13 Mart 2017 Pazartesi

Hayat Kıvılcımı




Bahar ve yeniden başlayan hayat, savaşa, ölüme, yasa veya ümide rağmen, 
kırlangıçlarıyla, yeşeren çiçek ve tomurcuklarıyla, her yıl gelirdi. 
Her yıl yeniden gelirdi, işte yine karşısındaydı ve bu kadarı yeter de artardı.
*
Hayata devam edebilecek kuvveti yeniden toplayabilmek için çabuk unutmayı bilmek gerekirdi.
*
İnsan hiç ummadığı bir zamanda yolun herhangi bir noktasında tanıdıklara rastlar. 


Prag Mezarlığı

Öyle bir an geliyor ki, insanın içinde bir şeyler kırılıyor; ne enerji ne istek kalıyor.


Yaşlandığın Zaman


Saçın solduğu, için uyku dolduğunda geçen yaşla, Ve ocak başında daldığın vakit bu kitaba bak, Yavaşça oku ve eskiden sahip olduğu o yumuşak Bakışlarını gözlerinin ve derin gölgelerini düşle.

Kaç kişi sevdi senin hoş zarafetinin cevherini, Ve sevdi güzelliğini aşkla yalan ya da hakikat, Sendeki gezgin ruhu bir tek adam sevdi fakat Ve sevdi senin değişen yüzünün kederini;

Ve çömelerek yanına kızgın ocak parmaklığının 
Mırıldan bir az, Aşk nasıl da uçup gitti 
Ve dağların başları üzerinden geçip gitti 
Ve sakladı yüzünü arasına yıldız kalabalığının. 


Hani


Yavaştır yaşamının anlamı. Sana aldırmaz; öyle hemen de çıkıp gelmez sana, sen onu ne denli bekliyor olsan da. Senin beklemen bir boşunalık duygusudur yalnızca; gerçekler içinde hayallerin; olup bitenler içinde olamayacakların düşlenmesi(boyuna ve boşuna bir düşüş).Oysa o, gelişmektedir. Sana doğru. Sen hiç bilmeden (beklerken, bilmeden). Senin beklediğindir o; ama sen, bilmiyorsundur. Gelmeyeceğini sanarsın. Yıllar geçtikçe, hatta, hiç gelmeyeceğini bildiğini sanarsın. Yıllar geçer, emin olduğunu da sanarsın, artık hiç gelmeyeceğinden. Senin beklemen hüzünlü ama dingin bir umutsuzluktur; bir an önce bitirip gitme isteği çökmüştür üzerine. Hatta bitiremeyeceğini de bildiğin bir çok şeye aldırmazca ve umarsızlıkla girişip, hepsini yarım bırakıp gitmek, bir ayartı kadar keskindir artık. Yaşamının anlamı bulunmamıştır, bulunamayacaktır. Yıllar önce görmüşsündür onu. Bir an için, tek bir kez: Ufacık. Belirsiz. Uçucu. Yalnızca, içinden, "Ne güzelsin" demişsindir; "Kalsan ya biraz" bile diyemeden(zaten bilmiyorsundur deyimi o zamanlar). Bir karşılık ve geçip gidicilik içinde yalnızca; anlık bir görüntü. Bir görünüm, bir yüz, bir çehre. Birkaç renk içinde. Esintili bozkır tepesinde(bir tür bahardır) ak bir kızıltı. Kötü bir çivit mavisi ve yapışkan bir beyaz içinde. Yanında sapsarı bir şey. Geçip gitmiş, silik; hep de silinen bir anı. Küçücük. Zorlukla anımsadığın(o gün niye orada olduğun bile belirsizdir), hiçbir anlam veremediğin; kavramak şöyle dursun daha nereye(hangi yerine) koyacağını bile bilmediğin bir an(âni bir anı olacak bir şey). O görünüm ânından; o, anı olan andan sonra, yeniden kesişmiş midir yollarımız, kendi ayrı yollarını yürüyen iki kişi gibi, diye düşünürsün: O caddede? Şu sokakta? Belki, o, her sabah tepeye tırmanırken, sen yokuştan aşağı sapmışsındır; geçmişsinizdir birbirinizin yanından(ya da) bir şehirden başka bir şehire aynı zamanda göçmüşsünüzdür, iki gezgin gibi(ama birbirinden habersiz). İki harita kurarsın kafanda: Zamanda ve uzamda, ikinizin gidiş gelişlerini saptayan(şu kadar yıl ve o kadar yol içeren iki harita). Üstüste konduklarında(konabilselerdi), bilmeden ve bulamadan birbirinizin yanından gelip geçip gittiğiniz yerleri; ulaşamama ve dokunamama noktalarınızı belirleyebilecek. Öncesini bile(Ama). Bilemediğindir, o yerler; o noktalar, dokunamadıklarınız. Dokunamadığın noktalardan gelir yaşamının anlamı.

Bir yazarın başarısı, göze aldığı başarısızlıkla ölçülür.


Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı.
*
Görünüşe bakılırsa insan hemen her şeye dayanabiliyor. Hiç yapmadığı şeylere bile dayanabiliyor. Bazı şeylerin dayanılmaz olduğu düşüncesine bile...Arkasına bakmamaya bile dayanıyor, bakmanın ya da bakmamanın bir işe yaramayacağını bildiği halde.
*
Bana göre, tecrübe algıladığınız her şeydir. Tecrübe bir kitaptan kaynaklanabilir. Bir kitap, hikaye, sizi harekete geçirecek kadar iyi ve doğru olabilir. Bence bu sizin tecrübelerinizden biridir. Kitaptaki karakterlerin yaptıklarını yapmak zorunda değilsiniz, eğer onlar sizde doğru olma etkisi bırakıyorlarsa, onların gerçekleşmesini sağlayan hissi anlayabiliyorsanız, o sizin tecrübenizdir.Yani benim tecrübe tanımıma göre, tecrübeniz olmayan bir şeyi yazmanız mümkün değil, çünkü duyduğunuz, okuduğunuz, hayal ettiğiniz her şey sizin tecrübenizdir.
*
İnsan ölümlüdür ve ölümsüz olmanın tek yolu dünyaya ölümsüz bir şey bırakıp gitmektir.
*
Her insan kendi erdemlerinin yargıcıdır.