İlacın Tanımı: Umut sabahları yataktan çıkmamıza neden olan şeydir.
İlacın Farmakolojisi: Doğal bir maddedir. İnsanın kendisini gelecek içinde düşünerek, şimdiki durumundan daha iyi bir şeyler hayal etmesi ile oluşturulur. Amaçlı davranışları kolaylaştıran bir etkendir. Keder, belirsizlik, korku, depresyon ve bunaltı gibi duygular ile başa çıkabilmek için gereklidir. Umut’ un üç bileşeni vardır: Kişisel umut, beklenti ve istek. Kişisel umut destek sistemlerinin varlığına bağlıdır.
Eğer sinir hücrelerinde depresyon, bunaltı veya şaşkınlık varsa umut beyine bağlanamaz ve atılır. Yerini umutsuzluk alır. Umutsuzluğun etkisi hızla ortaya çıkar.
Umut , umutsuzluğun , depresyonun , bunaltının ilacıdır. Bütün bireylerde yaşama enerjisini ve cesaretini arttırır. Şeker hastalığı gibi kronik hastalıklarda ve ölümle sonuçlanacağı bilinen hastalıklarda yararlı olduğu kanıtlanmıştır.
Umutsuzluk olumlu bir gidişin tasarlanamaması ile karakterize bir çaresizlik durumudur. Umutsuz insanlar kararlı bir şekilde hareket edemezler. Karar veremezler. Anlamlı ilişkilere giremezler. Keyifli anlar yaşayamazlar. Umutsuzluğun şiddetine göre yaşama isteği azalır.
Etki Mekanizması: Depresyon bu günden başka herhangi bir şey hayal edememe ile karakterizedir. Umut içerdiği beklenti sayesinde geleceği düşünememeyi çözer. Umut depresyonlu hastada gerçekçi bir gelecek imajı yaratarak depresyonun tedavisine katkıda bulunur.
Uyarılar: Umut yanlış ve gereksiz olarak kullanılmamalıdır. Yanlış kullanılan umut, umut edende, gerçekleşme olasılığı düşük bir gelecek beklentisi yaratır. Bu ağır bir hayal kırıklığı ve sonunda şok ile sonuçlanabilir.
Gebelikte ve Çocuklarda Kullanımı: Umut gebelik süresince güvenle kullanılabilen bir ilaçtır. Anne sütüne geçer ve bebekler için de yararlıdır. Çocukların gelişiminde de gerekli ve faydalıdır.
Yan Etkileri: Yanlış umut uygulaması gerçeğin inatçı bir şekilde inkârına ve zayıf muhakemeye neden olabilir. Bunun sonucunda kişinin davranışları sürekli olarak ulaşılması güç hedeflere yönelir. Ruhsal sorunların çözümü gecikir. Gerçekçilikten uzaklaşılır. Yerinde ve doğru olarak kullanılan umut’ un bilinen yan etkisi yoktur. Herhangi bir yan etki görüldüğünde ilk olarak umut’ u veren kişiye başvurmak gerekir.
Yüksek Doz : Bir hastaya yüksek dozda umut verilmesi akut umut yoksunluğuna neden olabilir. Akut umut yoksunluğu depresyon ve Anksiyete belirtilerinin birden ortaya çıkması ile karakterizedir.
Umut’ un Kesilmesi: Umut kesilirken doz yavaş yavaş, tedricen ve dikkatle azaltılmalıdır. Umut kesilirken, ulaşılmaz olan hedefler yerine başka hedefler ve olumlu beklentilerin konulması yoksunluğun hastaya fazla zarar vermeden atlatılmasını sağlayabilir. Ancak umut’ u kesmek verilmesi zor bir karardır. Bu durumu birçok yazar “ Çıkmayan candan umut kesilmez ” olarak açıklamaktadır.
Doz ve Uygulama: Enjekte edilecek umut miktarı kişiden kişiye değişir. Kullanım süresi ömür boyudur. Hayatın son gününün son saatinde bile alınmalıdır. Ölüm döşeğinde ki hastaya bile verilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Yeter ki hastanın bir nebze olsun rahat ve mutlu olmasını sağlasın.
Diğer İlaçlarla Etkileşimi : Bütün ilaçların etkinliğini arttırır. Hiçbir zaman zehirlenme yapmaz. Umut fakirin ekmeği olduğu kadar ilacıdır da.
Popüler Psikiyatri 1995 Sayı: 1 ( Hope: A Piece of My Mind Young RK Jama 2, 1990 )
22 Ağustos 2024
İlacın Adı: Umut
22 Mart 2019
Umut - Johann Wolfgang von Goethe

