24 Ocak 2016

Orhan Veli - İçinde

Denizlerimiz var, güneş içinde;
Ağaçlarımız var, yaprak içinde;
Sabah akşam gider gider geliriz,
Denizlerimizle ağaçlarımız arasında,
Yokluk içinde.
 
 

Uğur Mumcu "Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar."

 
Ben Atatürkçüyüm,
ben cumhuriyetçiyim,
ben laikim,
ben anti-emperyalistim,
ben bağımsız Türkiye'den yanayım,ben özgürlükçüyüm,
ben insan hakları savunucusuyum,ben terörün karşısındayım,
ben yobazların,vurguncuların,hırsızların,çıkarcıların düşmanıyım!
Öyleyse vurun,parçalayın!
Her parçamdan benim gibiler,beni aşacaklar çıkacaktır.





Ustaca Sevmek - Don Miguel Ruiz

Sevgi, yaşamın tam göbeğinde yer alan ama ustaca yaşamaktan çok uzak olduğumuz bir olgu.
Zihnimizi yüreğimizi sevgi kadar kurcalayan pek az şey var.
Düşlerimiz sevgi, sevgiye duyulan özlem, yokluğunun acısıyla dolu. Zamanımız, dinmek bilmeyen sevgi arayışı, bu yolda yaşadığımız düş kırıklıklarıyla tükeniyor. Nasıl oluyor da yeri varlığımızın merkezi olan sevgiye böylesine yabancılaşıyoruz?
Ne zaman, neyle başlıyor yabancılaşmamız?
Yaşam gücümüzü içimizde acımasız bir parazit gibi emen şey ne?
Hangi korkular karardıkça karararak ışığı örten gölgelere dönüşüyor?
Enerjimizi saçılıp savrulmaktan alıp sevgiye nasıl odaklayabilir, huzursuz arayışlar yerine nasıl doyumlu bir yaşam sürdürebiliriz?
Ustaca Sevmek, sevgi, yaşam, öz benliklerimiz, kendimize yabancılaşma gibi temel konularda kaleme alınmış bir bilgelik kitabı. Derinliğini yaşamın kendisinden alan herşey gibi son derece yalın, etkiyeyici, sarsıcı bir bakış!
 
*  

‎
"Duygusal yaraları iyileştirmenin yegane yolu bağışlamaktan geçer. Zihninizde affedilmez bile olsa sizi yaralayanı bağışlamalısınız. Hak ettiği için değil, siz acı çekmek, size yapılanı her hatırlayışınızda kendinizi bir kez daha yaralamak istemediğiniz için bağışlayacaksınız. Başkaları size ne yapmış olursa olsun, kendinizi sürekli hastalıklı hissetmek istemediğiniz için affedeceksiniz. Kendinize karşı beslediğiniz şefkatten ötürü bağışlayacaksınız. Yaralarımızı bir kez temizlediğimizde iyileşme sürecini hızlandıracak güçlü bir ilacı kullanmaya başlayacağız. Bu ilaç sevgidir. Koşulsuz sevgiden başka ilaç yoktur."
 Don Miguel Ruiz

22 Ocak 2016

Mevlana - Beri Gel

Beri gel, daha beri, daha beri. Bu yol vuruculuk nereye dek böyle? Bu hır gür, bu savaş nereye dek? Sen bensin işte, ben senim işte. 
 
Ne diye bu direnme böyle, ne diye? Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye? Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek, ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye? 
 
 Zengin yoksulu hor görür, ne diye? Sağ soluna yan bakar, ne diye? İkisi de senin elin, ikiside, peki, kutlu ne, kutsuz ne? 
 
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek. başımız da tek, aklımız da tek. Ne diye iki görür olup kalmışız iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye? 
 
Sen habire gevele dur bakalım, habire 'usul boylu birlik çam ağacı' de, sonu nereye varır bunun, nereye?
 
Şu beş duyudan, altı yönden varını yoğunu birliğe çek, birliğe. Kendine gel, benlikten çık, uzak dur, insanlara karıl, insanlara, insanlarla bir ol. İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz. Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane. 
 
Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini. Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini. Tertemiz can canlığını işler, canlığını. Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini. 
 
Ama sen canı da bir bil, bedeni de, yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine, hani bademler gibi, bademler gibi. Ama hepsindeki yağ bir. 
 
Dünyada nice diller var, nice diller, ama hepsin de anlam bir. Sen kapları, testileri hele bir kır, sular nasıl bir yol tutar, gider. Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak, can nasıl koşar, bunu canlara iletir.


Gülümse

Anneannemle dedem neredeyse yarım yüzyıldır evlilerdi. İlk karşılaştıkları andan beri kendi oluşturdukları bir oyunu oynuyorlardı. Birbirlerinin bulması için sürpriz bir yere "Gülümse" kelimesini yazıp bırakırlardı. 
 
Evin içinde bu kelimeyi yazıp sırayla bir yere bırakırlar, kelimenin nerede olduğunu bulan hemen kendisi de yeni bir gülümse yazıp başka bir yere saklardı. 
 
Bir sonraki yemeği kim hazırlarsa "Gülümse" kelimesini una ve şekere bulayıp bekletirdi. 
 
Anneannemin tadına doyulmaz muhallebilerini yediğimiz verandaya bakan pencerede de bu kelime yazılıydı. 
 
Banyodaki aynanın buharlı yüzeyine "Gülümse" yazmışlardı. Böylece her banyodan sonra aynada "Gülümse" beliriveriyordu. 
 
Ayakkabılarının içinden, yastıkların altından, araba koltuğu üzerinden, dolapların içinden kısaca hangi taşı kaldırsanız altından "Gülümse" çıkıyordu. 
 
Bu gizemli kelime herhangi bir mobilya kadar evlerinin bir parçası olmuştu. Anneannemle dedemin oynadığı bu oyunu takdir etmem yıllarımı aldı. 
 
Şüphecilik gerçek sevgiye (saf ve uzun süreli) inanmamı engelliyordu. Öte yandan büyükannemle dedemin ilişkisi beni hiç şüpheye düşürmemişti. 
 
Sevgiyi günlük hayatlarına taşımışlardı. Bu oynadıkları oyun flört etmenin ötesinde birşeydi, yaşam tarzları olmuştu. 
 
Anneannemle dedem her fırsatta birbirlerinin ellerini tutarlar, mutfakta bile bir anı çalıp birbirlerine küçük bir öpücük kondururlardı. 
 
Anneannem bana dedemin ne kadar tatlı olduğunu ve gittikçe yakışıklılaştığını söylerdi. 
 
Daha sonraları yaşantılarına birdenbire kara bulutlar çöktü, anneannem meme kanseri olmuştu. 
 
Hastalık ilk olarak bundan on yıl önce ortaya çıkmıştı. Dedem her zaman olduğu gibi karısının yanından hiç ayrılmadı. 
 
Odadan dışarıya çıkamayacak kadar hasta olduğunda gün ışığını daha iyi hissedebilmesi için odanın rengini sarıya boyattılar. 
 
Daha sonra kanser atak yaptı ve anneannemi kaybettik. 
 
Anneannemin çiçeğinin üzerine de "Gülümse" yazıldı. Cenazeye gelenler yavaş yavaş azalınca dedem anneannemin başına doğru eğildi, derin bir nefes aldı ve şarkı söylemeye başladı.
 
Büyük bir vakarla ve huzurlu bir insanın gülümseyen yüzüyle Yasin okumaya başladı. Her ne kadar üzüntüyle sarsılmış olsam da bu anı unutamıyorum. 
 
Onların derin sevgisini her ne kadar geç anlamış da olsam bu sevginin güzelliğine tanık olma şansına ulaştım. 
 
G-ü-l-ü-m-s-e: Seni ne kadar sevdiğimi bilemezsin. 
 
Teşekkürler, anneanneciğim ve dedeciğim. Bunu anlamama yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim. 
 
Kalplerde yaşayanlar asla ölmezler.