22 Nisan 2021

22 Nisan Dünya Günü

ANJELIKA AKBAR RÖPORTAJI - Fikrisinema 

Dünyanın Sesi - Anjelika Akbar 

Milyonlarca yıldır iç içeyiz, Topraklarım, sularım ve meyvelerimle, Güneş ışığı ve yıldızların pırıltısıyla, Uzanıyor size ellerim, İyi yürekli bir anneyim, Doğururum yeni nesiller sizlere, Beslerim, büyütürüm, gözetirim sizleri, Böyle oldu, böyle olacaktır daima, Şevkat ve sevgi doluyum, Ancak zehirliyorsunuz sularımı, Bozuyorsunuz meyvelerimi. Alt üst ettiğiniz topraklarım yaralı. Kazılmış yüreğim titriyor depremlerle Sularım gözyaşlarımdan taşıyor sellerle Üzüyorsunuz beni ama oralı değilsiniz. Oysa canlıyım ben! Taşlarım, otlarım ve hayvanlarımla Canlıyım ben! Göllerim, çöllerim ve dağlarımla Canlıyım ben! Duyun hıçkırıklarımı. Savaşların ürkütücü sesleri arasında Duyun benim barışcıl sesimi! .......daima korur sevgi, .......daima güzelleştirir sevgi, sevgidir sonsuzluğun kapılarını aralayan, Hepiniz birsiniz! Hepiniz benim evlatlarımsınız! Sizde canlı ve sevgi dolu olmaya çalışın, Yoksa yok edersiniz kendinizi. Ve ben, anneniz bile kurtaramam sizi, Böyle güçsüz ve sevgisiz bıraktığınız süre ve beni, Doğanın sesidir sevgi Dinleyin sesimi, hissedin sevgimi, Bir olun benimle! O zaman kurtuluruz hep birlikte, Sevgili evlatlarım, Kucaklarım gökkuşaklarımla sizleri!

 

21 Nisan 2021

Kemal Tahir Seçme sözler

 1962 KELLECİ MEMET.jpg

Siz benim geçmişi aradığımı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz, ben sizin geleceğinizi aramaktayım.

Değişmez kabul ettiğin gerçeklerin yanında, karşısında, önünde, arkasında başka gerçeklerinde olabileceğini hiçbir zaman unutma!

Gerçek kendisini zor teslim eder, çünkü canlıdır, değişkendir. Canlı ve değişken olduğu için de bir kere teslim alınınca, sürgit elimizde kalmaz. Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur. Bu savaşın zaferi ancak sürekliliğindedir.

Her sabah açtığın gazete ya da okuduğun bir kitap sayfasında rastladığın bir gerçek, seni o güne kadar bütün öğrendiklerini unutmaya, alfabeye yeniden başlamaya zorluyor ve sen buna razı olamıyorsan, entelektüel değilsin, aydın değilsin hatta namuslu bir okur-yazar bile değilsin.

 Sanatta önemli olan, bir kelimenin şöyle veya böyle söylenmesi değil, neyi anlatmakta oluşudur. Biz, insanlarımızın hangi seslerle konuştuğunu değil, neler söylemek istediklerini, dünyayı nasıl gördüklerini merak etmeliyiz.

Batılı insanla doğulu insanın dış benzerlikten başka hiçbir benzerliği yoktur, birisi kuşsa birisi balıktır.

Gerçekten uzak düştüğümüzü, gerçek olaylar bile bize anlatamıyorlarsa, rezilliğimizi hiçbir kuvvet, hiçbir palavra örtbas edemez.

Atom gücü, süper devletleri, dünyanın efendisi yapacak yerde, kendi icat ettikleri zincirlerle kendi kollarını bağlayan avanak maymunlara çevirmiştir.

Sanatçının politika yapması, iyi sanat yapmasıyla mümkündür.

Neyi niçin aradığını önceden bilemiyorsan, hiçbir yerde, hiçbir şeyi bulamazsın. Yanıldığının ispatını bile..

Tarihten kaçmak, namustan, doğruluktan, bilgiden kaçmaktır.

 

Sanat, bir küçücük kaytarmacı, devşirme bunaltı ilacı, gönül eğlencesi, çocuk oyuncağı değildir.

