mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2018

Evlilik


Melih Cevdet’e sormuşlar ‘Evlilik nedir’ diye. Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘Evlenmek’ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik ‘Katlanmaktır’ demiş.’






23 Mart 2018

Yahya Kemâl, tebessüm edip: - Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım.


Yahya Kemâl, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan garson:
-Buyurun beyim diye atılmış. Ne alırsınız?
Yahya Kemâl, tebessüm edip:
-Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz nefes alacağım. 


18 Şubat 2017

Leo Rosten " Ringa balığı "


Baba oğluna sorar: “Duvara asılan, yeşil ve ıslak olan, ıslık çalan şey nedir?” Çocuk bir süre düşünür, şaşırır ve işin içinden çıkamaz. Baba cevabı söyler: “Ringa balığı”. “Ringa balığı mı? Ringa balığı duvara çıkmaz ki!” der çocuk duvarı göstererek. Baba: “O zaman biz asarız.” “Ringa balığı yeşil değildir ki.” “O zaman biz boyarız.” “Ama ringa balığı ıslak değildir.” “Yeni boyanmışsa ıslak olur.” “Ama” diye kekeler çileden çıkmak üzere olan çocuk: “Ringa balığı ıslık çalmaz ki!” “Haklısın” diyerek sırıtır baba: “Ben onu sadece bulmaca biraz zor olsun diye ekledim.”


The Joys of Yiddish, 1968

28 Temmuz 2016

Yobazlık

Köprüden geçmekte olan yobaz, bir adamın intihar etmek üzere olduğunu görür.
Koşarak yanına gelir ve ‘Dur, sakın yapma’ der.
Adam ‘neden’ deyince yobaz, ‘Yaşamak için birçok neden var’ karşılığını verir ve aralarında şu konuşma geçer:
- Dindar mısın?
- Evet.
- Ben de...
Hıristiyan mısın Budist mi?
- Hıristiyan.
- Ben de...
Katolik mi yoksa Protestan mısın?
- Protestan.
- Ben de...
Episkopal mi yoksa Baptist misin?
- Baptist.
- Ooo, ben de...
Tanrının Baptist Kilisesi’nin mi, yoksa İsa’nın Baptist Kilisesi’nin mi üyesisin?
 - Tanrının Baptist Kilisesi’nin.
- Ben de...
Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi mi, Tanrı’nın orijinal Baptist Kilisesi mi?
- Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi.
- Ben de...
1879 tarihli mi, yoksa 1915 tarihli reformdan yanasın?
- 1915.
Yobaz, ‘Vay kafir vay’ diyerek adamı köprüden aşağı iter!


Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:

  “Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
...“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!”
 


11 Nisan 2016

Azimli Kedi

Adam karısının kedisinden nefret etmektedir. Karısı evde yokken kediyi arabasına alıp uzak bir semte bırakır. Eve döndüğünde kedinin kanepenin üzerinde mışıl mışıl uyuduğunu görür. Ertesi hafta çok daha uzağa bırakır ancak eve döndüğünde kedi yine kanepenin üzerindedir. Sonraki hafta da çok daha uzağa bırakmasına rağmen döndüğünde kedi yine evde uyumaktadır. Sonunda hayvanı alarak çok, çok uzaklara yola çıkar... 
Akşam olduğunda evin telefonu çalar. 
Adamın karısı telefonu açar; telefondaki kocasıdır: “Karıcığım, kedi evde mi?” 
Kadın: “Evet” der “Niçin sordun?” 
Adam: “Çağırsana şunu, bana yolu tarif etsin...”


25 Ocak 2016

Nasrettin Hoca'dan Ders

Nasrettin Hoca’yı bir köye vaaz ve nasihat için davet ederler. Kararlaştırılan gün köye gelen Hoca, ”Bir kese altın verirseniz konuşurum, yoksa döner giderim.” der. Çaresiz herkesten para toplayıp, denkleştirip bir kese altını Hoca’ya verirler. Çok güzel bir konuşma yapan Hoca, konuşmanın sonunda giderken aldığı bir kese altını iade eder. ”Madem geri verecektin niye istedin” diye sorulunca Hoca, ”Para ödediğiniz için dikkatle dinlediniz. Birincisi bu. İkincisi de; cebinde para oldu mu insan bir başka konuşuyor” diyerek harika iki ders daha verir.


14 Mart 2015

İki kulağımı da keserseniz o zaman iyi göremem.

