goethe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
goethe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2022

Mülkiyet - Johann Wolfgang von Goethe

Biliyorum ki ben,
Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler
dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim.
Biliyorum ki ben,
Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım
anlar dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim. 


25 Mart 2021

İnsanda Tanrısal Olan - Johann Wolfgang von Goethe

Soylu gerek kişi 
Sevmeli yardımı. 
Bütün varolan 
Yaratıklardan 
Bizi ayıran 
Yalnız bu çünki... 
 
O tanınmıyan 
Yalnız sezilen 
Yüce Tanrılar 
Varolsun hepsi! 
 
Onları örnek 
Almalı insan, 
İnan yolunda 
Örnek vermeli. 
 
 
Çünkü bu doğa 
Yoksun duygudan; 
Aydınlatır gün 
İyiyi kötüden 
Ayrı tutmadan. 
Ayla yıldızlar 
İyilikler kadar 
Zulmü alkışlar. 
 
Esen yel; akan su 
Gök gürültüsü 
Ses verir onlara, 
Hiç aman vermez. 
Aşar baş üstünden 
İyi, kötü gözetmez.
 
Bahtta da öyle tıpkı 
Seçmez kalabalığı 
Kimi suçsuz, sevimli 
Bir çocuğun başına, 
Kimi saçı dökülmüş 
Bir suçlunun yoluna 
Konar haber vermeden. 
 
Ve genç, yaşlı hepimiz 
Mutlu, sonsuz, ölümsüz 
Yasalara uyarak 
Bitirmek zorundayız 
Hayat denen bu yolu, 
Yanlızca insanoğlu 
Başarır olacağı: 
O seçer, ayırdeder 
İyiliği kötüden, 
Odur geçen bir anı 
Yalnız ölümsüz eden. 
 
Ona özgüdür ancak 
İyiliği ağırlamak, 
Ceza vermek kötüye; 
Kurtarmak, iyi etmek. 
Yanlışa düşenleri 
Doğruluğa yöneltmek. 
 
Biz sayar, ağırlarız 
İnsanlık ölçüsiyle 
Ölümsüz varlıkları. 
Küçüğünü koruyan, 
Doğruyu arzulayan, 
Birer insan sayarız 
Gökteki Tanrıları. 
 
Ey soylu insanoğlu! 
Yiğit ol, yardımcı ol! 
Kur, yarat yorulmadan! 
 
Sapmasın tuttuğun yol 
Değerliden, doğrudan! 
Hepimize örnek ol, 
Mutlu varlıklar gibi. 
 
 

22 Mart 2020

Johann Wolfgang von Goethe


 Gönlünü, ne kadar büyük olursa olsun, 
O görünmez nesneyle doldur.
    Yüreğin mutluluktan dolup taşınca, 
Ona istediğin adı ver;
    Mutluluk, Sevgi, Gönül, Işık, Tanrı…
    İsim gürültüden başka birşey değildir.
    Göklerin ihtişamını bizden gizleyen bir sistir…
 
 

22 Mart 2019

Umut - Johann Wolfgang von Goethe

 Bilakis onca sınırın, onca yalçın duvarın

 Oldukça itici kapısı aniden açılır,

 Ancak sabık kayanın muradıdır yarın!

 Her nefer kolay ve densiz alınır:

 Buluttan, sisten, sağanaktan yalın

 Alır bizi, kendisiyle, zan onunla aşılır,

 Hoş tanırsınız, alçak uçar tüm kuşaklarda-

Bir Kanatlanma- ve çağlar arkamızda!



29 Ağustos 2018

Akşam Güneşi - Johann Wolfgang von Goethe

 
Bakın, akşam güneşinin sıcağıyla evrim
Yeşiller içindeki kulübeleri nasıl parlatıyor!
O giderek çekilirken, Gün kurtuluyor,
Bize inip kaybolurken bile hayat veriyor.
Ah! Bir kanat yerden beni kaldırmıyor,
Ki ardından, hep peşinden yetişeyim!
Seziyorum sonsuz Akşam ışığında,
Issız alemi ayaklarımın altında,
Tutuşmuş tüm tepeler, yatışmış her dere,
Gümüş Çınar altın ırmaklara akıyor habire.
Yok, durduramadı ulvi bahtı engeliyle
Azgın Dağ tüm uçurum ve geçitleriyle;
Çoktan Deniz ısınmış koylarıyla birlikte
Aniden açıldı hayretle bakışların önünde.
Tanrıça artık tamamen batmaya yeltendi;
Yalnız, körpe sürgün birden irkildi,
Acele koştum, ezeli nurundan içmeye,
Önümde Gün silkindi, arkamda Gece,
Alem üzerimde altımda dalgalar.
Güzel bir rüya derken, o esnada o sıvıştı gizlice!
Aman, ruhun kanatlarına kolayca
Beden kanatı yoldaş olamayacak galiba.
Tabi herkese doğuştan verilir bu his,
Duygularıyla yukarı ve ileri dalınası,
Gökyüzünde, mavi semada kaybolmuş,
Şakıyan türküsünü Çayırkuşu gibi ötesi,
Dik çamların tepelerinin üzerinde
Kartal hayli açılmış hürce süzülürken
Ve hasretle tarlaların, göllerin üstünde
Turna vatanına ulaşmaya can atarken.
 Faust 1790

22 Mart 2018

Goethe - Prometheus


 
Karart göklerini Zeus,
Duman duman bulutlarla;
Diken başlarını yolan çocuk gibi de
Oyna meşelerin, dağların doruklarıyla.
Ama benim dünyama dokunamazsın,
Ne senin yapmadığın kulübeme
Ne de ateşini kıskandığın ocağıma.

Şu evrende siz tanrılardan
Daha zavallısı var mı bilmem:
Kurban vergileri
Dua üfürükleriyle beslenir
Haşmetli varlığınız zar zor.
Size umut bağlayan budalalar.
Çocuklar, dilenciler olmasa
Yok olur giderdiniz çoktan.

