13 Ocak 2023

Cengiz Bektaş ‘Onlar bilime düşmandırlar’

13 Ocakta Yenikuşak Köy Enstitüleri Derneğinin aylık toplantısında Sabahattin Eyüboğlu’nu anlatmamı istediler. Genç kuşaklar bilmeyebilir… Yinelemek gibi olsa da, kısacık özetleyeyim, Sabahattin Eyüboğlu günü ne demek:

Sağlığında, Bedri Rahmi’nin “Abi Reis” i Sabahattin Eyüboğlu’ nun evinde, her pazartesi akşamı, çağrı beklemeden toplanılırdı. Gelenler kendi “nevale” lerini getirirlerdi. Sabahattin Bey’ in eşi Magdi de bir tencere fasulye ile pilav çıkarırdı ortaya. 

Önceden belirlenmemiş bir konu üzerinde söyleşilirdi Abi Reis’ in “pazartesi” lerinde, tartışılırdı… Kimi akşamlar öyle doyurucu olurdu ki bu söyleşiler, ayrılmak zor olurdu. 

Sabahattin Eyüboğlu’nu yitirdikten sonra Magdi, her yıl “13 Ocak” da yineledi bu toplantıları. Bu toplantılarda da birimiz açış gibi bir konuşma yapardı önce. Söyleşi başlardı böylece… Sonra da kendi yolunu bulur giderdi. Gece türkülerimizle sürerdi son aşamada.

Kimler olmazdı ki o toplantılarda… Sayamadıklarım aldırmasınlar da bir kaçının adını vereyim;
Azra Erhat, Türkan Saylan, Özden Mürtezaoğlu, Mualla Eyüboğlu, Mustafa Eyüboğlu-eşi-kızı, Dağlarca, Yaşar Kemal, Vedat Günyol, Oğuz Akkan, Güngör Dilmen, Gönül- Cevat Çapan, Yelda- Erol Uras, Ali Uğur………
 Oturamazdık bile bir yerlere…
Ayakta zor sığardık, Magdi’ nin Sabahattin beyden kalan her şeyi (betikler, saydamlar…) koruduğu o küçücük yarı bodrum kata…

Magdi’ yi de yitirdik bir süre sonra. 
Türkan’ ın evinde sürdü toplantılar. 
Sonra da benim işliğimde…

Katılanlar değişirdi, çeşitlenirdi… Kimileri o gün gelemezdi, ya da yeni katılımlar olurdu.

Yenikuşak Köy Enstitüler Derneğinin İstanbul kolunun başkanlığına Pelin Bektaş geldiğinde toplantıları orada yapmağa başladık. Oraya da kimler geldi kimler konuşma yapmağa… Her ayın bir çarşambasında damlacıklar gibi toparlanıyoruz S. Eyüboğlu sevgisi çevresinde… 25 Ocak 2016

10 Ocak 2023

Neden 'gazeteciler' değil 'çalışan gazeteciler' günü?


Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Akıllara gelen soru ise neden "gazeteciler" değil de "çalışan gazeteciler" günü? İşte yanıtı...

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü basın meslek örgütleri tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanırken akıllara gelen bir soru sosyal medyada geniş yer buldu. Neden "gazeteciler" değil de "çalışan gazeteciler" günü?

NEDEN "ÇALIŞAN GAZETECİLER" GÜNÜ?

Çalışan Gazeteciler Günü ilginç bir öyküye dayanıyor. 1961 yılınında 10 Ocak günü resmi gazetede yayınlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuştu. Şimdi ''212 sayılı yasa'' olarak bilinen düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyor. 

PATRONLAR KAZAN KALDIRDI!

Ancak 212 sayılı yasanın çıktığı süreç başta ''babıali'de dokuz patron olayı'' olmak üzere türk basın tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini tetikledi. İlgili yasanın gazetecilere getirdiği haklar patronlara da bazı sorumluluklar yüklüyordu. Bunun üzerine adeta kazan kaldıran patronları 10 Ocak günü gazetelerinde okuyucularını şaşkına çeviren bir ortak bildiri yayınladılar ve ''gazetemizi üç gün kapatıyoruz'' duyurusunu yaptılar. Bildirinin altında, 9 gazete patronunun imzası vardı. Yayınlanan bildiride ise 212 sayılı yasa ile Basın İlan Kurumu'nun oluşturulmasıyla ilgili 195 sayılı yasaya yönelik tepkilerin dile getirilirken yasaların mesleki sakıncalar doğuracağı iddia edilmişti. Bidiriye imza atan 9 patronun sahibi oldukları gazeteler ise Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah'tı.

