david hume etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
david hume etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2021

David Hume - İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme

 

Her bilimin insan doğasıyla az çok bir ilişkisi vardır; her ne kadar bazısı insanoğlundan çok uzaklarda gibi dursa da, bir yerde, bir geçitte mutlaka insan doğasına dönüş yapar. Matematik, Doğa Felsefesi ve Doğal Din bile bir ölçüde İnsan'ın bilimine bağlıdır; çünkü hepsinin yolu insanı tanımaktan geçer ve hepsi insanın güçleri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilir... Öyleyse Matematik, Doğa Felsefesi ve Doğal Din insanı bilmeye bu şekilde bağımlıysa, insan doğasıyla daha yakınve sıkı ilişkileri olan diğer bilimlerden ne beklemeliyiz? Mantığın biricik amacı akıl yürütme yetimizin ilke ve işlemlerini ve tasarımlarımızın doğasını açıklamaktadır; ahlak ve eleştiri zevk ve duygularımızı değerlendirir; siyaset ise insanları toplumda birlik içinde ve birbirine bağımlı kabul eder. Bu dört bilimde, Mantık, Ahlak, Eleştiri ve Siyaset'te, insan aklını tanımamızı sağlayan veya bize insan aklının gelişimi ve donanımını veren hemen her şey kavranır.

 

27 Mayıs 2021

Empirizm


 (Deneycilik)

Bilgilerimizin duyu ve algıdan geldiğini, deneyden türediğini ve doğuştan aklımızdan hiçbir bilgi bulunmadığını ileri süren bilgi öğretisine emprizm denir.

John Locke (1632-1704): Locke’a göre zihinde bulunan her düşünce mutlaka daha önce duyumlarda vardı. Zihnimizde bulunan her düşünce, deneyden doğmaktadır. İnsan zihni doğuşta, ‘’boş bir levha’’ (tabular asa)’dır. İnsan yaşadıkça bu boş levha deneyim ve gözlemler sonucu elde edilen bilgilerle dolacaktır.
Locke’a göre bilgiyi oluşturan iki çeşit deney vardır.
1-Dış deney(duyulmama): Duyu organları yoluyla edinilen izlenimlerdir.
2-İç deney (düşünme): Duyumlama yoluyla elde edilen izlenimlerin işlenerek önermeler biçiminde bilgiye dönüşmesidir.

Bütün düşüncelerimiz, hayallerimiz ve algılarımız bu deney kaynaklarından doğar. Felsefede kaynağı deney olan bilgilere aposteriori (deney sonrası) denir.

 

David Hume (1711-1776): D.Hume, J. Locke’nin dış deney, iç deney düşüncesini reddeder. Bütün bilgilerimizin  yalnız dış deneyden geldiğini söyler. D. Hume, zihnimizde bulunanları izlenimler ve fikirler(düşünceler) diye ikiye ayırır. 

İzlenimler: Canlı duyumlardır, duygulanımlardır. Görürken, işitirken, severken, nefret ederken hissettiklerimiz bu gruba girer.
Fikirler (düşünceler) : İzlenimlerim, duyumların canlılığını yitirmiş kopyalarıdır. Bunların bilincine ancak herhangi bir izlenime yönelip onun üzerinde durduğumuzda varırız. 

D. Hume rasyonalistlerin apriori (deney öncesi-doğuştan) olarak kabul ettiği ‘’nedensellik ilkesini (determinizm)’’ eleştirir ve bunu ‘’alışkanlık’’ ile açıklar. Çünkü insan, olayları göre göre alışkanlık edinir, onların her zaman aynı şekilde olacağını düşünür. 

Aslında bu olaylar arasında zorunlı bir ilgi yoktur. Bu görüşe indeterminizm denir.

Locke ve Hume zihnin, duyu verilerini aldıktan sonra bu malzemeyi düzenleyip işlediğini savunurlar. Oysa bazı düşünürler, bu zihinsel çalışmayı kabul etmezler. Onlara göre duyumların bize verdiğinden başka bilgimiz yoktur. Akıl yalnıza algıların toplamıdır. Bu görüşe Sensüalizm (duyumculuk) denir. En ünlü temsilcisi Etienne Condillac’tır.(1715-1780).

12 Kasım 2018

David Hume "Güzel şeyler onları tasarlayan aklın içinde var olurlar."

    İnsan akıllı bir yaratıktır; böyle olduğu için de uygun gıdasını bilimden alır; fakat insanın bilgisinin alanı öylesine dardır ki, bilimden aldığı besinlerden ancak çok az bir kısmı için ümitlenilebilir.

    Sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle davran. Fakat, ilk iyi davranışı sen yap.

    En sönük izlenim kırıntısı bile en canlı düşünceden gerçeğe daha uygundur.

    İnsan hayatının belli başlı kılavuzu alışkanlıktır.

    Beyindeki küçük çalkalanmaları düşünce diye nitelendirmek ne tuhaf bir ayrıcalıktır.

    Eşyanın güzelliği onu görenin zihnindedir.

    Filozof ol ama, ortaya koyduğun bütün felsefenin ortasında hâlâ bir insan olarak kalabil.

    İnsanın doğası gereği elimizde olan yegane bilimdir. Yine de bugüne kadar en fazla ihmal edilmiş olandır.

    Bu dünyada çoğunluğun küçük bir azınlık tarafından yönetilmesinden daha garip bir şey yoktur.