dans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2021

Dünya Dans Günü Kutlu Olsun!

Dans görülebilen müziktir...George Balanchine

Bütün ağırlığınızı taşıyan, nispeten küçük olan o ayağın sihrini bir düşünün. Gerçek bir mucize, ve dans…Bu mucizenin kutlamasıdır...Martha Graham

Mezartaşımda sadece bir kelime yazmasını istiyorum: Dansçı...Agnes de Mille

Dansçıyı danstan nasıl ayırabiliriz ki?...William Butler Yeats

Dans etmek kendinden çıkmaktır. Daha büyük, daha güzel, daha güçlü. Bu güçtür, dünya üzerinde zaferdir ve sizin zaferinizdir...Agnes De Mille

Kimseden daha iyi dans etmeye çalışmıyorum. Yalnızca kendimden daha iyi dans etmeye çalışıyorum...Mikhail Baryshnikov

 

08 Şubat 2021

Ayşe Emel Mesci "Çekin Elinizi Baleden"

 Ayşe Emel Mesci Türkiye Dans Sporları Federasyonu (TDSF) açacağını duyurduğu “bale antrenörlüğü” (!) kursunu Bale Sanatçıları Derneği’nin başlattığı “bale spor değildir” protesto kampanyası üzerine “ertelemiş”. Yani “yanlış yaptım, bu işten vazgeçtim” dememiş, “daha uygun bir zaman kolluyorum” mesajını vermiş.

Merak ettim, TDSF’nin bağlı olduğu World Dance Sport Federation sitesine bir göz attım. Türkçeye “Dans Sporları” diye çok genel bir ifadeyle çevirdikleri terimin İngilizcesi de Fransızcası da “Sportif Dans”, “Spor Türü Dans” olarak karşılanabilir ancak. Dünyada çokça yapılan dans yarışmaları konseptinden yola çıkılarak kurulmuş ve Latin danslarıyla salon danslarını (toplam 10 dal) içeren bir “spor federasyonu”. Tırnak içinde yazıyorum çünkü bir sporun en önemli tanınma ölçütü olan olimpiyatlara kabul edilmeyi henüz başaramamış. 2020 Tokyo Olimpiyatları (2021’de gerçekleşir umarım) kapsamında da yok, 2024 Paris Olimpiyatları kapsamında da...

Ama sinema tarihinde bu sporun unutulmaz bir yeri var: Jane Fonda’nın yıldızının parladığı “Atları da Vururlar” filmi, çiftlerin kazanmak için durmaksızın dans etmesi gerektiği bir dans maratonu üzerinden kapitalist düzeni yerden yere vuran bir Sydney Pollack klasiğiydi.
BALE SPOR DEĞİLDİR

Benim sanat hayatım beş yaşında bale ile başladı. İlk hocam sevgili Yıldız Alpar’dı. Altı yaşındayken o sırada Beşiktaş’ta bulunan konservatuvarın giriş imtihanını kazanmıştım. Evin Ilgar, Madam Olga, Rezzan Abidinoğlu ve ne yazık ki artık hayatta olmayan Gönül Yaltırık’tan ders aldım. Dokuz yıl süren bir eğitimin ardından koreograf olarak mezun oldum. Aynı dönemde konservatuvarın tiyatro bölümüne de devam ediyordum ve sanat hayatımdaki yolumu seçmiştim. Ama 9 yılımı verdiğim ilk göz ağrımı, baleyi hiç unutmadım, sahnede de o eğitimde edindiğim bilgilerden çok yararlandım. Günümüzde bale eğitimi daha uzun sürüyor ve mutlaka çocuk yaşlarda başlıyor. Bu bir zorunluluk. Çünkü bale sanatının gerektirdiği esnek ve özel kas yapısı ancak küçük yaşlardan itibaren çalışılırsa şekilleniyor. Öyle bir haftalık, iki haftalık kurslarla yapılacak bir şey değil bale; insanlar bu sanata bir ömür veriyorlar.

