30 Ağustos 2022

30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100. yıl dönümü kutlu olsun!

 

"Biz Türkler bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz." Mustafa Kemal ATATÜRK

 

16 Ağustos 2022

Foto muhabiri: Ara Güler'in hayat hikâyesi

 Dünyayı gören adam

Her şey, 16 Ağustos 1928’de başlıyor, saat 6’yı 16 geçe... 1915’te Şebinkarahisar’dan sürülen Dederyan sülalesinden sağ kalan tek kişi olmasını İstanbul’a eğitim almaya yollanmasına borçlu Dacat ile Mısırın köklü ailelerinden birinin kızı Verjin’in bebekleri oluyor. Adını, “Yakışıklı Ara” olarak bilinen Ararat Kralı Ara Geghetsik’ten alıyor. Göbek adınıysa dedesi Mıgırdıç’tan. Fotoğrafla ilk kez, Beyoğlu’ndaki stüdyolarda tanışıyor, babası her fırsatta fotoğraflarını çektiriyor. Güler soyadına 1934’te kavuşuyor. İkinci Dünya Savaşı’nda, 11’inde, ağaçlarda geziniyor. Kavrayamadığı savaştan değil de, karatmadan, karanlıktan korkuyor. Çok okuyor, yazıyor. Haber Akşam Postası’nda Mahkûm adlı öyküsü yayımlanıyor. Getronagan Ermeni Lisesi’ne kaydoluyor. İlkokulunun aksine sınıfında kızlar var. Böylece hafta sonu partileri, okul kırmalar, kızlarla İstanbul’un arşınladığı yıllar başlıyor.

Ta ki babası İpek Film Şirketi’nin sahibi İhsan İpekçi’nin yanına “çırak” verene kadar. Artık önünde daha geniş bir dünya var, sinema. Babasının hediye ettiği film gösterme makinesini yükleniyor, sokak sokak gezip, filmler gösteriyor. Devamsızlıktan üç sene sınıfta kalması da, iki kere ölümden dönmesi de bundan. Tiyatroya yöneliyor. Muhsin Ertuğrul’un Tiyatro Mektebi’nde ders alıyor. Ne oyuncu olmak istiyor, ne de sahnede gözükmek. O, dünyayı hazırlayan adam olmak istiyor. Onun için de dünyayı görmesi gerektiğini biliyor. 20’sinde yazdığı “Bir Garip Yılbaşı Gecesi” oyununu, Yeni İstanbul gazetesinin yarışmasına gönderiyor, 422 öyküden yayımlanmaya değer 30 eser arasına giriyor.

22 yaşında. Babasının verdiği parayla, Tünel’de fotoğraf malzemeleri satan Kalimeros’un dükkânından ilk fotoğraf makinesi Rolleicord II’yi alıyor. Kararını verdi; gazeteci olacak. Her amatörün yaptığı gibi gördüğünü çekiyor; sudaki yansımaları, güneşin denize değişini, tekneleri... Gazeteciliğe, Ermeni gazetelerinde başlıyor, fotoğrafları da ilk Jamanak’ta yayımlanıyor. İlk röportajı, Kumkapı balıkçılarıyla; meşhur karelerinden “Sabah ışığında limana dönüş”ü de o zaman çekiyor. Yeni İstanbul’da muhabirliğe başlıyor. Askerlik gelip çatıyor, Çorlu’da yedek subay. Döndüğünde, Hürriyet’te çalışmaya başlıyor. Göbek taşındaki Tennessee Williams fotoğrafını da o zaman çekiyor. Ünlü tiyatro yazarının adını Hilton’un defterinde görünce arayıp, kendini tanıtıyor kırık dökük İngilizceyle. Williams, Türkiye’de bir gazeteci tarafından tanınmanın mutluluğuyla fotoğraflarını çekmesini kabul ediyor. Sonrası, bir meyhane, Williams’ın isteğiyle hamam gezisi ve göbek taşındaki Williams fotoğrafı... Artık Hayat Mecmuası’nda. Anadolu’yu karış karış geziyor, röportaj yapıyor. Âşık Veysel’e misafir oluyor.

Tarih, 6 Eylül 1955. Azınlıkların işyerlerine saldırılıyor. Babasının eczanesine koşuyor. “İlkyardım hastanesine dönmüş. Camları kırarken yaralananlar da dükkânımızda ilkyardım için. Tek yıkılmayan dükkân babamınkidir Beyoğlu’nda” diyerek anlatıyor o günleri.

Sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da ilgiyle izleniyor. Time, Stern, Life için de çalışıyor. 1959’da British Journal of Photograhy Year Book’un dünyadan seçtiği yedi yıldız fotoğrafçıdan biri oluyor. Dönemin en önemli fotoğraf dergisi Camera’nın editörü Romeo Martinez’le Paris’te tanışıyor. Camera, 1962’nin Şubat sayısını Ara’ya ayırıyor. Aynı yıl Almanya’daki Leica Photography dergisince Leica Ustası ilan ediliyor. Etkilendiği diğer isim, fotoğrafın Emile Zola’sı olarak nitelediği Magnum Ajansı’nın kurucusu Cartier Bresson’la da tanışıyor.

 Beni köye götür...

 Bu hızlı hayat içinde zaten gazeteciliği bir iş olarak görmeyen anne ve babasından sitemler de duyuyor: “Bizi ihmal ediyorsun”. Kendisini köye götürmesini istiyor Dacat Bey. O gün ilk defa babasının çocukluğuyla tanışıyor Ara, Şebinkarahisar’a vardıklarında köyünden çıktığı yaşa iniyor babası, altı yaşındaki gibi dövende dönüyor. Dört ay sonra da ölüyor...

Life, Ara’dan Kıbrıs harekâtının röportajını yapmasını istediğinde, dönemin hava ve deniz kuvvetleri orgeneralleriyle görüşerek bitmiş harekâtın provasını yaptıracak kadar gözü kara bir gazeteci Ara. Bir de belgesel çekiyor: Kahraman’ın Sonu. Yavuz Zırhlısı’nın 12 yıllık sökümünü filme çekiyor. Film, sansür heyetine takılıyor, Türkiye’yi kötülediği için...

“İsviçre’de kar, kış, kıyamet demeden günlerce evinin önünde bekledim... Yanıt yok” diyerek anlatıyor Charlie Chaplin’in peşine düşüşünü. Sonunda karısı Oona donmasından korktuğundan eve alıyor Ara’yı, çay ikram ediyor, ancak Chaplin felç olduğundan beri fotoğraf vermiyor. En büyük uhdesi bu. Ne de olsa Chaplin “hayata bakmayı öğreten adam”. Sırada Picasso var. Uzun uğraşlarla ulaşıp dört gününü onunla geçiriyor, Cezanne’a benzettiği Ara’nın bir resmini çiziyor Picasso. Chagall’ı da fotoğraflıyor. Şimdi Dali’nin peşinde. İlk görüşmede kovuyor Dali. Sevgilisine yakınırken Dali’nin vaftiz babası olduğunu öğreniyor, Dali’nin evinin kapıları böyle açılıyor. Ara’nın kompozisyonlarından hoşlanıyor ki, birlikte çalışmayı öneriyor...

O ünlülerin peşinde koşarken, birisi de onun izini sürüyor. PTT çalışanı Perihan Sarıöz, her fotoğrafını saklıyor. Sonunda şefi Ara’yı arayıp Perihan’a fotoğraf vermesini istiyor. Gelsin, diyor. Perihan kararlı, Ara ile evlenecek. Bunu ona da söylüyor, başta gülüyor ya, aylar sonra nikâh masasına oturuyor, ancak üç buçuk yıl sürüyor. 1980 Mayısı’nda annesini kaybediyor...

 1980 sonrası aydınların uğrak yeri Papirüs Bar’ında tanışıyor, Redhouse yayınevinde editörlük yapan Suna Taşkıran’la. Aşk ve evlilik; tarih 1984. “Suna Hanım var ya” diyerek anlatıyor eşini, “mühim ve asil bir aileden gelir... Şimdi sen benle konuşuyorsun ya, ben onun yanında çöpçü olamam”.

 1990’da, ülke tanıtım kitaplarıyla ünlü Editinos Didier Millet, dünyanın en iyi 45 foto muhabirini Malezya ve Endonezya’ya götürüyor. Ara da davetli. Program bittiğinde, çocukluk hayalinin peşine düşüyor; Sarawak Ormanları’ndaki kuru kafa avcılarını fotoğraflamak. O 62, eşi Suna 57’sinde. Timsahlar, akıntı, şelaleler, uçurumlar geçiliyor. 40 yıllık gazetecilik hayatını bu röportajlarla kapatıyor. Ancak “dünyaya dikdörtgen pencereden bakmak”tan hiç vazgeçmiyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden onursal doktora alırken işini yapan foto muhabirlerini gösterip, “Ben de onlardan biriyim” diyor. Ara Güler, kendi deyimiyle, fotoğrafın esiri ve öyle olmaya da devam ediyor.