Bilakis onca sınırın, onca yalçın duvarın
Oldukça itici kapısı aniden açılır,
Ancak sabık kayanın muradıdır yarın!
Her nefer kolay ve densiz alınır:
Buluttan, sisten, sağanaktan yalın
Alır bizi, kendisiyle, zan onunla aşılır,
Hoş tanırsınız, alçak uçar tüm kuşaklarda-
Bir Kanatlanma- ve çağlar arkamızda!
12 Şubat 2017
15 Ekim 2016
Umut

03 Mart 2016
Eddi Anter - Kabile
En iyisi, sen sen ol; sürüden olma!
Farkındalığının farkında olan kişi farklı olduğunu bilir; o artık sürüden değildir. Her ne kadar istese bile o artık bir kez daha sürüye dâhil olamaz.
Farkındalığı olan kişinin hayat çarkı yavaşlamaya, hatta durmaya başlar. Bundan sonra o sadece farkındalığı fark eden değil, farkındalığın farklılığını yaşamaya başlayan kişidir.
Sürüden çıkan biri, kendini arayıp, özüne ulaşıp bulandır.
Kendinizi tanıyıp sevmek için iç dünyanıza bir yolculuğa var mısınız?
31 Ocak 2016
Albert Camus " Umutsuz edebiyat sözü birbirini tutmayan iki sözdür. Çünkü edebiyat olan her yerde umut vardır. "
“Ne olursa olsun, her şeyin anlamsız olduğu, her şeyden umut kesmek gerektiği düşüncesiyle nasıl kalır insan? Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluyoruz. Dünyanın hiçbir anlamı yoktur demek, her çeşit değer yargısını ortadan kaldırmak olur. Ama, yaşamak ve örneğin, yiyip içmek kendiliğinden bir değer yargısıdır. Ölmeye yanaşmadığı sürece, insan yaşamayı seçiyor demektir. O zaman da, görece de olsa, yaşamaya bir değer veriyoruz demektir. Umutsuz bir edebiyat ne demek olabilir? Umutsuzluk susar. Kaldı ki susmak bile, eğer gözler konuşuyorsa, bir anlam taşır. Gerçekten umutsuzluk can çekişme, mezar ya da uçurumdur. Umutsuzluk konuştu mu, hele yazdı mı, hemen bir kardeş el uzanır sana, ağaç anlam kazanır, sevgi doğar. Umutsuz edebiyat sözü birbirini tutmayan iki sözdür. Çünkü edebiyat olan her yerde umut vardır.”10 Şubat 2015
Gülten Akın, kendisinin ve insanlığın içinde bulunduğu durumu

