azra kohen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
azra kohen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2016

Azra Kohen "Öğrenilmesi gereken sonsuz bilginin sonsuz rakamıydı Pi...Hayat gibi."

 Hayat yola çıkan herkesi varması gereken yere götürür.

Her birimiz var olan her duyguyu hissedip var olan her deneyimi anlayıncaya kadar buradayız.

Ya Bir olup BİZ olacağız ya da zıtlıkların algısında, yargılamanın tuzaklarında yok olacağız.

Acı bilginin bedene inmesidir.

Bilgiyi bedene indirmeli olman gereken şeye dönüşmelisin.

Ve hayat şükürler olsun ki hepimizden daha akıllıdır.

Setin içinde yer alan kitaplar: Fİ, Çİ, Pİ
NOT DEFTERİ
- Pratik Bilgiler
- Gerekli Bilgiler
 
Vergilerle yapıldığı halde hala geçmek için para ödenen köprülerin, yolların ülkesiydi burası. Vergilerin toplandığı devlet bankasının, başbakanın dostlarına holdingler kurmaları için halkın parasını faizsiz olarak hediye ettiği hakların ülkesiydi burası. Tapularının bir gecede vakıflara hediye edildiği devlet arazilerinin ülkesiydi burası. Halkın sahip olduğu, atalarının kanıyla koruduğu değerlerin talan edildiği dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yağmanın ülkesiydi burası.

İnsan nasıl özgür olabilirdi, insanlık köleyken?

Uygarlıklar, en yukarıdaki en aşağıdakini unuttuğunda çöküyor.

Muhalifi olmayan bir otorite yoldan çıkar, görevini unutur.

Her anını çocuklarına adayan anneler belki de ilgileriyle zehirliyorlardı çocuklarını, aynı hiçbir anını çocuklarına adamayan annelerin ilgisizlikleriyle zehirlemesi gibi...Hayata denge lazımdı.

1943 yılında insan motivasyonu teorisi diye bir teori geliştirdi Abraham Maslow. Geliştirdiği teoriyi bir üçgenle şekillendirdi ve bu üçgene İhtiyaçlar Piramidi adını verdi. 5 basamaktan oluşan piramit daha sonraları 8'e kadar çıktı ama biz beşi anlasak yeter. Bilge ilk basamağın üstüne birincil ihtiyaçlar yazarken konuştu.
"İnsan, insan olabilmek için nefes almalı, doymalı ve uyumalı, yani hayatta kalabilmeli önce. 
Sonra ikinci basamak geliyor, insanın kendini güvende hissetmesi gerekiyor. İlk basamakta, karnını doyuran, yaşayabilen insan sığınabileceği bir yer arıyor, ancak yaşam güvenli bir yuva bulduğu zaman sürdürülebilir yani devam eder hale geliyor.
Üçüncü basamaktaysa sevgi arayışı başlıyor. Hayatta kalabilen, yaşamını sürdürebilen insan artık sevilmek, ait hissetmek, kabul görmek istiyor. Dünya insanının en çok takıldığı yer işte burası: üçüncü basamak.
Dördüncü basamakta başardığını herkese göstermek isteyecekler. Statü sahibi olmak, kendine güvenerek kendini ifade etmek dördüncü basamağın konusudur. Ama bu basamak birinci basamak gibi hayat memat meselesi olmasa da potansiyel için en tuzaklı yerdir burası.
Onca varlıklarına, servetlerine, huzurlarına rağmen diğerleriyle yarışırcasına şekle yapışmamayı başaranlar nihayet beşinci basamağa, kendini gerçekleştirmeye varırlar. Kendini gerçekleştirmek... Peki bu ne demek ? Ben niye buradayım demek. Özümde neyim demek. Beni diğerlerinden ayıran en temel şey ne demek.(...) Böylece kendi ilkelliğinden arınmış hakiki insan doğar. Hakiki insan burada belki daha bebektir ama en azından kendini bilir. "Transcendence" diyorlar buna. Ruhun tekamülü, evrim.

Akılla, mantıkla desteklenmeyen her inanç, ne kadar köklü ve samimi olursa olsun, biata dönüşürdü.

Bir kadın ancak ne zaman gitmesi gerektiğini bilince kendini koruyabilirdi.

