louis aragon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
louis aragon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2022

Fransız yazar ve şair Louis Aragon Clara Zetkin’e ilişkin şunları söyler:

 

“O, kendisi için büyük bir gerçeğin farkına varan tek başına bir kadın gibi konuşmuyor. Olağanüstü koşullarda bir erkeğin bilgi ve yeteneğine sahip olan ya da insanlık labovatuarından fırlamış bir kadın gibi de konuşmuyor. O, bir sınıfın kadınları nasıl düşünür ve kendini nasıl ifade ederse öyle konuşuyor. Sömürülen sınıfın ortasında sömürü koşullarında düşüncesini olgunlaştıran bir kadın gibi konuşuyor. Onun söyledikleri binlerce, milyonlarca kadının ifade ettikleridir. O bugünkü bilinç düzeyine zenginlik ve huzurla ulaşmadı. Tam tersine onun bilinci yoksulluğa ve sömürüye karşı verilen mücadelenin içerisinde oluştu. O, şimdiye kadar insanlığın tarihsel gelişiminin her aşamasında şarkılara ve şiirlere konu olan kadının köleliğini, fahişeliğini, atıllığını, süs bebekliğini reddeden yeni modern kadının öncüsüdür. O, geleceğin kadınıdır. Daha doğrusu, bugünün erkeğe eşit olan kadınıdır“. 
 
 

24 Aralık 2020

Şimdi adını veriyorum varlığına - Louis Aragon


"o an’da olma özlemi"


Şimdi adını veriyorum varlığına
Bilinç ve düş arasında
Dengelenir gece gündüz orada
Uyumak ve görmek sınırında

Yokluğunun bilincindeyim sadece
Ya da geçmişin, umutsuzca
Bakıyorum tüm olup bitene
Senden hareketle Ayna

Ve sana benzer bir gelecek
Düşlüyorum Seni bilmek için orada
Sadece umut ederek
Aşka inanıyorum yarında.

Çev. Ayla Gökmen
 

03 Ekim 2020

Louis Aragon - Kadın erkeğin geleceğidir

Kadın erkeğin geleceğidir
Renktir kadın onun ruhunda
Uğultusudur, sesidir onun
Yoksa kadın eğer bir küfürdür erkek Tanrı'ya
Meyvesi olmayan bir çekirdektir yalnızca
Dili korkunç rüzgârlar estirir o zaman
Harap eder hayatı tahripkârdır
Mahveder kendini kendi elleriyle
Söylüyorum işte size
Erkek kadın için doğmuştur,
aşk için doğmuştur
Değişecek bu eskimiş dünya, değişecek
Önce hayat sonra da ölüm
Ve bütün birlikte paylaşılan şeyler
Hayatın ilk adımları ve kanayan buseler
İşte o zaman görülecek
erkek ve kadın çiftinin hükümranlığı
Portakal ağaçlarının
nasıl yeryüzüne bir kar gibi yağdığı.

 

24 Aralık 2019

Mutlu aşk yoktur - Louis Aragon


Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç. George Brassens`in bestelediği ve yaygınlaştırdığı Mutlu Aşk Yoktur, 1943`de yazdığım bir şiirin dizesidir. Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa`nın içinde bulunduğu, o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi? Ortak bir mutsuzlukla bireysel mutlulukların olmayacağı teması, o zamanlar işlediğim bu tema, aslında, hemen yazdığım tüm yapıtlarda da var. Gerçekte, bu şiirde ortaya çıkan sorun, mutlu aşkın olup olmayacağı değil, mutlu çiftin olup olmamayacağıdır. Kadın-erkek çiftini, erkeğin ve kadının en yüce şekli olarak düşündüğümü söylemiştim. Umarım gelecek günler kadın-erkek çiftine mutluluk taşır...Aragon

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiçbir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur
Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur
Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur
Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur
Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da..
Çeviri : Gertrude Durusoy – Ahmet Necdet

Aslında hiçbir şey kâr değil insana
Ne gücü, ne zayıf yanları, ne de yüreği
Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa
Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi
Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara
Mutlu aşk yok ki dünyada..
Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya
İşte o silahsız askerlere benzer hayatı
Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da
Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları
Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama
Mutlu aşk yok ki dünyada..
Güzel aşkım, tatlı aşkım, çıbanım, derdim
Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda
Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim
Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra
Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna
Mutlu aşk yok ki dünyada..
Yaşamayı öğrenmek bizim için geçti çoktan
Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana
En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran
Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya
Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla
Mutlu aşk yok ki dünyada..
Acılara batmamış bir aşk söyle bana
Yıkmamış, kıymamış olsun bir aşk söyle
Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama
İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de
Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına
Mutlu aşk yok ki dünyada
Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa...
 Çeviri: Cemal Süreya