TDSF Başkanı olan Tolga Han, işlettiği özel dans stüdyolarından bildiğimiz, televizyon eğlencelerinde “Tolga Han ve dans grubu” diye gördüğümüz bir isim. O stüdyolarda insanlara parasıyla öğretilen danslar (Latin, flamenco, tango, vb.) bugün başkanlığını yaptığı federasyonun yarışma dalları, herhalde stüdyolar da dans sporları kulübü olmuş. Buna niye gerek duyulmuş bilemiyorum, tartışmak da istemiyorum. Ama “bale antrenörü” gibi saçma sapan bir terim üretilince o zaman Tolga Han Bey’e bir hatırlatma yapmak gerekiyor haliyle.

Bize balede “karakter dansları” başlığı altında Slav, Macar, İspanyol danslarını, ayrıca Anadolu halk danslarını öğretmişlerdi. Anadolu halk dansları hocamız Fikret Değerli’ydi. Baleyi kendi adımlarımızla buluşturma çabasından yıllar sonra tiyatroda oyunlar sahnelerken çok yararlandım.

Bale, yıllar yılı sporcuları aratmayan bir fiziksel emek sarf edilen, ama sonuçta dansı ve koreografiyi üst düzey bir estetikte buluşturan bir sanattır. Balenin antrenörü olmaz, hocası olur, koreografı olur. Bale spordur demeyin, bütün dünyayı kendinize güldürmeyin. Siz en iyisi çekin elinizi baleden, enerjinizi kendi spor dalınızı olimpiyatlara kabul ettirmek için harcayın.

Ayşe Emel Mesci

 

12 Şubat 2020

Anna Pavlova

19. yüzyılın sonları ve 20.yüzyılın başlarına damgasını vurmuş bir Rus balerindir. Pavlova klasik bale tarihinin en iyi balerinlerinden olarak gösterilir, Rus İmparatorluk Balesi'nin ve Sergei Diaghilev'ın kurduğu Rus Balerinler'in en çok tanınmış baş balerinidir. Pavlova en çok Ölen Kuğu balesindeki rolüyle tanınır. Ayrıca ekiyle birlikte ilk defa dünya turnesine çıkan balerindir.  


29 Nisan 2018

Dünya Dans Günü Kutlu Olsun!

Dünya Dans Günü veya Uluslararası Dans Günü, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) ve UNESCO ortağı STK Uluslararası Dans Komitesi tarafından 1982 yılında tanıtılmıştır ve her yıl 29 Nisan'da kutlanmaktadır. Tarih, modern balenin yaratıcısı Jean-Georges Noverre (1727-1810)'nin doğum günü anısına ITI Uluslararası Dans Komitesi tarafından belirlenmiştir.

Her yıl, olağanüstü bir koreograf veya dansçı dünyada dolaşan bir mesaj vermeleri için davet edilir. Bu kişiler World Dance Alliance ve ITI Uluslararası Dans Komitesi iş birliği ile Uluslararası Dans Günü kurucu kurumu tarafından seçilir.

"Uluslararası Dans Günü Mesajı" nın hedefi tüm siyasi, kültürel ve etnik engelleri aşarak ortak dil olan Dans aracılığıyla insanları bir araya getirmek, bu sanatın evrenselliği içinde eğlenmek ve kutlamaktır.


11 Aralık 2017

Carlos Gardel Tango'nun Kralı

Arjantin'de carlos gardel'in doğum gününe atfen ulusal tango günü olarak kutlanan 11 aralık, yıllardır tüm dünyada dünya tango günü olarak kutlanmaktadır.

Carlos Gardel (Fransa d. 11 Aralık 1890 - 24 Haziran 1935 Medellín, Colombia) tango tarihinin unutulmaz figürlerinden birisidir. Fransa'da doğmuştur. Kendisine “Carlitos”, “Tango'nun Kralı”, “El Mago” (Sihirbaz) ve ironik bir biçimde “El Mudo” (Sessiz) gibi isimler yakıştırılmıştır.

