robert frost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
robert frost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Nisan 2022

Robert Frost

 

 Yağmur rüzgara dedi ki
‘Sen it, ben bastırayım.’
Bahçeye öyle yüklendiler ki
Çiçeklerin eğildiğini gördüm,
Tarhlara gömüldüler, ama ölü değil.
Çiçekler ne hissetti, ben bilirim..

 

27 Mart 2021

Göçmenler - Robert Frost


Ne yelkenli ne de buharlı gemi yok
İnsanları bize daha çok topladık
Ama Hacı Mayflower'ı bir rüyada gördü
Onun kıyıya can atan konvoyu oldu

TIK

Mayflower 

 

26 Mart 2020

Robert Frost - Sevi Bir Sorun


Bir garip çöktü kapıya akşam
Senli benli konuştu taze gelinle
Elinde yeşilli aklı bir deynek
Dayanağı korunağı olacak
Sordu dudaklarından çok gözleriyle
"Bu gecelik sığınabilir miyim evinize?"
Döndü ardına baktı
Karanlık pencerenin dibinde

Yürüdü sundurmaya çıktı gelin
Gel dedi göğe bakalım birlikte
Görelim nasıl başlıyor gece
Gel yabancı ikimiz
Yapraklar hışırdadı bahçede
Mavi yaprakları ağaçların
Güz bu doğru kış rüzgarı bu
Yabancı anlayasın isterdim bunu

Karanlık odasında taze gelin yalnız
Eğildi ocağın ateşine
Al güllerce ışıdı yüzü
Yüreğinde bir yanma
Görüverdi sanki içini
Baktı ıraklara o eski yola
Ah altın bir kutuda gümüş iğneyle
Tutturulmuş olsaydı yüreği şimdi
Düşündü gelincik az daha
Bir dilim ekmek bir güzel çanta
Acıdı Tanrı'nın fakirliğine
Ya da şu zenginliğine
Ne o ne de yabancı
Bir çift söz edememişti sevileri üstüne
Anlamak istiyordu ne olduğunu içindekinin
Odasında hala taze gelin

29 Ocak 2020

Robert Frost - Kar yağarken ormana



bu koruluklar kimin, sanırım biliyorum
ama köyde duruyor sahibi korulukların;
durup seyrettiğimi görmeyecek burada
nasıl bütün ormanı kapladığını karın.

atım da şaşmış olmalı durmama
bir çiftlik bile yokken yakında,
arasında donmuş gölle koruların
yılın bu en karanlık akşamında.

şöyle bir sarsıyor başıyla dizginlerini
acaba yanıldım mı diye.
bunun dışında duyulan tek ses
esen yelle yağan kar ince ince.

korular çok güzel, karanlık, derin,
ama verilmiş sözüm var benim,
ve uyumadan önce millerce yol gideceğim,
ve uyumadan önce millerce yol gideceğim.

Çeviri: Cevat Çapan

14 Ağustos 2019

Robert Frost - Ağaçların Sesi


Ağaçları merak ediyorum
Biz sonsuza kadar
Neden onların sesine katlanmak isteriz
Başka seslerden daha fazla
Evlerimize yakın olduğu için?
Gün be gün katlanıyoruz
Kaybedene dek tempomuzu
Ve sevinçlerimizdeki durağanlığı
Ve havayı dinlemeyi
Onlar gidişin konuşmaları
Ama hiçbir zaman kaçmazlar
Bilmek için daha az konuşurlar
Büyüdükçe daha bilge ve daha eski
Bu, şimdi kalmak demektir.
Ayaklarım zemini çekiştiriyor
Başım omzuma hükmediyor bazen
Ağaçların hükümranlığını seyrederken
Pencereden ya da kapıdan
Bir yere bildirmeliyim
Pervasız bir seçim yapmalıyım
Bir gün, onların sözü geçince
Ve korkutmak için havaya fırlatıp beyaz bulutlar üzerlerine gelince
Daha az konuşmalıyım
Ama gitmiş olmalıyım.
Tercüme: Ertuğrul Rast