14 Ağustos 2019

Louis Aragon - Yalnız Adam

 
Yalnız adam bir merdiven

Bir yere götürmez insanları
Ve sarayların bütün kapıları
Farksızdır ona bir zulümden

Yalnız adamın eğiktir kolları
Nefesi çizgi çizgi gözü bir tane
Yastığı başka yerde
Uykusu sokak kadını

Yalnız adamın parmakları rüzgâr
Kül olur ona ne verilirse
Hiçbir şey alamaz hattâ zevk bile
Tozdan başka onu bulsa da tekrar

Yüzü yok yalnız adamın
O ancak yağmur için pencere
Ve gördüğün ağlayışlar onun üstünde
Âdeta parçası manzaranın

O kayıp bir mektuptur ancak
Yanlış adres mi vardı yoksa üzerinde
Sevgiler diyordu ama kime
Hangi eller onu yırtmış olacak

Mutlu Aşk Yoktur


24 Aralık 2018

Cehennem V

Hiçbir şey yaşam kadar geçici değildir
Hiçbir şey geçici değil var olmak kadar
Bu kırağı için biraz da erimektir
Ve hafif olmayı çağrıştırır her rüzgâr
Vardığım yer ise yabancı diyar
Sının geçiyorsun günü gelince
Nereden geliyorsun gittiğin yer neresi
Ne anlamı var yarının ve dünün anlamı ne
Diken değiştiriyor işte yüreği
Her şey anlamsız ve acımasız değil mi
Oraya şakağına daya elini
Dokun çocukluğuna gözlerinin
Lambaları sönük tutmak daha iyi
Daha yararlıdır bize uzunu gecelerin
Bu ise yaşlanmadır gün ışığı için
Ağaç güzeldir sonbahar mevsiminde
İyi ama çocukcağza ne oldu
Kendime bakar ve şaşarım işte
Görünce bu tanınmamış yolcuyu
Onun yüzüyle çıplak ayaklarını
Az az sessizlik oluyorsun sen
Ne var ki çabuk değil öyle yeterince
Senin farklılığını farketmediğinden
Ve eski zamanlar kendi üzerine
Zamanın tozunu düşürmesin diye
Yaşlanmak sonunda uzun iştir doğrusu
Parmaklarımız arasına kum kaçar bizim de
Sanki bu yükselen soğuk bir su
Bu bir utanç gibidir büyüye büyüye
Bağrılacak bir deri sepilensin diye
Uzun iş bir insan bir nesne olmak
Uzun iş her bir şeyi feda etmek de
Ve duyuyor musun değişimleri bak
Oluşan bizim içimizde
Belimiz yavaş yavaş büküldükçe
Ey acı deniz ey derin deniz
Nedir saati gelgitlerinin
Kaç saniye-yıl gereklidir dersiniz
İnsanın insanı saptırması için
Niçin bu kadar naz niçin


06 Ekim 2018

Louis Aragon - Dorukların Uykular Üstüne Yükseldiği Yer


Büyük kayalar bana dedi ki aramıza geliyorsun ama
Seni saran bu yürek yok mu hiç yeryüzünde
Başımı salladım ve öldü diye yanıtladım
Dilsiz koca kayalar diz çöktüler önümde.



29 Haziran 2018

Louis Aragon - Elsaya şiirler


Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin
Zaman kadındır İster ki
Hep okşansın diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler Asıl demek istediğim bu
Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Her söz
Dudağımda bir dilenen zavallı
Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
Kaba konuşmamdan gücenme benim Bu konuşma
Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Bilmem ben
Sana benzeyen zamandan söz açmayı
Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
Tıpkı uzun bir süre garda
El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.


