14 Şubat 2020

Chanson "Şarkı" - Jacques Prévert



bugün günlerden ne
bugün günlerden her gün
sevgilim
bugün bütün bir hayat
güzelim
sevişiyor ve yaşıyoruz
yaşıyor ve sevişiyoruz

ama hayatın ne olduğunu bilmiyoruz
ve günün ne olduğunu bilmiyoruz
ve aşkın ne olduğunu bilmiyoruz..

Türkçesi : Orhan Suda

💕

Quel jour sommes-nous
Nous sommes tous les jours
Mon amie
Nous sommes toute la vie
Mon amour
Nous nous aimons et nous vivons
Nous vivons et nous nous aimons
Et nous ne savons pas ce que c'est que la vie
Et nous ne savons pas ce que c'est que le jour
Et nous ne savons pas ce que c'est que l'amour. 

 

Mary Wollstonecraft " Toplumda aşkın dışındaki bütün ilişkilerde cinsiyet ayrımının ortadan kalktığını görmek istiyorum."

Benim hayalimdeki aşk, iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey. Friedrich Nietzsche

Bir erkek ilgi duyduğu zaman sevimli, cesur, dikkatli ve cana yakın olabilir. Ama gerçekten aşık olduğunda bir koyun gibi görünmekten alamaz kendini. Agatha Christie

Her şeye karşın herkes sevdiğini öldürür. Kimi bunu sert bakışıyla yapar, kimi de yüze gülen bir sözcükle, korkak kişi bunu bir öpücükle, cesur adam bir kılıçla. Oscar Wilde

Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu aşk sanıyorsunuz. William Shakespeare 

Hiçbir şey yaratıcılığı aşk kadar teşvik etmez, tabi aşkın gerçek olması koşuluyla. Erich Fromm

Kadınlar kulaklarıyla severler, erkekler gözleriyle. Oscar Wilde

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir. Mevlana

İlk aşkımız biraz sersemlikle, bir hayli meraktan ibarettir. Bernard Shaw

Aşk, dört nala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler. Konfüçyüs

Kadınlar bizi kusurlarımız için severler. 
Eğer yeterince varsa her şeyi affedebilirler, zekamızı bile. Oscar Wilde

Bir gerçekliğin belirsiz, kavranamaz ve istikrarsız olması onun var olmadığı anlamına gelmez. Aşk da buna dahildir. Amin Maalouf

Eğer aşk için kelime gerekseydi, Dilsizler nasıl sevecekti. E. E. Cummings

Ozanlar aşktan öyle söz ettiler ki, artık kimse aşka inanmıyor. Oscar Wilde

Uzaklık aşkı koruyor, uzaklığı ortadan kaldırdığınızda aşkı da ortadan kaldırma tehlikesiyle karşılaşırsınız. Amin Maalouf

Aşk sadece türün hayatta kalması, soyunu devam ettirmesi ihtiyacıdır. Arthur Schopenhauer

Hiçbir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce ona aşık olacak kadar akıllıdır. Cesare Pavese

İnsan kendini bir kadına duyduğu aşk yüzünden öldürmez.Aşk bizi tüm çıplaklığımız, sefilliğimiz, düşkunlüğümüz ve hiçliğimizle açığa vurduğu için öldürür. Cesare Pavese

Aşktan korkmak, yaşamdan korkmak demektir ve yaşamdan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir. Bertrand Russell

Ağlamak anlamsız. İnsan doğar ve yalnız ölür. Cesare Pavese

Aşk, gerçekliğin ilk ışığında yok olacak bir sistir. Charles Bukowski

Gerçek adam her kadını fethedebilen değil, aynı kadını defalarca fethedebilendir. Rudyard Kipling


Allen Ginsberg - Şarkı


Dünyanın ağırlığı
Aşktır
Yalnızlığın yükü altında

memnuniyetsizliğin
yükü altında

Ağırlık
Taşıdığımız ağırlık
Aşktır

Kim yadsıyabilir?
Düşlerimizde
O bedene dokunur
Düşüncemizde
yapılanır.

bir mucize
düş içinde
kaçışlardan
doğana kadar
insanlığın içine
kalbin dışından bakar
yaşamın yükü için
saflık içinde yanarak.
Aşktır, o
ama taşırız bu ağırlığı
yorulsak bile
dinlenmeliyiz
onun kollarında
en sonunda
dinlenmeliyiz kollarında
aşkın

