andre maurois etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
andre maurois etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Ağustos 2021

Seçme sözler

- Karar vermemiz gereken tek şey, bize verilen zamanla ne yapacağımız. (Gandalf )

- Böcek olmayı kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler. (Friedrich Schiller)

 -Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. (Afrika)

-Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır. (Amerikan )

-Fareye “aslan nedir” demişler, kediyi göstermiş. (Arnavut )

-Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa orada güneş batıyor demektir. (Çin )

-Kavga eden iki köpek, kurt gelince müttefik olur. (İngiliz )

-Sorun kuyunun derinliği değil, hedefe ulaştırmayan ipin kısalığıdır. (Çin)

-Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur. (İtalyan )

-Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur. İki kez aldatırsa suç sizindir. (Romanya)

-Hak yenir, ama hazmedilmez. (Yunan)

-Yatağa yattığın zaman, problemlerini elbiselerinde bırak. (Hollanda)

-Ömrünün sonuna kadar eşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir. (Hollanda)

-Akıl insanın külahında bir çividir. Yumruk yemeden içeri girmez. (Arnavut)

-Gülerken göbeği oynamayan adama güvenmem. (Çin)

-Bir gün su içeceğin çeşmeye, çamur sıçratma. (İsrail)

-Kurtlarla arkadaş ol, yalnız elinden baltayı bırakma. (Rus)

-Duymak istemeyen kadar kötü sağır yoktur. (İtalyan)

-Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. (Tolstoy)

-Sonuçları değil, başlangıçları değiştirmek gerekir. (Alain/Émile-Auguste Chartier)

-Yumuşak olma ezilirsin, sert olma kırılırsın. (Victor Hugo)

-Körlerin ülkesinde tek gözlü adam kral olur. (Desiderius Erasmus)

-Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi vardır. (John Lyly)

-Böcek olmayı kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler. (Friedrich Schiller)

-Başlayan her şey biter. (Seneca)

-Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsan, neden bugünden başlamıyorsun. (Epiktetos)

-Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider. (C. Bruno)

-İstemek, “istiyorum’’demek değil, harekete geçmektir. (André Maurois)

-Az anlamak, ters anlamaktan iyidir. (Anatole France)
  

 

26 Temmuz 2021

Andre Maurois - Adanmış Toprak

 Adanmış Toprak by André Maurois 

Gerçek aşk nedir? Gerçek sevgi nedir? Maddi ve manevi sevgi bir arada var olabilir mi? Yaşanan bedensel hazlar, saf sevgiyi öldürür mü? Claire, ömrünü bu soruların cevabını bulmaya adadı...Daha küçük bir kız çocuğu iken, kafasında gerçek aşkın nasıl olması gerektiğiyle ilgili çok net bir fikir oluşturmuştu. Aynı şekilde ona göre mutluluğa giden ancak bir tek yol olabilirdi. Bedensel aşk, ruhsal aşkı, kalp dostluğunu öldürdü. Böyle düşünceler, gerçek aşk, manevi yücelik arayışı, bir genç kızın evliliğini, insan ilişkişkilerini, kısacası bütün hayatını nasıl etkiler? Bu arayışın bir sonu var mıdır? İdeallere ulaşılabilir mi? Nasıl ve nelerin uğruna? Bu kitapta, bir genç kızın bütün hayatı boyunca etkisinde kaldığı manevi fırtınaları ve bu fırtınaların altında yatan gerçekleri bulacaksınız. Aşk, sevgi, dostluk, ruh kardeşliği, her türlü kadın erkek ilişkisi... André Maurois, bir kadının karekterini oluşturan bütün iç ve dış etkileri, bütün hayatını etkileyecek arayışları, çok boyutlu bir pencereden gözler önüne sermiş. Bu ünlü Fransız romancısının kaleminden, kadınlıkla, kadın olmakla ilgili unutulmaz bir baş yapıt dile gelmiş. 

 

09 Ekim 2020

Şişkolarla Sıskalar - Andre Maurois

 Şişkolarla Sıskalar - Andre Maurois Kitabı ve Fiyatı
 
Dünya çocuk edebiyatının en başarılı örneklerinden biri olan Şişkolarla Sıskalar'da, çocukça bir düşsellik içinde, iki ülke arasındaki garip savaş anlatılır. Bütün yurttaşları şişko olan bir ülke: Göbekistan ile bütün yurttaşları sıska olan bir başka ülke: Kemikistan arasındaki sonu gelmez geçimsizlik, uyuşmazlık, sizleri hem güldürecek, hem de düşündürecek. Savaşın bu kadar alaya alındığı, savaşla bu kadar dalga geçildiği pek az roman vardır. Şişko olan Ünal'la sıska olan İlkay kardeştirler. Dokuz on yaşlarındaki bu iki kardeş, Göbekistan ile Kemikistan arasındaki Şişkolar'la Sıskalar'ın arasına düşerler. Aralarında çıkan gülünç savaşın da en yakın tanığı olurlar. Pek çok kitap yazmış olan ünlü Fransız yazarı André Maurois (1885-1967), çocuklar için yazdığı bu kitabıyla dünyanın pek çok ülkesinde çocukların sevgilisi oldu. Bu güzel kitabı değerli şairimiz Ülkü Tamer'in çevirisi ve uyarlamasıyla sunuyoruz.
 
 

29 Aralık 2019

Andre Maurois

 
Çok güzel anlar hüzünlüdür her zaman.Geçici olduklarını duyar insan, durdurmak ister, bir şey gelmez elinden. 
 

10 Ekim 2019

Andre Maurois


 
"Ahlak düzeni sağlam olmayan ve soyguncularıyla başa çıka­mayan bir toplum, ruhunda artakalmış barbarlık duygusu­nun da baskısıyla  soyguncu­larına karşı hayranlık duyar."


10 Ekim 2018

Andre Maurois "Ülkede kolluk kuvvetlerine olan güven zayıfladıkça, aslında rezil birer hırsız olan eşkiyalar tanrılaştırılır."

 Çalışma, sıkıntıyı, kötülüğü ve yoksulluğu uzaklaştırır.
 
İstemek, "istiyorum" demek değil, harekete geçmektir.
 
Pek az kişiye, mutluluğa erişmek için bir fırsat düşmemiştir, ama pek az kişi de bu fırsattan yararlanmayı bilmiştir.
 
Bir kadın aynı zamanda hem sevdalı, hem anne olamaz
 
Yaşlanmak, meşgul bir adamın zaman ayıramadığı kötü bir alışkanlıktan başka bir şey değildir.
 
