alphonse de lamartine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alphonse de lamartine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2020

Alphonse de Lamartine - Buruk Mısralar

Kanayan yüreğimde bir yer bulursan eğer,
Vur, bir daha vur hadi, bir daha vur ey keder.
Ey acıma bilmeyen, afvı tatmamış kudret,
Bağışlıyorum seni, içim doluyken nefret.

Bir damla göz yaşım yok ama sana verecek,
Hoyrat bakışlarında bükülüp eriyecek
Ne bileyim, kalmıştır belki canlı birkaç tel,
Onları da kır kopar, ne duruyorsun koş, gel.

Ortasında bölünmüş, yol üstünde uzanan
Bir yılanın parçası ayağına dolanan
Bu doyurulmuş hıncı diriltmek için nasıl
Çarpmayan bir yürekte acı arar muttasıl,

Sen de, içimde hala umulmadık ve derin
Hiç kimsenin ruhundan süzüp de emmediğin
Bir dertli ses bulursun, bir acı haykırış ki,
Bugüne dek duymadın, hiç tanımadın belki.

İlahi bir musiki nağmesiyle yükselen,
Paramparça göğsümden kinimdir kopup gelen.
Kendimi bırakmışım kıskanç bakışlarına,
Dağlanmadık yer varsa yüreğimde bul, ara...
 
İç Dünyam-Batı Köprüsü 1975
 

22 Ekim 2019

Alphonso de Lamartine - Eski Ev


İlk günden hatırlarım etrafını saçağın,
Bir asma kuşatırdı körpe filizleriyle.
Kokularla cezbedip küçük, çapkın kuşları,
Buğulu taneleri uzardı pencereye.

O baldan salkımları bize yaklaştırırdı
Uzatarak annemiz bembeyaz ellerini,
Biz ,onun çocukları geri verirdik tekrar
Kuşlara üzümleri, emilmiş dallarını.

Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne
Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü.
Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü,
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde.
   
 

03 Mart 2019

Alphonse de Lamartine - Sonbahar


Selâm! son yeşili tac eden ağaç!..
Otlarla karışık sarı yapraklar!.
Güzel günlere vedâ!. bu yaslı yamaç
Benim özlediğim acıyı saklar.

Evet güz… tabiat dirilmez bugün;
O sisli cezbeye kapılır kişi :
Bu bir dost vedaı, veya ölümün
Asla bitmiyecek gülümseyişi!..

Tarla, güneş, vâdi ve canım toprak
Bir damla yaş olan şükranıma gel!..
Hava ne kokulu, ışık ne berrak?.
Ve ölü gözlerde güneş ne güzel?.

Muradım bitirmek dibine kadar
Bu acı yaşlarla dopdolu tası;
Ömrüdür içtiğim fakat ne çıkar?.
Belki lezzetlidir bir tek damlası.

Bana kokuları göklere değin
Hayata, güneşe vedâ ederek
Melteme karışan hasta çiçeğin
Can verişi gibi tükenmek gerek!..


Tercüme: İ. Cevdet Arısu 

21 Ekim 2018

Göl - Alphonse De Lamartine

Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için
            Demirleyemez miyiz?

 Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doymadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğüm şu taşa, bak
            Oturdum tek başıma!

Altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
Gene böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin
            O güzel ayaklara.

Ey göl, hatırında mı? bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında uzakta,
Suları usul usul yaran kürekçilerin
            Gürültüsünden başka.

Birden şu yeryüzünün bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıile inledi.
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
            Şu sözleri söyledi:

“Zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler siz,
            Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
            Hazlarını azıcık!

“Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
            Hep onlar için akın;
Günleriile birlikte dertlerini götürün,
            Mesutları bırakın.

“Nafile, isteyişim geçen saniyeleri;
Akıp gidiyor zaman;
Geceye: “daha yavaş” deyişim boş; tan yeri
            Ağaracak birazdan.

Sevişmek! hep sevişmek! akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
İnsan için liman yok; sahil yok zaman için,
O geçer, biz göçeriz!”

Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak
Bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
            Matem günleri kadar?

Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
Nasıl olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman o demleri bir daha
            Geri getirmeyecek?

Loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
            Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
            Vermez misiniz geri?

Ey göl! dilsiz kayalar! mağralar! kuytu orman!
            Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
            Ne olur, ey tabiat, o günleri saklasan
            Bari hatırasını!

Sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
Güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara çamlarda, sularına upuzun
            Dökülen kayalarda!

İster meltemlerinde, bir ürperişle esen,
Seslerde, ister uzak ister yakın olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
            Ay ışığında olsun!

Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
            Desin ki: “Seviştiler!”

(Çev: Yaşar Nabi Nayır)