5 Temmuz 2017 Çarşamba

Her devrik cümle şiir olur mu?


Yemek kitaplarının, şehir rehberlerinin bile şiir formunda yazıldığı, dertlerin, sevinçlerin şiirle anlatıldığı bir ülke Türkiye. 

EDEBİYATÇILAR NE DİYOR?
  Attila İlhan (Şair-Yazar)
     "Bizde şiir herkesin yapabileceğini sandığı bir sanat dalıdır. Ama yazılanların hepsi sahiden şiir midir, o ayrı bir tartışma konusu"
     Türk edebiyatı manzum (şiir) olarak teşekkül etmiştir. O yüzden Türk kulağı şiire çok yatkındır ve Türkler şiire düşkündür. O kadar ki, her içki sofrasında belirli bir yerden sonra herkes cebinden kendi yazdığı bir şiiri çıkarır, okur. Aziz Nesin "Her üç Türk’ten dördü şairdir" derdi. Yani bizde şiir herkesin yapabileceğini sandığı bir sanat dalıdır. Böyle bir yaygınlığı var. Bu yüzden de her kesimden insanın şiir yazmaya heves etmesi çok da şaşılacak bir şey değil. Ama yazılanların hepsi sahiden şiir midir, o ayrı bir tartışma konusu.
  
     Hilmi Yavuz (Şair-Yazar)
     "Gerçek anlamda şair olmak başka şair etkisi yaratmak başkadır. Öyle ‘Al eline kalemi, yaz başına geleni’ diye şair olunmaz "
     Adı geçen kişiler sinema alanında değerleri kabul edilmiş olan insanlar. Aslında şairlik bir ustamızın dediği gibi zor zenaattır. Bu değerli sanatçıların şiir yazmayı kolay bir meslek olarak düşündükleri anlaşılıyor. Oyunculuk ya da yönetmenlik kendi alanında ne kertede bilgi ve deneyimi gerektiriyorsa şiir de belki o kadar hatta daha fazla bilgi ve deneyimi gerektirir. Nasıl herkes oyuncu ya da yönetmen olamazsa öyle kolay kolay şair de olunamaz.
     Bu arada önemli bir noktayı da göz ardı etmemek gerek: Gerçek anlamda şair olmak başka, şair görünmek ya da şair etkisi yaratmak başkadır. Şiirin kolay yazılabilir olduğunu düşünenler, sanıyorum gerçek bir şair olmanın değil, kendilerine şair denilmesinin ardına düşmüş görünüyorlar. Bu arkadaşlara Rilke’nin Malte L. B.’nin Notları’ndaki, o bir dize yazmak için yaşanması gerekenleri bildiren bölümü okumalarını öneririm. Öyle "Al eline kalemi yaz başına geleni" diye şair olunmaz. Üstelik şiir her babayiğidin harcı da değildir.
  
     Tomris Uyar (Yazar)
     "Şiirimizin geleneğini bilmedikleri, özellikle de şarkıcıların şiiri şarkı sözüyle karıştırdıkları anlaşılıyor"
     Çoğunun şiir okumadığı, günümüzde yazılan şiiri bir yana bırakın, şiirimizin geleneğini, geçirdiği aşamaları bilmedikleri anlaşılıyor. Ve özellikle de şarkıcılar şiiri şarkı sözüyle karıştırıyorlar. Şiirin bir matematik alanı değil, uçucu duygular ve anlamsız devrik cümleler olduğunu zannediyorlar. Bir cümleyi düz söylediğinde anlamlı oluyor ama onların fikrine göre şiir olması için devirmek gerekiyor. Cümlenin anlamı yok, ama olsun. Devrik olursa, şiir oluyor gibi bir fikre sahipler. Herhalde imla işaretlerini kullanmamak için düzyazı yerine şiir yazıyorlar. Sonuçta noktalı virgül gerekmiyor şiirde. Bir yerde virgülü unutsanız da olur. Kolaydır şiir yazmak diye düşünüyorlar.
  
     Hulki Aktunç (Şair-Yazar)
     "Şiir yazmak öyle zannedildiği gibi ‘duygulandım da oturdum yazdım’ diye yapılacak bir iş değildir; zor bir iştir"
     Herkes şiir yazmakta özgürdür. Ancak o şiirleri yazarken, "Yazmasam Türk şiiri ne kaybeder?" diye düşünmek zorundalar. Bunu becerebiliyorlarsa, buyursunlar yazsınlar. Ama beceremiyorlarsa amatör şair olarak otursunlar oturdukları yerde. Çünkü şiir yazmak zannedildiği gibi "duygulandım da oturdum yazdım" diye yapılacak bir iş değildir; zor bir iştir. Dediğim gibi eğer yazmasalar Türk şiiri ne kaybederdi bunu düşünseler çok iyi ederler. İnsanların şiir yazma merakı hoş bir şey aslında. Tabii şiire saygı göstermek koşuluyla. Eğer bu ilgi ve sevgi şiire saygı göstermeyi de içerirse, o zaman son derece iyi olur. Şu anda böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Amatör komikliklerden ibaret her şey.
  
     ÜNLÜLERİN ŞİİRLERİ...
  