27 Mart 2019

Robert Frost - Bir Dost Kişi Gecede


Bir dost kişi gecede
Uzakta tek bir ışık görünene değin
Yağmurla bir yollara düşüyor-yağmurla bir dönüyor
Bu sokak sokakların en yaslısı
Hızla geçiyor-utancı bekçiden yana
Gözleri gözlerine değsin istemiyor
Durup dinliyor bir ayak sesi
Bir mutlu yüz sokaklardan
Çıka geliyor çığlık çığlığa bir yalnızlık
Ayrılık değil-çağrı değil
Yalınkat yüceliğinde dünyamızın
Gök karanlığında bir fosforlu saat salınıyor
Ben vaktin doğrusu-eğrisi yoktur derim
Bir dost kişi varsa gecede-benim.

Türkçesi: Ö. Nutku- Tarık Dursun K.

30 Ocak 2019

Robert Frost "Dünya istekli insanlarla dolu; bazıları çalışmaya istekli, geri kalanlar da onları kendi hallerine bırakmaya."



Deneyip de başaramayanları değil, yalnızca denemeye bile kalkışmayanları yargıla.

Beyin harika bir organ; sabah kalktığında çalışmaya başlıyor. İşe gidinceye kadar durmuyor.

Dünyanın yarısı söyleyecek bir şeyi olan ama söyleyemeyen, öteki yarısı da söyleyecek bir şeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlardan oluşur.

Banka, size hava iyiyken şemsiye verip, yağmur başladığında geri isteyendir.

Hayatta öğrendiğim her şeyi üç kelime ile özetleyebilirim : hayat devam ediyor.

29 Ocak 2018

Robert Frost - Ateş Ve Buz


Kimi ateştir diyor dünyanın sonu,
Kimi buz.
Tattığım kadarıyla istekleri
Ateşi tutanlardan yanayım ben.
Ama iki kez yok olacaksa dünya,
Bilirim nefretin ne olduğun
Buzla da yok olur bu dünya,
Hem de nasıl yok olur,
Diyecek kadar.



05 Ekim 2015

Seçme şiirler

 
Yol İkiye Ayrıldı 

Yol ikiye ayrıldı güze batık ormanda,
Gezemediğim için üzgünüm ikisini de
Bir gezgin gibi tek başına, uzun süre
Durdum, baktım en uzaktaki yola
Bükülüyordu çalılıkların arasında;

Ardından ötekine saptım güzellikten nasipli,
Kim olsa onu seçmez miydi zaten,
Çimenlerle kaplıydı fethedilmekti niyeti;
İşin doğrusu yolların her ikisi de
Gerçekte eşit ölçüde aşınmıştı,

Ve ikisinde de seher eşit uzanırdı
Yapraklara, ayak altında kararmamıştı renkleri
Âh, ilkini bir başka güne bıraktım!
Anlamadan bir yolun başka bir yola kavuştuğunu,
Kararsızdım gidersem dönemem asla geri.

Anlatacağım derin bir âh ile bu durumu
Yıllar yılı her yerde her zaman:
Yol ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben--
Daha az katedilmiş olanı seçtim,
Ve bütün ayrımı yaratan da buydu...Robert Frost

Çeviri : T. Asi Balkar

*

Gidilmeyen Yol

Sarı ormanın içinde yol ayrımına geldim
Ne yazık ki her iki yoldan da gidemezdim
Yalnız bir yolcuydum,öylece durdum
Bir yolun ötelerine doğru bakındım kaldım
Ta uzaklarda yitip gittigi yere kadar.
Düşünüp dururken,öteki yolda karar kıldım
Belki de böylesi daha iyiydi
Çünkü yol yeşildi,tam yürünmek içindi
Ve oradan gelip geçenler
Üzerlerine basıp geçmiş olsalar bile.
Böylece yürüdüm gün ve gece
Yapraklar içinde tek başıma sessizce
Günler boyu böylece yol aldım
Yolun sonunu bile bile,sordum kendime
Bir daha geri dönecek miyim,diye.
İşte bir feryatla haykırıyorum,
Çağlar ve çağlar ötesine
Ormanda yol ikiye ayrıldı
Ve ben daha az yürünenine saptım
Ve bütün olanlar da bu yüzden oldu...Robert Frost

