22 Şubat 2015 Pazar

Veba

Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir. İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir. Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin; en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir. Katilin ruhu kördür ve insan her türlü sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.



Cıvıl cıvıl gevezelik eden kalabalık kentin üzerine inen alev gibi akşamları dönüşerek son bulan o uzun tutsaklık saatleri bunlar...


Güneş gökyüzünde mıhlandı. Ardı arkası kesilmeyen dalgalar halinde sıcak ve ışık gün boyu kenti kapladı durdu. Kemerli yolların ve apartmanların dışında, kör edici yansımanın değmediği yer kalmamıştı sanki kentte.

Endişeli bir yüreğin en büyük arzusu, sevdiği kişiye sonsuza dek sahip olmak ya da ayrılık zamanı gelip çattığında, bu varlığın ancak buluşma gücüne gelince son bulacak düşsüz bir uykuya dalmasını sağlayabilmektir.

Tanrı tutku sever. bu uzak ilişkiler onun ateşli şefkatine yetmez. sizi daha uzun süre görmek ister, onun sizi sevme tarzı böyledir.

Son olarak, bu dayanılmaz kaçabilmenin tek yolu hayal gücüyle trenleri yeniden harekete geçirmek ve saatleri yine de kararlı bir biçimde sessiz kalan çanların sesiyle doldurmaktı.

Hümanistler; felaketlere inanmıyorlardı. Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçek dışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider; önlemlerini almadığından da başta hümanistler gider.



İnsanın insandan vazgeçmediği nasılda doğruydu; onun da şu talihsiz insanlar kadar çaresiz olduğu ve yanlarından ayrılırken içini titreten o acıma duygusunu kendisinin de hak ettiği bir gerçektir.

İnsanların vicdanlarıyla hesaplaştıkları saat olan akşamın bu saati, boşluktan başka sorgulayacak hiç bir şeyi olmayan tutsak yada sürgün kişiye zor gelirdi. Onları kısa bir süre kendine bağlardı., sonra bu insanlar yeniden uyuşukluğun içine geri döner, vebanın dört duvarı arasında sıkışıp kalırlardı.

İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçek de sorun bu değildir. Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin; en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir.


TIK

Albert Camus - Veba - Scribd

 

 

İnsandır en yüce değerleri yaratan




Ölüme Gazel

İnsandır en yüce değerleri yaratan.
Sevdayı sözgelimi,
erdemi, özlemi, özveriyi,
umudu, şefkati, düşü...
Yaşamı tanıdıkça kendini tanımlayan... İnsandır...
Tanrılar yaratacak denli esinli, tinsel, engin...
Canı pahasına direnecek denli gözüpek,
atılgan, seçkin...
İnsandır...
Diş diş dudaklarında
özgürlüğün tutkusu kıvılcımlanır,
çığlığı gecenin ışıltısı olur şarkılarında.
Çağıran acılarsa eğer
koşar
üleşir her şeyini...
İnsandır...
Bir o’dur ölümlü doğuşunun bilgisiyle yaşayan...
Vurgunu olduğu göğe süssüz,
sürgünü olduğu cana güçsüz,
çılgını olduğu tene öksüz...
Narince açan... Soldukça üzgün...
Sevincini bile gözyaşıyla yoğuran...
bir yanı hep anılara sarmaşık...
Gönül boyu yaralı... Ömür boyu âşık...
Bağrında özlem, sırtında hançer
dağları delip, ağzında ışıkla gelebilir...
Coşkun, düşlü, dövüşken...
İnsandır...
Sonunda solacak,
kurumuş bir yaprak gibi rüzgâra ilişerek
geldiği toprağa dönecektir.
Yücelerde soluduysa ömrünü
baharda sazı kalır
dallarda hızı kalır
kuşlarda açar sesi
dillerde sözü kalır...
Irmağın kıvrım kıvrım suyunda
köpürür, gümüşlenir...
döndükçe gümüşlenir...
Arının kekik tüten balıyla
leylaklar kınalanmış bakışlar kutsar onu,
köklere sürgünlere uğurlar...
Ardı sıra
ateşböcekleri uçuşur,
su tutuşur...
Dalgalar alkışlarıdır.

