5 Mart 2014 Çarşamba

Sesler


 
Müzik, aklın dilidir.
Melodi tıpkı aşık çalgısının tellerini titreten,
güzel bir meltem gibidir.
Müziğin narin elleri,
duygularımızın kapısını çaldığında,
uzun süredir geçmişin derinliklerinde
kapalı kalmış anıları uyandırır.
Müziğin ruhu, akla ulaşır
ve akıl da, kalbe ulaşır.
Tanrı insanı yarattığında
müziği ona diğer tüm dillerden farklı bir dil olarak verdi.
Ve vahşi doğaya karşı,
ilkel insan zafer Şarkısı söyledi;
ve zafer kralların kalbini ele geçirdi
ve onları topraklarından uzaklaştırdı.





Ben Enerjiyim

 
Renkler
Doğa, kimi zaman canh sütunlarının
karmaşık sözler üretmesine izin veren
bir tapınaktır
insan, oraya
tanıdık bakışlarla izlediği
sembol ormanları içinden gider.
Uzaktan karmakarışık olan,
uzun yankılar gibi.
Karanlık ve derin bir bütünlük içinde.
Gece gibi, boşluk gibi engin.
Kokuların, renklerin ve
seslerin birbirlerine yanıt verdiği.



Sadece ol, hiçbir şeyi yargılama.

Sadece ol, hiçbir şeyi yargılama... ve bazıları beni çok ağır bir şekilde eleştirdiler. Haklıydılar. Çünkü yaşadıkları gerçek onu icabettiriyordu...
başkalarını memnun etmeye, kendini affettirmeye çalışma. Çünkü seni yargılayan bir daha affetmez. Sen kendi kendini memnun et ve kendini affet herşeyden önce. 
Nedenmi? 
Çünkü zaten affedecek bir şey yok, kendini yargılamandan başka. Hiçbir zaman da olmadı... Sevgi nedir? 
Sinemalarda seyrettiginiz aşk değildir. Sizi birisi memnun ettiği için ona verdiğiniz karşılık değildir. Hormonlarınızın harekete geçirdiği cazibe ise hiç değildir. 
Sevgi, baskalarinin kendi gerceklerini, ne olursa olsun, yaşamalarına müsaade etmektir. Bu müsaade kendiniz için de gereklidir.. 
Başkalarının yarattığı realiteyi yaşamaya çabalamayın, kendi realitenizi yaratın... Bir insanın edinebileceği bütün bilgilerin sahibi olabilirsiniz, fakat hissedip, yaşayıp, deneyimleyinceye kadar hiçbir şey değildir.

lovepeaceandharmony.org


Adaletsizlik ve anlamsızlık

İki temel sorunu var insanlığın; Adaletsizlik ve anlamsızlık. Birine karşı hukuk'u bulduk, diğerine karşı sanatı. Ama insanlar hukuk'a ulaşamadı...Ve sanat insanlara.


Bay B.'nin Başına Gelenler




Derlenmiş Brecht Anekdotları
  
O'nun mizahını biraz Nasrettin Hoca'nınkine benzetirsek yanlış olmaz: Adamın biri, Tanrı var mıdır diye Bay K.'ya sorar.Bay K. şöyle der: »Bu soruna vereceğim yanıtın senin davranışını değiştirip değiştirmeyeceğini düşünmeni isterim. Değiştirmeyecekse, soruyu sormamış kabul edebiliriz. Yok değiştirecekse, o zaman, zaten karar vermiş olduğunu söyleyerek sana en azından yardımcı olabilirim: Senin bir Tanrıya ihtiyacın var.

Soyadı Kanunu



1934 yılında soyadı kanunu çıktı.  Her Türk kendine bir soyadı alacaktı. Herkes kendisine, soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün  gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.

Dünyanın en cimrileri -eliaçık-,
Dünyanın en korkakları -yürekli-,
Dünyanın en tembelleri -çalışkan-  gibi soyadları aldılar. 

Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir ögretmenimiz kendisine -çevikel- soyadını  almıştı.

Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan  soyadlarını kapışıyorlardı.  Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. 

Bana, ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığından, kendime -nesin- soyadını aldım.  Herkes -nesin- diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.


Eski Bir Tapınak Yazıtı

 
Gürültü – patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak/bağışlamak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol ; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Bilgisiz ve cahil oldukları zaman bile dinle onları ; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.


Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen ; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın ; o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme ; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Hatırlar mısın doğduğun zamanları. Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes kutlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün kaosuna rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.


XSENTIUS M.Ö. IX.YY.

 
 

Guernica


Resim yağlı boya olmasına rağmen siyah beyazdır. Bu karanlık ölümü simgeler. İnsan gözünü andıran insan gözü formundaki ışık saçan ampül ( bilincin gözü) olayın medeniyetin gözü önünde meydaha gelmiş olmasını simgeler. Elinde kırık kılıcı ile yatan savaşçı kahramanca savunmanın alışılagelmiş sembolüdür. Can çekişen at, aslında can çekişen insanlık ve barışın ta kendisidir. Kucağında ölmüş bebeğine ağıt yakan anne hemen hemen bütün ressamlar tarafından işlenmiş Pieta’yı yansıtır. Pieta kucağında ölmüş İsa bulunan Meryem konusudur. Yangın içinde can çekişen haykıran, ellerini açmış insanlar, masum halkın acısını simgeler.

Elinde gaz lambası taşıyan (özgürlük anıtını çağrıştıran) figür yarınlar için ümit vadeder. Kızgın boğa figürü bütün dünyada gelişen milliyetçilik akımlarının İspanyol uzantısıdır. Resmin içinde yer alan gazete parçaları insanlığın buna kayıtsız kalmayacağı ve bu acının bütün insanlığa mal olacağı gibi imgelerdir.
Picasso, 1973′de öldüğünde, eseri hala İspanya’ya bir kez bile girememişti. Picasso’dan iki yıl sonra da diktatör Franco öldü. Picasso, eserini memleketine armağan etmişti. Franco’nun ölümünden sonra tablonun İspanya’ya girmesi için bir engel kalmadı. Ve Guernica’nın acılarını simgeleyen El Guernica, Picasso’nun doğumunun 100. yılı kutlanırken, 25 Ekim 1981′de Madrid’ e ayak bastı.