Doktor, gözlük takan akıl hastasını yanına çağırır ve sorar: “Senin bir kulağını kesersem ne olur?”
“Canım yanar doktor.”
“Ya iki kulağını da kesersem ne olur?”
“İki kulağımı da keserseniz o zaman iyi göremem.”
“Kulağını kesiyorum gözünü değil?”
“Olur mu doktor? İki kulağımı da kesersen peki ben gözlüğümü nereye takacağım?”


22 Ocak 2015

Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil !

Adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum.. Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.

Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
- Ula salak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar.
Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir..
- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil ! 

02 Kasım 2014

Geceleri uyuyamıyorum

Psikoloğa giden bir adam, ”Geceleri uyuyamıyorum efendim” demiş, 
”Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor. 
Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. 
Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor…”
Adamı dikkatle dinleyen psikolog ”Hallederiz bu saplantıyı” demiş. 
”Bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.”
”Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?”
”Her vizite 200 TL, buna göre 1 ayda 1600 TL 6 ayda 9600 TL ödeyeceksiniz”
Adam gitmiş, o gidiş…
Psikolog, birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış ;
”Ne oldu hastalığınız?” diye sormuş
”10 TL”ye hallettim… ”
”Nasıl oldu?”
”Sizden çıktıktan sonra, ilerideki bara uğradım. Biramı içerken, barmene hastalığımı anlattım. 
‘Karyolanın bacaklarını kes’ dedi… Kestim; mesele halloldu! ”


14 Ekim 2014

Bakış açısı

Veliefendi Hipodrumuna giden Temel atlara start alır almaz favorisi olan atı elinde dürbinle takip ederek bir yandan da
-Ulanım benum ya bak nasıl da yel gibi gidey diyerek atını teşci eder.
Gerçekten de Temel in atı en öndedir. Etraftakiler gıpta ile Temel e bakarlar,Temel dört köşedir.
Fakat bir süre sonra atlar teker teker Temel in atına yetişip geçmeye başlarlar.
Derken Temel in atı en sonuncu duruma düşer.
Temel etrafın alaylı bakışlarına aldırış etmeden tezahürata devam eder
-Uy aslanım benum ya bak nasılda hepsini önine katti getiriy.


18 Ağustos 2014

Kültürler arası farklılıklar

 
Okyanusta seyahat eden bir yolcu gemisi,buz dağına çarpar. 1.Kaptan bütün yolculara gemiyi terk etmelerini söyler. Fakat kimse kaptanı ciddiye almaz. Bunun üzerine 1.Kaptan, 2.Kaptanı görevlendirir. On dakika sonra 2.Kaptan görevin yerine getirildiğini söyler. 1.Kaptan merakla nasıl başardığını sorar; Kaptan açıklar."Efendim önce İngilizlerle konuştum.Yaptıklarının centilmenliğe sığmadığını söyledim.Topluca denize atladılar. Sonra, Amerikalıların yanına gidip soğuk suda yüzmelerinin sağlıklarına iyi gelecek bir spor olacağını söyledim. Hepsi denize atladı. Ardından Arapların yanına gittim. Onlara da soğuk suyun cinsel gücü arttırdığını söyledim. Sonuç malum. Son olarak Türklerle konuştum. Kendilerine, "Burada denize girmek yasaktır" demem denize atlamaları için yetti.

15 Ağustos 2014

Temel Dursun’a demiş ki

Temel ile Dursun sinemaya gitmişler. Filmin bir yerinde at yarışı var.
Temel Dursun’a demiş ki:
Haydi Dursun bahis oynayalum. İddiaya girelim.
Peki… 10 lirasına...
Temel “Ben beyaz atı tutayrum” demiş.
Dursun “Tamam ben da siyah atı.”
Yarış koşmuş...
Dursun’un siyah at kazanmış.
Temel’in beyaz at sonuncu.
Temel dürüst arkadaş. Çıkarmış onluğu uzatmış Dursun’a.
Al uşağum parayu. Ben zaten bu filmi daha önce seyrettiydum. Sürpriz oynadum oni!..

05 Haziran 2014

Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım der.