Büyük bir tarihi olmayan, böyle büyük bir tarihe dayanmayan toplumlar, hiç bir şart altında, bir büyük milli edebiyat-sanat yaratamazlar, böyle büyük bir edebiyat ve sanat yaratamadıkça da dünya edebiyat ve sanatının vardığı çizgiye katiyen ulaşamazlar.

Şairlerini gerçekten seven, onlara gerçekten saygı duyan bir toplumun, hele bu toplumu idare eden, bu toplumda etkisi bulunduğu bilinen güçlerin ödevi, şairlerinin kusurlarına bakmamaktır.

Yığını anlamak insanı anlamak değildir. İnsanı anlamayınca yığını anlıyorum sanmak, kendini aldatmaktır.

Sanata en büyük sahtecilik, milli kalıplara yabancı özler doldurmakla olur.

Hiçbir sanat eseri yüzde yüz yerli olmadan büyük olamaz Yerli olmanın şartı, biçimde olduğu kadar özde de yerlileşmektir.

Yabancı olan her şeyden, ancak, onu, milli kültürümüzle aşabildiğimiz takdirde yararlanabiliriz.

Bilimde, fende, kısacası bütün insan yaratıcılığının ürünlerinde olduğu gibi, bütün batı sanat eserlerinin yaratılmasında, yeniden anlamlandırılmasında, bütün insanlık gibi, bizim de, Türk insanının da gerçek alın terimiz, gerçek payımız vardır. Bu paya ancak, onları kendi milli kültürümüzle aşarak sahip çıkabiliriz.

Akla esen her kelimeyi teklif ederek bir dilin zenginleşeceği inancı, dil bilgisi diye bir ilim kolunun var olduğunu inkar etmekle birdir.

Bir milletin entelektüel özellikleri yüksek bir seviyeye ulaşamaz, dil ruhtan mahrum olursa orada büyük bir nesir doğamaz.

Şiir gerçek mahiyette müzikten ayrılamaz.

Düşüncenin hür olması ve ilerlemesi için nesrin gelişmesi gerektir.

Milletin dili ruhudur, ruhu da dili…

Düşünceyi ve ruhu ancak gerçek sanatçı dile getirir.

Dil ve hayat ayrılmaz kavramlardır.

Kültürle dil birbirlerinden ayrılmazlar. İkisi bir arada gelişirler. Dilde üstünlük yaratamayan bir milletin düşünceleri de kapalı, dar ve sınırlı kalır.

Bugün içinde debelendiğimiz ekonomik-sosyal zorluklarımızın kaynağı, Ondokuzuncu yüzyıl başından bu yana batılı sömürücü (emperyalist) güçlerin, kendi çıkarlarına göre bizi batılılaşmaya zorlamalarından ve  bizim bu zorlamaya bilir bilmez koşulmuş olmamızdandır.

Kimseye kitap tavsiye etmem. Eğer tavsiye ettiğim kitaba layıksa onu araya araya kendisi bulur. Layık değilse hediye etsem okumaz, hatırım için okusa da anlamaz.

Sevmek de yanlış bir hareket olur, icap etmeyen yerde kullanırsak.

Dünyada, bir Türk minyatüründeki dünyadan daha tuhaf, daha bahtiyar ve daha lezzetli bir dünya olamaz.

Bildiğimiz kadar yaşarız.

İki çeşit insanla konuşmağa doyulmaz. Ya hakikaten basit, yahut da, hakikaten alim olmalı.

Dünyayı düzeltmek kabildir. Buna inanmak için “adam sen de bana ne” demekten başka bir söz aramak kafi.

Sevimli adam, sözlerimizi dikkatle dinleyen midir, yoksa söylediklerimizle kulak asmadan bize hak veren mi, henüz anlayamadım.

Tarihi hiç bir kabadayı yenememiştir.

"Benim inanmadığım bir dine inananları kafir saymanın rahatlığı beni de kendi dinimi sorgulamaya götürdü." Mark Twain

 https://media.salon.com/2014/11/mark_twain4.jpg

Pek çok insan Pazarları bir saatliğine kilisede oturmaya bile katlanamıyor. Sonsuza dek buna çok benzeyen bir yerde nasıl yaşasınlar?

İnsan tek dine inanan hayvandır. Cennete giden yolu kolaylaştırmak için dünyayı bir cehenneme çevirdi.