Bak işte, yerli yerindeyim;
İnsanlar yetiştiriyorum bana benzer;
Bütün bir kuşak benim gibi.
Acılara katlanacak, ağlayacak,
Gülecek, sevinecek,
Ve aldırış etmeyecek sana
Benim gibi..

 Goethe, Prometheus, 1789 

26 Ocak 2018

William Shakespeare "Aşk Gözle Değil, Ruhla Görür."


Zekânın durduğu yerde aşk yürüyebilir...Alexis Carrel

Aşk derdine hiçbir yâr, hiçbir dost yoktur. Aşığın bu maddî dünyada bir tek mahremi bile bulunmaz. Aşıktan daha deli ve divâne kimse yoktur. Akıl onun sevdasına karşı kördür, sağırdır.
Çünkü âşığın deliliği herkesin bildiği delilik değildir. Tıp bilgisinde aşk derdinin devâsı yoktur.
Ey aşk yoluna düşen kişi, yüzünü kendine çevir, kendi yüzüne bak. Ey âşık, sana âşık olan ancak sensin, senden başkası değil...Mevlâna

Hareket etmenin nedeni 'istek' ve 'sevmektir', bu ise düşünmektir. Aşk tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir...Epiktetos

Aşk, öyle bir anarşik kuvvettir ki, serbest bırakıldığı zaman, yasa ve törenin koyduğu her türlü sınırı yıkar...Bertrand Russel

Kalp, bedenin bir parçası olmasına rağmen, olağanüstü derecede bağımsız davranır; kalp, insanlığın aşk denen o büyük gizemine, büyük enerjisine, büyük nimetine ev sahipliği yapar...Louisa Young

Aşkın gözlükleri öyle pembedir ki; bakırı altın, yokluğu varlık, gözdeki çapağı inci gibi gösterir...Cervantes

Her aşkta büyük bir kuvvet vardır; fakat iyiliğe mâtuf olan, doğruluk ve itîdâl ile ayarlanan aşk hâkim bir kudrettir ve bize tam bir mutluluk verir, bizi birbirimize güzel bir sûrette bağlar...Platon(Eflâtun)

Aşk, hissediyorum ki her çeşit bağı çözüp kendi bağlarını kuruyor.
Aşk her şeye katlanabiliyorsa, her şeyin yerini almayı da bilir...Wolfgang Von Goethe

Aşkın kitaplara sokulması iyi oldu, böyle olmasaydı belki de başka yerde yaşayamayacaktı...William Faulkner

Aşk, dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır...P. J. Bailey


16 Haziran 2017

Goethe "İnsanları birleştiren duygular, ayıran fikirlerdir. "

İnsanları birleştiren duygular, ayıran da fikirlerdir. Duygular bizi bir araya getiren basit bir bağdır. Fikirler ise çeşitlilik prensibinin temsilcisidir ve bu yüzden insanları çeşitli gruplara ayırırlar.. Gençliğin dostluğunu meydana getiren duygulardır. Yaşlılığın hiziplerini de yaratan fikirlerdir. Eğer bunun vaktinde farkına varabilir ve başkalarına daha toleranslı bir gözle bakacak şekilde düşüncelerimizi eğitebilirsek daha barışçı bir mizaca sahip olur ve fikirlerin dağıttığı insanları his bağları ile bağlamaya muvaffak oluruz...Goethe
 

Aynı yöne birlikte yol alalım 
Sonbaharda, “V” oluşturarak kış mevsimi için güneye giden kuşları gördüğünüzde, bu şekilde uçmalarının nedenini düşünebilirsiniz.
Bilim bunu keşfetmiştir:
Her kuş kanatlarını çırparken, kendini izleyen kuşu yükselten bir güç yaratır.
Tüm sürü ”V” şeklinde uçarak kuşların ayrı ayrı uçacağı duruma göre %71 daha hızlı uçar.
Ortak bir yön ve birlik duygusunu paylaşan kişiler hedeflerine daha çabuk ve kolay ulaşabilirler, çünkü birbirlerinin kaldırma kuvveti üzerinde yükselirler.
Bir kuş, grubun dışına çıkarsa, yalnız yol almanın sürtünme kuvvetini hemen hisseder ve hızlıca oluşuma döner. Kuşlar gibi biz de aynı doğrultuya yöneldiğimiz kişilerle birlik olup, en uygun grubu yaratırsak, onların yardımına açık ve yardım etmeye istekli olursak, başarı olasılığımız artar. Öncü kuş yorulduğunda, yerini başka bir kuşa bırakarak gruba geri katılır. Kuşlar gibi insanlar da birbirine bağımlıdır.
Arkadaki kuşlar hızlarını yüksek tutmaları için öndekilere seslenerek onları yüreklendirir.
Bizim de arkadan seslenmemizin yüreklendirme niteliğinde olması gerekir; başka bir şey değil...
Bir kuş hastalanıp, oluşumdan çıkıp yere düşerse, iki kuş daha gruptan ayrılarak yanına gelir, yardım ve koruma sağlar. Düşen kuş yeniden uçabilene dek yanında kalırlar.
Biz de, hem güçlü olduğumuz zamanlarda, hem de kara günlerde birbirimize destek olabiliriz.
Bizi güçlü kılacak olan bu büyük birlikteliktir.
Milton Olson

16 Mart 2017

Erich Fromm - Umut Devrimi


Yaşamın yapısında umut ve inanca bağlı olan ve onların bir halkasını oluşturan bir öge daha vardır: cesaret, ya da Spinoza'nın adlandırmasıyla, direnme gücü. Belki de direnme gücü belirgin, daha açık bir anlatım, çünkü günümüzde cesaret daha çok yaşama yürekliliğini değil de ölme yürekliliğini göstermede kullanılıyor. Direnme gücü, umut ve inanç'ı, boş iyimserliğe ya da usdışı inanç'a dönüştürerek — dolayısıyla onları yokederek — bu ikisinden ödün verme yönünde baştan çıkarılmaya karşı koyma yetişidir. Direnme gücü, dünya "evet" sözcüğünü duymak istediğinde "hayır" diyebilme yetişidir.

