7 Nisan 2014 Pazartesi

Tehlikeli Oyunlar








Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım..ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.


Taş ve Ten




Sonra bir gün orta yaşa varıyorsun ve açabileceğin kapıların hiçbirini açmamış olduğunu fark ediyorsun..yani bir sabah içinde bir yoksunlukla, unuttuğunu sandığın ama yalnızca uykuya bırakmış olduğunu fark ettiğin bir yığın özlemle uyanıyorsun.

Küçük Prens


- Hoşça kal, dedi çiçeğe Küçük Prens.
Ama çiçek yanıt vermedi.
- Hoşça kal, diye yineledi Küçük Prens.
Çiçek öksürdü. Sanmayın ki nezle olmuştu.
- Budalalık ettim, dedi sonunda. Senden özür diliyorum. Mutlu olmaya bak.
Küçük Prens kınanmamasına şaşırdı. Elinde havada tuttuğu fanusuyla orada kalakalmıştı. Bu dinginliğin, bu yumuşaklığın nedenini anlayamamıştı.
- Elbette seviyorum seni, dedi çiçek. Benim hatam yüzünden bunu hiç anlayamadın. Hiç önemi yok. Ama sen de benim kadar budalalık ettin. Mutlu olmaya bak...Şu fanusu da elinden bırak. İstemiyorum artık onu.
- Ama rüzgar...
- O kadar da nezle değilim...Gece serin hava iyi gelir bana. Ben bir çiçeğim.
- Ya hayvanlar...
- Kelebeklerle tanışmak istersem iki üç tırtıla da elbette katlanmalıyım. Anlaşılan kelebkler çok, çok güzel. Hem başka kim beni ziyaret edecek ki? Sen uzakta olacaksın. Büyük hayvanlara gelince, onlardan korktuğum yok. Pençelerim var ya.
Bu sırada saf saf dört dikenini gösteriyordu. Sonra ekledi:

- Boşuna dolaşıp durma öyle, sinir bozucu bir şey bu. Gitmeye karar vermişsin. Çek git.
Çiçek Küçük Prens’in onu ağlarken görmesini istemiyordu çünkü. O kadar gururlu bir çiçekti ki...


Serenad

"Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!" "Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" "İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan."


Evlilik

Ben evliliğe inanmam. Hayır, gerçekten inanmam. Bence en kötü haliyle evlilik düşmanca politik bir eylemdir. Küçük zihinli erkeklerin kadınları elde tutabilmek için uydurdukları bir şeydir. Bunu da gelenek ve din maskelerinin ardına saklanarak yaparlar. En iyi haliyle evlilik mutlu bir yanılsamadır. Birbirlerini gerçekten seven iki insandır. Ama birbirlerini ne kadar mutsuz edeceklerinin farkında değillerdir. Ama eğer iki insan bunun farkındaysa ve birbirlerine katlanmayı göze alarak evlenmeye karar veriyorlarsa bunun tutuculuk veya yanılsama olduğunu düşünmüyorum. Bence bu durum çok radikal ve cesurca ayrıca da çok romantik.


Sefiller

Mutluluk, elde etmek için peşinden koşulacak; sonra da kaybetmemek için çaba sarf edilecek bir şey değildir. Mutluluk; senden bağımsız olarak, istediği zaman gelir, dokunur sana. Önemli olan, o eşsiz temas anının tadını çıkarmayı akıl edebilmektir. 


Kaybettim

Anladım, her gerçek, bir yalan gizler! 
Beni aldatıyor dağlar, denizler... 
Meçhul bir zamana karıştı izler, 
Saatı, dakkayı, anı kaybettim... 


İnsanlığın mutsuzluğuna neden olan en büyük şey





Günde sekiz saat boyunca yemek yiyemezsiniz. Sekiz saat boyunca hiç durmadan bir şeyler içemezsiniz. Sekiz saat boyunca seks yapamazsınız. Ama sekiz saat boyunca hiç durmadan çalışabilirsiniz. İşte insanlığın mutsuzluğuna neden olan en büyük şey budur.

İnsanın iktidara karşı savaşımı, belleğin unutuşa karşı savaşımıdır.

 

GÜLÜŞÜN VE UNUTUŞUN KİTABİ Milan Kundera ... - ImageS