09 Şubat 2024

Sanat ve Sanatçı

 
Dünya aydınlık bir yer olsaydı sanat olmazdı...Albert Camus

Gerçek sanatkar, eserinin anlaşılıp anlaşılmayacağı sorusunu düşünmez bile...Albert Stifter

Sanat doğanın içindedir; sanatçı, onu oradan çıkarabilendir...Albert Dürer

Sanatçıya, iki göz yetmez...Alphonse de La Martine

Sanatçı, yaşamını yaşadığı gibi anlatmamalı; ama sonraları anlatacağı biçimde yaşamalı...Andre Gide

Sanat insanın en yüce görevidir, çünkü dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan düşünce temrinidir...Auguste Rodin

İçten gelen duyguları her zaman kasların hareketliliğiyle vermeye çalıştım… Yaşam olmadan sanat da olmaz...Auguste Rodin

Bana göre konu sonra gelir: Ben konuyla aramda yaşanan ne varsa onu aktarmak isterim...Claude Monet

Bir sanatkar için sadece tek duruş vardır: Dimdik...Dylan Thomas

Sanatta hiçbir şey, hatta hareket bile tesadüf değildir…..Edgar Degas

Güzel sanatlar; insanın elinin, kafasının ve kalbinin birlikte çalıştığı şeylerdir...Francis Bacon

Sanatkar, merkezini kendi içinde barındırandır...Friedrich Schlegel

Bir ressam olarak (ilginç olan tek yanım budur) benimle ilgili bir şeyler öğrenmek isteyenler resimlerime dikkatle bakmalıdır...Gustav Klimt

Sanatkar, duyacağı yerde düşünürse adileşir...Gustave Le Bon

Sanat yaratıdır, bir gerçekliğin kopyası değildir…Henri Delacroix

Taviz veren bir sanatkar; eserine değil, kendisine ihanet etmektedir...Jean Cocteau

Sanat; iyiyi, özgür olarak yaratan insanı, mükemmelliğe ulaştırma yoludur...J. F. Schiller

Eserini tamamlayabilenin ardından, tamamlayamadığını gizleyebilen gelir..John Heinrich Fussli

Eserini tamamladığı anı bilen kişi, sanatçıların ve insanların prensidir...John Heinrich Fussli

Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir...Honore de Balzac

Gerçek sanatçının görevi; dünyanın maddi güzelliklerini, ahlaksızlığını anlatmak değil, çirkinlikleri eleştirip gerçekleri aydınlatılmış bir biçimde aktarmaktır...Lev Tolstoy

Ruhun elle birlikte çalışmadığı yerde, sanat olmaz...Leonardo da Vinci

Sanatçı; geçmişi, şimdiyi ve geleceği kavramak zorundadır...Maksim Gorki

Gerçek bir sanat eseri, yalnız ilahi olgunluğun gölgesidir...Michelangelo

Sanat görüneni tekrarlamaz, görünür kılar...Paul Klee

Sanatçı, her yandan gelen duyguları algılayan bir anten gibidir...Pablo Picasso

Sanat, bize hakikati bildiren bir yalandır...Pablo Picasso

Çocukken herkes bir sanatkardır, zor olan yetişkinken sanatkar kalabilmektir...Pablo Picasso

Bazen sanatkar hayatının, uzun ve tatlı bir intihar olduğunu düşünüyorum; ama pişman değilim...Oscar Wilde
 
Hiçbir büyük sanatçı, hiçbir zaman çevresindeki şeyleri gerçekten oldukları gibi göremez, eğer öyle olsaydı, sanatçı olamazdı...Oscar Wilde
 
Tüm sanatlar kardeştir, hepsi de ötekilerin ışığı altında ilerler...Voltaire
 
Sanatçı, kurallara uygun düzgün bir bütün kurabilmek için her şeyi düzene sokmak, bir parçayı öteki parça ile uyumlu kılmak zorundadır...Socrates

Öfkelenince Neden Bağırırız?

