28 Aralık 2012 Cuma

Sis

İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde

Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye? 



Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik. Duygulardaki incelikse sevgi.





Çünkü biliyoruz: kötülüğe duyulan nefret bile yüzünü çirkinleştirir insanın ve adaletsizliğe duyulan öfke sesini çatallaştırır. yazık ki dostluğun temelini atalım derken dost olamadık kendimiz.


Sabahları pencereden ilk bakış
Eski bir kitabi yeniden bulus
Coskun yüz
Kar, degismesi mevsimlerin
Gazete
Köpek
Diyalektik
Dus, yüzmek
Eski müzik
Rahat ayakkabi
Kavramak
Yeni müzik
Yazmak, topraga birseyler dikmek
Gezmek
Sarki söylemek
Dostluk göstermek.



********************

 İnsanlara kırmızı bir kuyruklu yıldız göster, onları belirsiz bir kaygı ile korkut ve göreceksin ki, insanlar evlerinden koşarak çıkarken bacaklarını kıracaklardır. Fakat onlara mantıklı bir cümle söyleyip bunu yedi sebep ile kanıtlarsan, sana sadece güleceklerdir.


Her şey, insana nasıl görünüyorsa öyledir




İnsan her şeyin ölçüsüdür. Var olan şeylerin var olduklarının ve var olmayan şeylerin var olmadıklarının.

Her şey, insana nasıl görünüyorsa öyledir.

Rüzgar, üşüyen için soğuktur, üşümeyen içinse soğuk değildir.





Don Kişot, bir uygarlığın gençliğini temsil eder: Kendine olaylar icat ediyordu — bizse üzerimize gelen olayların elinden nasıl kurtulacağımızı bilemiyoruz.




Politikadaki, özellikle de dindeki çömezleri gözlemleyiniz; dümenleriyle Tanrının ilgisini çekmeyi başaranların hepsini, din değiştirenleri, Mutlak’ın sonradan görmelerini...Bunların haddini bilmezliğiyle, iman ve kanaatlerini kaybetmek üzere olanların tevazuunu ve görgülülüğünü karşılaştırın…