Ancak direnme gücünün bir diğer yönünü dile getirmezsek, onu tam olarak anlayamayız. Bu, korkusuzluktur. Korkusuz kişi gözdağmdan, hatta ölümden bile korkmaz. Ama çoğu kez olduğu gibi, "korkusuz" sözcüğü, tümüyle farklı birkaç yaklaşımı ve davranışı daha kapsar. Yalnızca en önemli üç tanesini söylüyorum: Birincisi, kişi yaşamayı umursamadığı için korkusuz olabilir; ona göre yaşam pek değerli değildir, dolayısıyla ölme tehlikesi karşısında bile korkusuzdur; ama ölümden korkmamasma karşın yaşamdan korkabilir. Korkusuzluğu, yaşam sevgisinden yoksun oluşundan kaynaklanmaktadır; yaşamını tehlikeye atma konumunda olmadığı zaman, genellikle korkusuz değildir. Hatta, yaşam korkusundan kendisinden korkmaktan, insanlardan korkmaktan kaçınmak için sık sık tehlikeli durumlar arar.

İkinci bir korkusuzluk türü de, ister bir insan olsun ister bir kurum ya da fikir, bir tapıma, onun yaşamını paylaşıyormuşçasına boyuneğmiş bir kişinin korkusuzluğudur; tapımın buyrukları kutsaldır; bedeninin yaşamını sürdürmek için ortaya koyduğu buyruklardan çok daha zorlayıcıdırlar. Bu tapımın buyruklarına uymamayı ya da onları kuşkuyla karşılamayı başarabilse, tapım ile özdeşliğini yitirmek tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır, buysa, kişinin kendisini son derece soyutlanmış bir durumda, dolayısıyla deliliğin eşiğinde görme tehlikesini doğurmak anlamına gelmektedir.

Üçüncü korkusuzluk türüyse, kendi kendisiyle kalan, kendine güvenen ve yaşamı seven, tam anlamıyla gelişmiş insanlarda görülür. Doymakbilmezliği yenmiş kişi, herhangi bir tapıma ya da herhangi bir şeye tutunmaz, dolayısıyla yitirecek hiçbir şeyi yoktur: zengindir çünkü boştur, güçlüdür çünkü arzularının esiri değildir. Tapımlardan, usdışı isteklerden ve düşlemlerden (fantezilerden) kopabilir çünkü kendi içinde ve dışında gerçeklikle tam bir ilişki içindedir. Böyle bir insan tam "aydmlanmışhk"a ulaşmışsa, tümüyle korkusuzdur. Ereğine doğru ilerlemiş, ancak henüz varmamışsa, onun korkusuzluğu da tam olmayacaktır. Ancak, tam anlamıyla kendisi olmaya doğru bir adım atmaya çalışan herkes, korkusuzluk yönünde yeni bir adım atıldığında, çok kesin bir güç ve sevinç duygusunun uyandınldığını bilir. Yeni bir yaşam evresinin başlamış olduğunu duyumsar. Goethe'nin dizelerindeki hakikati hissedebilir: "Evimi bir hiçliğin üzerine kurdum, bu yüzden bütün dünya benimdir."

Umut ve inanç, yaşam 'in temel nitelikleri olduklarından doğaları gereği statükoya bireysel ve toplumsal olarak yüceltme yönünde hareket ederler. Sürekli bir değişme süreci içinde bulunmak ve asla herhangi bir belirli anda aynı kalmamak, yaşamın niteliklerinden biridir.

Gerek organik yaşam ve inorganik madde tanımlamaları, gerek ikisi arasındaki sınırı tartışmanın yeri burası değil. Kuşkusuz, günümüz biyoloji ve genetiği açısından, geleneksel ayrımlar tartışma götürür duruma gelmiştir; ancak bu ayrımların geçerliliğini yitirdiğini kabul etmek yanlış olacaktır; yerlerine yenilerini koymak değil, bunları arındırmak gerekmektedir.

Atıl, hareketsiz duran yaşam ölmeye eğilimlidir; eğer atıllık eksiksizse, ölüm gerçekleşmiş demektir. Buna göre, yaşam, hareket etme niteliğinden ötürü, statüko'dan kurtulup çıkmak ve onu aşmak eğilimindedir. Ya daha güçlü hale geliriz ya daha zayıf, ya daha akıllı ya daha ahmak, ya daha yürekli ya daha korkak. Her saniye, iyi ya da kötüye götürecek bir karar verme anıdır. Tembelliğimizi, doymakbilmezliğimizi ya da nefretimizi ya besleriz, ya da açlıktan öldürürüz. Ne kadar beslersek o kadar güçlenir; ne kadar aç bırakırsak o kadar zayıflar, güçsüzlesin

Birey için geçerli olanlar, toplum için de geçirlidir. Toplum, durağan değildir; gelişmezse, kokuşur; statüko'ya daha iyiye doğru yükseltmezse, kötüye doğru bir değişme gösterir. Çoğu kez toplumu oluşturan bireyler ya da topluluklar olarak hareketsiz durabileceğimiz ve belirli bir durumu şu ya da bu yönde değiştirmeyebileceğimiz yanılsamasına kapılırız. Bu en tehlikeli yanılsamalardan biridir. Hareketsiz durduğumuz an kokuşmaya başlarız.

17 Nisan 2016

Goethe "İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır."

 
Hiçbir zaman peşin hükümlü olma. Bazen bilgeler bile sonu göremez...Platon

Bazen bir şeyleri oluruna bırakmak,  onlara sarılmaya, uğraşmaya göre, kat kat daha güçlü bir eylemdir...Eckhart Tolle

Ne olursan ol. Ama; önce nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol...Platon
 
Altın olsam değerimi herkes bilir. Ben basit bir ‘demir’ olayım. Değerimi sadece anlayan bilsin...Şems-i Tebrizi

Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur; gökyüzü bu siyah bulutlar yüzünden değişmez...Ve bazen beyaz bulutlar da olur ve gökyüzü bu beyaz bulutlar yüzünden de değişmez...Bulutlar gelirler ve giderler, gökyüzü baki kalır...Sen gökyüzüsün ve düşünceler de bulutlardır...Osho

Hayatta saadeti yapan şeyler çok küçük parçalardır. Bir iyilik , bir gülümseme , tatlı bir bakış , iyi bir dilek…Aslında mutlu olanlar , bu küçük şeylerin huzuruna varmış olanlardır. Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır...Bernard Shaw
 
Seni sessizken, sadece önemseyenler duyabilir!...Bernard Shaw

Tokgözlülük doğal zenginliktir, lüks ise yapay yoksulluk...Sokrates

İnsanın şerefiyle yaşayabilmesi için en kısa ve en emin yol, olduğu gibi görünmektir...Sokrates

Sadece felaketlerine üzülenlerin değil,mutluluğunu kıskanmayanlar da gerçekten dostlarındır...Sokrates

27 Aralık 2014

J. W. von Goethe Seçme Sözler

  
Anlamayacaklara anlatma sakın bilebileceğin en güzel şeyleri.