Gardel'in Alfredo La Pera ile birlikte ortaya çıkardıkları günümüzde artık klasikleşmiş tangolar arasından en önemlileri şunlardır: Mi Buenos Aires querido, Cuesta abajo, Amores de estudiante, Soledad, Volver, Por una cabeza and El día que me quieras.

Büyük bir bölümü astor piazzola'nın daha modern altyapılı ve enstrumental tangoları üzerine kurulu "tango" (carlos saura) filminde dahi filmdeki yönetmen/ koreograf tayfasının topluca beyaz perdede carlos gardel izleme sahnesi ile 30 ların başından bir videosu ile filmde yer alabilmiş bütün dünyada tangonun kralı kabul edilen tango deyince ilk akla gelen kişiliktir.

Bir uçak kazasında ölümünden bu yana (1935) yazdığı/ söylediği halis buenos aires tangolarının üstüne aynı duygusal yoğunluğu taşıyan tango söylenemediği, bestelenemediği tümünün gardel'in gölgesinde kaldığı çoğu kişi tarafından söylenir; bu kadar sevilmesi sayılmasından dolayı bir çok filmde (hollywood filmleri de dahil) carlos gardel tangoları kullanılmış film karakterleri filmin bir sahnesinde mutlaka carlos gardel şarkıları ile tango yapmışlardır.

Örneğin micheal radford'un; neredeyse herkesi ağlatan il postino filminde ülkesi şili'den sicilya'nın bir köyüne sürülen şair pablo neruda (philippe noiret) ile eşinin köy evinin salonunda carlos gardel'in "madreselva" sı ile yaptıkları tango sahnesi unutulmazdır.

11 Mart 2017

Türk Balesinin Kurucusu Balerin, Koreograf Dame Ninette de Valois


D. Ninette de Valois ile ilgili görsel sonucu  
Arşiv Odası'nın bu bölümünde dünya bale tarihinin en önemli isimlerinden, Türk balesinin de kurucusu olan balerin, koreograf  Dame Ninette de Valois var.

İngiltere Kraliyet Balesi'nin kurulmasında en önemli isim olan Dame Ninette, 1947'de, aldığı davet üzerine Türkiye'ye giderek, İstanbul Yeşilköy'de ilk resmi bale okulunu kurdu.

 

04 Mart 2017

Dans et


*

“You’ve gotta dance like there’s nobody watching, Love like you’ll never be hurt, Sing like there’s nobody listening, and live like it’s heaven on earth.”

“Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et, Hiç incinmemiş gibi sev,

Hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle, Dünya cennetmiş gibi yaşa.”

                     


                                                                – William W.purkey –

 

” Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et, hiç incinmemiş gibi sev, 

Hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle, dünya cennetmiş gibi yaşa.” Mark Twain

 

