19 Mayıs 2022

Ben, 19 Mayıs 1919'da, Samsun'a Çıktığım Gün Doğdum.

"Ben, 1919 senesi mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün, elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu; yalnız, Büyük Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte, ben, bu ulusal kuvvete, bütün milletime güvenerek işe başladım." 

Samsun, bağımsız ve modern Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında, fikrî ve fizikî ilk adımın atıldığı, Anadolu'nun ve Türk'ün, içindeki birlik, bütünlük, bağımsızlık ve sonsuz mücadele karar ve bilincinin, zihinlerde, güçlü, umutlu ve somut bir şekilde yer aldığı şehirdir.

Atatürk, millet egemenliğine dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmak görüşü ve kararındaydı ve bu kararını da, 19 Mayıs günü Samsun'a ayak bastığında uygulamaya koymuştu.

Samsun'un millî mücadeledeki önemi, Atatürk'ün, Büyük Nutkunu, Samsun'a çıkışıyla başlatmasından da anlaşılmaktadır. Atatürk, o yılları şöyle anlatır: " Ben, 1919 senesi mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün, elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu; yalnız, Büyük Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte, ben, bu ulusal kuvvete, bütün milletime güvenerek işe başladım. "

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a ayak bastığında, hayatî öneme sahip işler başarmaya ve yapmaya geldiğini çok iyi bilmekteydi; çünkü, yapması gerekenleri düşünmüş, tasarlamış, kimlerden ne ölçüde istifade edeceğinin planlarını yapmıştı.

19 Mayıs sonrasında gelişen olayların hiçbiri rastlantı değildir. Millî mücadeledeki hiçbir eylem, gelişigüzel ortaya çıkmamıştır. Millî mücadele, bizatihi, engin görüşlü bir komutanın, bir siyaset adamının, bir Türkiye sevdalısının derin tefekkürleri sonucunda adım adım yazılmış bir kurtuluş ve yeniden diriliş destanıdır.

19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos ve 29 Ekim, aynı zincirin halkalarıdır. Bu halkaların temeli 19 Mayıstır ve bu tarih, aynı zamanda, devrimci ve yenilikçi bir atılımın da başlangıcıdır. Evet, 19 Mayıs 1919, Türk toplumu için, cumhuriyete, millî egemenliğe ve nihayetinde de demokrasiye uzanan yolun şanlı bir başlangıcıdır.

19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'a ayak basan Mustafa Kemal, burada yaktığı özgürlük ve yeniden diriliş ateşiyle ulusu şaha kaldırmış ve düşmanı yurttan kovmak suretiyle de yeni cumhuriyeti kurmuştur. 





18 Mayıs 2022

Benim adım Türkan. Benimki de Saylan.

 

Doğu’da bir köy gördüm 
dağların arasında, 
öyle mahzun, çaresiz, 
kalakalmış. 
Çıplak kavakları bile 
hüzünlü kalemler gibi 
kara saplanmış. 
Köyün ortasında bir okul 
Ve tezek sobasıyla ısınmaya çalışan çocuklar. 
Bir bıcırık kız, 
Yanında bir karamuk oğlan. 
Buz gibi elleri 
ama gözleri ahu, 
gözleri ceylan. 
Adın ne dedim kıza 
Dedi: Benim adım Türkan. 
Oğlan ekledi: Benimki de Saylan. 
Dedim; 
Dayan yüreğim dayan. 
Madem ki bu çocuklar Türkan 
Madem ki bu çocuklar Saylan 
Gelecek onlarındır, 
Gerisi yalan. 
Değişir bu düzen 
Döner bu devran…
 
 
Zülfü Livaneli
 
 

12 Mayıs 2022

"Eğer kurallara uyarsan, bütün eğlenceyi kaçırırsın." Katharine Hepburn

 


 

Seçme Hikâyeler - Sait Faik Abasıyanık

 

100 Temel Eser’de yer alan usta yazar Sait Faik Abasıyanık’ın, tüm öyküleri ve yazıları içinden özenle seçilmiş yirmi bir öykü Sait Faik’ten Seçme Öyküler’de.

Çocukların hayal dünyalarına denizin mavisini, balıkların pulların, martıların sesini, insan, tabiat ve hayvan sevgisini kısaca “…sevmekle başlayan her şeyi” katan birbirinden güzel öyküler, Cem Kızıltuğ’un kaleminden yine birbirinden güzel görsellerle çocukların dünyasında hayat buluyor.