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “Öfkelendiğimiz kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye sormuş. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu nedenle kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir. Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir. Bu nedenle tartıştığınız zaman aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.” 
 

Yeraltından Notlar

‘’Hayal dünyamda bu ‘güzel ve yüce şeylere’ sığınarak ne aşklar yaşadım…Gerçek hiçbir varlıkla ilgisi olmayan, bütünüyle hayal ürünü bu aşklar sayesinde ruhum öylesine cömertçe doyuyordu ki, sonradan gerçek bir aşka ihtiyaç bile duymuyordum. Gerçek birini sevmek benim için gereksiz bir lüks olurdu.’’ 
 

Zamanın Ağızları

“Etkileyici bir metin ve okur arasında yaşanan mücadeleyi roman hep sayıyla kazanır, oysa öykünün bu maçı nakavtla alması gerekir.” Julio Cortazar’ın bir arkadaşından aktardığı bu söz bir hakikati yansıtır. Latin Amerika’nın en önemli yazarlarından Eduardo Galeano da galibiyetini nakavtla ilan eden kısacık yüzlerce öyküyü bir araya getiriyor Zamanın Ağızları’nda. Zamanın ve mekânın sınırlarına meydan okuyan bu çarpıcı metinlerin bazısı Galeano’nun bizzat tanıklığından, bazısı da kulağına çalınan anlatılardan oluşuyor. Okurun payına da bu biricik deneyimin bir parçası olmak düşüyor.  
Kitap Hakkında

Kronikle şiiri, masalla manifestoyu birleştiren bu kısa ve son derece çarpıcı öyküler, muktedirlerin sıklıkla ve uzun süre susturduklarının sesini çoğaltmak için bir araya geliyor.

Eğer kulak verirseniz evrensel kakofoninin içinde birbirine cevap veren yankıları sezebilirsiniz: ilk ve son soluk, yaprakların hışırtısı, aşk sözcükleri, öfke haykırışları, örümceklerin serenatları, zorla sökülüp alınan itiraflar, fısıldanan sırlar ve çocukların ağzından çıkan hakikatler. Zamanın Ağızları etten kemikten ve sesinden yoksun bırakılmış bir dünyanın sessizliklerini parçalıyor...

Muhammed Eşref okula gitmiyor.

O, güneşin doğuşundan ay görününceye kadar çalışıyor;

Pakistan’ın Umar Kot köyünden dünya stadyumlarına doğru yuvarlanan futbol toplarını kesiyor, kırpıyor, deliyor, biçip dikiyor. Muhammed on bir yaşında, beş yıldır bu işi yapıyor. Eğer okumayı bilseydi, İngilizce okuyabilseydi, elinden çıkan her işe kendisinin yapıştırdığı şu uyarıyı okuyabilecekti:

“Bu top çocuklar tarafından üretilmemiştir.”
 
* * *

Hareketsiz görünüyorlar ama nefes alıyorlar ve ışık arayarak yürüyorlar. Ve konuşuyorlar. Bir ağacın bir darbe ya da yara aldığında kendini zehir terleyerek savunduğu ve yakındaki ağaçlara bir tehlike işareti yolladığı, pek bilinmez, ama bu kanıtlandı. Ağaç̧ dilindeki kelimeler havada yolculuk ediyor ve tehlike. diyorlar; dikkat, diyorlar. İşte o zaman yakındaki ağaçlar da zehir salgılıyor. Belki de yeryüzündeki ilk ağaç̧ ayağa kalktığından ve geleneğin söylediğine göre, çoğalıp bir kıvılcımın daldan dala bütün dünyayı dolaşabileceği kadar sık ormanlara dönüştüklerinden beri böyleydi. Şimdi çölle çöl arasında hayatta kalan ağaçlar kadim zamanlardan kalma bu iyi komşuluk geleneğini yaşatıyorlar.  Çev. Bülent Kale