Bir kasabada çok zeki bir adam, bir dahi yaşıyormuş. Aynı kasabanın
bir de delisi, gerçek bir geri zekâlısı varmış. Bir gün deli adam, zeki
olana gidip, zeki olabilmesi için bir yol göstermesini istemiş. Zeki
adamsa zeki olmak mı yoksa zeki görünmek mi istediğini sormuş çünkü zeki
olmak uzun soluklu bir çaba gerektirirken, zeki görünmek basitmiş. Deli, kolay yolu seçip, zeki olmanın umurunda olmadığını, yalnızca zeki görünmek istediğini söylemiş.
Zeki adam, zeki olma yolunda hata yapılabileceğini, oysa zeki
görünmede hataya yer olmadığını söylemiş. Deli, sabırsızlanmaya ve bu
numaranın kendisine hemen gösterilmesini istemeye başlamış. Bunun
üzerine zeki adam onun kulağına bir şey fısıldamış ve o günden sonra
kasabanın delisi diğer insanlar tarafından yavaş, yavaş zeki biri olarak
tanınmaya başlanmış.
Kasabalılar aralarında dedikoduya başlamışlar: Nasıl olup da bu deli,
zeki birine dönüşebilmiştir? Zeki adam ona ne söylemiştir?
O yalnızca deliye duyduğu her cümleyi anında olumsuzlamasını salık
vermiş. Birisi, “Putlara tapmak işe yarıyor?” derse hemen yaramadığını
söylemesi gerekiyormuş. Zeki adama, “Konuyla ilgili hiçbir şey bilmesem
de böyle yapayım mı?” diye sormuş.
Zeki adam, “Hiçbir şeyi öğrenmeye çalışmak zorunda değilsin. Yalnızca
söylenenin tersini söyle. Sana birisi Kalidas’ın eserlerinin harika
olduğunu söylerse, hemen o eserlerin süprüntüden ibaret olduğunu söyle.
Onlardan neden harika olduklarını kanıtlamalarını iste. Her kim
Beethoven’in müziğinin cennetten çıkma olduğunu söylerse, öyle müziğin
cehennemde bile çaldığını söyleyip, cennetten çıkma müziğin nasıl
olduğunu kanıtlamalarını iste. Yalnızca her şeyi reddet ve birisi sana
karşı çıktığında da iddiasını kanıtlamasını iste.”
İki hafta içinde kasabanın delisi zekâsıyla tanınmaya başlamış.
İnsanlar onun çok derin ve yargılaması ve anlaması güç birisi olduğunu
söylüyorlarmış. Birisi Shakespeare’in şiirlerinin çok güzel olduğunu
söylerse, o bu şiirlerin beş para etmez olduğunu, okula giden her
çocuğun bunları yazabileceğini iddia ediyormuş. Bu durumda karşısındaki
insan kendine olan güvenini yitiriyormuş çünkü söylediğini kanıtlamak
güçmüş