 “Foto Muhabiri Ara Güler” Nezih Tavlaş

En Kısa Andır Mucize - Charles Bukowski


Yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak.
O zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta...


06 Ağustos 2022

Peynir Tuzagˆı - Neal D. Barnard

 

Beklenmedik bir bağımlılıktan kurtulmak kilo vermenize, enerji kazanmanıza ve sağlıklı kalmanıza nasıl yardımcı olur?

Bir New York Times çoksatan yazarı Dr. Neal Barnard, tehlikeli bir bağımlılık yaratan peynirin sağlığınıza nasıl zarar verdiği hakkındaki şoke edici gerçekleri açığa çıkarırken, kilo verebilmenizi ve daha iyi hissetmenizi sağlayan radikal bir plan sunuyor.

Süt ürünlerinin vücudumuz için faydalı olduğunu dinleyerek büyüdük ancak işin aslı peynir fazlasıyla tehlikelidir. Kalori, yağ ve kolesterolle yüklü peynir kilo alımına neden olurken, yüksek tansiyondan eklem rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa da sebep olabilir. Daha kötüsü, beyinde morfin ve eroin gibi ağır uyuşturucular ile aynı reseptörleri etkileyen, bağımlılık yaratan hafif düzeydeki uyuşturucuları da içerir. Peynir Tuzağı’nda Dr. Neal Barnard, kilo verebilmeleri, enerji kazanmaları ve genel sağlıklarını iyileştirebilmeleri için okurlara peynir bağımlılığından kurtulabilmelerinde yardımcı oluyor. Bu kolayca uygulanabilir beslenme planı pizza, lazanya, dondurma ya da cheesecake için duyacağınız en büyük arzuyu bile bastıracak sağlıklı tarifleri de içeriyor.

“Tıbbın on sene sonra nerede olacağını görmek istiyorsanız, bugünden Dr. Neal Barnard’ın kitabını okuyun.” 
—Dean Ornish, New York Times çoksatan yazarı

“Peynir Tuzağı, peynirin sağlıklı bir gıda olduğu söylemlerinin sadece efsaneden ibaret olduğunu ve gerçekte nasıl üretildiğini gösterirken ne kadar sağlıksız olduğu konusunda gözlerinizi açıyor.” 
—Dr. Joel Kahn, Tıp Profesörü ve The Whole Heart Solution’ın yazarı

“Kalori, kolesterol, tuz ve doymuş yağlar – ABD’de önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan koroner arter plağının peynire benzemesi birçok yönden şaşırtıcı değil.” 
—Kim Allan Williams, Sr., American College of Cardiology eski başkanı

“Peyniri seviyor musunuz? Bir daha düşünün! Dr. Barnard canınız pahasına peynirden neden uzak durmanız gerektiğini anlatıyor.”
—Rip Esselstyn, New York Times çoksatan yazarı

 
 "Dr. Neal D. Barnard bu kez bambaşka bir besin hakkında sorgulama yaptıracak size: Peynir. Evet, hemen her diyetin baş tacı sayılan, uzmanların sindirime yardımcı olduğu gerekçesiyle uzak durmanızı tavsiye etmediği peynir. Peki, aslında nedir peynir? Nasıl yapılır? Hangi koşullarda üretilir? Hayatımızın tam ortasında durmasının arkasındaki güç nedir? Bunları elbette bugüne kadar düşünmedik. Öyleyse sıkı durun, Doktor Barnard oldukça güçlü bir iddiada bulunuyor: Hayatımızdaki en büyük ve en konsantre düşman peynir."
 
 
 Şişman, kabızlık problemi çeken, cildi sorunlu, 17 gün boyunca tıkanık bir bağırsakla yaşamak zorunda kalınca hastaneye yatan Marilu Henner karşılıyor sizi kitabın başında. Hayatında sütün ve yoğurdun pek yeri yok, lor peynirinden de uzak ancak onun da bir baş tacı var: Kaşar peyniri. Ve Henner sağlıklı yaşam yolculuğunda ilk adımı, hayli zor da olsa, süt ürünlerinden ve özellikle de peynirden uzak durmakla atıyor. Sonuçlarını kendisinden dinliyoruz: “Cildim arındı, yanaklarımın şişi indi, burnum inceldi, gözlerim parladı, vücudum doğal akışına kavuştu. Yemek yedikten sonraki şişkinlik hissi kaybolmuştu. Çocukluğumdan beri senede dört defa çektiğim boğaz ağrıları ve soğuk algınlıkları da. Artık vücudumda mukus dolaşmıyor, sinüslerimi, gözeneklerimi ve sindirim sistemimi tıkamıyordu. Sonsuza dek üstümde kalacağını düşündüğüm yedek lastik ortadan kayboldu, çünkü artık nihayet dışarı çıkabiliyordum. Her gün. Her gün. (Bazen daha da sık!) Yoyo diyetler yapmayı bıraktım, çünkü artık parçalanmak üzere tasarlanmış bir yiyeceği mideye indirerek vücudumu zorlamıyordum. Fazla kilolarımı sağlıklı bir şekilde verdim ve 1979’daki o kader değiştiren günden sonra bir daha da almadım” (s.13) 

