21 Şubat 2016 Pazar

Tolstoy ile Maksim Gorki

Bir gün Tolstoy ile Maksim Gorki Kırım’da gezinirlerken Tolstoy bir kuşun ötüşünü duyar. Kuşu merak ettiğini hisseden Gorki, Tolstoy’a daha bu ne kuşudur dedirtmeden ispinoz olduğunu söyler. İspinozun hep aynı öttüğünü de sözüne ilave eder...Sonra filozofiye dalıverirler.Tolstoy bir husustaki görüşlerine muhalif şeyler söyler. Oysa daha önce farklı düşünmüş farklı söylemiştir. Bu farklılığı gören Gorki hemen soruverir;
Üstad! Önceleri böyle düşünmüyordun, farklı düşünüyordun.Oysa görüyorum ki şimdi yeni şeyler söylüyorsun.Kendinle çelişmiyor musun?

Tolstoy şu cevabı verir : Gorki! Ben ispinoz kuşu değilim ki her zaman aynı türküyü söyleyeyim. İnsan kalbinin bin türlü nağmesi var. Bugün de başka bir nağmemi terennüm ediyorum…

Rüyaları ya da kâbusları asla resmetmedim. Resmettiklerim benim kendi gerçeklerimdi.


 


*Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım.

*Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?

*Kendi tenimden daha çok seviyorum seni.

*Resim hayatımı tamamladı.

*Kendi portremi resmediyorum çünkü çoğunluklukla yalnızım, çünkü en iyi tanıdığım insanım.

*Başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.

*Acılarımı boğmaya çalıştım; ama pislikler yüzmeyi öğrendiler ve şimdi ben, bu hoş ve iyi his tarafından alt edildim.


Cemal Süreya'nın kendisini anlattığı yazı


Bütün çocuklar anlar da Okul kitaplarına girmez benim şiirim. Hayatım alev halidir Çiçek tozudur Kırılmış dalın türküsüdür.

Bir de kendi kendime sesli konuşmam var. Ben asıl ordayım işte. Duygulu bir adamım ben. Öfkem belli olur, coşkum ortaya çıkar da, sevincim, üzüncüm dibe akar, orda büyür. 

Dikkat ! Okul Var

Şanssız mıydık? haksızlık olur şimdi
Düşünsene nasıl geçmiştik hızla
Birleşen iki güvercinin arasından
Hiç dokunmaksızın onlara


Bende tarçın sende ıhlamur kokusu
Az mı dolandık Başkentin sokaklarında
Ama işte şölenin kaçınılmaz acısı
Bizim payımıza düştü sonunda


Aşkımız şimdi görklü bir hayatın
Yabancaya berbat bir çevirisi
Sen metinde üç beş satır atladın
Ben geçmiş zamanda dondurdum fiilleri


Sen ki özenle katlanmış bir mendil gibiydin
Düşünür müsün zaman zaman acaba
Nelerle ödedik şu mevsimi
Ve gün nasıl vuruyor topuklarımıza


Şanssızım diyemem ben kendi payıma
Oluyor böyle şeyler ara sıra
Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim
Bütün çocuklar anlar da