Gelişmiş toplumlar dindar oldukları için değil dine rağmen gelişmiştir.

İncil öyle dediği için yüzyıllarca cadı avcılığı yapıldı. Ölen cadıların kanlarıyla hıristiyan dünyası temizlendi, kilise de bunu teşvik etti. Daha sonra birden bire cadı diye birşeyin hiç varolmadığı ve varolamayacağı anlaşıldı. İnsan bu duruma gülse mi ağlasa mı bilemiyor.

 

Burçlara Göre Beslenme


KOÇ: Genelde kilo alma problemleri olmaz, dönemsel olarak kilo alsalar bile kısa zamanda verirler. Kilolarını dengede tutabilmek için düzenli yemek yemelileri, acele yemek yemeleri kilo dengelerini etkileyen bir diğer faktördür. C vitamini dengesini korumaları gerekir, C vitamini çabuk absorbe edilen ve vücuttan kolay atılan bir vitamindir. Kuşburnu, greyfurt, ananas, portakal, elma ve yeşil sebzeler, potasyum ve fosfat içeren besinler tüketmeliler. Ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durmalılar.

BOĞA: İştahlı bir yapıya sahip olması kilo problemi ve yağlanma yaşamasına sebep olur. Ayrıca vücutları su tutar. Boğa'nın gerekli tuzu sodyum sülfattır. Bu, vücuttaki su miktarını dengede tutar. Dikkat etmeleri gereken bir diğer konuda tiroit salgılarıdır. Sağlık kontrollerinde buna baktırmaları yararlı olacaktır. Ispanak, deniz ürünleri, badem, üzüm, mısır, bamya, ananas tüketmeliler. Patates cipsleri, tuzlu fıstık-fındık gibi çerezler vücutlarındaki E vitamini eksiltir ve yok eder. Bu tip besinler klorlu maddelerle kaplanarak hazırlanır.

İKİZLER: Sağlıklı bir yaşam için uykularına çok önem vermeliler. Vücudunuz için gerekli madde potasyum klorürdür. Bu kanın sulanmasını sağlar ve pıhtılaşmayı önler. Bu madde en çok kereviz, yeşil fasulye, havuç ve portakalda bulunur. En büyük avantajları sindirim sistemlerinin çok iyi çalışmasıdır. Ayrıca hareketli yapılarından dolayı da kolay kolay kilo problemi yaşamazlar. Yoğurt, ceviz, badem, brokoli, kırmızı et, yumurta sarısı, balık, süt tüketmelidirler. Mayalı yiyeceklerden ve sakatatlardan uzak durmalılar.

YENGEÇ: Yengeç burcunun yöneticisi Ay’dır. Haritalarında Ay açıları bozuk olan kişilerin mideleri ile ilgili problemleri olabilir. Özellikle üzüntülü oldukları dönemde fazla yemek yeme eğilimi gösterirler. Kilo problemini en çok yaşayan burçların başında gelir. Su içmekten hoşlanmayan yengeçlerin bol bol sıvı tüketmeleri, vücutlarındaki sıvı dengesine dikkat etmeleri gereklidir. Mutlaka düzenli olarak spor yapmalılar, vücutlarının kalsiyum florür ihtiyacı vardır. Salatalık, roka, yumurta sarısı ve çavdarları besinleri bu amaçla tüketebilirler. Kızartmalardan uzak durmalılar.

ASLAN: Vücutları için gerekli madde magnezyum fosfattır, bu madde kemikler ve sinir sistemleri için gereklidir. Kalsiyumun vücuttaki dengesini sağlar. Çavdar, kereviz, elma, incir, şeftali ve limon suyu, muz, balık tüketmeliler. Açık havada sporlarını tercih etmeliler. Yumurta beyazı ve çerezlerden uzak durmalılar.

BAŞAK: Sizin burcunuz, genel sağlığı bağırsakları ve karın kısmını temsil eder. Sinirlendiğiniz anda bağırsak ve sindirim problemleri yaşayabilirsiniz. Bağırsaklarınızı yoran ağır yiyeceklerden kaçınmalısınız. beslenme konusunda da her konuda olduğu gibi sistemli davranın ve öğün atlamadan aynı saatlerde yemek yiyin. Spor yaptığınız sürece kilo problemini kolay kolay yaşamazsınız. Vücudunuz için gerekli madde potasyum sülfattır. Yemeklerinizde kaya tuzu kullanmalısınız. Peynir, zeytin, limon, yağsız yoğurt, süt ürünleri, esmer pirinç, dana eti sofranızdan eksik etmemeniz gereken besinler. Aşırı baharatlı, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak durmalısınız. Aksi halde yağlanacak ilk bölge göbeğinizdir.

