24 Ekim 2022
Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkı Türk Milletidir. Türk milleti demek Türk dili demektir. Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir.
Behçet Kemal Çağlar - Her Yerdesin, Nerdesin?
Çekicime ilk değen taşların içindesin.
Başarısız kimsesiz, gizlice ağladım mı
Ağzıma tuzu değen yaşların içindesin.
Uzaktan her kımıltı senden bir haber bana,
Arkası bana dönük başların içindesin.
Çiçeğimi ansızın meyva yapan yazların,
Dallarımı koparan kışların içindesin.
Canımda çınlar sesin; her yerdesin, nerdesin?
Gündüz gece yaptığım işlerin içindesin.
Rüyama başkası da giriyor zaman zaman,
Sen uyanık gördüğüm düşlerin içindesin..
16 Ekim 2022
Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.
Kutsal bildik madeni, emek verdik okuduk.
Hep dik durur başımız, madenci derler bize.
Öyle gururlu meslek, korku nedir bilmeyiz.
Helâl yenir aşımız, madenci derler bize
Manyezit, bor, kalsedon, mermer, agat, hematit.
Kömür, kuvars, turmalin, gümüş, kalker, apatit.
Altın, opal, diaspor, perlit, pomza, pegmatit.
Değerlidir taşımız, madenci derler bize.
Baretler başımızda, karotları sayarız.
Botumuzu giyince, her ortama uyarız.
Ocaklarda çalışır, biz madenden doyarız.
Asırlıktır yaşımız, madenci derler bize.
Serdar Atabay
30 Eylül 2022
Şafak - Sevgi Soysal
'Benim için bir tecrübeydi. Yazıyorum, bundan da memnunum. Çok şey gördüm. Bize adi ya da siyasi mahkum muamelesi yapılmadı. Bize savaş tutsağı muamelesi yapıldı. Ve bu bize zaman zaman söylendi de... Yani devlet düşmanı olmakla suçlandık. Hala hayatta olduğumuza sevinmeliydik. Ya da bize yiyecek bir şeyler verdiklerinde...İnsan muamelesi gördüğümüz için dua etmeliydik. İkincisi asker gibi davranmak zorundaydık. Ve bu bir sivil olarak biz kadınlar için dayanılmaz bir durumdu.''
Gürültüyle kırılıyor kapı ve evin erkekleri, sürgün Oya ile birlikte çıkarılıyorlar dışarı. Emniyete götürülüyorlar... Belirsizliğe...
29 Eylül 2022
Saadet - Attilâ İlhan
geldin mi şehrimize buğday benizli sonbahar
gökyüzü yine bulutlar bağlamış
deniz ürperiyor içini çektikçe rüzgâr
tarz-ı nevin yola çıkmış beşiktaş iskelesinden
akıntı ters geliyor
mavi sisler içerisinde üsküdar
istanbul yakasında minareler kalem gibi yükseliyor
ikimiz denize karşı yan yana oturmuşuz
ve plakta eski bir meyhane şarkısı
hıçkırıklı bir ses şikâyetçi sevgilisinden
garson değiştir şunu kardeşim yok mu bir başkası
biz ümitle dolu bir şarkı istiyoruz
aldı bizi götürdü sonbahar havası
gözlerin senin bademsi gözlerin
gökte beyaz zambak gibi martılar
ve deniz boylu boyunca mavi
görebildiğin kadar
biz insanız insanlara saadet lazım
ve bir eylül akşamı
yıldızların zenginliği titretirken insanı
yaseminler gibi açılması hayatımızın
ve bir yürek dünya örsünde dövülmüş
ve bir dünya ışıklar içinde
çoluk çocuk sokaklara dökülmüş
işte ninni gibi bir yağmur çiseliyor
istanbul şehri minareler bulutlar içinde
neden böyle mahzun kızkulesi
tarz-ı nevin yolda akıntı ters geliyor
nasıl da kaybolmuşuz sonbahar içinde
cehennem olup gitsin o bîvefa sevgilisi
garson değiştir şunu kardeşim
allah aşkına yete
yağmurla birlikte yağdı saadet için ölenler
fırtına gözleriyle bulut bulut indiler
göğüsleri kalbur gibi delik deşik
delirmiş delirecekti kalbimiz
canımıza yetmişti beklemek
onlar konuştu biz dinledik
– saadet var olmanın büyük sebebi
saadet asırlarca bitmeyen hasretimiz
o size gelmezse siz ona gideceksiniz
mademki bir eylül akşamı yaseminler gibi
ve mademki tek dünya
tek yürek