Aşksız
Rahat yok
Düşsüz
Uyku yok
Aşkla
deli divane ol yada huzurlan
meleklerle senli benli gibi
yada makinalarla
son isteğin
acı olamaz
aşktır o
yadsınamaz
sürdürülemez
eğer yadsınırsa

Yük çok ağırdır

verilmelidir
karşılıksız
düşünce gibi
verilir
herşeyin içindeki mükemmelliğin
aşırılığında

sıcak bedenler
birlikte parlar
karanlığın içinde
bir el hareket eder
etin merkezine doğru
bedenler titrer
mutluluk içinde
ve ruhun çıka gelir
neşeli gözlerinden bir bakışla

Evet,evet
Budur
İstediğim
Hep istediğim
Her zaman istediğim
Geriye dönmek
Doğduğum yere
Vücuduma.

Çeviri: Erkut Tokman

Nilgün Marmara

Daktiloya Çekilmiş Şiirler
 
Olmak kış konuklarından bu yeryüzünün ve beklemek...
 
Güzün utancımızı örttüğü yapraklarımızı düşürdük karşı­lıklı,
Kış çırılçıplak geçti, örtünülmesi gerek bir 
dahaki güze dek 
Geri dönmüyor yapraklar yerine, kapanmıyor yaralar, 
açık herşey
Bu üzüntü bedeninde, yeniden varolduğunu mu 
sanmalıyız yaprakların? 
 
Bir ansıma penceresi asla diye yanıtlar; arzusu kış çıplaklığıdır, uzlaşmacı örtünme değil, yalın bir şimdilenmesidir üşümenin. Utanç sıcaklığı değil hiç bir zaman.
 
Öğretmen,
Hiçbir şeyi öğretiyordu,
Geri alıyordu çift katlı korkudan
Bilme sevincini.
Naylon bir peruka saç yerine -kafası kazılıydı-
Naylon bir hayat ve plastik korku.
İnce kolları ince bacaklarıyla düğümlenmiş,
Tebeşire tahtaya ve harflere.
Öğretmemek için geliyordu sınıfa,
Kapatmaya ve öğrenme arzusunu
yargılamaya; bir kitap tıkayıp
boğazlara, susturmaya zaman hakkını.
Korkuyordu, çoğunluk sandığı
bu azınlıktan.
 
Kendinden başka her neni geri iten ve titreten öz; oluş doğrusu, çemberin içkinliği… Saydam yankılamşlarla sunar düşürtücü sevincin ateşini. Ak bedeni kuştüyünün yeniden ve yine her konmayışı toprağa, uçucu teması onun suyla, geri dönüşü bir gökkuşağına. Karanlık ruhu özlemin, ışıltı yükledikçe o densiz din bölgesine, ay dansı acının yayılır geçmişten sonsuza doğru… İncecik uluyarak ince çağrısı yaralı köpeğin, kıpırtısız göl ve çevresi ve dönen MANDALA gözle gök arasında. Sular sular sular. Kızıl, mor, kahverengi, yeşil, mavi, kalın ağır sular… Biriktirilen artmayan akış… Nurdan çehresi yağmurun, kasnağın tepinişi kendi bağnaz çevriminde, çekilişi bir o yandan bu öbür yana yalnızlık ısrarıyla. Una., una., e una çığlığıyla o olanın o olmayanı yadsımasından dağılan yaş bağışıyla… sürdürülen canevi yıkımı, sis, buhur ve ıslaklık yemini. Bu bir içim su tığıyla, işlediği dantellerle sonlunun çukurunu sonsuzla dolduran kayra yükü. Coşku külü, ben yangınından sonra doymuş inancın kanıtı.
 
 

Dünya Öykü Günü’nüz kutlu olsun!


14 Şubat  Kasım 2003 ‘te 69. Uluslararası P.E.N. Dünya Kongresi’nde Onaylanan Dünya Öykü Günü Kutlu Olsun!


"2070'ten mektup var!..

2070 yılındayız. 50. yaşımı yeni kutladım ama ben 85 yaşında bir adam gibi görünüyorum. Yeterli su içemediğim için böbrek hastasıyım. Yaşayacak fazla vaktim kaldığını sanmıyorum. Toplumumuzdaki yaşlı insanlar arasındayım.

5 yaşında küçük bir çocuk olduğum günleri gayet iyi hatırlıyorum. Parklarda yüzlerce ağacın olduğu, evleri kocaman bahçelerin kuşattığı günlerdi o günler. Dilediğimizce duş yapabiliyorduk. Oysa bugün sadece derimizi özel yağlı havlularla silerek temizlenmeye çalışıyoruz.