Kalp ne ile doluysa, dudaklardan o dökülür gider.

Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.

Malını kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.

Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur.

Sevincin bir acı yanı, acının da bir sevinçli yanı olmalıdır.
Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!

En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir.

Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istek.

Aşkım için herşeyden vazgeçerim, fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim.

Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.
Yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar. Karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.

Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur.

Yanlışlıklar denizine gömüldüğü halde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir.

Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır.

Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.

İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.

Samimi olmayı vaadedebilirim, tarafsız olmayı asla.

Âdettir; babanın topladığını oğlu saçar.

İyi bir karın mı olmasını istiyorsun? Öyleyse tam bir koca ol!

Dünya o kadar büyük ve zengin ki, yaşam da öylesine çeşitli ki insan her zaman bunlardan şiir çıkarma fırsatını bulabilir. Ama her şiirin bir durumdan doğması gerekir, yani şiirin maddesi gerçek olmalıdır. Hiçbir şey üzerine dayanmayan bir şiirin iyi olacağını sanmıyorum.

Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.
3000 yıllık tarihinin hesabını yapamayan insan boş insandır.

Gülün dikeni var diye üzüleceğine, dikenin gülü var diye sevin…

İnsanlara oldukları gibi muamele edersek, onları daha kötü kılarız. Eğer onları olmaları gerektiği gibi ele alırsak, olabilecekleri kadar iyi yaparız.

Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.

Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur.

Tanrılar bir şarkı için biz o şarkıya dönüşünceye kadar, bizden ne çok bedel alırlar!

İnsanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar.

Eğer Tanrı başka türlü olmamı isteseydi, beni başka türlü yaratırdı.

Aşk imkansız olan birçok şeyi mümkün kılar.

Kardeşlerimi tanrı yarattı ama dostlarımı ben buldum.

Pusulanın sana doğru yol göstermesini mi istiyorsun , öyleyse onu yanındaki mıknatıslardan koru.

En iyi yönetim kendi kendimizi yönetmeyi bize öğretebilecek yönetimdir.

İnsan her gün ya güzel bir ses işitmeli, ya gönül açıcı bir kitap okumalı, yahut güzel bir şey dinlemelidir.

Ana-baba iyi terbiye almışlarsa, çocuklar da terbiyeli olur.

Bir tartışma sırasında, kızdığımız anda gerçek için uğraşmayı bırakır, kendimiz için uğraşmaya başlarız.

Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir.

İnsan kendini yalnızca insanda tanır.

Niye ki bu bitmek bilmez yaratılış,

Yok olacaksa bir gün her yaratılmış! (Faust)

Bir insanı tanımak için neyi gülünç bulduğundan daha iyi bir gösterge olamaz.

Geleceğe bakmayı severiz çünkü önümüzde şekilsizce uçuşmakta olan olaylara dilediğimiz gibi şekil vermek isteriz.

Kalabalık bir toplantıda olup da, bunca insanı bir araya getiren şansın kendi dostlarımızı da bir araya getirmesi gerektiğini düşünmeden edemeyiz.

Ne kadar yalıtılmış bir yaşam sürerseniz sürün, haberiniz bile olmadan ya borçlu ya da alacaklı olursunuz…

Bize teşekkür borcu olan biriyle karşılaştığımızda hemen bunu düşünürüz. Teşekkür borçlu olduğumuz ve bunu hiç aklımıza getirmediğimiz kişilerle ise ne kadar sık karşılaşırız?

Başkalarına kendimizden söz etmek gayet doğaldır; başkalarının kendileri hakkında söylediği şeyleri, onların kast ettiği biçimde anlamaksa bir kültür meselesidir.

Duyduğumuz şeyleri başkalarına anlatırken onları tahrif etmemizin nedeni zaten başta tam anlayamamış oluşumuzdur.

Uzun süre konuşup da dinleyicilerine yaltaklanmayan kişi, hoşnutsuzluk uyandırır.

Söylenen her söz karşıtını kışkırtır.

Çelişki ve dalkavukluk; ikisi de sohbetin değerini düşürür.

En huzurlu toplumlar, üyeleri arasında karşılıklı güler yüz ve saygının eksik olmadığı toplumlardır.

Ahlaka aykırı unsurlar, hislerimizi rahatsız etmeyecek şekilde dile getirildikleri zaman, bunları gülünç buluruz.

Mantıklı insan sık sık gülünecek bir şey olmadığı halde güler. Onu kışkırtan her ne olursa olsun, verdiği tepki kendi iç huzurunu ifade eder.
Sağduyulu bir insan hemen hemen her şeyi gülünç bulur; bilge insansa hemen hemen hiçbir şeyi.

Yaşlı bir adam hala genç kadınlarla ilgilendiği için kınanınca şöyle demişti: ? Bir insanın kendini gençleştirmesinin tek yolu budur ve bunu yapmayı herkes ister.?

Hatalarımızın yüzümüze vurulmasından , bunlardan ötürü cezalandırılmaktan rahatsız olmayız, sabırla bunların acısını çekeriz; ama kendimizi bu hatalardan arındırmamız gerektiğinde sabrımız ortadan kalkar.

Bazı kusurlar bir insanın var oluşu için gereklidir. Eski dostlarımızın bazı tuhaf özellikleri ortadan kalkmış olsa bu hoşumuza gitmezdi.

