19 Ekim 2019

Ara Güler " Hayat ya bir aşktır ya bir tesadüf, belki de bir hatıradır ama ne olursa olsun iyidir, güzeldir. "








Oscar Wilde Seçme sözler

Herkes benim düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım.

Ben dehamı yaşamıma,yeteneğimi yapıtlarıma yansıttım

Dünya için bir şey yapmaya çalışanlar,katlanılmazdırlar;dünya onlar için bir şey yapınca cana yakın olurlar.
 
Düşen bir çığda hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.
 
Doğa,sanatı taklit ediyor.

Gençlik, sahip olunmaya değer tek şeydir.
 
Güçtür, insanın sevdiklerine haksızlık etmemesi.

Her şeyi bilecek kadar genç değilim.
 
İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.

Kişinin dertleriyle başa çıkmasının en kolay yolu onu başkalarına yüklemektir.

Sığ olanların tek sığınağı ciddiliktir.
 
Sanat tek düzeliğe makineleşmeye ve monotonluğa savaş açmaktır.
 
Sanatsız sanayi barbarlıktır.
 
Her terkediş bir vazgeçiştir.
 
Hayat, hakkında ciddi konuşamayacağımız kadar ciddi bir konudur.

Şanssızlığa katlanabiliriz , çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır.

Tanrı için kırık bir kalbi onarmak kolaydır. Yalnız insan onu bütün parçalarıyla O'na verirse.

Tarihe karşı görevimiz onu yeniden yazmaktır

Ufak tefek bir çizgi çizmeye çalışırsan zorlanırsın.

Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir,vicdan daha ticari bir isimdir,hepsi bu.

Yüksek sosyetede kişileri ilginç yapan maskedir, maskenin arkasındaki gerçek değil.

 Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. İnsanların çoğu var oluyorlar, hepsi bu.


Geçen Şey - Fazıl Hüsnü Dağlarca



Kocaman yıldızlar altında ufacık dünyamız,
Ve minnacık bir ``hane'':
Kokar kır çiçekleri gün ağarmadan,
Anısız, uykusuz,
Kokar nane.

Ta öncelerden beri mestolmuş herkes,
Bir bakıma her şey ``mestane''.
Hayal edilir nazlı yar yönlerden,
Aşk ile kuşlar süzülür,
Değisir gökler şahane.

Farkında değil gönül,
Sanki hepten divane;
İçimizden, dışımızdan
Geçer vakit
Zalim, zalimane !


Senden Sonrası - Cemal Safi


Aşkın hudûdunu aştı muradım,
Maksûda varıştır senden sonrası;
Erenler katına belki bir adım,
Belki bir karıştır senden sonrası. 
Bana bu gayreti sağlayan kudret,
Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret.
Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
Ebedî barıştır senden sonrası. 
Bir gonca Bakî'nin gül destesinden,
Bir yudum sakînin sır testisinden,
Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden,
Feyz alış veriştir senden sonrası. 
Yumup gözlerimi yalan dolana;
Açtım can evimi gerçek olana.
Elifi bırakıp Karac'oğlana,
Yunûs'la yarıştır senden sonrası
 
 

Michel Foucault - Özne ve İktidar

Hükümetlere karşı, insan hakları (müdahale) - Özne ve iktidar
   M. Foucault bu metni, Haziran 1981’de Korsanlığa Karşı Uluslararası Komite’nin Cenevre’de kuruluşunu duyuran basın toplantısı vesilesiyle, yazdıktan birkaç dakika sonra okudu. Ardından, yeni bir İnsan Hakları Bildirgesi’ ne varmak umuduyla mümkün olduğunca fazla insanı bu metin dolayısıyla harekete geçirmeye çabaladı.

Konuşmak ve bir arada konuşmak için burada bulunan bizler, meydana gelen olayları hoş görmekte belli bir ortak güçlük çekmekten başka sıfatı olmayan özel" kişileriz. Biliyorum ve gerçeği kabul etmek gerekir: însanlan ülkelerinde yaşamak yerine terk etmeye yönelten nedenlere ilişkin fazla bir şey yapamıyoruz. Bu olay bizim gücümüzün dışındadır.

Kim bizi görevlendirdi? Kimse. Bizim hakkımızı oluşturan da tam budur. Ile-de-Lumiere, Anamour Burnu, El Salvador İçin Uçak ve İnsanların Yeryüzü, Uluslararası Af Örgütü* gibi önceki birçok inisiyatife rehberlik etmiş olduğunu düşündüğüm üç ilkeyi unutmamamız gerektiği kanısındayım.

1) Faili kim olursa olsun, kurbanları kim olursa olsun, bütün iktidar suiistimallerine karşı çıkmaya davet eden, haklan ve ödevleri olan bir uluslararası yurttaşlık vardır. Sonuçta hepimiz birer yönetileniz ve bu sıfatla da, dayanışma içindeyiz.

2) Hükümetler, toplumlann mutluluğuyla ilgilenmek iddiasında olduklanndan, kararlarının insanlarda neden olduğu veya ihmallerinin yol açtığı mutsuzluklar hükümetlerin kâr-zarar hanesine geçirilmelidir. İnsanlann mutsuzluğundan hükümetlerin sorumlu olmadıklan fikri yanlış olduğundan, insanların mutsuzluğunu hükümetlerin gözlerine ve kulaklarına sokmak bu uluslararası yurttaşlığın her zaman görevidir. İnsanlann mutsuzluğu asla siyasetin dilsiz bir kalıntısı olmamalıdır. Bu mutsuzluk iktidan ellerinde tutanlara seslenmeyi ve başkaldırmayı mutlak bir hak olarak meşrulaştım.

3) Bize sıkça önerilen şu görev paylaşımını reddetmek gerekir: Bireylere sinirlenme ve konuşma hakkı; hükümetlere de düşünme ve harekete geçme hakkı. Doğrudur: İyi hükümetler yönetilenlerin kutsal kızgınlığını severler, yeter ki bu kızgınlık bir coşku olmaktan öteye geçmesin. Genellikle konuşanlann yöneticiler olduğunu, konuşmaktan başka bir şey yapamayacaklarım ve yapmak istemediklerini fark etmek gerektiği kanısındayım. Bize önerilen teatral rol olan saf ve basit hoşnutsuzluk rolünü reddetmek gerektiğini ve reddedilebileceğini deneyim göstermektedir. Uluslararası Af Örgütü, İnsanların Yeryüzü, Dünya Doktorları, özel bireylerin uluslararası stratejiler ve siyasetler düzenine fiili müdahale hakkı biçimindeki bu yeni hakkı yaratmış olan inisiyatiflerdir. Bireylerin iradesi hükümetlerin tekelinde tutmaya çalıştığı bir gerçekliğin içine dahil edilmelidir, bu tekel her gün ve adım adım sökülüp alınmalıdır.  
Çev.: Işık Ergüden