 Çeviri : Selahattin Özpalabıyıklar

 *

Bazen öyle yakınım ki sana, ağlarım.
Bazen öyle uzağım ki senden, gülerim.
Bazen öyle mavi ki gökyüzü çatıların üstünde,
belliymiş gibi gelir, aşk neden böyle

Nereye gidersek gidelim,
hep geç kalırız bulmak için yola çıktığımız mutluluklara.
Ve hangi kentlerde kalırsak kalalım,
geri dönmede geç kaldığımız o evler,
ayışığında bir gece geçiremeyeceğimiz bahçeler
ve sevmede geç kaldığımız o kadınlardır
hep elle tutulamayan yakınlığıyla bizi kahreden.
Ve bize ne kadar tanıdık gelirse gelsin,
burcu burcu kokuları çevreye sinmiş,
o aradığımız çiçek bahçelerinin
hep dışından geçirir bizi sokaklar.
Hangi evlere dönersek dönelim geceleyin, vakit geçtir,
kimse bizi tanımayacak kadar.
Ve hangi nehrin aynasına bakarsak bakalım,
sırtımızı dönünce ancak, görürüz kendimizi.

Agorafiliya
Çaresizliğim, sevgimsin.
Çılgınlığım, sezgimsin.
Dört bucaktan bana seslenen görmediğim her yersin.
Çığlık atmamak için sığındığım bu altı dizesin sen

Karasevda
On yıldan önce bendeki karasevda bana dünyayı on misli geri vermişti.
Şimdi geri veriyor aynı dünya aynı karasevdayı on misli.

Marooned
Öyle korkunç ki senin üstüne yazmak, bilmiyorum nasıl dizeyim sözcüklerimi bir yerimi yakmadan.
Buna karşılık, yok başka sığınağım, sen uzaktayken ...Henrik Nordbrandt

 *

Hoyrat Türkü
İncil, Tevrat denen kağıtları
Yıllardır çiğneyip yaladık yuttuk.
Palavralardan korkmuyoruz artık.
Öbür dünya denen saçmalıklara
İnanmıyoruz Papa kıçını yırtsa da
Bir avuç suda fırtına yaratsa da.
Ekmek gerek bize bu dünyada, ekmek...(1789 Fransız Devrimi Şarkıları) Erdoğan Alkan(çeviri)


Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın
Çocuklar ağlamasın.
Hiçbiri öksüzlük
Yetimlik duymasın.
Ben isterim ki
Konuşsun her çiçek
kendi dilince
Silahların
kesilsin sesi.
Ben isterim ki
soğuğa, karanlığa
kapansın kapılar,
Gözler kapanmasın,
Sözler kapanmasın.
Ben isterim ki,
Yangınlar sönsün,
Umutlar sönmesin.
Erişsin her meyve
kendi çağında.
Yüreklere
acı söz değmesin.
Ben isterim ki,
eğilsin dallar
bereketten.
İnsanoğlu
başını eğmesin
utançtan ya da güçsüzlükten.
Ben isterim ki
gözyaşı gibi
aksın pınarlar
berrak, duru
toprağın üzerinde.
Pınar gibi
akmasın gözyaşı
yeryüzünün hiçbir yerinde.
Ben isterim ki
Her şey eğilsin
insanın önünde
insan insana tutsak olmasın.
Ben isterim ki
sevinç, mutluluk
bol olsun.
Yürekten yüreğe,
ülkeden ülkeye
açık yol olsun...Resul Rıza