Eğer bir insan kendi karakterine aykırı davranırsa ?Fazla zamanı kalmadı? diye yorumlarız bunu.

Hangi kusurlarımızı muhafaza edip, kendi içimizde dizginleyebiliriz? Diğerlerine zarar vermektense, onların hoşuna gidenleri.

Tutkularımız; ya birer kusur ya da birer erdemin daha şiddetli halleridir.

Büyük tutkular umutsuz birer hastalıktır. Onları tedavi edebilecek olan şey, onları gerçekten tehlikeli hale de sokabilir.

Tutkular itiraf edildiklerinde hem şiddetleri artar, hem de yatışırlar. Sevdiklerimize söylediklerimiz ve söylemediklerimiz arasında bulunacak bir orta yol, belki de başka hiçbir alanda bu kadar arzu edilir bir şey değildir.

Sanatçılar ve zanaatkarlar, bir insanın, tamamen kendine mahsus olan şeyleri bile kendine mal edemediğinin en açık kanıtını sunarlar. Sanatçının çıkardığı işler, doğduğu yuvayı terk eden kuşlar gibi elinden kaçıp giderler.

Ancak az şey bildiğimiz zaman bilgimizden emin olabiliriz.Kuşku,bilgi arttıkça artar.

Ne istediğini açıkça bilen, bıkmadan ilerleyen, amacına ulaştıracak araçları elde etmeyi ve kullanmayı bilen insana saygı duyarım; amacının büyük mü küçük mü olduğu, övülmeye mi yerilmeye mi değer olduğu benim için daha sonra gelir.

Büyük adamın dostları olabilir; ama o dost olamaz.

Dindarlığı, sofuluğu erek ve amaç sayan kişiler, çoğunlukla sahtekardır.

Hiç kimse, özgür olmaksızın kendini özgür sanan kimseden daha çok köle değildir.
Yığın, her yeni karşılaştığı önemli şeyde, "Neye yarar?" diye sorar; haksız da değildir. Çünkü o, bir şeyin değerini ancak yararıyla fark edebilir.

Cehaleti iş başında görmekten daha korkunç bir şey yoktur.

En boş insanlar kendilerine çok önem verirler, mükemmeller güvensizdir, kusurlu insan küstahtır; iyi adamsa ürkektir.

Açlık nasıl en iyi baharatsa, yorgunluk da en mükemmel uyku hapıdır.

Deliler ve akıllılar aynı derecede zararsızdır; yalnız yarı delilerle yarı akıllılar çok tehlikelidir.Onu sevmen doğaldı, ona evlilik vaat etmen bir delilikti; bir de sözünü tutmuş olsan iyice çılgınlık olurdu.

Pek çok şeye katlanmak zorunluluğunu, bir tek "evet" sözü doğurur.

Dünyada bu kadar çok hareketli şeyin arasında evliliğin sonsuz sürekliliğe dayanması, onun aksayan bir yanıdır.

İnsan kendine çok şeyler ister; ama pek azına ihtiyacı vardır.

Kadından şikayetçisin; bir erkekle öteki arasında sallanıp duruyormuş! Onu kınama; aradığı kararlı bir erkektir.

Dünya, görünüşe göre hüküm verir.Yaratılıştan sahip olup da erdeme dönüşemeyecek hiçbir kusurumuz, kusura dönüşemeyecek hiçbir erdemimiz yoktur.

Büyük ve akıllı ne varsa, azınlık olarak vardır.

Akıl zirvesinden aşağıya bakıldığında bütün hayat berbat bir hastalık gibi görünür, dünya ise bir tımarhane gibi.

İnsan dünyada hiç de vazgeçilmez olmadığını ne kadar erken anlasa azdır.

Bütün iyiler kanaatkardır.Teşekküre karşı isteksizlik, bir iyiliğin kaba ve sıkıcı bir çehreyle karşılanması çok enderdir ve yalnızca kusursuz insanlarda olabilir:

İnsanlar, gülünç buldukları şeyde olduğu kadar hiçbir şeyde karakterlerini ortaya koyamazlar.

Bilgelik yalnızca hakikattedir.

Bir başkasının büyük meziyetlerine karşı, sevgiden başka kurtuluş çaresi yoktur.
Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan kimse korkunçtur.

Şimdi şu ihtiyar yaşımda "Hypsistarier" denen (Kapadokya'da 4. yüzyıla ait) bir mezhepten haberdar oldum. Bunlar, putperestler. Yahudiler ve Hıristiyanlar arasında sıkışmış kalmışlar.

Öğrendikleri en iyiyi ve en mükemmeli sevmek, ona hayranlık duymak, saymak ve Tanrıyla yakın ilişkide olduğu sürece de ona tapmakta olduklarını açıklıyorlar. Birden, karanlık bir çağdan içime şen bir ışık doğdu. Çünkü hissettim ki ben de ömrüm boyunca kendimi "Hypsistarier" olarak yetiştirmeye çabalamışım.Birkaç insan eğer birbirlerinden pek memnunlarsa, çoğunlukla emin olabiliriz ki yanılmaktadırlar.

İnsan hep olmadığı şeye özlem duyar.

Herhangi bir devletin niteliği hakkında en doğru bilgiyi veren, oradaki mahkeme ve ordunun niteliğidir.

Şimdiki zaman, taptığım tek tanrıçadır.

Herhangi bir devletin niteliği hakkında en doğru bilgiyi veren, oradaki mahkeme ve ordunun niteliğidir.

En huzurlu toplumlar, üyeleri arasında karşılıklı güler yüz ve saygının eksik olmadığı toplumlardır. 

Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.

Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.

En iyi yönetim kendi kendimizi yönetmeyi bize öğretebilecek yönetimdir.

Kendine hükmetmeyen uşak kalır.

Sağduyu, insanlığın dehasıdır.

Yüz çeşit şeyi yarım bilmektense bir şeyi tam bilip uygulamak insanı daha iyi yetiştirir.

Mantıklı insan sık sık gülünecek bir şey olmadığı halde güler. Onu kışkırtan her ne olursa olsun, verdiği tepki kendi iç huzurunu ifade eder.

Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!

Faydasız bir hayat erken bir ölümdür.

Bir adamda azim olmazsa bilgisi ölüdür.

Yapabildiğiniz ya da düşünebildiğiniz her neyse, başlayın. Cesaretin dehası, kudreti ve büyüsü vardır.

İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.

Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.

Mutlu insanlar tanıdım, bunlar sadece ne iseler o oldukları için mutluydular.

Tutkularımız gerçek anka kuşlarıdır. Eskisinin küllerinden bir yenisi doğar.

Yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar. Karakter ise dünyanın fırtınaları içinde. 

06 Ekim 2014

Goethe - Faust


Z a v a l l ı   ş e y t a n ,  b a n a   n e   v e r e b i l i r s i n k i ? 
Y ü k s e k l e r e   g ö z   d i k m i ş   i n s a n   b i l i n c i n i , 
S e n i n   g i b i l e r   k a v r a y a b i l i r m i   h i ç ? 
S e n d e k i   g ı d a   d o y u r m a z   i n s a n ı , 
E l i n d e k i   k ı z ı l   a l t ı n ,  c i v a   g i b i , 
A v c u  n   i ç i n d e n   a k ı p   g i d e r , 
S e n i n   k u m a r   m a s a l a r ı n d a , 
K i m s e   k a z a n m a z , 
D a h a   s a r ı l ı r k e n   b a ş k a l a r ı n a   b a k a r , 
G ö n d e r e c e ğ i n   k ı z l a r , 
V e r e c e ğ i n   i t i b a r ı n   t a n r ı s a l   g u r u r u , 
K u y r u k l u   b i r   y ı l d ı z   g i b i , 
K a y a r   g i d e r ; 
B u n l a r ı m ı   s u n a c a k s ı n ? 
G ö s t e r   b a n a   b a k a l ı m , 
K o p a r ı l m a d a n   ç ü r ü y e n   m e y v e y i , 
H e r g ü n   y e n i d e n   y e ş i l l e n e n   a ğ a c ı ! 

Gökyüzünde Mukaddime

Tanrı: Başka söyleyeceğin yok mu? Hep şikayet midir senden duyacaklarım? Sonsuza dek dünyadan hoşnut olmayacak mısın? 
Mefistofeles: Hayır, Efendimiz! Dünyadaki durumu, Her zamanki gibi oldukça kötü buluyorum. Keder dolu günlerinden ötürü, acırım insanlara. Ben bile dokunmak istemiyorum onlara. 

Tamamı

TIK

Zavallı şeytan, bana ne verebilirsin ki? Yükseklere göz

04 Ocak 2014

Sevgili Yakınlığı - Goethe

Seni hatırlarım sulara günün
 Şavkı vurunca;
Seni hatırlarım, dalgalara ay
 Renkler verince.
Seni görür gözüm uzak yollarda
 Tozlar kalkarken;
Derin gecelerde, dağ yollarında
 Yolcu titrerken.
Seni işitirim, boğuk seslerle
 Su yükselince;
Kırlarda sükûtu dinlerim gece
 Her şey susunca;
Uzakta da olsan, ben yanındayım,
 Sen yanımdasın.
Gün söner,yıldız ışır gökte, ah!
 Burda olsaydın.

🌼


Sevgilinin Yakınlığı
Seni düşünüyorum, güneşin ışıkları denizden aksedince
Seni düşünüyorum, ayın pırıltıları kaynaklara vurunca.
Seni düşünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanırken,
Karanlık bir gecede, dar bir tahta köprüde bir yolcu ürperirken.
Seni düşünüyorum, boğuk uğultularla orada yükselirken dalgalar.
Kulak kesilmek için koruluktayım, sık sık her şeyin sustuğu anlar.
Uzakta olsan bile ben senin yanındayım, sen de yakınımdasın.
Güneş batıyor, biraz sonra beni ışıtacak yıldızlar, ne olurdu burada
Yanımda olsaydın 
 

08 Aralık 2013

Goethe - Kendiyle Barışmak

Acılara gebedir tutkular! – Kim yatıştırabilir
Çok şeyler yitirmiş bir yüreğin ürkekliğini?
Hızlı uçup giden zamanlar, şimdi nerededir?
Boşunadır artık en güzelin sana nasipliği!
Bulanıktır ruh, karmakarışıktır başlangıçlar;
Dünyanın yüceliğini de algılamaz olur duyular!

İşte o anda yükselir müzik, melek kanatlarının titreşimleriyle,
Milyonlarca ve milyonlarca ezgiden oluşma bir örgü gibi,
Alabildiğine sızmaya başlar insanın bütün benliğine,
Doldurur içine sonrasız bir güzelliği;
Bir hazza dalar gözler, algılar yüce bir özlemle,
Hem ezgilerin, hem de gözyaşlarının kutsal değerini.

Ve böylece rahatlayan çarpıntılı yürek hisseder ki,
Yaşamaktadır, çarpmaktadır ve çarpmak ister hâlâ,
O olağanüstü cömert armağana içten teşekkürlerini,
Sunmak için kendi kendini yanıtlarcasına.
İşte o anda – ah, hep sürebilse ne olurdu! –
Yaşanmıştır artık müziğin ve aşkın çifte mutluluğu.

03 Aralık 2013

Johann Wolfgang von Goethe


"Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır… Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur… Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur… Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır… Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur."

14 Ağustos 2013

Z a t a - Beyazı Siyahla Kirletebilirsin ama Siyahı Beyazla Temizleyemezsin

“Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız” der Goethe.

Bazı sözlerin, cümlelerin altında hepimizin sırları yatar. Kimisi bunları görür ve hisseder... Kimisi de okuduktan sonra kendini aydınlatır.

Zata, sosyal medyada yazdığı sözler ve aforizmalarla sizlere ışık saçıyor... Günde en az bir cümle okumadan uyumayın!

* * *

Külü savurmadan rüzgardan yardım bekleme.

Canı, canından bilmeyenin,
bildiğinden de hayır bekleme.

Misafir ol, vicdanlara ağırlanmasan da; nezaket bil, gönülden uğurlanmasan da.

Benciller acıyı yaşamadan anlamazlar dostum.

Anahtarla açtığın her kapının karşılayanı daima sensin.
O karşılamada, ince bir sorgulama olmalıdır.
Neden, çözüme anahtardır.

Başladığın anı unutma; ilerlediğin her ana katkısı olacaktır.

Unutma; bugünü dünden, yarını da bugünden kaybedersin.

Çok fazla doğru olduğunu düşündüğünüz 'doğru' var, nedenini sorgulayınız, ulaştığınız nedenlerden uzaklaşacaksınız ve bu uzaklaşma sizi gerçek doğruya yaklaştıracaktır.
Doğru kirliliği yaşanılan dünyada tek bir doğru vardır, erdemli bir aklın, doğru düşündüğünü düşünen cahillere direnişidir. Bölünmek, deliliktir.

Bedel ödersin; ödediğin bedelin, bir karşılığı vardır diye. O karşılık her ne ise bedel öderken yaşadığın acının yükünü azaltır, yani dayanabilme direncini yükseltir. Fakat ödediğin bedelin karşılığı, bedelin değerinde değilse ki daima değildir; asıl bedeli de o zaman ödemeye başlarsın, ödediğin bedelin, bedelsiz karşılığıyla...Yani yaşadığın acıları hafifleten karşılıksız olaylar, seni gerçek bedellerle baş başa bırakır.

 
Sen ödersin, bedel de büyük acılarla daima peşinden gelir.. Asıl bedel, sen ödediğin halde kaybettiklerinle başlar.

Ruhen zorluyorsan, hırsına yeniksindir. İnsanlar, kendilerinden uzak seçimlerinde tarafsızdırlar. Bu bile doğruya ulaşmak için yeterlidir; yeter ki fark edebilsinler. İnsanların kendileri ile ilgili kararlarda taraflı olması da insanın doğası gereği normaldir. Fakat insanın kendi taraflılığıyla ilgili alacağı kararlar BEN'ci olmuyorsa, kendisini zorlamamalı; bu da mantıklı olmanın önemini gösteriyor. Çünkü insan, olabilirliği olanla meşgul olmalıdır.


İyi şeylere sahipsindir, hazır değilsindir. Çabuk harcanırsın, kötü şeylerle karşılarsın ama o yükü kaldıracak olgunlukta değilsindir, ezilirsin. Dolayısıyla, şartlar sen olgunlaşana kadar acı verecektir.

Doğrular konuşuluyorsa, felsefe yaşıyor demektir.

Ulaşmak istediğimiz, daima zirvedir. Zirvede, erdem olmadan kalıcı olamazsın. Çünkü erdem, seni zirveye giden yolda kibirden uzaklaştırır. Kibirsiz olmana rağmen başkaları seni aşağıya doğru çekiyorsa, bu, onun sadece kendindeki cehaletidir. Erdemli olan ise bunun farkındadır ve sabırlı olması da bundandır. Çünkü sabırlı duruş, zirvede kalıcılığı belirler. Zirve, erdemli olanın evidir.


Asıl gerçek, kendinden saklayamadıklarındır.

Gelgiti olmayan denizin, heyecanı da olmaz.

Geç kaldıkların, sorgulayamadıklarındır.

Cesaret güçlünün en tehlikeli zaafı, güçsüzün de en güçlü silahıdır.

Anlatılacak o kadar çok doğru varken, dinleyecek kulakların olmaması şaşırtıcı.

Tabular, sorgulamaya cesaret edemediklerindir. Sorgulamazsan, geçmiş geleceğine yön verir. 

Gizem pahalıdır, ulaşınca ucuzlar.

Kalıcı olan saltanat değil, asalettir.
Asalet soyla değil huyla yaşar.

Cesur değilsen, soru sorma. 

Duvarın yüksekliği duvarı ören ustanın zekasından değil, gölgesinde uyuyan kölenin cahilliğindendir.

Doğa senden sadece özünden beslenmeni bekler, düzeninden değil.

Tutku, hücrede yaşamak gibidir.
Tutulduğun her neyse, tutkunun bittiği ana kadar hapissin.

Beyin, ruhtan çok ileride. Çünkü ruh, hapis tüm deliliklere...  

Gözlerini kapamadan önce sözlerini bitirmelisin.

Dünya senin ev sahibindir, taşınacağın yeri kendin belirlersin.

İyilik sevginin, bilinçaltı bölünmenin, mantık ise yükselişlerin köküdür.

Akıllı ve zeki olmak; doğrulara ulaşmak için yeterlidir, ama doğrularla yaşamak ayrı bir meziyettir.

Ölüm, alime başlangıç, cahile ise sondur.  

Kendini yürekten affedenin, özrüne ihtiyaç kalmaz. 

Zaman, senden sadece acılarını alır, mutluluk kalıcı olandır.

Zaman, senden sadece acılarını alır, mutluluk kalıcı olandır.

İnanmaya başladığında kapılma, çünkü en çok kapıldıkların yaralar.

Maldaki eşitsizlik, candaki eşitliği yaralıyor.

Alim olmak için bilmek değil, dinlemek, ve dinlerken

Onurunla yaşadığında, gururunu hiçbir alçalma incitemez.

Bilge, sözleri kulağınıza değil vicdanınıza duyurmak ister. Çünkü bilir ki; vicdan, duyduklarını unutmaz. 

Asıl sınav, doğrudan sonraki adımla başlar.

Hayvan ihtiyacı kadarına, insan ihtiyacından fazlasına zalimdir.

Akıl seçimini yapar, sonucu ise beceri ve tesadüfler belirler.

Kirli bilgiyi, sadece bilge temizler.

Sadakat, düşmanın yenemeyeceği tek güçtür.

İç, dış fark etmez, pazarlık varsa samimiyet yoktur.

Nereden başlarsan başla, daima bir eksik vardır.

Egoyla yolculuk zordur; İnsanlığı yarı yolda bırakır. 

Mahkum olduğun her neyse, tesellin de o'dur. 

Uçurumun kenarında dertleşeceğin her kim ise, dostun da o'dur. 

Kötülüğe ortaklığımız, çaresizliğimizden değil, sessizliğimizdendir.

Aklına gelmeyen yol, genelde doğru yoldur.

Düştüğün yerde düşenle dost olmalısın ve o dostluğu unutmamalısın. 

Yazar olan kağıda, bilge olan insana yazar.

İyi niyetinden ve iyiliğinden şüphe etmediğin insanlar, dostluğa hazırdırlar.

Sefaletini, dilindeki açlıkta değil, bedenindeki çaresizliklerde görmelisin.

Herkes biraz yalnızdır. O yalnızlık, kimini küçültür, kimini de büyütür.

İçsel olarak duyduklarımız aynıdır; farklı olan konuştuklarımızdır.  

Vereceklerinle eksileceğini düşünme, verdikleriyle de dolar insan. 

İhtiyacından fazlasına hırs yaparsan, hem acılar yaşar hem de yaşatırsın. 

Gerekli olan; dolgunluk değil, olgunluktur.

Her şeyini alabilirler ama hislerini asla...Çünkü hisler sadece seninle veda eder yaşama.

Deli, deliliğini gizlediği ana kadar akıllıdır.

Derinliği olmayan muhabbetin fikri yaşamaz.

Doğrular paylaşılacaksa kimin ulaştığı fark etmez. 

Varım diyorsan, yokluğa zaman ayır.

Özgürlük, demokrasinin insanoğluna yakınlığı kadardır.

Mantık, kayıplarda uyanmalı, hislerde gizlenmelidir.

Kaçabildiğin kadar yalnızsındır.

Adaleti olmayan serveti aptallar yönetir, doyumsuzlar da eritir.

Asıl gerçek, kendinden saklayamadıklarındır.

Uzak olan her şey, yakınından geçer.

Ruh kirliyse, akıl temizlik yapmaz.

Yanlışı ara, doğru seni bulur.  

İyilere ağlar, kötülere güler ve cahillere acırım.

Zirve, erdemli olanın evidir.

Savaş, zalimle başlar, cahille ilerler.
Sonucu hainler belirler.

Doyumsuz açlığını gizlemez ama tokluğunu daima gizler.

Seni dinlemeyen kulağın, diline de güvenme.   

Düşünmek, düşündüğüne esir olmaktır. Sorgulamak ise özgürlüğün anahtarıdır.

Gönlü zengin olanın, aklı zarar görmez.

Kendini bulmak, başkalarının seninle ilgili ne düşündüklerinden kurtulmaktır.

Doğallığın verdiği huzuru, doğal olmayan yollardan arama. Sadelik, sahtelik sevmez.

Aptallara deli cesaretini veren, akıllı büyük hırsızlardır.

Huzursuzluk, sadece sindiremediklerinle yaşamak zorunda kalmaktır.

Yüreğin konuşmaya başladığında dilin susmalı. Yüreği olmayan dilin tamiri zordur.

Kötülüğü herkes görür ama sadece iyiler hisseder.  

Kimi yalnızlığa kaçar, kimi de kalabalığa.

Sınıf farklılığı gözeterek önemsemediklerin, aslında senden daha yukardadır.

Kendini bulmak, başkalarını seninle ilgili ne düşündüklerinden kurtulmaktır.

Aradığın kapının kilidi değişmişse, hissettirmeden uzaklaş...!   

Şarlatanların bol olduğu yerlerde; düşünürler, sadece düşünür.

Sorun, problemde değil, problemin evvelinde.

Yara almayan yürek, iyileşme nedir bilmez.

Yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla hatırlanırsın.

Kimi yalnızlığa kaçar, kimi de kalabalığa.

Tespit ve önerisi olmayan aklın, yöneteni çoktur. 

Geliştirmeyen ve dinlendiremeyen her ses, gürültüdür.

Yaşadığını zannettiğin yıllarını düşünme, bugünü de kaybedersin.

Teslimiyet, itaat ile başlar, sonrası zulümdür.

Yakalayabildiklerin ve fark edebildiklerin ile zenginleşirsin.

İyi niyetinden ve iyiliğinden şüphe etmeyen insanlar, dostluğa hazırdırlar

Ne kadar büyük olursan ol, küçüldüğün anlar olacak.

Dünyayı hükümetler değil, hüküm giymemiş zalimler yönetir.

Bilge, insanı, başkalarından değil kendinden öğrenendir.

Başkalarının senden ne anladığı değil, senin ne yaşadığındır gerçek.

Heyecan vardı görmedin, belki de anlattılar duymak istemedin…
Ondandır bu geç vakitteki yalnızlığın.

Mutlu etmeden mutlu olamazsın. Şayet oluyorsan, o mutluluk değil kısa süreli zevklerdir.

Kalemi batırdığın mürekkep senin değilse, farkında değilsin ama kocaman bir hiçsin.

Felsefe doğruları arar, tarafınla yaklaşma. Çünkü doğrularda tarafsızlık esastır.

Fiziki eksikliklerinle mutsuz olma, ruhunun kimyasıdır asıl olan.

Hayatın heyecanla başlayıp huzurla devam ediyorsa ölümsüz ilerler.

Akıl sana ait değilse, ruhun özgür kalmaz.

Gurur hata yaptırır, Kin nefretle yaşatır, Hırs acıtır, Kıskançlık yıpratır,
Yalan gereksizdir, ama gerektiğinde hayat kurtarır.

Beyazı Siyahla Kirletebilirsin Ama Siyahı Beyazla Temizleyemezsin.

12 Haziran 2013

Goethe "İnsanların ne kadar kötü olduğunu görmek beni hiç şaşırtmıyor, fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum."

Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istek.

İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır.

Huzur
Dağlara sinmiş huzur,
En küçük kıpırdanış yok yapraklarda,
Kuşlar ormanda suskun,
Sabret yakın birgün sende huzur bulursun.

Mülkiyet:
Biliyorum ki ben,
Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler
dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim.
Biliyorum ki ben,
Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım
anlar dışında,
Hiçbir şeye sahip değilim.