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çagırırlar. 
Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır
Ayşe Hanım
Beni tanıyor musunuz ?
Yaşlı teyze cevap verir
Ah evet Avukat Bey sizi çocuklugunuzdan beri tanıyorum
Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız
Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediginiz insanların arkasından konusuyorsunuz, 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız
Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur
Adam ne yapacagını bilemez bir halde kadına tekrar sorar
Peki Ayşe Hanım, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz ?
Kadın yine cevaplar
Elbette tanıyorum
Çocuklugunda ona dadılık yapmıştım
Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir
Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor
Yine herkes şokta
Bütün salonu bir uğultu kaplar
Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çagırır ve ikisine de egilmelerini söyleyerek kulaklarına şunu fısıldar. Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım der.

05 Şubat 2014

Tavuk karşıdan karşıya niçin geçer?

Durum: Bir tavuk, bir yolda karşıdan karşıya geçer.

Soru : Tavuk karşıdan karşıya niçin geçer?
 
Yanıtlar

Rene Descartes
Yolun öbür tarafina geçmek için.

Eflatun
İyiliği için, gerçek, öteki taraftadır.

Arıstoteles
Karşıdan karşıya geçmek tavuğun doğasıdır.

Karl Marx
Tarihsel olarak kaçınılmazdı.

Hıpokrates
Pankreasının aşırı salgısı yüzünden.

Martın Luther Kıng Jr.
Tüm tavukların nedenini açıklamak zorunda kalmadan özgürce karşıdan karşıya geçtikleri bir dünya düşlüyorum.

Rıchard M. Nıxon
Tavuk karşıdan karşıya geçmedi. Tekrar ediyorum, tavuk asla yolun karşısına geçmedi.

Sıgmund Freud
Tavuğun karşıdan karşıya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.

Buda
Bu soruyu sormak, sizin kendi tavuk doğanızı inkar etmektir.

Galıleı
Oysa tavuk karşıdan karşıya geçiyor...

Charles De Gaulle
Tavuk belki yolun karşısına geçti, ama otoyolun karşısına henüz geçmedi.

Eınsteın
tavuğun yolun karşısına geçmesi ya da yolun tavuğun ayakları altında yer değiştirmesi, tümüyle sizin gösterdiginiz referansa bağlıdır.

Bıll Clınton
Anayasa üzerine yemin ederim ki bu tavukla aramda hiç bir şey geçmemiştir.

George W.Bush
Tavuğun bu yolda BM kararlarına rağmen cezalandırılmadan karşıdan karşıya geçmesi, demokrasiye, özgürlüge ve adalete kafa tutmaktır. Bu durum, yolu bizim çoktan bombalamış olmamız gerektiğini göstermektedir.

Süleyman Demirel
Tavuk geçmişse geçmiş, geçmemişse geçmemiştir.

Tansu Çiller
Bu memleket için karşıdan karşıya geçen tavuk da bizimdir, üstünden geçen traktör de bizimdir.

Bülent Arınç
Tavuğun karşıdan karşıya geçmesi çok manidardır.

R.Tayyip Erdoğan
Ben tavuklu sandviç de satmıştım.Biz karşıdan karşıya geçmesini tavuktan öğrenecek değiliz

Abdullah Gül
Hayır, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karşıdan karşıya geçtiyse hükümet gereğini yapar.

İ.Melih Gökçek
Biz ağaçları kesip yol yapmasaydık, tavuk nah karşıya geçerdi..

11 Ağustos 2013

Amerikalılar ve İspanyollar

İspanyollar: " Burası A-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece güneye çevirin. Şu anda 25 deniz mili uzaklıktasınız ve tam üzerimize doğru gelmektesiniz."
Amerikalılar: "Asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin."
İspanyollar: " Negatif ! Tekrarlıyoruz. Rotanızı 15 derece güneye çevirin."
Amerikalılar: " Sizinle ABD gemisinin kaptanı konuşuyor. Kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin."
İspanyollar: "Öneriniz mümkün görülmedi. Bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı 15 derece güneye çevirin."
Amerikalılar: " (Artık sesini yükselterek) Sizinle ABD Deniz filosunun büyüklükte ikinci uçak gemisi USS Lincoln'un Kaptanı Richard James Howard konuşuyor. Beraberimizde iki kruvazör, avcı uçakları, dört denizaltı var. Ayrıca bizi hücumbotlar destekliyor. Size TAVSİYE etmiyorum, EMREDİYORUM! Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için tedbir alacağız. Derhal rotamızdan çekilin gidin.
İspanyollar: "Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konuşuyor. Burada iki kişiyiz. Beraberimizde bir köpek , akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de kanaryamız var. Kanarya şu anda uyuyor. Ayrıca bizi radyo istasyonu Cadena Dial La Coruna destekliyor. Şu anda İspanya'nın Finisterra Galicia kıyısında ve A-853 numaralı Deniz fenerinde olduğumuzu göz önünde bulundurarak, buradan hiçbir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyelim. Deniz fenerimizin İspanya'daki deniz fenerleri arasında büyüklük açısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiçbir fikrimiz yok. Kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş b..tan geminizin emniyeti için istetiğiniz b..tan tedbiri alabilirsiniz. Ama yine de ısrarla tavsiye ediyoruz. Rotanızı 15 derece güneye çevirin."
Amerikalılar: "Tamam, anlaşıldı. Teşekkürler..."
 