Bu kadar abartacak ne mi var, alt tarafı peynir mi dersiniz? Onu da şöyle açıklıyor Barnard: Peynir üretiminde kullanılacak sütler, yavrusundan zorla ve doğum gerçekleşir gerçekleşmez ayrılan anne inekten yine zorla ve kapasitesinin üstünde bir performansla(!), çoğunlukla işkenceye varan yöntemlerle alınıyor. Sütlerin portatif havuzlara doldurulmasının ardından kültürler ve bakteriler ekleniyor: çoraplarda ve bilhassa ayaklarda fazlasıyla bulunan brevibakteriler, insanın koltuk altına da koku salgılayan izovaleryanik asidi, mide asidinin yiyecekleri sindirirken ürettiği ve kusmuk kokusu olarak bildiğimiz bütirik asit, insan dışkısının kokusunu da yaratan skatol.
 
 

New York Times çoksatan yazarı Dr. Neal Barnard, tehlikeli bir bağımlılık yaratan peynirin sağlığınıza nasıl zarar verdiği hakkındaki şoke edici gerçekleri açığa çıkarıp kilo verebilmenizi ve daha iyi hissetmenizi sağlayan radikal bir plan sunuyor.

Bize her zaman süt ürünlerinin vücudumuz için faydalı olduğu öğretildi ancak işin aslı peynirin tehlikeli olabileceğidir. Kalori, yağ ve kolesterolle yüklü peynir kilo almanıza neden olurken, yüksek tansiyondan eklem rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa sebep olabilir. Daha kötüsü, beyinde morfin ve eroin gibi ağır uyuşturucular ile aynı reseptörleri etkileyen, bağımlılık yaratan hafif düzeydeki uyuşturucuları da içerir.

Peynir Tuzağı’nda Dr. Neal Barnard, kilo verebilmeleri, enerji kazanmaları ve genel sağlıklarını iyileştirebilmeleri için okurlara peynir bağımlılıklarından kurtulabilmelerine yardımcı olacak kapsamlı bir plan sunuyor. Bu kolayca uygulanabilir beslenme planı pizza, lazanya, dondurma ya da cheesecake için duyacağınız en büyük arzuyu bile bastıracak sağlıklı tarifleri de içeriyor.

“Tıbbın on sene sonra nerede olacağını görmek istiyorsanız, bugünden Dr. Neal Barnard’ın kitabını okuyun.”

-Dr. Dean Ornish, The Spectrum ve Dr Dean Ornish’s Program for Reversing Heart Disease’in New York Times çoksatan yazarı

“Peynir Tuzağı, peynirin sağlıklı bir gıda olduğu söylemlerinin sadece efsaneden ibaret olduğunu bir bir ortaya çıkarıyor ve peynirin gerçekte nasıl üretildiği ve sağlıksız olduğu konusunda gözlerinizi açıyor.”

-Dr. Joel Kahn, Klinik Tıp Profesörü ve The Whole Heart Solution’ın yazarı

“Bu bilgilendirici ve eğlendiren kitap, peynirin neden günlük beslenme alışkanlığımızın bir parçası olmaması gerektiğini açıkça anlatıyor. Kesinlikle tavsiye ederim!”

-Dr. Ted D. Barnett, Rochester Lifestyle Medicine’in Tıp Direktörü ve CEO’su

“Peyniri seviyor musunuz? Bir daha düşünün! Dr. Barnard canınız pahasına peynirden neden uzaklaşmanız gerektiğini anlatıyor.”

-Rip Esselstyn, The Engine 2 Seven-Day Rescue Diet’ın New York Times çoksatan yazarı

“Dr. Barnard dünyanın en büyük bağımlılıklarından biri hakkında konuşuyor. Bitki odaklı bir diyete başlamaya teşvik edilmek isteyen herkes okumalı.”

-Chad Sarno ve Derek Sarno, Wicked Healthy’nin kurucuları