     Saadet bir baharın dalına konan kuştu
     Başıboş gönlüm gibi uçsun bırakıverdim
     Neşeni yudum yudum tekrar bulduğun zaman
     Yakut akşamlarının kavuştu emeline
     Mavi bir gökyüzünden daha hülyalı kalbin
     Döndüğün gün,
     Bir kere daha yapayalnız kaldı
      Tarık Akan
  
     Kulaçlarımla açtığım bu deniz
     Çığlık çığlığa bu martılar
     Bana çok şey hatırlatır
     Bulutlara bakıp ağlayamam
     Gözyaşlarım kirpiklerimde kalır
      Ediz Hun
  
     Alkışlarla yücelse de adım
     Başarım büyük olsa da gurbetteyim
     Gölün maviliğinde yalnızlığı bulur
     Kuğulardan dostluk umarım
      Türkan Şoray
  
     Yine dönerse bir akşam sevgilim
     Saçlarında gül, incecik beyaz gül
     Gelir mezarımın yanına
     Mavi gözlüm, ince beyaz çiçeğim
      Cüneyt Arkın
  
     Umutsuz değilim ki,
      ne kendimden ne senden
     Çünkü aşk engel bilmez
      sonunda gözlerimden
     Gözlerini damıtacak o nasırlı kalbini
     Yolculuğumuz başlar
      bu sabah gözlerimden
     Bir gün ahtapot olur başlar tutsaklığımız
     Asırların meyvası tanrısal güzellikler
     Mutlu olalım diye nasıl özlemle bekler
     Ve sevgimizden kaçmak
      bir hüzündür aslında
     En özgür katillerdir, kendini örten gözler
     Ne yapsam değişmez ki
     Kalbin dinmez depremi
      Filiz Akın
 Mehmet Kenan Kaya

Çirozname

Beyaz, kocaman bir duvar, çıplak mı çıplak 
Üzerinde bir merdiven, yüksek mi yüksek 
Duvar dibinde bir çiroz, kuru mu kuru. 
Bir herif geldi, elleri kirli mi kirli 
Tutmuş bir çekiç bir çivi, sivri mi sivri 
Bir büyük yumak da sicim, zorlu mu zorlu. 
Çıktı merdivene derken, yüksek mi yüksek 
Mıhladı sivri çiviyi, tak tak da tak tak 
Duvarın ta tepesine, çıplak mı çıplak. 
Attı çekici elinden, düş Allah'ım düş 
Taktı çiviye sicimi, uzun mu uzun 
Astı ucuna çirozu, kuru mu kuru. 
İndi merdivenden tekrar, tıkır da tıkır 
Sırtında çekiç merdiven, ağır mı ağır 
Çekti gitti başka yere, uzak mı uzak. 
O gün bugündür çirozcuk, kuru mu kuru 
Mezkür sicimin ucunda, uzun mu uzun 
Nazikçe sallanır durur, durur mu durur. 
Ben bu hikayeyi düzdüm, basit mi basit 
Kudursun bazı adamlar, ciddi mi ciddi 
Ve gülsün diye çocuklar, küçük mü küçük... 

Çeviri...Orhan Veli

Acı Çekene Saygı

Tanrı’yla aynı fikirde değilim İntihar edenlerin Cehenneme gideceği konusunda Kainatın yaratılışına Katılmaktan bıktığımda ruhum İntihar edeceğim bende Denenmemiş bir yolla Nerdeyse bütün akıllı kalpler İntihar edipsiktir çekmiş yeryüzüne Ben ateist değilim, babasıymış gibi Tanrı’ya küsen bir çocuğum Eğer Tanrı intihar edenleri ve Nietche’yi Cehenneme gönderirse Cehennemde yanmayı tercih ederim bende Tanrı dürüstlüğü sever.. Tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum Ben Tanrı olsam Peygamberler göndermez Direk konuşurdum insanlarla Ben Tanrı olsam Hitler’i iyi kalpli bir Yahudi olmakla cezalandırırdım Yahut yetenekli bir yazar yapardım onu İçindeki kötülüğü insanlara değil Tuvallere boşaltırdı Ben Tanrı olsam Devletler yok olur Gül kokulu bireyler var olurdu sadece Atlar çılgın zamanlar koşardı Ben Tanrı olsam Düşünce gücüyle herkesin İstediği karakter olmasını sağlardım Dünya bir şiirin Yaratılım sürecine dönüşürdü böylece Ben Tanrı olsam intihar ederdim insanlarla birlikte Acı çekmeyi öğrenemediğim için.


Orta Zekalılar Cenneti


Kader, Özgürlük ve Ruh

Gelecek yıllarda insanlığın bütün gidişatına çok değişik biçimlerde yön verildiğini göreceğiz. Olası en büyük felaket nükleer savaş değildir. Nükleer savaş ancak yok edebilir. Asıl felaket psikoloji bilimlerinden gelecektir. Bir insanın nasıl tamamen kontrol edilebileceğini öğrenecekler. Bilinçli olmadığımız için, önceden belirlenmiş şekillerde davranmaya yöneltilebiliriz. 
Sen özgürsün ama özgür her eylem bir sorumluluk getirir - ve bu senin esaretindir. Buna ister esaret de, ki güzel bir kelime değildir, ister sorumluluk de. Ben öyle diyorum. Belli bir eylemi tercih edersin - bu senin özgürlüğündür. Fakat o zaman sonuçlar senin sorumluluğun olacaktır...