22 Temmuz 2017

Bilim, Yapay ‘Organizmalar’ Üretmek İçin Büyük Bir Adım Daha Attı!


Disiplinler arası uzun süren çalışmalar sonucunda ulaşılmak istenen nihai hedefe doğru en büyük adım atıldı: Büyük DNA yığınlarını programlamak için yeni bir yol keşfedildi.
Hiç şüphesiz “organik” bilgisayarlar oluşturmak bilim dünyasının en büyük hedeflerinden. Söz konusu bilgisayarlar denilince aklınıza hemen kutu şeklinde kasalar ve laptoplar gelmesin. Zira bu organizmalar, programladığı işe göre hareket edip hastalıkları iyileştirebilecek. Ancak çok büyük bir engel var: İhtiyacımız olan yaşam formunu verecek kapsamlı genetik değişiklikleri yapmak oldukça zor.

Araştırmacılar genomların "geniş uzantıları"nın sentetik DNA ile yeniden yazmanın bir yolunu buldular. Geliştirilen yöntemle salmonella bakterileri yeniden programlanabildi. Nispeten basit ve tek hücreli bir organizmada yapılan deneylerle büyük başarı elde ettiler. Elde edilen programlanmış bakterilerin büyük kısmı gayet sağlıklıydı. Tamamen doğal ortamlarındaki gibi hızlı büyüyüp çeşitlenmeye bile başladılar.

Ancak araştırmanın arkasındaki genetikçiler bunu kapsamlı şekilde uygulamak için henüz çok erken olduğunu söylüyorlar. Nitekim tek hücreli canlıların programlanması, karmaşık yapıdaki canlılardan daha kolay gerçekleşiyor. AYrıca laboratuvar deneylerindeki sonuçlarla, gerçek dünya arasındaki sonuçların birbirine yakın olmaları için uzun yıllar çeşitli deneyler yapılmalıdır.

Basitçe ifade etmek gerekirse, bu keşif genetik mühendisliğinin daha kapsamlı işler yapmasını mümkün kılacak. Genetikçiler, küçük değişiklikler yapmak yerine DNA kesitlerini o kadar büyük oranda yeniden yazdırabilir ki, orijinal ile kıyaslandığında sonuç neredeyse ayırt edilemez olabilir. 

Bir dipnot: Bu keşiflerin sayesinde edinilen bilgi ve teknolojik deneyimler, yapay zeka tabanlı öğrenen makinelerle birleştiğinde, bir gün insan organizmasını bile programlamak mümkün olacak. Gün geçtikçe, kitaplarda okuduğumuz ve filmlerde izlediğimiz bilim kurgu dünyalarına daha çok yaklaşıyoruz.

 Tık   Webtekno

John Locke - Hoşgörü Üstüne Bir Mektup

Hiç kimse, kendisini ve başkalarını, hükümdara sadakat ve itaat yahut Tanrı’nın ibadetinde şefkat ve samimiyet mükellefiyeti altına sokamaz.

Siyasî yönetimin işlerini, din işlerinden kesinlikle ayırt etmeyi ve ikisi arasına âdil sınırlar koymayı bütün her şeyin üzerinde zorunlu buluyorum.

Eğer bu yapılmazsa, bir tarafta insan ruhunun çıkarlarıyla ilgilenenler, yahut en azından ilgilendiklerini iddia edenler ile, öte tarafta devleti koruyan, yahut en azından koruduklarını ileri sürenler arasında sürekli ortaya çıkacak olan ihtilâflara son verilemez.

Devlet, bana göre, sadece kendi sivil çıkarlarını tedarik etmek, korumak ve geliştirmek için teşkil edilmiş bir insan toplumudur.

Sözünü ettiğim sivil çıkarlar, hayat, özgürlük, sağlık ve bedenin dinlenmesi; ve para, araziler, evler, eşyalar ve benzeri gibi maddî şeylerin mülkiyetidir.

Hayata ait bu şeylere tam olarak sahip olmak, genelde bütün insanlar, özellikle de uyruklarının her biri için aynı kanunları tarafsız bir şekilde ifa ederek güvence altına almak siyasî yönetimin görevidir. 

