3 Mart 2016 Perşembe

Doğudan Uzakta



İnsanın kendi iç hesaplaşmalarıyla tamamen baş başa kalmak istediği anlar vardır ve o noktada en küçük bir dış müdahale bile saldırı gibi algılanır.

*
Her şey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor.

*
Hayat, kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali.
    Bir kentten geriye kalan, yarı yarıya sarhoş bir şairin üzerinde gezdirdiği kayıtsız bakışlardır.
    Bir gerçekliğin belirsiz, kavranamaz ve istikrarsız olması onun var olmadığı anlamına gelmez. Aşk'da buna dahildir.
    Uzaklık aşkı koruyor,uzaklığı ortadan kaldırdığınızda aşkı da ortadan kaldırma tehlikesiyle karşılaşırsınız.
    Aşk dediğiniz,"dostluk", "arzu", "tutku" veya Tanrı bilir başka hangi ismi taşıyan beyaz veya siyah ya da altın sarısı veya pembemsi kablolardan ayırmak gereken kırmızı bir kablo değildir. 


 *
    Hayat yolunda ilerlerken, sadece ihanet ile sadakat arasında tercih yapmak zorunda kalınsaydı işler kolaylaşırdı. Ama insan çoğunlukla iki bağdaşmaz sadakat, veya -bu da aynı kapıya çıkar- iki ihanet arasında tercih yapmaya zorlanır.

*
    Gençlik arkadaşı, kardeş yarısıdır. Onu kardeşliğe aldığın için pişman olabilirsin, ama reddedemezsin.


Bu gerçeği kimse göremiyor.






İçimizde neyin gizli olduğunu bilmiyoruz, kalplerimizde birikmiş olan duygularımızı dışarıya dökmeyi beceremiyoruz. Bu yüzden herkes bu kadar mutsuz, mutluluğa bu kadar hasret. Bu yüzden insanlar içlerinde nasıl büyük bir kuvvetin gizli olduğunu fark etmiyorlar. Bu gerçeği kimse göremiyor.


Kabile


 
Umutlar yitince, karanlık konuşup sesini duyurmaya başlar.
Sen de dinlersin. İster istemez.
Genelde istemezsin ancak kaçınılmaz olur.
Umudun nefes olduğunu unutursun.
Şeytan unutturur sana.
Son umudunun varlığından o anda haberdar olursun.
O umut da bırakır seni.
Herkes gider,
her şey biter,
bir sen kalır sende.