24 Şubat 2017 Cuma

Benn'den ...


Murdoch, Stalin ve Hitler gibi iktidar sahibi biriyle karşılaşıldığında ona 5 soru  sorulabilir:
Gücün nedir,
gücünü nereden alıyorsun,
bu gücü kimin çıkarları için kullanıyorsun,
kime karşı sorumlusun
ve senden nasıl kurtulabiliriz?
Bu sorulardan sonuncusu cevapsız kalıyorsa demokratik bir sistemde yaşamıyorsunuz demektir.
*
Hayatımda bir kere bile inanmadığım bir şey söylemiş olsaydım bundan utanç duyardım.
*
Savaştan sonra insanlar,  "Savaşı planlıyorsan, barışı neden planlayamayacaksın?" dediler. 17 yaşındayken hükümetten bir mektup aldım. Mektupta "Sayın Benn, 17,5 yaşına geldiğinizde bize yazıl, sana sadece Alman öldürmen için  bedava yiyecek, bedava giyecek, bedava, eğitim, bedava konut ve günde 2 Şilin 10 pence vereceğiz." yazıyordu.  Neden adam öldürmek için plan yapılıp istihdam yaratılıyor da, barış zamanı için bu yapılmıyor.
*
İlerleme her zaman şöyle gelişir. Önce sizi yok sayıp görmezden gelirler, sonra senin deli olduğunu söylerler, ardından tehlikeli derler, sonra bir sessizlik olur, en sonunda da sizinle anlaşmayacak kimse kalmaz.
*
Parlamentoda yaklaşık yarım yüzyıl hizmet verdim ve şimdi artık kendimi politikaya adamak için daha fazla zaman istiyorum. Bunu yapmak için de daha fazla özgürlük istiyorum.
*
İnanç uğruna öldüğünüz, doktrin ise uğruna öldürdüğünüz bir şeydir. İşte aradaki büyük fark.
*
Milletvekilliği çalışanın 70 bin patronunun olduğu tek iştir. (Bölgesindeki seçmen sayısını kastediyor.

Dinlerin dünyaya zarar verdiğini görmek için ateist olmanız gerekmiyor...


Ünlü Biyolog: "İnsanlığın İlerlemesi İçin Dinler Ortadan Kalkmalı"

Sosyobiyolojinin babası olarak bilinen biyolog E. O. Wilson, geçtiğimiz günlerde, dünyanın dinler yüzünden adım adım yok olduğunu söyledi.

New Scientist dergisinin son sayısına konuşan Wilson, yeni kitabında insan türü olarak nereye gittiğimiz ve dünyayı nasıl adım adım yok ediyor olduğumuz konusuna eğilmeyi düşündüğünü söyledi ve "kabile yapımız" nedeniyle, bilimin gezegene verdiğimiz zararlara dair bizlere verdiği işaretleri göz ardı ettiğimiz konusunda uyardı:

"Tüm ideolojilerin ve dinlerin büyük sorular için kendi cevapları var, ama bu cevaplar genelde bir çeşit kabilenin inancıyla sınırlı. Özellikle dinler, bir diğer kabilenin -bir diğer inancın- kabul edemeyeceği doğaüstü unsurlara sahip...Ve her bir inanç, istediği kadar cömert, şefkatli, sevecen ve yardımsever olsun, yine de diğer inançları küçümsüyor. Bizi aşağı çeken şey dini inançlar."

Wilson sözlerine şöyle devam etti: "Dünyanın her yerinden insanların, bir Tanrı tarafından izlenip izlenmediklerini merak etmeye dair güçlü bir yatkınlığı var. Hemen hemen her insan, başka bir hayatı daha olacak mı üzerine kafa yoruyor. Bunlar insanlığın birleştiği ortak şeyler."

Ancak Wilson, "insan bilincinin sınırlarını aşan arayışın kabile dinlerince gasp edildiğini" belirtti:

"İnsanlığın yararı için yapabileceğimiz en iyi şey, dini inançları tamamen yok etme noktasına kadar azaltmaktır. Ama elbette, türümüzün doğasındaki arzuyu ve bu büyük soruları sormaya devam etmeyi yok etmek değil."

Wilson insanlığın geleceğine dair, dünyanın artık dengede olmayacağı bardağı taşıran son noktaya gelineceğini belirtti: "Ve bu olduğunda, her şey çökecek - ve bizde onunla beraber yıkılacağız."