Eğer herhangi bir kimse, bu şeylerin korunması için teşkil edilmiş kamu adaleti ve eşitliği kanunlarını ihlâl etmeye cüret ederse, onun bu haddini bilmezliğine, yararlandığı ve yararlanması gereken sivil çıkarlardan ve faydalardan mahrum bırakılma, yahut onların azaltılmasından ibaret olan cezalandırılma korkusu tarafından engel olunması gerekmektedir. Ama hiç kimsenin kendisini, çıkarlarının bir kısmından, özgürlüğünden yahut hayatından birazcık mahrum bırakmakla cezalandırıp, bilerek ve isteyerek ıstırap çekmeyi düşünmemesi yüzünden, yönetim, diğer insanların haklarını ihlâl edenleri cezalandırmak için, bütün uyruklarının kuvveti ve cebriyle silahlandırılmıştır.

Şimdi; yönetimin bütün yargılama yetkisinin, sadece bu sivil konuları kapsadığını; bütün bu sivil güç, hak ve hâkimiyetin, yalnızca bu şeylerin gelişmesini teşvik etme kaygısıyla sınırlandırıldığı ve bu kanıya hasredildiğini; ve onun, herhangi bir şekilde, ne ruhların selâmeti için genişletilebileceğini ne de genişletilmesi gerektiğini, aşağıdaki şu fikirler, bana aşikâr biçimde ispat eder gibi görünmektedir.

Birincisi, ruhların iyiliği sivil-siyasî yönetime diğer insanlara emanet edildiğinden daha fazla emanet edilemez. Tanrı tarafından ona emanet edilmediği için edilemez; çünkü, Tanrı, hiç kimseye bir başkasını kendi dinine zorlamaya yönelik açık bir otorite vermemiştir. 

Ve böyle bir güç, insanların rızasıyla yönetime de verilemez, çünkü hiç kimse, iradesini, hangi inancı veya ibadeti benimseyeceğini ona emredecek başka herhangi birinin (ister hükümdar olsun, ister vatandaş) seçimine öyle körü körüne terk edecek kadar kendi selâmetiyle ilgisini kesemez. Çünkü hiç kimse, istese bile, imanını başkasının emirlerine uyduramaz.

Hakikî dinin bütün hayatı ve gücü, aklın samimî ve tam olarak ikna edilmesine bağlıdır. Beyan ettiğimiz inanç, uyduğumuz zahirî ibadet her ne olursa olsun, birinin doğru, diğerinin Tanrı’yı daha hoşnut kılıcı olduğu konusunda aklımızda herhangi bir şüphe varsa, böyle bir beyan ve böyle bir uygulama, bir ilerleme değil, selâmetimiz için gerçekten büyük engel oluşturur.
 Kaynak...Hoşgörü Üstüne Bir Mektup John Locke - Özgür Toplumun Değerleri

Yusuf Atılgan"Bütün çağların trajedisi bu, Ku-ya-ra; 'Kumda yatma rahatlığı.' A-da-ko"

Bütün çağların trajedisi bu, Ku-ya-ra; 'Kumda yatma rahatlığı.' A-da-ko: 'Ağaç dalı kompleksi.' Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir. Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya Adako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir. Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako'yu da budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona.

Aylak Adam

17 Temmuz 2017

Bülent Ecevit - Yarın

birşeyler olacak yarın 
duruşundan belli 
kırdaki atların 
bulutların koşuşundan belli 
kazışından köstebeklerin toprağı 
 
karıncaların telâşından belli 
birşeyler olacak yarın 
belki bir tomurcuk 
belki bir ağacın düşen yaprağı 
belki de bir çocuk 
 
pek o kadar göremesek de uzağı 
kuşların uçuşundan belli 
birşeyler olacak yarın 
öbürgünden önemsiz 
yarından önemli


14 Temmuz 2017

Wifı Şifresi


Sahilde güzel bir kafe. Hoşuma gitti oturdum. Garson geldi  "Wifi varmı" dedim " Evet var efendim " dedi. " Şifreyi söylermisiniz dedim"  "Atatürk'ün doğum ve ölüm tarihi dedi. "Neden 18811938 demediniz" dedim. "Bilmeyenlere vermiyoruz efendim dedi.