Bitkilerin enerjilerini güneşten almaları gibi insan da doğayı taklit ederek güneşin muazzam enerjisiyle evini ısıtsa, yine aynı enerjiyle havayı zerre kadar kirletmeyen arabalar kullansa, güneşin az bulunduğu yerlerde yetmezse rüzgarı da katsa, temiz enerjiyle çalışan dev fabrikalarda ne istiyorsa üretse, her yıl binlerce işçiye mezar olan madenlere gerek kalmasa, petrolle işimiz bittiğinde petrol için yapılan savaşlarda çocuklar ölmese, Ortadoğu artık rahat bir nefes alsa, enerji üretmek için kurulan zehirli nükleer santraller kapansa, tüm teknoloji temiz enerjiye dönüşse ve kimse kanser olmasa, insanlar elektrik, doğalgaz faturalarından sonsuza kadar kurtulsa...

Muhalefet bir ülke için, bedenin bağışıklık sistemi gibidir. İktidarın fark etmediklerini ona fark ettirmek, iktidarın etrafını saran yalakalara hayır diyebilmesini kolaylaştırmak için önemli bir merkezdir. İyi bir yönetim için iyi bir muhalefet şarttır! Hataların hasıraltı edilmemesi için varlığı önemlidir çünkü hasıraltı edilip biriken hatalardır iktidarın sonunu getirip hükümetleri diktatörlüğe zorlayan.

Sen ne işe yaramak istiyorsan o işe yaramak için yaratıldın, ancak ne istediğini düşünürsen, anlarsan olman gereken şeye dönüşeceksin. Kendine, düşünce engelleri koymak yerine en iyi yaptığın şey için emek ver. İşe yarayacak olan sadece yaptıkların değil, sensin! Verdiğin o emekle birlikte işe yarayacaksın. Verilen hiçbir emek asla boşa çıkmaz. Sen çabaya geç, emek ver, evren de sana cevap verir.

İnsanlık tarihindeki en büyük savaşlar din yağmacıları tarafından çıkarılmıştır.Dini yağmalamak o kadar tekrarlanmış bir davranıştır ki adeta bir insan hastalığı olmuştur.İnanca yapılan bu saldırı toplumlara musallat olan bir düşünce paraziti gibidir.Hayatın kutsallığı için gerekli olan inancın,yaşamı lanetleyen bir duyguya dönüştürülmesi engellenmelidir.

Gücünü kaybetmek üzere olan biri için kimin kim olduğu belli değildi, çünkü mıknatıs gibiydi güç, sizde olduğu sürece etrafınızda ne kadar ruhu satılmış varsa çekerdiniz ve güç gittiğinde ise, sizi satmak için yarışırdı etrafınızdakiler.

Zaten böylesine büyük paraları haraç gibi halktan toplayıp aralarında paylaştıkları için kurabildiler bu sistemi.

Dünyanın en karlı şirketi Vatikan’dı bir zamanlar, şimdiyse devletler oldu ve tüm devletlerin sahipleri bu üç beş aile. Petrolün sahipleri devletlerin de sahipleri. Başbakanlar, cumhurbaşkanları halka değil, o ailelere çalışıyor, halkları o aileler için çalıştırıyorlar!

Aşkı merkeze koymuş, aracı amaç haline getirmiş herkes gibi mutsuzdular. Tamamlanmak istiyorlardı, eksiklerini başka birinin şahitliğiyle, sevgisiyle tamamlayabileceklerini sanarak sürekli aranıyorlardı, Bulduklarını sandıkları şeye yapışıp hayattan bekledikleri her şeyi bir kişiye yükleyip birbirlerini sömürüyorlardı.

Sevgiyle edilmiş bir motivasyondan daha kuvvetli hiç bi şey olamaz, özellikle de sevginin yokluğunu çeken biri için.

Kafatasının içinde hemen hemen her şeyin bir sağı ve solu var, ama beyninin tam ortasında küçücük bir parça var, hormonların üretildiği, aldığın kararların hammaddelerinin kimyasal olarak oluşturulduğu merkez burası, EPİFİZ BEZİ. Aynı bir göz gibi dizayn edilmiş, retinası sayesinde ışığı algılayan bir yapısı var. Çam kozalağına benzeyen küçücük bir organ. Rene DESCARTES' ın ruhun koltuğu adını verdiği bu organ bizim üçüncü gözümüz...
Gözünü kapattığında düşündüğün şeyi görselleştirmeni, aklınla görmeni sağlayan şey, bu parçanın göze benzeyen yapısıdır. Hayal kurmanı sağlar...

 
Bu gün İsviçre’ yi incelersen şunları fark edersin: 
 
Bir, ne yaparsan yap İsviçre vatandaşı değilsen vatandaşlık alamazsınız. Evlilik yoluyla bile çok zordur.
 
İki: İsviçre bankacılık sisteminin merkezidir. Ünlü Rothschild ailesinin memleketidir.
 