 

Diş ve Diş Ağrısı Nedir Bilmeyen Adam

Doğuştan gözleri görmeyenler olur. Doğuştan sağır ve dilsizler olur. Doğuştan ayaksızlar, kulaksızlar da belki görülmüştür. Doğuştan dişsiz adam olur mu? Olmaz olur mu? “Hepimiz dişsiz doğduk. Dişlerimiz sonradan çıkmıştır” diyeceksiniz. “Öyle ise, “doğduğu gibi dişsiz kalan adam bulunur mu?” diye sorsam; “Olur mu öyle adam da?” dersiniz. İşte size böyle bir adam: Bay Ferit Yazgan.
Kendisi; “Doğuştan dişsizim” diyor. Doğru değil bu. “Doğduğum gibi dişsizim” demesi lazım. Ayaklarımız için, bir cihetten doğru, bir cihetten yanlış, sonradan çıkmalar, deriz. Asıl dişlerimiz sonradan çıkmadır.
Doğduğumuz gün seyrek de olsa yumuşacık saçlarımız vardır. Ama ağzımız kuş ağzı, canavar olmayan balık ağzı gibidir. Dostum Bay Ferit Yazgan dudaklarını aralayıp da ağzını gösterdiği zaman insan şaşıp kalıyor. Onun uzunca çenesiyle, bir tek kılı ağarmamış kara bıyıklarının arasında insan inci gibi pırıl pırıl, hafifçe sarıya bakan sağlam, kuvvetli dişler beklerken kıpkırmızı bir çukur, diş yerine de sanki naylondan yapılmış ince bir kırmızı çizgi görüyor.

Bob Marley

 

Bob Marley - Could You Be Loved (HQ) - YouTube

Bob Marley Jammin - YouTube

bob marley - sun is shining (oryginał) - YouTube

Bob Marley - redemption song - YouTube

Bob Marley - Is This Love - YouTube

Bob Marley - WAR - YouTube

Rastaman Live Up - YouTube

Bob Marley - Lively Up Yourself (Dub Edition) - YouTube

Trenchtown Rock (Live At The Rainbow 4th June 1977)

Bob Marley Caution - YouTube

Bob Marley - Mellow Mood - YouTube

Bob Marley - Chances are - YouTube

Hammer (1992) - Bob Marley & The Wailers - YouTube

Bob Marley "Treat You Right" - YouTube

Bob Marley - Soul Almighty: The Formative Years [1995 Full]

Salvador Dalí

 

 

Salvador Dalí on a carriage drawn by his goat, 1953.


Ahmet Say

Anısına


 Edebiyat Kitapları


KOCAKURT (Roman)  
     
  GÜNEŞİN SAVRULDUĞU YERDEN (Bingöl Hikâyeleri)  
     
  İPEK HALIYA TERS BİNEN KEDİ (Epik Hikâye)    
     
  AĞAÇLAR ÇİÇEKTEYDİ (Anı-Biyografi)  


TIK

 Ahmet Say'ın resmi web sitesi 

 

Dünyanın önde gelen sopranolarından Leyla Gencer

 Dünyanın önde gelen sopranolarından Leyla Gencer İstanbul'da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı'nda başladığı şan eğitimine İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte ile devam etti. 1950 yılında Ankara Devlet Operası sahnesinde Mascagni'nin Cavalleria Rusticana eserinde Santuzza rolünü yorumlayana dek Ankara Devlet Opera ve Balesi Korosu'nda görev aldı. Birkaç yıl içerisinde tanınan bir opera sanatçısı olan Gencer, birçok önemli devlet etkinliğine soprano olarak davet edildi.