GAZETECİLER DE PATRONLARA KAZAN KALDIRDI!

Gazete sahiplerinin bu ortak tepkisi karşısında, çalışanlar da bir araya geldiler. İstanbul İazeteciler Sendikası, çalışanlara ait bir ortak bildiri yayınlayarak, kapanma kararının gazete sahipleri tarafından verildiğini, diğer çalışanların ise bu durumu tasvip etmediklerini açıkladılar. Gazeteciler aynı gün, sendika önünden başlayan sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler. ayrıca, sendikada gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, patronların üç günlük boykotu sırasında ''basın'' adlı bir gazete yayınlanmasına karar verildi.

"ÇALIŞAN GAZETECİLER" BASIN GAZETESİ'Nİ ÇIKARDILAR

Gerekli girişimlerin ardından çalışanların ortak ürünü olan ''basın gazetesi'', 11 ocak günü yayınlandı. basın gazetesi, gazete patronlarının üç günlük boykotu sırasında düzenli olarak yayın hayatını sürdürdü. Patronların boykotuna karşılık, ankara ve izmir'de de çalışanlar, gerçekleştirdikleri yürüyüşler ve yayınladıkları bildirilerle tepki gösterdiler. 

Basın Gazetesi'nin son sayısında yer alan başyazıda, basın emekçilerinin elde edilen hakların korunması amacıyla elbirliğiyle mücadele edecekleri kaydediliyordu. 14 ocak 1961'de boykot sona ererek, gazeteler yeniden yayına başladı ancak üç günde yaşanan olaylar, Türk basın tarihinde yerini aldı. Patronların boykotuna karşın 11 Ocak'tan itibaren üç gün boyunca çok zor şartlarda çalışıp "Basın Gazetesi" çıkartan gazeteciler "Çalışan Gazeteciler Günü"nün de temeli oldu.

PEKİ GAZETECİLERİN BUGÜNKÜ DURUM NE?

212 sayılı yasanın çıkması hayli çalkantılı bir sürecin ürünü olsa da 2013 yılı itibariyle gazeteciler açısından 212 sayılı yasa hala bir kazanıma dönüşmüş değil. Bugün Doğan Grubu, Doğuş Grubu, Turkuvaz Grubu gibi endüstriyel medya klübündeki grupların çalışanları arasında 212'li olanların oranı yüzde 10'un bile altında kalıyor. Gazete ve televizyon kanallarında çalışan binlerce gazetecinin ezici çoğunluğu ne 212'li ne de Basın Kartı sahibi. Sektörün yeni istihdam alanı olan internet medyası ise 212 bir yana hala herhangi bir yasal zemine bile sahip değil. Çalışan ve çalışmayan bütün gazetecilerin gününü kutluyoruz...    10-01-2014

01 Ocak 2023

Özlemini duyduğumuz günlerin başlangıcı olsun 2023.

 

Ve bırakın bugününüz, geçmişi anılarla, geleceği ise özlemle kucaklasın.
 
 Mutlu Yıllar🙏🍀🌼


22 Aralık 2022

Hepimizin NARDUGAN BAYRAMI kutlu olsun


Bolluk,bereket ve güzellikler bizimle olsun. Yıl sonu yaklaşıyor.

Türklerde çam süsleme geleneği…

Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.

Buna hayat ağacı diyorlar. 

Bu ağacı, imge olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebilirsiniz.

Türklerde güneş çok önemli. 

İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor.

Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanıyor.

İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.

Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı
NARDUGAN

(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.

Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar.

Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyuyorlar; dallarına alacalı ipler bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan…

Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlar.

Yaşlılar,büyük babalar, nineler görmeye gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyor.

Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme…Bayram, yakınlarla bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur getirirmiş.

Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş.
Araplar bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın, Türklerden
Hıristiyanlara geçtiği, bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

İsa’nın doğumu ile hiç bir ilgisi yok.

“Doğum, güneşin yeniden doğuşu”

 

Sümerolog
Muazzez İlmiye Çığ