Üç: bugün çaldığın bir para varsa en iyi saklayacağın yerdir. Hiçbir ülkenin yasal olarak kabul edemeyeceği her türlü parayı alır ve o ünlü bankalarında güzelce korurlar. İstersen koca bir ülkeyi dolandır, halkın tüm parasını çal ve hepsini İsviçre’de ki bir bankaya koy. Halk parasını geri istese bile adaleti değil, hırsızı korurlar. 
 
Dört: dünyada gerçek demokrasinin uygulandığı tek ülkedir.


15 Ekim 2016

Azra Kohen - Pi - Akilah

Şimdi itiraf zamanı!
İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.
Adlarını Fi ve Çi koydum.
Can Manay’ın Duru’ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz’le anlatmaya çalıştım sana…
Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi’deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.
Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.
Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can’dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
Bilge’de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
Duru’yla anla,
Ve Deniz’in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ’e.
π
Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.
 👇
 
Akılla, mantıkla desteklenmeyen her inanç, ne kadar köklü ve samimi olursa olsun, biata dönüşürdü. Biatın olduğu yerden sadece lanet doğardı. İnsan sorgulasın, sorgularken gelişsin diye yaratılmıştı, bu yüzden biat insanın doğasına tamamen aykırıydı.
 *
 Suya ihtiyaç duyan bir beden su yerine sürekli gazoz içip nasıl sonunda hasta olursa imana ihtiyaç duyan bir ruh da sorgulamazsa düşünmeden anlamadan sadece biat ederse sonunda hasta olur çünkü insan biat etmek için değil anlamak için yaratılmıştır. Sorgulamamak yaradılışımıza aykırıdır. Eğer sizin inancınız bir diğerinin var olmaması gerektiğini size söylüyorsa ve siz bunu bir Müslüman olarak kabul ediyorsanız dünyanın en büyük günahını işliyorsunuz. Sorgulamamak İslâm a hakarettir.
*
en yanlışı anlamadan en doğruya ulaşamazsın. Ama biz yanlış yapmaktan korkuttuğumuz nesiller yetiştirdik. Korkaklık içinde kendini geç kalmış hissedip hareketsizleşen, vazgeçmiş nesillere dönüştüler.
*
Her can hayata saygı duyduğu kadar değerlidir.
*
Hayat yasaklarla değil ancak anlayışlarla kontrol altına alınabilirdi!
*
Hiç bir zaman düşüncede hazıra konma Bilge! Başkasının oluşturduğu düşünceyi onaylamak için değil, kendimizinkini oluşturmak için buradayız. Anlatılanla değil yaşadıklarınla, araştırdıklarınla anla hayatı.
 *
Kapasiten arttıkça, her şeyin gelişir, çünkü yönetilen değil üreten olursun. Üreteni yönetemezler.
*
Kişi kendi ağırlığını, asla başkasına bırakmadığı için kişiydi, bırakırsa kişiliksizdi.
*
Bugün Müslüman dünyası dediğimiz topluluğun büyük bir kısmı, bu ilk mertebede, yani kurallar kısmında takılı kalmıştır. Fazla sorgulamadan, soru sormayı saygısızlık sayıp biat ederek İslam'ı yaşadıklarını sanırlar ama İslam insandan düşünmesini bekler. Düşünmesini, sorgulamasını, anlamasını. Çünkü özü o kadar sağlamdır ki, İslam'ı ne kadar sorgularsan o kadar seversin, anlarsın aslında.
*
Mutluluk paylaşılınca nasıl çoğalıyorsa, acı da paylaşılınca azalıyordu. Paylaşmak, paylaşabilmek, insanoğlunun tek temel huzuruydu.
*
Yaradan'ın adaletini fark edemeyecek kadar zavallısın! * Denge Yaradan, dengesizlikse şeytan.