07 Ocak 2015
Pınar Selek - Baldan Umut

Kısaca şöyle: Köyün birinde arıcılıkla uğraşan bir ailenin beş altı yaşlarındaki çocuğu yemeden içmeden kesilivermiş. Su ve bal dışında bir şeyin yüzüne bakmıyormuş. Ne ekmek, ne süt, ne şeker kesinlikle yemiyormuş. Ailenin, akrabaların, arkadaşların, tüm köy halkının çabaları işe yaramamış. Ufaklık balı parmaklıyor, başka hiçbir şeyi ağzına koymuyormuş. Gitikçe zayıflayan çocuğu doktor doktor, hoca hoca gezdirmişler. Büyülere, telkinlere götürmüşler. Para etmemiş. Çocuğun gözü baldan başka bir şey görmüyormuş. Tabii ağzı ve midesi de öyle...
Sonra bir gün bilen kişiler bir erenden övgüyle bahsetmişler. Her gün bir kapıya giden aile, iskelete dönen çocuğu alıp eren kişinin kapısına varmış. Yaşlı adam onları uzun uzun dinledikten sonra bir iç geçirmiş ve demiş ki:
- "Bilmiyorum, belki elimden bir şey gelir ama bana on gün müsaade etmeniz gerekir. Yine de size söz veremem. On gün sonra ne olur bilemem. Belki bir yardımım dokunur."
Ailenin tüm ısrarlarına rağmen yaşlı adam on gün sonra görüşmek üzere onları yolcu etmiş.
On gün boyunca çocuğu kapı kapı gezdiren, ufaklığın hiçbir telkin tınmayan sabit bakışlarını ve iyice güçsüzleşen bedenini umutsuzca izleyen aile, on gün sonra yaşlı adamın karşısına çıkmışlar. Yaşlı adam sabırsızlıkla kendisine bakan anneyle babanın elinden çocuğu tutup yanına çekmiş, ona şöyle bir bakmış:
- "Baldan başka şeyler de yeniyor, daha iyi oluyor..." demiş ve bir parça ekmek uzatmış. Çocuk da başını sallayıp ekmeği kemirmeye başlamış.
O günden sonra her şeyi yemeğe başlayan çocuğun ailesi bayram etmiş tabii. Ama babası bir yandan da büyük bir meraka düşmüş. "Bu dervişin söyledilerini bin kere başkaları da söyledi. Daha güzel, daha etkileyici laflar edenler de oldu. Ama çocuk niye bu adamı dinledi? İhtiyardaki keramet nedir? Dur hele... Belki işime yarar... İşin sırrını öğrenirsem herkese istediğim her şeyi yaptırırım" deyip yaşlı adamın peşine düşmüş. Onu görür görmez dolambaçlı yollardan sorusunu sormuş.
Derviş bu karmaşık laflar içindeki soruyu farkedince gülümsemiş. "Basit" demiş. "Ben de bal düşkünüyüm. Kulübenin arkasında iki kovan var. Bazı günler sadece bal yiyorum. Başka şey yemek hiç canım istemiyor. Zorunluluktan yiyorum. Siz çocuğu getirdiğinizde ağzımdan çıkan sözün sahibi olmak için on gün müsaade istedim ve on gün ağzıma bal koymadım. Zor oldu ama başardım. Gördüm ki baldan başka şeyler de yenirmiş. Bunu söyledim. Çocuk benim kendi söylediklerime yürekten inandığımı hissetti. Bu nedenle inandı" demiş ve keramet avcısı babanın gözlerine bakıp sözlerini şöyle bitirmiş: "Yürekten akan sözler yüreğe akar. Ağızdan çıkan sözler ise bir kulaktan girer bir kulaktan çıkar..."
Hikaye böyle bitiyor. Demokrasi, özgürlük, solculuk, devrimcilik, onur, ahlâk... Birçok kavramın sloganlaşıp ranta bulaştığı, ortalığı inançsızlık sardığı bir dönemde, bu hikayeyi hatırlamak bile bana güç veriyor. Umut veriyor...
Umarım herkese verir.
14 Ağustos 2013
Bir Umut Şiiri - Cahit Sıtkı Tarancı

Yitirmişsin ne varsa birer birer.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Onlar da nerdeyse gitti, gider.
Suyu mu çekilmiş bulutların
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.
Ne artı ne eksi.
Bir sağlık, bir sevinç,
bir umut Hikaye hepsi..
01 Kasım 2012
Afşar Timuçin - Gün Doğarsa

Gün doğarsa denizlerin üstüne dalgalardan
Güneşin en azından bir umut olduğunu
Duymalısın her zaman
Hep çok uzun bir gemi gibi açılır suda
Bir şey taşır ufuklara, ufuklardan
Çiçeklenir sonsuzlanır
Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan
Gün doğarsa saçlarından saçlarıma
Kavga büyük bir deniz varış yok ufuklarda
Her şeyin en güzeline yazgılanmışız gitmişiz
Gün doğarsa saçlarından saçlarıma
Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan
Gün doğarsa gün geçmeden doğamaz çocuk uykularından
Denizlerden, kayalardan, kuytulardan, sulardan
Geçmeden gün doğamaz karanlık dağlar gibi kuytulardan
Denizlerden, kayalardan, kuytulardan, sulardan
Gün doğarsa denizlerin üstüne dalgalardan
Güneşin en azından bir umut olduğunu
Duymalısın her zaman
Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan

