Uğur DündarUsta gazeteci ve yazar
Sedef Kabaş’ın bir hikâye lezzetindeki üslubuyla kaleme aldığı bu kitap, yalnızca bir Cumhuriyet Kadını’nı değil, Cumhuriyet’in ta kendisini anlatıyor.
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen
Bolluk,bereket ve güzellikler bizimle olsun. Yıl sonu yaklaşıyor.
Türklerde çam süsleme geleneği…
Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.
Buna hayat ağacı diyorlar.
Bu ağacı, imge olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebilirsiniz.
Türklerde güneş çok önemli.
İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor.
Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanıyor.
İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.
Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.
Bayramın adı
NARDUGAN
(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.
Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar.
Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyuyorlar; dallarına alacalı ipler bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan…
Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlar.
Yaşlılar,büyük babalar, nineler görmeye gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyor.
Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme…Bayram, yakınlarla bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur getirirmiş.
Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş.
Araplar bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın, Türklerden
Hıristiyanlara geçtiği, bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.
İsa’nın doğumu ile hiç bir ilgisi yok.
“Doğum, güneşin yeniden doğuşu”
Sümerolog
Muazzez İlmiye Çığ
Çığ, “Sağlığım gayet iyi, hiçbir sağlık sorunum yok; yalnız yürümekte güçlük çekiyorum, ancak evin içinde yürüyebiliyorum. Zihnim gayet iyi, kendimi çok iyi hissediyorum" dedi.
İşte Muazzez İlmiye Çığ ile yaptığımız o röportaj:
"ŞAŞIP KALIYORUM"
- Pandem dönemini siz nasıl geçiriyorsunuz?
Evlatlarımla birlikte geçirdim, insanlardan uzak. Yeni çıkan kitapları takip ediyorum, bol bol kitap okuyorum, şu an Gılgamış üzerine okumalar yapıyorum. Zoom üzerinden eğitimler veriyorum. Sümer tarihi, Atatürk konularını üzerine Kanada’dan Amerika’dan dünyanın pek çok yerinden insanlar beni dinliyor. Sanırım çok uzun yıllar yaşayınca ilgi çekiyor.
- Muazzez Hanım, hem bedenen hem de zihnen çok dinçsiniz bunun nedeni nedir? Uzun ömrün sırlarını bizimle paylaşır mısınız?
Bunu bana sormayın, yukarıdakine sorun. Bunu ben de bilmiyorum, şaşıp kalıyorum. Bütün gün kavga ediyorum yukarıdakiyle, daha niye beni tutuyorsun diye...
- Nasıl besleniyorsunuz, var mı özel bir diyet programınız?
Keyfime göre yaşıyorum, canım ne isterse onu yapıyorum. Her şeyi yiyorum, yemediğim bir şey yok. Şeker de ekmek de yiyorum, fakat kararında, yürüyüşe çıkamıyorum, bir tek kusurum bu.
- Sizi bu kadar sağlıklı ve dinç tutan şey nedir?
İyi düşün, mutlu olmaya çalış, kin besleme. Hayatta daima herkese iyi gözle baktım ve çok çalıştım. Çalışmayı her şeyden üstün tuttum. Hala da okuyorum, çalışıyorum. Çalışmak ve iyi düşünmek beni dinç tuttu. Sigara ve içkiyi hayatımda hiç kullanmadım, çok yürüdüm zamanında. Daima ölçülü olmaya çalıştım.
- Sizi hayranlıkla takip eden insanlara ne söylemek istersiniz?
Çok çalışın, Atatürk’ün yolunda devam edin lütfen. Yoksa memleketin hali vahim. Ülkemizin haline çok üzülüyorum. Türkiye bir mafya memleketi oldu. Bu durum beni çok üzüyor. Devlet başkanının görevi ülke vatandaşlarını kaynaştırmaktır, ayrıştırmaya çalıştığını görmek beni çok üzüyor, son derece kızıyorum.
Selen Öktem



