ama sevme sürecinde onu aşar cinsellik insanı çok büyük aldanışlara sürükleyen çok karanlık bir güçtür. Bize, anlamadığımız çoğu zaman da istemediğimiz her türlü şeyi yaptırır. Bu sevgiden yola çıkarak, başka insanları gerçekten anlayabileceğimiz, kölece içgüdülerden kurtulabileceğimiz bir dünyaya açılmak bence zor bir iş. Bütün o şeytanlıklar vs. saplantılarımızdan kaynaklanır, bu da aşılması gereken bir şeydir.

-Din dogmalarının, dinsel imgelerle kuralların büyük ölçüde gücünü yitirdiği, metafiziğe karşı çıkan, bilimsel bir çağda yaşıyoruz. Aynı zamanda hem Aydınlanmanın hem Romantizmin hem de Liberal geleneğin mirasçılarıyız. İçinde bulunduğumuz ikilemin ögeleri bunlardır.


1997 yılında Murdoch’a Alzhemeir teşhisi koyulmuştur. Hastalığını farkında olan Murdoch bu durumu ‘çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak’, cümlesiyle tanımlamıştır.

Anton Çehov - Memurun Ölümü

“Çerviakov evine giderken şöyle düşündü: “Bunda hiçbir alay yok. Bir türlü anlayamıyor, bir de general olacak. Öyle ise artık ben de bu palavracıdan af maf dilemem. Canı cehenneme! Ona bir mektup yazarım. Ama bir daha gitmem, vallahi gitmem.” Çerviakov evine giderken böyle düşünüyordu. Generale mektup yazmadı. Düşündü taşındı, ama bu mektubu bir türlü toparlayıp yazamadı. Ertesi gün kendisinin gidip işi anlatması gerekti. General sorgu dolu gözlerini ona diktiği zaman Çerviakov:
– Dün efendimizi, buyurduğunuz gibi, alay etmek için rahatsız etmeye gelmemiştim. Aksırırken üstünüzü başınızı berbat ettiğim için özür dilemeye gelmiştim. Alay etmek benim ne haddime? Bizler alay etmeye kalkarsak o zaman, efendime söyleyeyim, insanlara saygı kalır mı?
Mosmor kesilen, sapır sapır titreyen general, birdenbire:
– Defol! diye bağırdı.
Dehşetinden kireç gibi olan Çerviakov, bir fısıltı halinde:
– Ne buyurdunuz? diye sordu.
General ayaklarını yere vurarak:
– Defol! diye tekrarladı.
Çerviakov’un karnında bir şeyler koptu. Hiçbir şey görmeden, geri geri kapıya gitti, sokağa çıktı, yürüdü. Bir makine gibi evine gelince, üniformasını çıkarmadan, kanepeye uzandı ve öldü.” (Memurun Ölümü, 1883)

Oruç Aruoba - Yürüme

Yola çıkan kişi nereye ulaşabileceğini, ancak yürüyüp, yolu aşıp, vararak bilebilir
- yol, yürünmeden, bilinmez...

Kendi yönünü bulamayan kişi için,
`yol` yoktur- bir sürüklenmedir
bütün `yürüme`si...

Kendi yolunu bulamayan,
bütün yolları boşuna yürür.

*
Yolcuya, yürünmeden, `yardım` edilemez.
- Duran, yürüyeni anlayamaz.

Yol üstünde tek `yardım` yolu,
yürümektir.

`Yardım` yoktur zaten: Ya, yerleşen kişi için,
yanına yerleşmek, ya da, yürüyen kişi için,
yanında yürümek - bakşa `yardım` yolu
yok...

*
Ötekilere dürüst davranmaya çalıştığımızda bile,
bir şey yapmaya çalışmakta olmak, gelir dikelir
dürüstlüğümüzün üstüne - akbaba gibi...

Dürüstlüğümüz bile, zaten, bir hoştur!

*
tek bir anlamlı bütün - bir kişi - olarak, tek bir
yerde duramayız bir türlü - çeşitli parçalara
bölünmüş, bazen dağınık, bazen toparlanarak, ama hep
yeniden dağılarak, birkaç koldan ilerlemeye çalışırız.

Tek bir yön tutturamamış olmanın acısını çekeriz hep,
ama, aslında, o `tek` yön, olsaydı - bulunsa,
bulunabilseydi - sonumuz olurdu.

  Yürüme

 Cemal süreya için
Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır...Tümceler


Rembrandt "Müzik Dersi"



Allegory of Music - The Music Party, 1626