22 Ekim 2019

Alphonso de Lamartine - Eski Ev


İlk günden hatırlarım etrafını saçağın,
Bir asma kuşatırdı körpe filizleriyle.
Kokularla cezbedip küçük, çapkın kuşları,
Buğulu taneleri uzardı pencereye.

O baldan salkımları bize yaklaştırırdı
Uzatarak annemiz bembeyaz ellerini,
Biz ,onun çocukları geri verirdik tekrar
Kuşlara üzümleri, emilmiş dallarını.

Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne
Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü.
Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü,
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde.
   
 

Arthur Rimbaud - Tan

                Sarıldım yaz şafağına.

Hiçbir şey kımıldamıyordu daha alnacında sarayların.Ölüydü  su.  Orman  yolundan   ayrılmıyordu alacakaranlığı   konak  yerleri. Yürüdüm,   diri   ve  ılık  solukları uyandırıp;  ve   baktı   değerli taşlar, ve gürültüsüzce havalandı kanatlar.

    Şimdiden yepyeni ve solgun ışıklarla dolu bir patikada,  bir çiçek yaptı ilk girişimi ve adını söyledi bana.

            Gülümsedim çamların arasında saçını dağıtan sarışın çağlayana: Keşfettim tanrıçayı gümüş rengi dorukta.

    O zaman kaldırdım örtüleri birer birer. Ağaçlı yolda sallayıp kollarımı.  Onu   horoza  gösterdim  ovada.  Çan  kuleleri  ve  kubbeler  arasında  kaçıyordu  büyük kentte, ve,  tıpkı  bir  dilenci gibi, koşarak kovalıyordum onu mermer rıhtımlarda.

    Yolun  yukarısında,  bir  defne  ormanının  kıyısında, sardım onu mat mat örtüleriyle,  ve  duyumsadım uçsuz bucaksız gövdesini. Ormanın alt yanına indi tan ve çocuk.

    Öğle olmuştu uyandıklarında.


Başka Bir Yer - Ursula K. Le Guin

Başka bir yer olmalı, insan için…

Nefes almaktan fazlasını yaşayacağı, konuşmadan derdini anlatacağı…

Yalnızca bakmasının yeterli olduğu, çünkü baktığıyla gördüğünün her zaman aynı olduğu…

Bambaşka bir yer…

Her an kulağında bir ‘an’ şarkısının çaldığı, en berbat anında bile bir an mutlu olduğu…

Başka türlü bir şey…


*



İnsanın kendini başka, bambaşka bir yerde bulması neye benzer? 
Kitaptaki üç öykü, bu soruyla çeşitli şekillerde yüzleşmek zorunda kalan kişileri anlatıyor. 



Arif Damar - Gitme Kal



Nice nice acıları aklına getir
Bunca yoksulluğu aklına getir
Gözyaşlarını aklına getir
“GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
Gitme aklına getir

Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
Güneşler açar yağmurlar kesilince
Çırılçıplak kayada yeşerir inci ağacı
Dağların kuytusunda bir uslu çiçek
Dağıtır mavisini kendi kendine
Gitme beraberlik içinde
Nasıl sevinirdik aklına getir

Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerini aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu
Soğuktu
Yaktığımız ateşi aklına getir

Nelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir

Ne çok severdik seni aklına getir


Ortega y Gasset - İnsan ve Herkes

"Eğer yapılabilseydi, ki tabii yapılamaz, bir toplumun içinde, örneğin koskoca ulusumuzda, acaba kaç kişi iki kere iki nasıl dört eder ya da güneş yarın doğacak mı diye kafa yormuştur, şöyle durup düşünmüştür yani, bunu bir istatistikle saptayabilsek ilginç olurdu. Buradan da ortaya çıkan sonuç fikirlerimizin pek büyük çoğunluğunun, fikir olmalarına ve bizi kanı gibi etkilemelerine karşın, hiç de akıl ürünü olmadıkları, göreneklerden ibaret olduklarıdır; mekanik ve anlaşılmazdırlar ve bize baskı yoluyla benimsetilmişlerdir. Eğer bir halkın bu korkunç çağı sağ salim atlatabilmesi isteniyorsa, alınacak önlemlerden biri, karınca kararınca, ama vazgeçilmez bir tanesi şu: O halkın içinde yeterli sayıda kişinin, tüm o fikirlerin -adlarına öyle diyelim bari- üstünde konuşulan, tartışılan, uğrunda savaşılan ve insan boğazlanan tüm o fikirlerin ipe sapa gelmez ve son derece havada kalan şeyler olduğunu anlamasını sağlamaktır." – Ortega y Gasset