*
 Uygulama ölçüsünün akıl değil para olduğu akılsız fikirlerin dünyasındasınız! Uyanmak zorundasınız!
*
Sürüler diğerlerini takip eder, bireylerse kimse olmasa da, tek başlarına olsalar da yapılması gerekeni yaparlar!
*
Bir şey sizi rahatsız ediyorsa şöyle düşünün: Belki de siz onu değiştirmek için geldiniz dünyaya. Çünkü rahatsız olmanızda bile bir bildiği var hayatın.
*
Bir hayvan vardı içimizde, her an kontrolden çıkmak için fırsat kollayan. Açlığını çektiğimiz duyguların yokluğuyla besleniyor, ruhumuzu doyurmazsak içimizde güçleniyor ve yeniyordu bizi, ele geçiriyordu hayatımızı.
*
Vazgeçmediği sürece insanın daima bir şansı vardı!
*
İhtiyaç hedef olursa başarı gelir,yoksa başarı denilen saçmalık sadece hayaldir!İhtiyaçla motive edilen bir şey asla sönmez,bıkmaz,vazgeçmez.
*
Tehlike sen görmezlikten geliyorsun diye geçen bir şey değildi!
*
"Kim olduğunu hatırlattı kendine ve niye burada olduğunu. Salakların ülkesiydi burası. 'Değerlerine sahip çıkamayan salakların!' diye düşünüp rahatladı."
*
Güzelliği akılla birleştirmiş ve üzerine amacı eklemiş bir kadından daha tehlikeli hiçbir canlı yoktu bu gezegende. Ortaçağda yakılırdı bu kadınlar, Arap ülkelerinde başlan kesilirdi hemen. Çünkü ya öldürürdünüz bunları ya da sistemi sallayan kıvılcım oluverirlerdi bir anda.
*
Cehennem nedir? Cahilin otoritesidir cehennem.
*
Kaybedilmiş bir güven yıkılmış bir ağaç gibidir.Ne meyve ne de gölge verir.
*
İnsan hayatta en büyük zararı, başkasına söylediği yalana inanmaya başlayınca verir.
*
Verilen hiç bir emek asla boşa çıkmaz. Sen çabaya geç, emek ver, evren de sana cevap verir.
*
Umut, katman katman anlamsızlığın altında kalmış doğmaya çalışan kocaman bir anlam gibiydi.
*
Bunların taktiği, dikkati başka yöne çekip adamı seyirci yapmaktır. Kafa karıştırarak, bilgiyi saptırarak sinsi bir virüs gibi girerler akıllara, ne kadar çabalarsan çabala hiçbir şeye etki etmeyeceğine, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğine inandırırlar seni...Sahip oldukça daha fazlasını isterler, fazlasını aldıkça acımasızlaşırlar. Acımasızlaştıkça arsızlaşırlar.
 *
Bedendeki hayat beynin göreviydi. Ama bu muhteşem mekanizmanın bir zaafı vardı. Üzgün olduğunda yapamıyordu işini, umarsızlaşıyor, yönetmek zorunda olduğu vücudu ihmal ediyordu. Kanser oluyordu birçokları, üzgün, dikkati dağılmış beyinleri yüzünden.
*
Minarelerin süngüye, kubbelerin miğfere, camilerin kışlaya ve müminlerin askere dönüştürülmeye çalışıldığı, Allah'ın canından intikam alırcasına, kulu kuldan dinle ayıran ve insanı insana kırdıran şey ancak şeytanın hizmetinde olabilir! İbadeti candan hınç alır gibi kullanmak cehennemi dünyaya indirmektir! Cana zarar veren Allah'ı incitir."
*
Din adına savaşmayı kutsal addedenler bu işten para kazanan din tüccarlarıdır.
*
 Çünkü hak için ölenler sayesinde kalkmıştı kölelik, hak için ölenler sayesinde yıkılmıştı saraylar, hak için ölenler sayesinde kabul olmuştu hukuk, hak için ölenler sayesinde susturulmuştu meydanı boş bulan yağmacılar...
 *
Çünkü hayat ne olursa olsun hakiki insanı yaratmak için dizayn edilmişti.
*
Ağaç, filizi koruduğun için ağaç olur, filiz tohumu koruduğun için filiz olur. Sen tohumu korumasan ağacı kucaklayamazsın, aynı demokrasi gibi, eşitlik, hakkı koruduğun için var olur; adalet, eşitliği koruduğun için... Sahip çıkmalıyız korumak için, kavga etmeden, savaşmadan sahip çıkmalıyız, işte o zaman kapasitemiz de hak ettiklerimiz de artar.
*
Gelişmek ve kendini gerçekleştirmek için gerekli!... Hakiki insan olabilmek için! İnsan hayatta kalabilmenin çok ötesinde, gelişmek, kendini aşmak için var edilmiş bir varlık.
*
Bir insanın tüm dünya ya sahip olup kendi ruhunu kaybetmesinin kendi varoluşuna ne yararı var?
*
Aklın fikirle doğduğu bir noktada yücelir insan.
*
Akılsız bir fikir uygarlıkları yok edebilirken, fikirsiz bir akıl da asla üretemez yani var olamaz. * Kızgınlığını beslerken bir fanatiğe dönüşürsün ve korumak için yola çıktığın düşünceye en çok zarar veren şey olursun.
*
Hayat yasaklarla değil ancak anlayışlarla kontrol altına alınabilirdi!
*
İnsanı düşündürmek, öldürmekten daha zordu. 
*
Şekilcilikle kamufle olur kötülük.
 *
Anda olmak için geçmişin yükünden geleceğin endişesinden sıyrılmak gerekir....