    Her güne kendi acısı yeter.    
    Başarı her zaman düşmanları kışkırtır.  
    Düşüncelerde hastalıklar gibi bulaşıcıdır.    
    En gerçek acılarımız bile, biraz yapmacık vardır.   
    Fırtınalar insanların denizi sevmesine engel olamaz.        
    Çalışma, sıkıntıyı, kötülüğü ve yoksulluğu uzaklaştırır.   
    İstemek, istiyorum demek değil, harekete geçmektir.   
    Bir kadın aynı zamanda hem sevdalı, hem anne olamaz.   
    Mutluluğun ilk tarifi şudur: Geçmişe fazla karışmaktan kaçının.
    Tecrübelerin bir değeri varsa, o da bir acı karşılığında elde edilmiş olmasıdır.   
    Bir çok şeyi orta derecede öğrenmektense, az şeyi iyi öğrenmek daha iyidir.   
    İnsanın beklemekte olduğu mutluluk, tatmakta olduğu mutluluktan daha güzeldir.    
    İsteğe sahip olmak istediğini söylemek değil, seni meşgul etmek anlamına geliyor.  
    Kişisel isteklerimize uyan herşey gerçek gibi görünür; uymayan ise bizi öfkelendirir.    
    Hangi hayat sonsuzdur ki ve en çelimsiz nehir bile kavuşur eninde sonunda denizine.    
    Yaşlanmak kötü bir alışkanlıktır yalnızca. Meşgul insanlarınsa buna harcayacak zamanı yoktur.   
    Her şeyin ta tepesine çıkmak iyi şeydir, ama, tepeler ıssızdır, soğuktur, ebedi karlarla kaplıdır.  
    Ülkede kolluk kuvvetlerine olan güven zayıfladıkça, aslında rezil birer hırsız olan eşkiyalar tanrılaştırılır.   
    Pek az kişiye, mutluluğa erişmek için bir fırsat düşmemiştir, ama pek az kişi de bu fırsattan yararlanmayı bilmiştir.   
    İhtiyar; neye yarar? Diye düşünen kimsedir. Çünkü mücadele etmek neye yarar? Sorusuna sıra gelecek, nihayet son sözünü söyleyecektir. Yaşamak neye yarar!   
    Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen iyimser insanlar, daha çok iyi bir anne tarafından büyütülmüş olanlardır.   
    Herkese gülümseyin. Çünkü herkesin kendine itimada ihtiyacı vardır. Bir insanda bu itimadı veren en büyük kuvvet de karşısındakinin yüzünde gülümseme görmesidir.   
    Kötü olan okuma, okumaktan bir nevi afyon hizmeti bekleyenlere aittir ki, onlar gerçek dünyadan ayrılarak kendilerini bir hayal alemine daldırırlar. Okumaksızın bir dakika geçiremezler.    
    Gerçekten aşık bir kadın, kendi benliğini unutur zaman zaman; bir benliği olduğunu söyler, kendini buna inandırmaya çalışır, ama doğru değildir. Sevdiği adamın, kendisinde bulmak istediği kadını anlamaya ve o kadın olmaya çalışır.  

 

26 Temmuz 2018

André Maurois - Sonbahar Gülleri

Sonbahar Gülleri : Andre Maurois, Samih Tiryakioğlu: Amazon.com.tr: Kitap

Aşkın dehayı ya da gençliği geri getirmeyeceğini kim iddia edebilir!

1949 yılında, tek başına bir Güney Amerika seyahatine çıkan André Maurois, bu seyahatte tanıştığı ve eserlerini İspanyolca’ya çeviren genç ve güzel Maria de los Dolores Checa Garçía y Rivera’ya aşık olur. Yirmi gün süren bu ilişkinin ardından Fransa’ya genç bir adam olarak dönen Maurois, “Marita” adını verdiği bu kadına elli dört mektup ve on bir şiir yazar. Bu mektup ve şiirler daha sonra karısının isteğine uyularak yayımlanır.

Maurois her ne kadar Sonbahar Gülleri’nin girişinde “Bu roman bir romandır; bu şahıslar da şahıslardır. Bunda ölü veya diri, gerçek yaratıklar bulup çıkarmaya çalışan kişi, bir romanın ne olduğunu, şahısların da neler olduklarını bilmediğini ispat etmiş olur,” dese de insan, romanın baş kişisi yazar Guillaume Fontane’ın hikayesinde André Maurois’yı aramadan edemiyor.

İklimler, Yaşama Sanatı ve Patronlar gibi hem Türkiye’de hem de dünyada severek okunmuş eserlerin yazarı Andre Maurois’nın son romanı Sonbahar Gülleri, ömrünün sonbaharını yaşayan ünlü bir yazarın, kendisini tepeden tırnağa dönüştüren “yasak aşkını” anlatıyor.

07 Kasım 2017

Yaşama Sanatı - André Maurois "Gençlere Mektuplar"

İşte beni sevenlere bir gülüş
Ve benden nefret edenlere bir iççekiş
Ve üzerindeki gök ne olursa olsun
İşte her kadere bir kalp...
BYRON

Hayata güç bir dönemde başlıyorsunuz. Tarihte en beceriksiz yüzücüleri bile başarıya ulaştıran gelgit yükselişleri vardır. Sizin kuşağınız ise fırtınalı bir denizde akıntıya karşı yüzmekte. Bu, çok çetin bir iştir. İlk dakikalar içinde soluğunuz kesilecek; kıyıya varmak umudunu yitireceksiniz. Fakat içiniz rahat etsin. Sizden önce başkaları da aynı yükseklikte dalgalarla karşılaşmış ve boğulmamışlardır. Beceri ve cesaretle denizin bundan sonraki yatışmasına kadar dayanacaksınız.