Alabama'da Baptist olarak yetiştirilen Wilson, Hıristiyanlıktan uzaklaştığını ama kendini ateist olarak da adlandırmayacağını belirtti ve "Ben bir bilim insanıyım" şeklinde konuştu...Edward O. Wilson
 
 www.alternet.org
Deren Sedenoğlu
 

Sanat




Sanat, insanoğlunda var olan en güzel şeyleri söyler: Umut, inanç, sevgi, güzellik, dua…Hayal ettiği ve umduğu şeyleri…Sanat nedir? Aşkın ilanı misali, birbirimizle olan bağlarımızın hisleridir. Bir nevi günah çıkarmadır. Yaşamın gerçek anlamını yansıtan bilinçdışı bir harekettir: Aşk ve fedakarlıktır.





Şiir yürür, şiir sever, şiir içer mi Şiir mi Yürür de, sever de, içer de elbet.


Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
*
O ‘bir gün'
Yuvalanmış sanki içinizde…
Gelecekte, dediniz -ama ne zaman-
Kim bilir, belki de geçmişte.
*
Emzirsin içinizi o sonbahar bulutu.
Gelecekte, dediniz--ama ne zaman--
Kim bilir, belki de geçmişte
Yağmurlardan kalan kimsesizliğin
Saklıdır acısı o 'bir gün' de
'Bir gün' buluşuruz--çok iyi--
:Bir gün' dü, hani nasıl--silinti--
Gerisi döküntü günler
Ola ki beslemekte 'bir gün'ü hepsi.
*
Beklemiştik
Gelsin iyi huylu tanrılar da, kurtarsınlar diye bizi
Oysa ne bir hayal, ne bir fısıltı, ne bir ayak sesi
Ne de bir gören, bir soran var yitikliğimizi.
*
Bizlere dadanan her yakıcı umutsuzluk, her acı,
bir güzelliğe, bir yaşama direncine dönmek zorundadır.
Anlam da bizde, anlamsızlık da.
*
Bazen insan bir ayakkabı çivisi gibi batar kendine,
Şarabıyla batar, mutsuzluğuyla batar
Neşesi hüznüne batar, konuşması susmasına batar.
*
Temmuzlar kedi yavruları gibi sokulurken ağustosa
Ve ağustoslar eylüle
Bir yol alış duygusudur ki, biliriz
İnsan zamanlardan önce boğulur.
*
Nedir mutluluk
Çam ağacındaki yürek gibi
Köpüklü sakız kokusu gibi
Dallardan yapraklardaki kılcal damarlara giden
Ve damarlardan koskoca bir ormanı öpen
İnsandan insanlığa doğru
Olsun ki usul usul
Mutluluk, bizden.
*
Bir şarkı ne zaman güzel değildir
Sonu olduğu zaman
Sonu yoktur çünkü güzel şarkıların.
*
Sen usul, ben yavaş, kime yaraşır bu sessizlik
Kim biner bu gemiye insandan kıyılar yapılırken.
*
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İste o kadar.
*
Ve bu yorgun
Bu hüzünlü yüreği,
Benim değilmiş gibi
Hiç kimse görmeden,
Şöyle bir yol kenarına
Bıraksam.
*
Ama bizim sığınağımız sonbahardı
Cam önleriydi sokağa bakan...
*
Bazen insan,
bir ayakkabı çivisi gibi batar kendine..
Neşesi hüznüne batar,
konuşması susmasına batar.
*
Neden yazılır bir şiir
Neden okunur bunca yazı
Çünkü nasıl aşılabilir başkaca
İnsanın karmaşıklığı.
*
Yalnızlık gibi ama yalnızlık değil
Bildiğin, çok iyi bildiğin bir şeyin
Uzağında kalmak duygusu belki...
*
Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
Islanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Sahi bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından.
*
Yok düş kuracak vakit bile,
Her şeyi bir yana bırakıyoruz söylene söylene...
*
Seni unutarak baktığımda bile
Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun ...
*
Hiçbir dilde söylenmemiş, hiçbir dilde yazılmamış, sözler ve şarkılar içindeyim...
*
Kim ne derse desin ben bugünü yakıyorum yeniden
doğmak için çıkardığım yangından...
*
Biz, aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz...
*
Şiir yürür, şiir sever, şiir içer mi
Şiir mi Yürür de, sever de, içer de elbet.