11 Ağustos 2023

Atatürk ve Demokratik Türkiye - Halil İnalcık

Atatürkçülüğü yorumlarken, günlük siyasi ve sosyal akımların etkisiyle onaylama veya bağnaz tepkilerle karşılaşmak olanaklıdır. Toplumumuzu, uzlaşmaz iki kitle halinde karşı karşıya getiren derin anlaşmazlığın, felaketli sonuçlar getireceğini daima hatırda tutarak karşıtlığı çözmek, uzlaşma yollarını bulmak zorundayız. Yurdun geleceği için iki taraf da bağnaz, uzlaşmaz tavrından kurtulmak zorundadır. Demokrasi, toplumda barışı güvence altına almak için uzlaşma ve denge zeminidir. Halil İnalcık

 

Atatürk, Anadolu coğrafyasında kültürel ve tarihsel değerler üzerinden Türkiye toplumunu bir değişim, yenileşme, gelişim sürecine taşıyan büyük bir düşünür ve eşsiz bir yeniden yapılanmanın mimarıdır.

Çöken Osmanlı Devleti’nin yerine, Türkiye insanının katılımını ve bireysel insiyatifini harekete geçirecek, yepyeni bir siyasal ve sosyal yapılanmayı, yeni bir yaşam biçimini hayata geçirmeyi amaçlamıştır. Bu açıdan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkeleri, yeniden yapılanma ve değişim atılımlarına bakılınca Atatürk’ün dehası çarpıcı bir hal almaktadır.

Cumhuriyet Türkiyesinin hangi evrelerden geçerek, ne tür bir düşünsel birikimin üzerine kurgulandığı sorunu, bu kitabın ana eksenini oluşturuyor.

 

“Kötüleri bağışlayan, iyileri cezalandırır.” Bonis nocet, qui malis parcit (Seneca)



"Hayatın amacının 'mutlu' olmak olduğuna inanmam.Bence hayatın amacı: yararlı, sorumlu ve şefkatli olmaktır.En önemlisi fark yaratmaktır; katkıda bulunmak, bir şeyi temsil etmek, yaşamış olmakla bir değişim meydana getirmektir." Leo Rosten


Zalim olan zayıf kişilerdir. Sevecenlik güçlülerden beklenir.

Hepimiz içimizin derinliklerinde bir parça yalnızız ve anlaşılmak için çıldırıyoruz.

Günün, dudaklarının kıvrıldığı yöne doğru ilerler...Seçim senin! Bugün yaşayacağım her şeyi ben seçeceğim; Ya kızacağım yağmura etrafı ıslatıyor diye, Ya da seveceğim onu çiçeklerimi suladığı için.

İspanya’nın Zeytin ve Zeytinyağı Sektöründeki Oyunu

 1951-1952 yıllarında İspanya Hükümeti, Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak istiyor.

O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri arasında yer almayan bu talebin bir de özel şartı var.

Kömürler İskenderun’dan Saroz Körfezi’ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen delice ağacından elde edilmesi isteniyordu.

İstek dönemin Hükümeti tarafından yüksek getirisinden sevinçle karşılanıyor,ülkemizde bol miktarda bulunan delice kömürü ihraç edilmeye başlanıyordu.

Görgü tanıklarının anlattıklarına göre,limanların üzeri gemi yüklemeleri sebebiyle kara bir bulut ile kaplanıyor göz gözü görmüyordu.

O yıllarda Ankara’da görev yapan ABD Ticaret Ateşesi,dönemin Dışişleri Bakanı’na ihraç edilen kömürün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiği ya da nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırmadıklarını soruyor.

Aldığı cevap,getirisinin önemli olduğu nerede kullanıldığının Türkiye’yi ilgilendirmediği şeklinde oluyor.Bunun üzerine ataşe konuyu kendisi araştırıyor ve otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı bilgisine ulaşıyor.Bununla yetinmeyip ABD’de tanıdığı mühendislerden bilgi alıyor ve otoyolda kömür dolgunun bir yararı olmadığını öğreniyor.

