Yazı yazmak için bütün dünya ile bağı koparmak gerek...Tezer Özlü
Her
şey özlenebilir. Her şey tutku konusu olabilir. Her şey aynı ölçüde
kutsal ve aynı ölçüde aşağılık olabilir. Tutkular çevreye göre değişen
şeylerdir. - Sevgi Soysal
Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın! - Virginia Woolf
Bir
yazar, işinin başına otururken, kalemi eline ilk alıyormuş gibi bir
acemiliğe kapılmıyorsa neden yazmak istesin? Bir daha hiç yazamayacağı
korkusunu her keresinde duymuyorsa, yazma coşkusunu hiç tatmamış
dernektir. Kendi adını basılı görmeyi, yaşadığının kanıtı sayıyordur
yalnızca. Bu konuda sorulacak en önemli sorulardan biri şu galiba: “Bunu yazmam neyi değiştirdi?” Yani okur bunu okuduktan sonra bir kıpırtı duydu mu içinde, bir titreşim, bir serinlik, bir açılım? İkinci soru da şu: “Ya ben şunu yazmadan edebilir miydim? Gerçekten? - Tomris Uyar
Önemli olan istektir, hiçbir istek diğerinden soylu değildir...Sevgi Soysal
İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir eziyet yoktur. - Maya Angelou
Size
yazmak içimden gelirken kadın doğmuşum diye kendimi tutup yazmamak,
onuruma dokunur benim. Ayrıca bu, toplumun bana sormadan koyduğu
yasaklara boyun eğmek, hem de benim kadınlığımı çok önemsemem demek
olur. Bense aşmışım bu soy saplantıları çoktan. - Leyla Erbil
🌼
Chuck Palahniuk’tan yazmak üzerine 12 kural
1. Pişirme saatinizi ayarlayın: İki yıl önce bu
denemelerin ilkini yazdığımda bu deneme, benim yazarlığımın “pişirme
saatim” hakkındaydı. Bu denemeyi hiçbir zaman göremediniz ama işte
metodum: Yazmak istediğiniz zaman, bir pişirme saatini bir saatlik bir
zaman dilimine (veya yarım saat de olabilir) ayarlayın ve saat ötene
kadar oturup yazın. Eğer yazmaktan hala nefret ediyorsanız, sonraki bir
saat için özgürsünüz. Ama genellikle alarm ötmeye başladığında,
kendinizi yaptığınız işe kaptırmış olacaksınız, bunu yaparken son derece
zevk alacaksınız ve yazmaya devam edeceksiniz. Pişirme saati yerine
çamaşır veya kurutma makinesine çamaşır atıp bunu kendiniz için bir
zamanlayıcı olarak ayarlayabilirsiniz. Dönüşümlü olarak farklı işler
yapmanız örneğin çamaşırhanede aptalca çalışmak veya bulaşıkçılık size
olayları kurmakta gerekli yeni fikirleri, anlamları, farklı kavrama
yöntemlerini oluşturacak parçalar verecektir. Eğer hikayede sıradaki
olayı bilmiyorsanız…. tuvaletinizi temizleyin. Yatak örtüsünü
değiştirin. Allah aşkına, bilgisayarınızın tozunu alın. Aklınıza mutlaka
daha iyi bir fikir gelecektir.
2. Farklı hikaye formatlarını kullanın: İzleyicileriniz
tahmin edebileceğinizden daha zekiler. Farklı zamanlama ve hikâye
formlarını denemekten çekinmeyin. Benim şahsi teorime göre genç okurlar
birçok kitabı, daha evvelkilerden ahmak olduklarından değil tam da
aksine günümüz okuyucusu daha akıllı olduğu için küçümsüyor. Filmler,
hikâye anlatımı konusunda bizi eğitti ve bu yüzden de izleyicinizi
şaşırtmak tahmin edemeyeceğiniz kadar zorlaştı.
3. Hikayenin iskeletini oturttuktan sonra yazmaya başlayın: Bir
sahneyi yazmaya oturmadan önce, bu sahnenin sizin hikâyenizde ne gibi
bir anlamı olduğunu çözün. Neyi daha önce kurarsanız sahne size sonuç
verecektir? Hangi sahne daha sonra yer almalı? Sizin kurduğunuz
entrikayı hangi şekilde daha fazla uzatabilirsiniz? Çalışırken, araba
sürerken, bir şeyler denerken aklınızda sadece bu soru olsun.
Fikirlerinizle alakalı notlar alın.