TERAZİ: Terazi insanlarının metobolizması yavaş çalışır. Baharatlı, soslu, şekerli gıdalara olan düşkünlüğü fazla kilolara sebep olabilir. Sinirlendikleri anda mideleri kazınmaya başlar. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmaları şarttır. Vücutlarında asit alkali dengesini korumak için tuzu iyi ayarlamalılar. Sodyum fosfat içeren besinler tüketmeliler. Zararlı maddelerin vücuttan atılmasında önemli rol oynar. Şeker ve karbonhidrat içeren besinlerden uzak durmalılar. (Baklagiller, soğan, et, kestane, havuç, tereyağı, sarımsak)

AKREP: Akrep burçları Zodyak’ın gurmeleridir. Kilo problemi ile orta yaştan itibaren karşılaşırlar. Gençlik dönemlerinde de düzensiz yemek saatleri kilo alımına sebep olabilir. Yemek saatleri düzenli olmalı ve öğün atlamamalılar. Vitamin ve mineral dengelerini korumalı siyah üzüm, kayısı, portakal, erik, biber, maydanoz, balık ve lifli sebzeleri sofralarından eksik etmemeliler.

YAY: Burcunuz, kalçalar bacak üstleri ve karaciğeri temsil eder. İyi yemek yapar ve iştahla yersiniz, dolayısıyla da kaslarınızda yağlanma meydana gelir. Özellikle kalça ve baldırlarda sorunlar yaşarsınız. Ağır baharatlı, salçalı yemeklerden, tatlılardan uzak durmalısınız. Taze meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketin, B vitamini yönünden zengin, yağsız dana eti, karaciğer ve tahıllı ekmek tüketiniz. Tuz dengesini de korumalısınız.

OĞLAK: Burcunuz, iskeleti dizleri kulak ve deriyi temsil eder. İskeletiniz kemik yapınız oldukça güzeldir. Kilo problemini en az yaşayan burçlardan biridir. Vücudunuzun gerekli maddesi Kalsiyum fosfattır. Lahana, kereviz, yağsız dana eti, inek sütü, peynir, buğday ve incir tüketmeniz gereken besinlerdir. Aşırı tuz ve şekere dikkat etmelisiniz.

KOVA: Burcunuz el ayak bilekleri baldırlar ve dokuları temsil eder. Egzersiz ve spor kilonuzu dengede tutabilmek sağlıklı kalabilmek için çok önemlidir. Vücudunuz için gerekli madde sodyum klorür yani bildiğimiz sofra tuzudur. Yemeklerinizde öğütülmüş kaya tuzu kullanmalısınız. Bu tuz dokulardaki suyun miktarını ayarlar. Turp, ıspanak, semizotu, lahana, marul, mercimek, elma, şeftali sofranızdan eksik etmemeniz gereken besinlerdir. Yaşam boyu kalsiyum magnezyum fosfor ve potasyum alımına dikkat edilmelidir.

BALIK: Burcunuz ayakları temsil eder. Güzel yemek yemekten hoşlanırsınız. Su tutan bir bünyeye sahipsiniz. Sinir sisteminiz çok hassastır ve yaşadığınız ruhsal dalgalanmalar bünyenize yansır. Vücudunuzun demir, biotin ve fosfora ihtiyacı vardır. Yiyeceklerinize dikkat etmelisiniz, dengeli ve yeterli beslenmeniz kilo problemine karşı en iyi önlemdir. Metabolizmanız hızla kilo verir ve geri alır. Bunun sebebi vücudunuzda oluşan ödemlerdir. Bol su içmeli ve tuz dengesini yaşam boyunca ayarlamalısınız. Peynir ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, badem, ciğer, baklagiller sofranızdan eksik etmemeniz gereken besinlerdir. Yağlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak durmalısınız.

 Göklerin kutsal ışıkları daima yaşamınızı aydınlatsın. Yıldızınız, şansınız bol olsun.

Şenay Yangel   Dr. Astrolog


20 Nisan 2021

Paul Celan - Sesler

Sesler

Sesler, su yüzeyinin
yeşiline kazınmış.
Yalıçapkını çıkınca ortaya,
saniyelerin vızıldar:

Ne varsa senden yana olan
kıyılardan her birinde,
biçilip
bir başka resimden yansır.

*

Sesler, dikenli yoldan yansıyan:

Ellerinin üstünde gel bize.
Lambayla yalnız kalan,
yalnızca elinden bir şeyler okuyabilir.

*

Sesler, geceyle sarmaş dolaş,
çanı astığın salkımlar gibi.

Bir kubbe ol, ey dünya:
Sürüklendiğinde buraya ölü istiridye,
çanlar burada çalacak.

*

Sesler, duyunca yüreğin
yine annenin yüreğine kaçmakta.
Yaşlı ağaçlarla genç ağaçların
yaş halkalarını durmaksızın değiştikleri
darağacından gelen sesler.

*

Sesler, kupkuru, çakıl taşları gibi,
kürek çekmekte sanki bir sonsuzluk,
(biraz yürek–)
yapışkan bir sızıntı peşinde.

İçlerine mürettebatı benim yerleştirdiğim
gemileri burada denize indir, çocuğum:

Hortum geminin ortasında tozuttuğunda,
perçin çivileri de birbirlerine kavuşur.

*
Yakup’un sesi:

Gözyaşları.
Kardeş gözündeki yaşlar.
Biri takılıp kaldı yerinde, büyüdü.
Bizler onun içinde yaşamaktayız.
Soluk al ki,
kurtulsun.

*

Nuh’un gemisinin içindeki sesler:

Yalnızca
ağızlar,
güvende olanlar. Sizler
batmakta olanlar, duyun
bizleri de.

*

Ses
değil artık – geç saatlere ait
bir gürültü yalnızca, zamana yabancı, senin
düşüncelerine armağan edilmiş, sonunda
burada uyanmış: Bir
meyve yaprağı, göz büyüklüğünde, derinlere
çizilmiş; hep reçine dökmekte,
kabuk bağlamayı
istemiyor.

Çeviri: Ahmet Cemal
From: Ellerin Zamanlarla Dolu (2015, Istanbul)
© Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
 
 
Language: german

Stimmen

Stimmen, ins Grün
der Wasserfläche geritzt.
Wenn der Eisvogel taucht,
sirrt die Sekunde:

Was zu dir stand
an jedem der Ufer,
es tritt
gemäht in ein anderes Bild.

*

Stimmen vom Nesselweg her:

Komm auf den Händen zu uns.
Wer mit der Lampe allein ist,
hat nur die Hand, draus zu lesen.

*

Stimmen, nachtdurchwachsen, Stränge,
an die du die Glocke hängst.

Wölbe dich, Welt:
Wenn die Totenmuschel heranschwimmt,
will es hier läuten.

*
Stimmen, vor denen dein Herz
ins Herz deiner Mutter zurückweicht.
Stimmen vom Galgenbaum her,
wo Spätholz und Frühholz die Ringe
tauschen und tauschen.

*

Stimmen, kehlig, im Grus,
darin auch Unendliches schaufelt,
(herz-)
schleimiges Rinnsal.

Setz hier die Boote aus, Kind,
die ich bemannte:

Wenn mittschiffs die Bö sich ins Recht setzt,
treten die Klammern zusammen.

*

Jakobsstimme:

Die Tränen.
Die Tränen im Bruderaug.
Eine blieb hängen, wuchs.
Wir wohnen darin.
Atme, daß
sie sich löse.

*

Stimmen im Innern der Arche:

Es sind
nur die Münder
geborgen. Ihr
Sinkenden, hört
auch uns.

*

Keine
Stimme
– ein
Spätgeräusch, stundenfremd, deinen
Gedanken geschenkt, hier, endlich
herbeigewacht: ein
Fruchtblatt, augengroß, tief
geritzt; es
harzt, will nicht
vernarben.

© 1959 S. Fischer Verlag Frankfurt am Main
From: Sprachgitter
Frankfurt am Main: Fischer , 1959
Audio production: NDR 1965, 1967