Deniz fenerine dümdüz ilerleyen savaş gemisinin komutanı gibi bazen hayatta ön yargılarımız, kibrimiz, sisler gibi dar görüş açımız doğru kararlar almamızı engeller. Sonuna kadar deniz fenerine ilerleyen savaş gemisi gibi kafanızın dikine gitmek dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Hayatta bazen en doğru karar geç olmadan rotayı değiştirmektir.😉
 

08 Mayıs 2013

Demirel'e Ülkenin Durumu Hakkında Ne Düşündüğü Sorulmuş...

Demirel de soruyu yönelten kişiye:
- "Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun" demiş.
Demirel'in anlattığı fıkra şu:
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı
varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna
güzel bir koku gelmiş.Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini
bekleyen nefis bir ördek var...Karakuşi Kadı, fırıncıya:
- 'Ben bunu aldım' demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen
ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:
- 'Hani bizim ördek?' Fırıncı boynunu büküp:
-  'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya
giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya
başlamış...  Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...
Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki
tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu
düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can
havliyle kaçan
fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da
kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler
hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı'nın karşısına çıkarmışlar. Kadı
sırayla sormuş...
Ördeğin sahibi,
- 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye
şikáyet etmiş. Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
- 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?' Fırıncı
- 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini
 açmış:
- 'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O
halde ördeğin uçması suç değil' diyerek, fırıncının ördek işinden
beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa  sormuş.
Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
- 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü
çıkarıla... Davacı:
- 'Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?' diye sorunca Karakuşi Kadı,
- 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun
tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen
vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş. Çocuğunu düşüren
kadının kocasına da Karakuşi
Kadı:
- 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk
koyacak.'  Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı
bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:
- 'Senin şikáyetin nedir bre?'…Yahudi bir süre düsündükten sonra
ellerini açmış,
 - 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !'
 
Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa
dönerek, kıssadan hisse:

- Ananı "öpen" kadı ise, kimi kime şikáyet
edeceksin?..  Bugün ülkedeki durum bu! Agnadın mı?

11 Mart 2013

Bildirir


George, evinin çevresinde hırsızları farkeder ve hemen polisi arayarak durumu bildirir. Polis ona hırsızların evin icinde olup olmadığını sorar. George 'Hayır.' der. Bunun üzerine polis 'Şu anda tüm birimler meşgul. Kapınızı kilitleyin. Memurlardan biri müsait olduğunda yanınıza gelecektir.' der.

George 'Tamam.' der. Telefonu kapatır ve 30'a kadar sayar. Ardından tekrar polisi arar ve der ki 'Merhaba, birkaç saniye önce bahçe kulübemde hırsızlar olduğunu bildirmek için aramıştım. Bu konu hakkında daha fazla endişelenmenize gerek kalmadı çünkü az önce hepsini vurdum.' ve telefonu kapar.

Beş dakika içerisinde, altı polis arabası, bir SWAT Ekibi, bir helikopter, iki itfaiye aracı, bir paramedik ve bir ambulans Phillips'lerin evindeydi ve hırsızlar suçüstü yakalanmışlardı.

Polislerden biri George'a, 'Yanılmıyorsam onları vurduğunu söylemiştin!' der.

George ise şöyle yanıtlar; 'Yanılmıyorsam tüm birimlerin meşgul olduğunu söylemiştiniz!

Küvet

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:

Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl
belirliyorsunuz?
Doktor:
…Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey
veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl
boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?…
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova
kaşık ve fincandan büyük.
Doktor cvp verir :
Ulan gerizekalı Normal bir insan küvetin tıpasını çeker