20 Haziran 2017

Ve Taş Düşmeye Devam Ediyor Bir Yıldız Derinliğine – Louis Aragon

sevgilim, hiçbir şey söyleme, bırak düşsün bu sözcük sessizliğin içine
uzun zaman avuçlarımda parlatılmış bir taş gibi
hızlı ve gösterişli bir taş ki
hayatımızın içine düşer gibi derin
katettiği bu uzun yol olsa olsa uçurumla buluşmak için
hani o sonu gelmez sessiz yolla zamandan önce buluşmak için
ve bir korku doğar işitemeyince hiçbir su sesini uzaklardan
hiçbir yere çarpmayınca vurmayınca duvardan duvara
hiçbir şeye, sonuçta evren bir bekleyiştir yalnızca bende elini tutuyorum.

yankılanması yok düşüşün, kulak verme beyhude
yok hiç bir şey bir iç çekiş bile yok, bir ses bile
düşer taş derinlere ve geçer karanlıkları
arttıkça baş dönmesi dahada artar gecenin hızı
kala kala fırlayıp gitmiş bir ağırlık kalır ve o belirsiz
yitik şarkı
kaçıp kurtulmuştur kaçırılmıştır yada yaralanmıştır dünya harikası
belki aşkta öyledir çoktandır
ya da öyle değil hayır henüz aşk öyle değil
ölçüsüz ve çekilmez mühletten başka bir şey değil
kaçınılmaz bir azaptır o vahşice ertelenen

bir taş ya da bir yürek kusursuz birşey
sonlanmış birşey ve canlı bununla birlikte
daha az benziyor bir taşa düştükçe derinlere
bu nasıl ters bir kuyu yırtıcı hayvan gölgesinin peşinden giderek yakalar kuşu
taş ise bütün taşlar gibi bir taş yinede
bıkar sonunda her şeyden dönüşür bir mezara

bak neler oluyor yükseliyor gibi geliyor kuyunun başında
bu bir çığlık değil çarpışma yada kırılma değil
ama belli belirsiz ve fır fır dönüyor kararsız korkak
solgun ve saf bir ışık bu derinlerden gelen
çocuk masallarındaki bir yaratığa benzeyen
kendimizden bir renk belkide sonuncusu.

şimdi aniden başa gelen her şey yeniden olabilirmiş gibi
şimdiden bulmuş çözümünü keza birisi
içeri girmiş görülmeden ve çekmiş perdeleri

ve taş devam ediyor düşmeye bir yıldız derinliğine

biliyorum şimdi dünyaya neden geldiğimi
anlatacaklar öykümü birgün o dolambaçlı serüveniyle
ama olsa olsa bir kışkırtma bu bir aldatmaca
sanki bir çiçek buketi gönderilmiş bir fakirhaneye bir akşamlığına
artık biliyorum neden geldim bu dünyaya

ve düşmeye devam ediyor bir taş nebülözlerin arasından

yukarı neresiyse aşağı da orasıdır bu sıradan gökyüzünde

söylediğim herşey tüm yaptıklarım öyle olduğumu sandığım halim
yapraklar kuruyan yapraklar bırakmıyor hiçbirşey ağaca
kollarının kımıltısından başka
önümde uzanan kış mevsiminin amansız gerçekliği
bir kıvılcımdır her insanın kaderi, her insan
bir susineğidir sonuçta bende neyimki zaten bir insandan başka
sevmiş olmaktandır gururum
sevmekten yalnızca

06 Ekim 2016

Louis Aragon - Bana baktın gözlerinle

Bana baktın gözlerinle ıssız ufka dek 
Anılardan yıkanmış gözlerinle 
Bana baktın saf unutuş olan gözlerinle 
Bana baktın üzerinden belleğin 
Başıboş nakaratlar üzerinden 
Solmuş güller üzerinden 
Aldanmış mutluluklar üzerinden 
Yürürlükten kalkmış günler üzerinden 
Mavi unutuş olan gözlerinle baktın bana.


25 Nisan 2014

Şefkat öyle bir dildir ki; sağır da duyabilir, kör de görebilir...Mark Twain

Bazen bir şeyleri oluruna bırakmak, onlara sarılmaya, uğraşmaya göre, kat kat daha güçlü bir eylemdir... E.Tolle

Ağzınızdan çıkanlara daima dikkat edin. Çünkü bir sözü unutmak, bir yüzü unutmaktan çok daha uzun zaman alır... L.Aragon

30 Kasım 2012

Louis Aragon - İşte Otuz Yıldır

Alın şu ruhumun kitaplarını alın da açın rasgele bir yerinden
Parçalayın en iyisi anlamak için 
Kokuyu da gizemi de
Açın sayfaları bir hoyrat parmakla buruşturun yırtın
Bir şey kalır onlardan yalnız
Bir mırıltı bir nakarat 
Bir şey anlatmayan bakış 
Uzun bir teşekkür kekeme 
O çayır gibi mutluluk


elsa'ya şiirler-den