Öğrendiklerini Bakan’a iletiyor,Türkiye’nin rahatsız olmadığını,gelirden dolayı memnun olduklarını söylüyor, konu kapanıyor.

Delice ağacının zeytin aşılamak için en uygun ağaç olduğunu bilenler Türkiye’ye oyun oynamışlardı.

Sonuç olarak İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısıdır ve ne tesadüf ki aynı yıllarda Türkiye margarinle tanışmıştır. 

Dipçe:Aşılanmamış zeytin ağacına delice denir.

 zeytinmarketi.com

Seçme Sözler

"Tinsel bir dünyadan başka bir şeyin bulunmadığı gerçeği elimizden umuduzu alır, ama bize bir kesinlik bağışlar." Franz Kafka

"İnsan, içinde yok edilemez bir şeyin varlığından sürekli emin olmadan yaşayamaz; ancak gerek bu yok edilemez şey gerekse de bu güven kendisinden daima gizli olabilir. Bu sürekli gizliliğin kendini açığa vurma yollarından biri, kişisel bir tanrıya inançta kendini gösterir." Franz Kafka

"Ev halkını koruyan Tanrıya inanmaktan daha keyif veren ne olabilir!" Franz Kafka
 
"Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir."
Carl Sagan

"Bilimde sıklıkla bir bilim adamı "Evet, bu gerçekten güzel bir argüman, ben hatalıyım" deyip sonra kendi fikrini değiştirir ve eski fikrini ondan bir daha asla duyamazsınız. Bilim adamları bunu gerçekten yapar. Olması gerektiği kadar sık olmaz, çünkü bilim adamları da insan ve değişim bazen acı çektiricidir. Ama her gün olur. Bunun gibi bir şeyin siyasette veya dinde en son ne zaman gerçekleştiğini hatırlamıyorum." Carl Sagan

"Yanlış bir argümanın ilacı, daha iyi bir argümandır. Fikirlerin bastırılması değil." Carl Sagan
 
"Her dakika övülmek isteyen bir Tanrıya inanamam." Friedrich Nietzsche

"İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde, boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi için cehennemi icat ettiğinde, sıkı durun, bu aslında en iyi cennetiydi." Friedrich Nietzsche

"Ne zaman dindar bir insanla konuşsam, ellerimi yıkayasım geliyor." Friedrich Nietzsche

"Ben Hristiyanlığa bir büyük lanet, bir büyük gerçek ahlaksızlık, hiçbir yok edicinin yeterince zehirli, sinsi ve dar olamayacağı bir intikam içgüdüsü derim. İnsanlığın ölümcül bir kara lekesi derim." Friedrich Nietzsche

"Hristiyanlıkta ne din, ne ahlak hiçbir noktada gerçekle bağlantı kurmuyor." Friedrich Nietzsche

"Hristiyanlığın dünyayı kötü ve çirkin bulma çözümü, dünyayı kötü ve çirkin yaptı." Friedrich Nietzsche

"İnsan temiz hava almak istiyorsa kiliseye gitmemeli." Friedrich Nietzsche

"Kilise tabanlı organize olmuş her toplum için günah vazgeçilmezdir; onlar güç için en güvenli silahlar; rahipler günahlarla yaşar; onlar için "günah işlemek" olgusu gereklidir." Friedrich Nietzsche

"Kendine ve başkalarına karşı duyulan acımasızlık Hristiyanlık; farklı düşünenlere karşı nefret; zulmetme isteği. Dünyanın efendilerine ve asillere karşı ölümcül düşmanlık, bu da Hristiyanlık. Akla, gurura, cesarete, özgürlüğe, aklın özgürlüğüne karşı duyulan nefret Hristiyanlık; duygulara, duyguların zevkine, zevke karşı duyulan nefret, genelde, Hristiyanlık." Friedrich Nietzsche