Kazananlar, unutmayın ki insan zaferleri daima kısmi ve geçicidir. Bu dünya işlerinde hiçbir şey kesin olarak düzene giremez. Hiçbir zafer uzak geleceği belirleyemez. Hiçbir antlaşma, uluslar arasındaki ilişkileri ve sınırlarını uzun bir süre için belirtemez. Hiçbir devrim sonsuzluğa kadar mutlu kalacak bir toplum kuramaz. Bir insanın veya bir kuşağın görevlerini tamamladıktan sonra, tembel mutluluklara hak kazanacağını ummaktan kaçınınız. Hayat merhalesi ancak gece bastığı saatte sona erer.

Acele etmeyiniz. Bir an içinde doğan servetler de, ünler de bir an içinde ölürler. Size engeller, mücadeleler dilerim. Savaşmak sizleri olgunlaştıracaktır. Elli veya altmış yaşlarına doğru, fırtınalara göğüs germiş o eski kayalıkların güçlü ve zamanla aşınmış görünüşünü kazanacaksınız. Düşmanlar dünyası size şekil vermiş olacak. Kişilikler olacaksınız, fakat aynı zamanda kişilik sahibi de olacaksınız ve kamuoyundaki inişler çıkışlar sizi güldürecek.

Gençken herşey göze korkunç görünür; ilk engeller hareket gibi gelir; insanların hainliği dehşete düşürür. İnsanların ve eşyanın acımasızlığına karşı kendinize bir iç sığınak sağlayınız. Her insan düşüncelerinin en derin yerinde en ağır mermilere, en hünerli şekilde zehirlenmiş sözlere meydan okuyacak bir sığınak meydana getirebilir. Kendi kendisiyle barış halinde olan bir ruh, neden korkar ki? Ne baskılar, ne kötü sözler onun en gizemli düşüncelerine verdiği alnı açık hesabı sakatlayabilir, kirletebilir.

Aşkı ciddi yanından alın, acıklı yanından değil. İlk gençliğinizde kadınların boşluğu, süs merakı, yalanları, acımasızlığı size bir darbe olacaktır. Kendi kendinize onların yaradılışındaki bu yönün gerçek olmakla beraber, düzeyde kaldığını söyleyin.Onlara bakarken sık sık değişen, fakat kendisine bağlanan ve kendisini tanımayı öğrenenler için emin bir dost olan denizi aklınıza getirin. Kendilerini fazla serbestçe sunan kadınların sıkışık dizileri ardında tatlılıklarını açığa vurmaktan ve güvenmekten çekinen daha utangaç ve saf ruhları arayın. Layık gördüğünüz kadına bütün kalbinizle sadakat yemini verin. Don Juan'a özenmeyin; onu iyi tanıdım ben; insanların en umutsuzu, en kaygılısı ve en zayıfıydı.

Sebatkar ve dengeli olun. Biliyorum ki, işler kötüye gider gitmez insan hemen herşeyi yüzüstü bırakmak, hayata başka bir kadınla, başka dostlarla, yeniden başlamaya, başka göklerin altında yaşamaya kalkışır. Bu görünürdeki kolaylığa kapılmayınız. Bazı pek önemli hallerde, belki dayanılmaz felaketler yeni bir başlayışı gerekli kılabilir ama, insanların çoğunluğu için, elin- dekinden yararlanmak çok daha iyidir. Beraber büyüdükleriyle ve beraber mücadele ettiklerinin ortasında yaşlanıp ölmek mutlu bir sondur.