Gencer'in İtalya sahnelerine adım atması Napoli'deki San Carlo Tiyatrosu'nda yine Santuzza rolüyle oldu. Bir yıl sonra Madame Butterfly ve Yevgeni Onegin operalarını seslendirmek için tekrar Napoli'ye döndü. 26 Ocak 1957'de La Scala Tiyatrosu'nda ilk kez sahneye çıkarak Poulenc'in Les Dialogues des Carmelites operasının dünya prömiyerinde Lidoine rolünü yorumladı.
Şubat 1957'de, Milano'daki Duomo Katedrali'nde düzenlenen Toscanini'yi anma törenlerinde, şef Victor De Sebata yönetimindeki La Scala Tiyatrosu Koro ve Orkestrası eşliğinde, Verdi'nin Requiem'inin final bölümünü yorumlayan Gencer, yine 1957 Temmuz'unda, La Scala Tiyatrosu'nun Köln turnesinde La Forza Del Destino operasında başrolü seslendirdi.
Ünlü soprano 1957 ile 1980 seneleri arasında La Scala Tiyatrosu'nda, Verdi'nin Don Carlos, La Forza Del Destino, Aida, Macbeth, Simon Boccanegra, I Vespri Siciliani; Bellini'nin Norma; Donizetti'nin Poliuto ve Lucrezia Borgia; Mozart'ın Idomeneo; Monteverdi'nin L'Incoronazione di Poppea; Gluck'un Alceste; Çaykovski'nin Maça Kızı; Britten'in Albert Herring ve Pizzetti'nin L'Assassinio nella Cattedrale eserinin 1958 yılı dünya prömiyeri de dahil olmak üzere birçok başrol yorumladı.
Kariyerinin başlangıcından kısa bir süre sonra uluslararası bir üne kavuşan Gencer, Vittorio Gui, Tulio Serafin, Gianandrea Gavazzeni ve Riccardo Muti gibi büyük İtalyan şeflerle çalıştı. Donizetti'nin unutulmuş operalarını başarılı bir şekilde yorumlayarak "Donizetti Rönesansı"nın gelişmesine büyük katkıda bulundu.
Leyla Gencer'in geniş repertuarı, Monteverdi, Gluck ve Mozart'ın eserlerinden neo-klasik döneme; Cherubini, Spontini, Mayr ve romantik dönemden Puccini, Prokofyev, Britten, Poulenc, Menotti ve Rocca gibi sanatçıların eserlerine; lirik sopranodan dramatik koloratüre uzanan bir yelpazede 72 rolü kapsar.
Paris'te La Scala sanatçılarından Nikita Magaloff ile beraber yorumladığı Chopin'in lirik besteleri, La Scala sahnesindeki Liszt-Bartók yorumu ve 1982'deki Venedik Karnavalı'nda La Fenice Tiyatrosu'nda seslendirdiği ve Türkleri konu alan operalardan alınan bölümlerden oluşan konser programı, sanatçının araştırmacı ve titiz tavrını yansıtır.
1985 yılında Venedik'teki La Fenice Tiyatrosu'nda Francesco Gnecco'nun La Prova di un'Opera Seria adlı yapıtıyla opera sahnelerine veda eden Leyla Gencer, 1992 yılına dek konser ve resitallerine devam etti.
1982'den itibaren, seminer ve yorum kurslarıyla kendini genç opera sanatçılarına adayan Gencer, 1983-88 yılları arasında As.Li.Co. di Milano'nun sanat yönetmenliğini üstlendi, 1997-98 yılları arasında ise şef Riccardo Muti tarafından La Scala Korosu'nun genç sanatçılar okulunda yöneticiliğe atandı. Vefatına kadar La Scala Tiyatrosu'nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmenliğini üstlenen Gencer, aynı zamanda İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Mütevelliler Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor ve opera yorumu üzerine dersler vermeye devam ediyordu.
Opera dünyasında bulunduğu yeri, yalnızca repertuarının çeşitliliğiyle değil, canlandırdığı karakterlere kattığı dramatik nüanslarla da sağlamlaştıran Gencer, araştırmacı kişiliği ve iyi bir eğitimci olmanın verdiği sorumlulukla romantik dönemin unutulmuş birçok eserini günışığına çıkartmıştır. Maria Callas, Renata Tebaldi, Montserrat Caballé, Joan Sutherland, Beverly Sills gibi efsane isimlerle aynı dönemde Avrupa sahnelerini fetheden soprano, klasik müziğin mabedi sayılan La Scala'da 25 yıl boyunca primadonna olarak söyledi. 2008 yılında aramızdan ayrılan Leyla Gencer'in olağanüstü kariyeri için Opera dergisi eleştirmeni Michel Parouty'nin "O, çağımızın son divası, kusursuzluğun bir simgesiydi." sözleri kesinlikle abartılı olmayacaktır...