"Bir insan İncil'i okurken eldiven giyse iyi yapar. Bu kadar pisliğin birarada bulunması insana bunu yaptırmayı zorluyor." Friedrich Nietzsche

"İnsanı yaratmak mı Tanrının büyük hatası; tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?" Friedrich Nietzsche

"Bir insanın Hristiyan olması için özgür olması gerekmez. Hristiyan olabilecek kadar hasta olması gerekir." Friedrich Nietzsche

"Bütün bunlara inanabildiğini düşünürsek, sıradan bir Hristiyan acınacak bir figür, üçe kadar kadar bile sayamayan, ve bunun yanında, zihinsel yetersizliği yüzünden Hristiyanlığın ona söz verdiği cezayı bile hak etmeyen biridir." Friedrich Nietzsche

"Hristiyan inancı başından itibaren, kurban etmek: bütün özgürlüğün, değerin, özgüvenin kurban edilmesi; aynı zamanda teslimiyet, kendini küçük düşürmek ve kendini yok etmek..." Friedrich Nietzsche

"İki büyük Avrupa narkotiği: Alkol ve Hristiyanlık." Friedrich Nietzsche

"Hristiyanlık acı çekmeyi bulaşıcı hale getiriyor." Friedrich Nietzsche

"Gençliği bozmanın en iyi yolu, onlara, kendileriyle aynı düşünenlere, kendilerinden farklı düşünenlerden daha çok değer vermelerini söylemektir." Friedrich Nietzsche

"Hristiyanlığı mahkum ediyorum. Ona karşı, bir suçlayıcının kelimelere dökebileceği en kötü suçları yüklüyorum. Bana göre o hayal edilebilecek en büyük ahlaksızlık. Ahlaksızlığının dokunmadığı hiçbir şey yok. Her değerden bir değersizlik, her gerçekten bir yalan, her doğruluktan, dürüstlükten bir günah çıkarmış. Biri çıksın da cesaret ediyorsa bana insancıl kutsamalarından bahsetsin! Acıdan ve kederden kurtulmak onun prensiplerine aykırı. Acıyla ve kederle yaşıyor: kendini yaşatmak için acı ve keder yaratıyor. Orijinal günah fikrini yarattı. İşe yaramaz ve adi olanların kinini saklamak için ruhların tanrı karşısında eşitliğini yarattı. Kendi kendini bozma sanatını, her iyi ve temiz içgüdüden iğrenme ve onları küçümsemeyi yarattı. Parazitlik onun başlıca işi. Zayıf kutsallık idealiyle, bütün hayat umuduna ve sevgisine karşı savaşıyor. Her gerçekle pazarlık edebilmek için "öteki dünyayı" yaratıyor. Haç; hayatın kendisine karşı, sağlık, güzellik, iyilik, cesaret, zeka ve yardımseverliğe karşı kurulan komplonun buluşma noktası." Friedrich Nietzsche

"Tanrınız öldü ve sadece cahiller ağladı. Ve eğer cehenneme inanıyorsanız, o zaman orada görüşürüz!" Friedrich Nietzsche

"İnanç, şüphesiz, şu güne kadar dağları yerinden oynatamadı. Ama hiç dağ olmayan yere dağlar koyabilir." Friedrich Nietzsche

"Ruhunda sukunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidirler. Ama hakikatın peşindeki insanlar iç huzurundan feragat etmeli ve yaşamlarını bu sorgulamaya adamak; kendisi ve hayatla yüzyüze gelmekten korkmamak zorundadır." Friedrich Nietzsche

"Cezalandırma isteği çok olan kimseye güvenmeyin." Friedrich Nietzsche 

Joseph Goldstein 'Maymun Tuzağı'

 Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır.

Bir hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır.

Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz.

Maymun tatlının kokusunu alır ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkartması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında maymunu tutsak eden birşey yoktur. Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir.

Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

"Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır."

“Soru sormak” Doğru soruları bulunuz. Cevapları icadetmenize gerek kalmayacak, mevcut cevapları bulacaksınız...Jonas Salk