Nihayet, alçakgönüllü bir gözüpek olun. Sevmek, düşünmek, çalışmak, emretmek, bütün bu eylemler güçtür ve yeryüzündeki yaşantınız süresince hiçbirini ilkgençlik çağında hayal ettiğiniz kadar kusursuz bir şekilde gerçekleştirmeyi başara- mazsınız. Fakat bunlar ne kadar çetin görünürlerse görünsünler, gene de imkansız değildir. Sizden önce sayısız insan kuşakları bu eylemleri başarmış ve iyi-kötü iki gölge çölü arasındaki, hayatın o dar ışığını aşmışlardır. Siz neden korkuyorsunuz? Rol kısadır ve seyirciler de sizin gibi ölümlüdürler...

şiirparkı

05 Nisan 2017

Andre Maurois " İnsanlardaki Tepkisizliğin Nereye Kadar Varacağını Öğrenmek İstedim, Meğer Sınırı Yokmuş."


Ünlü bir virtüöz piyanonun başına oturmuş ve salonu hıncahınç dolduran seyircilerin önünde, konserine başlamıştı. Ancak tuşlara basıp çalıyor görünmesine rağmen, telleri önceden sökülmüş olan piyanodan hiçbir ses çıkmıyordu!

Dinleyiciler, birbirine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini araştırıyorlar, fakat nedense tepki gösteremiyorlardı.

İki saat süren sessiz konserden sonra ünlü virtüöz oturduğu yerden kalkarak büyük bir ciddiyetle onları selamladı.

Salon sürekli alkış sesleriyle çınlıyordu. İngilterede yaşanan bu olaydan sonra piyanist, kendisiyle röportaj yapan televizyon spikerine:

"İNSANLARDAKİ TEPKİSİZLİĞİN NEREYE KADAR VARACAĞINI ÖĞRENMEK İSTEDİM, MEĞER SINIRI YOKMUŞ..." diyordu.

Andre Maurois
 

02 Mart 2013

Andre Maurois - İklimler

-Sonsuz olanı buradan başka yerde ararız her zaman; her zaman, varlığın bakışını şimdiki durumdan ve şimdiki görünüşten başka şeye yöneltiriz; ya da, sanki her an ölmek ve yeniden yaşamak değilmiş gibi, ölümü bekleriz. Her an yeni bir yaşam sunulur bize. Bugün, şimdi, hemen, tutabileceğimiz tek şey budur.

-Daha mutlu olmasını istediğimiz bir geçmişi yadsıyarak onu yeni karşılaştığımız insanlar için değiştirebileceğimizi ummamız bu insanların çekiciliğinden ileri gelir. 

-Doğrusunu isterseniz, gerçekten aşık bir kadının kişiliği yoktur hiçbir zaman; bir kişiliği olduğunu söyler, kendini buna inandırmaya çalışır, ama doğru değildir. Hayır, sevdiği adamın kendisini de bulmak istediği kadını anlamaya, o kadın olmaya çalışır.

-Aşk mı?” diyordum. “Neymiş bu aşk dedikleri? Bilmiyor musunuz ne olduğunu? Öğrenirsiniz…siz de bir gün düşersiniz ağına.

-Bir yıldan beri, anladığım çok önemli bir şey var, o da şu: İnsan gerçekten seviyorsa, sevdiği varlıkların yaptıklarına fazla önem vermemeli. Onlara gereksinimimiz vardır; yalnız onlar bizi vazgeçemeyeceğimiz bir ‘havada’ yaşatabilirler. (dostunuz Helene ‘bir iklim’ der, çok doğrudur)

-Tüm beylik duyguların gerçek olduğu, ana babaların çocuklarını, çocukların ana babalarını, kocaların karılarını sevdikleri kabul edilmişti bizde. Marcenat’lar dünyayı yakışıksız kaçan hiçbir yanı bulunmayan bir yeryüzü cenneti gibi görmek isterlerdi. Bu da, öyle sanıyorum ki, iki yüzlülükten çok, temiz yüreklilik belirtisiydi.

-Yaşam hepimize aşkta alçakgönüllülüğün kolay olduğunu öğretir. Bazı bazı en nasipsizler beğenilir; en çekiciler başarısızlığa uğrar.

-Bilinmedik bir öz, kendimizi durmuş oturmuş bir kimyasal bileşime dönüştürmemiz için oluşumumuzda eksik olan bir öz çıkarırlar da ondan severiz insanları.