13 Şubat 2017

The origins of ballet - Jennifer Tortorello and Adrienne Westwood

 
Balenin kökenleri
En küçük el hareketinden odanın karşı tarafına yürümeye kadar her hareketin ve mobilyanın etek boyuna kadar her görsel detayın, karmaşık bir kurallar dizisine göre düzenlendiği bir parti hayal edebilirmisin?? Yüzyıllarca, Avrupalı soylular için bu adetler sıradan birşeydi.Bunların modası geçse de, bu bileşenleri tanıdık bir ad altında görmeye devam ediyoruz. Bale. Bale İtalyanca "Balletto" yani küçük dans sözcüğünden gelir. Kökleri Rönesans İtalya'sına dayanmaktadır ve aristokratik toplantılarda yapılan sosyal danslarla koreografiye dayalı gösterinin bir bileşimidir. Bale, birçok açıdan saraydaki insanları uygun davranış sergilemeleri için kontrol etmenin bir yoluydu. İnsanların adım atma, baş selamı verme, el ele tutuşması biçimlerini belirliyordu. Bale, ayrıca bir kişinin giyiminden kralla ilişkisine göre nerede yürüyüp oturabileceğine hükmeden kurallar içerir. Zamanla bele, saray yaşamının ana unsurlarından biri haline geldi ve kurallarının doğru kavranması, birinin saraydaki başarısını belirler hale geldi. Saray el kol hareketlerinin çoğu, modern bale tekniklerinden hala görülebilir. Bale Fransa'ya 16.yüzyılda, Kral II.Henry'nin İtalyan karısı, Catherine de' Medici tarafından getirilmiştir. Kutlamalar daha aşırıya kaçtıkça dans da daha ileri gitmiştir. Genç soylulara karmaşık adımlar öğreten dans hocaları ve birleştirici bir tema sağlayan hikaye unsurları ile. Zamanla, odak noktası katılımdan performansa kaydı ve bale türü daha dramatik öğeler kazandı. Profesyonelce tasarlanmış setler ve yerden hafifçe yüksek, perdeleri olan bir platform ya da sahne gibi. Ama balenin bugün bildiğimiz sanat haline gelmesi 17.yüzyılda XIV. Louis'nin sarayında oldu. Louis'nin kendisi de çocukluğundan beri bale eğitimi almaktaydı. On beş yaşında, Güneş Tanrısı Apollo olarak oynadığı ilk rolü, balenin onun hükümdarlığında ana rolde olacağını gösteriyordu. Ayrıca bu rol, ona Güneş Kralı ünvanını kazandırdı. Muhteşem altın kostümü ve kralın ilahi olarak takdir edilmiş bir yönetici olduğu fikrini destekleyen koreografisi nedeniyle.

Louis 40 büyük balede, 80 rol oynayarak baleye devam etti, bazen görkemli başrol olarak, bazen de sonda başrol olarak ortaya çıkmadan önce daha küçük  komik rollerde oynayarak. Günlük bale eğitiminin yanısıra, eskrim ve binicilik eğitimi de alıyordu. Onun örneğiyle, dans etmek, çağın erkekleri için temel bir beceri haline geldi. Ama XIV. Louis'nin baleye ana katkısı icracı olarak değildi. 1661'de Kraliyet Dans Akademisini kurması ile balenin kontrolü yerel loncalardan kraliyet sarayına geçti. Louis, akademinin yöneticisi olarak kendi bale hocası ve sıkça da dans partneri olan Pierre Beauchamp'i görevlendirdi. Beauchamp, bale de bugün de kullanılan beş vücut pozisyonunu sistemleştirmiştir. Kraliyet Müzik akademisi'nin yöneticisi Jean-Baptiste Lullye ve ünlü oyun yazarı Moliere ile işbirliği içinde olan Beauchamp, balenin ihtişamlı bir temsil haline gelmesini sağlamıştır. 1669'da da ayrı bir bale akademisi kurulmuştur. Paris Opera Balesi bugün dünyadaki en eski bale kumpanyası olarak yaşamaktadır. Bale, kraliyet sarayından uzaklaşarak tiyatroda yaşamını sürdürüp sonraki yüzyılda takip eden demokratik devrim ve reformları atlamıştır. Romantik akımla birlikte hayali ve folklorik temalar balede sıradan motifler haline gelmiştir. Fransa'da balenin etkisi azalırken Rusya gibi başka ülkeler balenin gelişiminde büyük rol oynamıştır. Şanslıyız'ki, bugün pek çoğumuz karmaşık bir dizi adım öğrenmek zorunda değiliz, sadece bir düğünde sosyalleşmek için. Onun yerine tiyatroya gidip hayatını titizlikle baleye adamış. XIV. Louis zamanında hayal edilemeyecek beceriler gösteren profesyonelleri izlemeye gidebiliriz.