 




Şairler Şehri


Uzakta, çok uzakta, hala herkesin gidemediği, henüz ulaşılamayan o dağın ardında bir kent varmış. Orada ancak gönül gözü keskin, sevda dili oynak, canevi zengin, düş gücü kıvrak, hoşgörüsü engin, öfkesi kısrak ruhözü sezgin, kalemi bıçak, kanı kaynak, sesi berrak, dili kaymak, yüreği seyyah insanlar yaşarmış. Umutla umutsuzluğun büyük testilerde mayalanarak oluşturulduğu, dünya yaşında ballanmış şarap içer, lezzetin bin yıl dirimli gizlerini tadar; yazın deniz kıyısında , baharda dağ zirvelerinde, kışın hane içlerinde ateş yakar, daima ateşin başında yaşarlarmış. Gözlerinden kıvılcımlanan asıl ateşin koru, yüreklerinde hiç küllenmezmiş. Ateş bakışlı bu insanlar, kendilerinden olmayanı hemen tanır, sevda yüklü kadınları, özü mert erkekleri ama en çok kendilerini severlermiş. Doğuştan kor yürekli bu insanlara “şair “ denirmiş. Orada yalnızca bu özelliklere uygun insanların, gerçek şairlerin kabul edildiği o kentte şiir yaratılır, şiir düşlenirmiş. Şairler Beldesi’nde şiir okuyan, şiir soluyan ozanlar; yürekleri kabuk tutmuş, göz ferleri çekilmiş, kanının kırmızısı solmuş insanların yaşadığı kentlere şiirler yollarmış; çiçek çiçek, ışık ışık, çığlık çığlık.

Bir şey kaldı

...Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil; dedi insanlar.
...Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı.
...Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi
..bütün bize öğretilenler
...peşinden koştuğumuz aşklar
...öldüğümüz bütün ölümler
...yaşadığımız bütün hayatlar
...Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller
...yakın bile değiller.
...Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar
...tarih olarak yığılmış
...türlerin israfı

ışığın ve yolun tıkanması...
 olması gerektiği gibi değil...
hiç değil, dedi...
Bilmiyor muyum?diye cevap verdim...
Uzaklaştım aynadan...
Sabahtı, öğlendi, akşamdı...
Hiçbir şey değişmiyordu...
Her şey yerli yerindeydi...
Bir şey patladı,birşey kırıldı...
bir şey kaldı...
.

Kendini gerçekleştiren kimselerin en belirgin özellikleri



Kendilerini ve doğayı olduğu gibi kabul ederler. Sağlığı yerinde olan kimseler kendilerini kuvvetli ve zayıf yönleri ile olduğu gibi kabul ederler, kendilerinden hoşnutturlar. Ancak kendinden hoşnut olma, kendini beğenmişlikle aynı anlamda değildir. Psikolojik sağlığı yerinde olan insanların kendilerine olduğu kadar başka insanlara da saygıları vardır, Diğer insanların farklı duygu ve düşüncelerini hoşgörü ile karşılayarak,onları da oldukları gibi kabul ederler.

    Gerçeği olduğu gibi algılayıp içinde bulundukları ortama,içinde bulundukları koşulları önyargısız,oldukları gibi algılarlar. Bu nedenle geleceğe yönelik, uygun tahminlerde bulunabilirler. Çevresel koşulları çevrelerinde bulunan kişi özellikler, ile birlikte olduğu gibi kabul edebilirler, eksikliklerinden ve hatalarından aşırı düzeyde rahatsız olmazlar.

    Daha derin kişiler arası ilişkiler kurabilirler. Kendini gerçekleştiren kişi herkese karşı sevgi ve sempati duyabilirler. Kendilerine güvenli oldukları için başka insanlarla derin ve seveceni ilişkiler kurmakta zorlanmazlar.

    Yaşamdan gerçekten doyum alırlar. Bu insanlar yeni bir güne keyifle başlayabilirler.

    Özerk bir yapıları vardır. Çevrelerinden bağımsızdırlar. Temel gereksinmelerini gidermiş oldukları için kişisel psikolojik büyümelerine yönelik güdülerine uygun davranırlar. Düşünce ve davranışlarında bağımsızdırlar, neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendi özerk değerler sistemine uygun olarak karar verirler. Yaşamlarında kendi ayakları üzerinde dururlar.

    Yaratıcıdırlar. Kendilerine güvenleri tam olduğu için hemen düşünüp, üretebilirler.

    Sıklıkla doruk yaşantılar geçirebilirler. Doruk yaşantısı ile yaşantısının anlama kavradığı coşku dolu anlardır. Derin estetik yaşantılar yaratıcılık anları sevginin en yoğun hissedildiği anlar doruk yaşantılara örnekler olarak verilebilir. Geçirilen böyle doruk yaşantılar kendini gerçekleştirmenin geçici anları olarak kabul edilmektedir.

    Demokratik bir kişilik yapısına sahiptirler. Bilgilerinin sınırlı olduğuna, her zaman herkesten bir şeyler öğrenebileceklerine inanırlar. Koşulları ne olursa olsun her insana saygılıdırlar, onların görüş ve isteklerini dikkate almaya açıktırlar.