-Belki de insanları en çok bölen şey, kimilerinin her şeyden önce geçmişte, kimilerinin de yalnız içinde bulundukları dakikada yaşamalarıdır.

-Beni mutsuz gördü mü, iyileştirmek için her şeye hazır olduğunu sanırdı, ama gururuyla zayıflığı iyiliğinden daha güçlüydü, yaşayışı değişmezdi.

-Tutkun adam sevdiği kadının duyguları karşısında aşırı ölçüde duyarlıdır; tepkisini de hemen gösterir.

-Hemen her zaman kendi mutsuzluğumuzu kendi elimizle hazırlarız.

-Şimdiki zamanda yaşamak gerek. Önemli olan her andan bu anın içinde bulunabilecek gücü çıkarmak. Buna da üç yoldan ulaşılabilir. Güçle, tehlikeyle ya da istekle. Yok olmuş bir arzunun düşünü sadakatle sürdürmeye çalışmak neden?  Gerçek güç ancak sürekli olanda, zor olandadır da ondan.

-İkili yalnızlık, bıkkınlığa, can sıkıntısına kadar varmayınca, duyguların ve güvenin ağır ağır yükselmesini sağlar, bu da bu yalnızlığı paylaşanları çok yaklaştırır.

-Hiçbir şey paylaşılmayan bir büyük aşk kadar alay konusu olmaz, ama hiçbir şeyde bu denli alçak gönüllülük vermez insana; sevildiğimi sezince şaşırıp kalıyordum. Gerçek şu ki, bir erkeği zorlu pençesine almış bir tutku, hiç arzulamadığı bir zamanda kadınları kendine çeker. Bir başkasının saplantısı içindedir, doğuştan yumuşak ve duygulu bile olsa, ilgisiz ve nerdeyse kaba bir insan oluverir. Mutsuz olduğu için, sunulan bir sevginin çekimine kapılır bazı bazı. Bunu tadar tatmaz bıkar, bıktığını da belli eder. İstemeden, bilmeden, en korkunç oyunu oynar. Tehlikeli olur, yenilmiş olduğu için fetheder. Beğenilmekte yeteneksiz olduğuma hiçbir zaman böylesine inanmamıştım, beğenilmeyi böylesine az arzuladığım olmamıştı, ama bağlılığın ve aşkın böylesine açık kanıtlarıyla da karşılaşmamıştım hiç.

-Aşkın gözünün kör olduğunu söyleyenler yanılıyor, ne var ki, aşk bir insanda kendisi için her şeyden önemli olan o çoğu zaman tanımlanması olanaksız şeyi bulduğunu sanıyorsa, çok iyi gördüğü kusurlara, zayıflıklara ilgisiz kalır.

-İnsan mutlu ise ne diye sıyrılsın?”
Mutluluk hiçbir zaman kımıltısız değildir “mutluluk kaygı içinde bir duraklamadır.”

-Çok güzel anlar hüzünlüdür her zaman. Geçici olduklarını duyar insan, durdurmak ister, bir şey gelmez elinden.


Kitap Açıklaması

Sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını. 
Varlık Yayınları'ndan çıkmıştı. 1967 yılında, Tahsin Yücel çevirisiyle. 
Sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: "Sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. O kadar bayıldım ki, bir süre Odile oldum... Sonra kitap bir biçimde yok oldu. Unutmuştum. Geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan... Değişmemiş... Bence hâlâ en güzel aşk hikâyelerinden biri... Sana aldım".
Okuduğumda, ithafı yazana hak verdim. Hakikaten okuduğum en güzel aşk hikâyelerinden biriydi. "Her an yeni bir hayat serilir önümüze", "birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı" diyor ve "kaderlerimizle arzularımız hemen hiç bir zaman bağdaşmıyordu" diye bitiyordu kitap.
Helikopter'in ilk kitabı bu: Aşka âşık olanlar için tekrar yayınlıyoruz bu dünya güzeli kitabı, unutulmasın diye.

Levent Yılmaz
Yayın Yönetmeni