4. Kendinizi şaşırtın: Eğer hikâyeyi sizi hayrete
düşürebilecek bir noktaya getirebilirseniz, ya da bırakın hikâye sizi
getirsin, okurlarınızı da şaşırtabilirsiniz. İyi planlanmış şaşırtıcı
bir sahne sizin o çokbilmiş okuyucunuzun fikirlerini değiştirecektir.
5. Takıldığınız zaman, daha önce yazdığınız sahneleri tekrar okuyun: Orada
kenarda kalmış karakterlerden bir tanesini tekrar canlandırın,
“gömülmüş silahlar” gibi. Dövüş Kulübü’nün sonunu yazarken, plazalarla
ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu. İlk sahneyi tekrar okumak,
nitronun parafinle karıştırılmasıyla alakalı kenarda kalmış bir fikri
hatırladım ve bu plastik patlayıcı yapımının kesin olmayan bir
metoduydu.
6. Yazmayı her hafta düzenlemek için bahane olarak kullanın: Bu
partiye isterseniz atölye (workshop) da diyebilirsiniz. Canınızın
istediğini kadar zamanı yazmanıza değer veren ve sizi destekleyen
insanlarla geçirin. Bu yazarken yalnız başınıza geçirdiğiniz zamanı
dengeleyecektir. Eğer bir gün yazdığınız şeyi satarsanız, yalnız
geçirdiğiniz zamanları karşılayacak bir tutar almayacaksınız.
“Ödemenizi” önceden alın, yazmayı insanlarla birlikte vakit geçirmek
için bahane olarak kullanın.
7. Kendinizi bilinmezliğe bırakın: Bu küçük tavsiye
yüzlerce ünlüden Tom Spanbauer’a, ondan bana, benden de size. Bir
hikâyeyi şekillendirmeye izin vermeniz, hikâyenin sonunu
şekillendirmenize izin verir. Acele etmeyin ve bir hikâye ve/veya kitabı
bitirmek için zorlamayın. Tek bilmeniz gereken bir sonraki sahne veya
birkaç sahne. Baştan sona bütün sahneleri bilmenize gerek yok. Aslında,
eğer böyle yaparsanız siz bunu gerçekleştirene kadar sıkıcı bir hal
alır.
8. Karakterlerin adını değiştirin: Eğer hikâyede
daha fazla serbestliğe ihtiyaç duyuyorsanız, taslaktan taslağa
karakterlerin isimlerini değiştirin. Karakterler gerçek değillerdir ve
bu karakterler siz de değilsinizdir. Keyfi olarak isimlerini değiştirmek
bir karaktere mesafe koymanıza neden olur ve böylece bu karaktere her
türlü eziyeti yapabilirsiniz. Veya daha kötüsü, eğer hikâyede gerçekten
ihtiyaç duyuyorsanız bir karakteri yok edin, öldürün.
9. Üç tip anlatım şeklini de kullanın: Bundan emin
değilim ama bir seminerde dinlediğimde bana mantıklı geldi. Bu üç tip:
Tanımlayıcı [descriptive], öğretici [instructive] ve canlı anlatım
[expressive]. Tanımlayıcı: Güneş yükselmişti. Öğretici: Yürü, koşma.
İfade edici Off. Çoğu roman yazarı bu formların bir ya da iki tanesini
kullanırlar. Siz üçünü de kullanın. Hepsini birbirine karıştırın. Çünkü
insanlar böyle konuşur.
10. Okumak isteyeceğiniz bir kitap yazın: Sizin bile okumak istemeyeceğiniz şeyleri neden bir başkası üstelik para verip okumak istesin.
11. Kitap kapağı fotoğraf çektirin: Kitap kapağında kullanılmak üzere fotoğrafınızı çektirin ve bunların negatiflerini ve telif haklarını alın.
12. Gerçekten sizi üzen konular hakkında yazın: Onlar
yazmaya değecek yegâne şeylerdir. Tehlikeli Yazma, isimli kursunda Tom
Spanbauer hayatın bizim kendimizden hiçbir şey katamayacağımız
geleneksel ve sıkıcı şeyleri yazmaya harcanmayacak kadar değerli
olduğunun altını çiziyordu. geleneksel hikâyeleri yazmak için fazlasıyla
kıymetli olduğunun altını çiziyordu. Tom’un bahsettiği çok fazla şey
vardı ama ben bir kısmını yarım yamalak hatırlıyorum: Yazma görevi
[Manumission] sanatı, tam olarak heceleyemem bile, ama ne demek
istediğini anlıyorum. Bir okuru hikâyedeki olaylar arasında harekete
geçirmek için kullanılan özen ve dikkat. Ve Alt Konuşma, benim anladığım
hikayede belirgin olanın içine gizli, gömülmüş mesaj. Benim için tam
anlayamadığım konuları anlatmak son derece rahatsız edici.