    Kendiliğinden, doğal davranırlar. Yapmacık davranışlara bürünmek gereğini hissetmezler, içlerinden geldiği gibi doğal ve saydamdırlar.

    Kendileri dışında sorunlarla da ilgilenirler. Kendileri dışında, diğer insanlarla da katkıda bulunabilecek bir amaçları vardır. Düşünceleri kişisel olmaktan çok evrenseldir.

    Amaçlar ve araçlar arasındakı uygun ayrımları yapabilirler. Davranışları amaca yöneliktir. Varmak istedikleri amaçları da ‘’insanlığın özgürlüğü’’ gibi daha soyut ve üst düzey kavramlardır. Araçları amaca ulaşmak için kullanırlar. Örneğin ‘’para’’ onlar için, sadece amaca uluşmalarına yardım edebilecek bir araçtır.

    Yalnız kalabilme gücüne sahiptirler. Zaman zaman tek başına kalmaktan hoşlanırlar. Kendi kendine yetebilen insanlardır.

    İnsanlarla birlikte olmaktan hoşlanırlar, ancak toplumsal kalıplara karşı çıkarlar. İnsanlara yardımcı olmaktan,onlarla birlikte olamktan da zevk alırlar.Ancak kendi davranışlarının toplumsal etkiler tarafından biçimlendirilmesinden hoşnut olmazlar.

    Düşmanca olmayan bir mizah anlayışına sahiptirler. En sıkıntılı anlarda bile gülünebilecek bir şeyler bulabilirler. Olayların gülünecek yanlarına hemen bulup çıkarabilirler.Ancak yaptıkları espiriler başkalarını küçültücü değildir.




 Doğruluk: Dürüstlük, gerçeklik, saflık ve sadelik… Gerçeğin bilinebilecek yönlerini doğru olarak algılayan ve ortaya koyan kişi…
    İyiye yönelim: Çekicilik, dürüstlük ve cömertliğin aynı potada erimesi…
    Güzellik: Canlılık, sadelik, içsel zenginlik…
    Bütünlük: Bütünlük hissi, evrenle ve doğayla bir olmaya yönelim, sinerji…
    Canlılık: Hedefe odaklı olma, yüksek enerji, kendi kendini motive edebilme, tam kapasiteyle hayatı kucaklama…
    Kendi varlığını kutsama: Biricik olduğunun ve bütünün bir parçası olduğunun farkına varma, kendini diğer kişilerle karşılaştırmama, kendini kendi kişisel gelişimiyle değerlendirebilme…
    Kusursuzluk: Tüm kusurların da kusursuzluğun parçası olduğunun farkına varmak, her şeyin kendi gelişimi yönünde olabileceği en iyi durumda olduğunun bilincinde olmak…
    Adalet: Açıklık ve vicdan ile değerlendirebilme yetisi, empati kurabilme…
    Organize: Bir amacı olduğunun farkında olmak, çalışkanlık, sebat ve emek, görev bilinci taşımak…
    Zenginlik: Farklılık, yaratıcılık ve sofistikelik …
    Oyunculuk: Hayattan keyif alma ve etrafına keyif verme, neşeli ve eğlenceli ruh hali…
    Kendine yeterlilik: Tek başına hayatta kalabilme, kimseye bağımlı olmama, kendi fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını giderebilme…
    Olduğu gibi kabul etme: Kendini, başkalarını ve hayatın akışını olduğu gibi kabul etme, kendine ait değiştirilebilecek durumları değiştirme, değiştirilemeyecekleri ise kabullenme…
    Yaşam boyu öğrencilik: Başta kendini sonra etrafındakileri, çevresini ve olayların altındaki nedenleri araştırma,  sürekli öğrenme açlığı içinde olup, yeni keşifler hevesiyle dolu olma durumu…
    Savunucu olmamak: Yaptığı hatalarını başkalarına karşı savunmak yerine bunlardan ders alıp kabul etme…
    Saflık ve masumiyet: Hayata bir çocuğun gözlerinden bakabilmeyi başarma…
    Derin sevgi ve dostluk: Sevgiyi paylaşma ve en az bir kaç çok yakın dost edinme…


Bütün gün ne düşünürsek onu yaşarız.

Bazı insanları vicdanları yönetir,
bazılarını egoları,
bazılarını da gururları.
Vicdan süründürür,
ego kör eder,
gurursa yalnız bırakır...Robin Sharma 

  

Kendinizden başka kimse size barış getiremez...Ralph Waldo Emerson