Önceleri kadınlarımızın harika uzun saçları vardı. Oysa şimdi su kullanmadan temiz tutabilmek için kadını erkeği saçlarımızı kazıtmak zorundayız. Eskiden babam evimizin bahçesinde hortumla arabamızı yıkardı. Şimdi çocuklarım suyun bu türlü pervasızca kullanılabileceğini kabul bile edemiyorlar.

Küçükken her tarafta "SUYU KORUYUN, İDARELİ KULLANIN" yazan afişler vardı. Televizyon ve radyolar sık sık bu konuyu gündeme getirir, insanları uyarırdı. Ama hiç kimse aldırış etmedi. Hepimiz suyun sonsuza kadar yeteceğini sandık. Oysa şu anda tüm nehirler, göller, yeraltı suları, barajlar kurumuş durumda.

Endüstri durma noktasında, işsizlik korkunç boyutlarda. Çalışanlar maaşlarının bir kısmını içme suyu olarak alıyorlar. Bir kavanoz su için suç işleyenlerin sayısı her gün artıyor. Yiyeceklerin %80'i sentetik.

Eskiden insanlara günde 8 bardak su içmeleri önerilirdi. Bugün ise yarım bardaktan fazla içme şansım yok. Tek kullanımlık giyeceklerimiz var. Bu da atık madde miktarını büyük ölçüde artırıyor. Tuvalet için özel tanklar kullanıyoruz çünkü su kaybından dolayı kanalizasyon sistemi çalıştırılmıyor.

İnsanların dış görünüşleri içler acısı. Susuzluktan kurumuş, kırışmış vücutlar, ozon tabakasının yok denecek seviyeye gelmesinde sonra oluşan yüksek radyosyon nedeniyle büyük lekeler. Deri kanseri, bağırsak enfeksiyonları, böbrek hastalıkları ölümlerin başlıca nedenleri.

Derideki kuruluk nedeniyle 20 yaşında 40 yaşında görünen insanlar dolaşıyor etrafta. Bilim adamları üzerinde çalışıyor ama henüz bir çare bulmayı başaramadılar.

Su üretilemiyor. Ağaçların yok olmasıyla birlikte oksijen ve bitkisel gıdalarda yok olmakta. Bu da insan zekasının giderek durgunlaşmasına neden oluyor.

Erkeklerin sperm morfolojisi şekil değiştirmiş durumda. Bebekler genellikle zeka gerilikleri, şekil bozuklukları ile beraber doğuyorlar.

Yetişkin her insan günlük 137 m3 hava için para ödemek zorunda. Bu parayı ödeyemeyenler, güneş enerjisi ile çalışan mekanik ciğerlerde üretilen hava üflenen bölgelere alınmıyorlar. Hava kalitesi iyi değil ama en azından insanlar nefes alabiliyorlar. Ortalama yaşam süresi 35 yıl civarında.

Bazı ülkelerde nehir kenarlarında yeşil alanlar halen mevcut. Bunlar da ordu korumasında. Su altın ve gümüşten daha değerli bir servet artık.

Yaşadığım yerde hiç ağaç yok. Çünkü yağmur yağmıyor. Ara sıra serpiştiren de sadece asit. Mevsimler yok oldu denilebilir.

Çevreye sahip çıkmamız konusunda çok uyarıldık ama hiçbirimiz aldırış etmedik.

Bazen oğlum çocukluğumu anlatmamı istiyor. Ona yeşil tarlaları, yağmuru, o güzelim çiçekleri, içemeyeceğimiz kadar çok suyu ve sağlıklı insanları anlatıyorum. Oğlum dinliyor, dinliyor ve soruyor: "Baba, peki bu suya ne oldu?" İşte o zaman sanki boğazım sıkılıyor. Çünkü suçlu olan neslin üyesiyim. Çevreyi hiçe sayan, uyarılara kulan asmayan bir neslin ferdiyim. Ve şimdi bu büyük suçun faturasını bizim çocuklarımız ödüyor.

Yakın bir gelecekte, geri dönülmez bir noktaya gelen bu çöküş Dünyayı üzerinde yaşanılamaz hale getirecek. Ah keşke elimde bir güç olsa ve geçmişe dönüp insanlara "Dünyayı kurtarmak için hala bir şansınız var!" diyebilsem  LÜTFEN SİZİN ORALARDA SU VARSA ŞİMDİDEN ÖNLEMİNİZİ ALIN.