Sadece kendinle bir şey yapabilirsin. Dünyadaki başka
kimseyi değiştiremezsin, sadece kendini değiştirebilirsin. Mümkün olan
tek devrim budur. Mümkün olan tek dönüşüm kişinin kendisinin olandır.
Çünkü bütün huzursuzluğun, bütün sıkıntının nedeni zihnin
kendisidir. Huzur, zihin olmadığında vardır.
Yalnızca özgürlüğüme saygı gösterildiği zaman sevebilirim.
İnsan müthiş mutlu olabilir ve müthiş mutsuz da. Bu
seçimi yapmakta özgürdür. Bu özgürlük başa beladır, çünkü sorumlu
olursun.
Biz bir rüyanın içinde yaşıyoruz. Uyanık olduğumuzu düşünsek bile uykudayız.
Kimse mutlu birinden hoşlanmaz çünkü mutlu kişi
diğerlerinin egosunu incitir. Diğerleri şöyle hissetmeye başlar: demek
sen artık mutlusun ama biz hala karanlığın, acının, cehennemin içinde
sürünüyoruz. Biz bunca acı çekerken sen ne cüretle mutlu olursun!
Zevk hayvanidir, mutluluk insanidir, saadet ilahidir.
Birini sevdiğin zaman, başkalarının sevgi hakkında
söylediklerine aldırma, çünkü bu engel teşkil edecektir.
Neyi seversen, o olursun. Sevgi simyadir. Asla yanlış
şeyi sevme çünkü seni dönüştürecektir. Hiçbir şey sevgi kadar
dönüştürücü değildir. Seni daha yükseklere, doruklara çıkabilecek bir
şeyi sev. Senin ötende bir şeyi sev.
Kendi köklerine tutunursan, en sert rüzgarların bile seni etkilemediğini görürsün.
Sevgi, özgürlüktür. Sevgi, egoyu yıkan tek eylemdir.
Kendi başına bir ışık ol. Ödünç alınmış ışıkla yaşama.
Hiçbir din yoktur, herhangi bir tapınağa gitmeye gerek yoktur.
Sen içine neşe katmadıkça, sana neşe verebilecek hiçbir şey yoktur.
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğmuş olur.
Gülmezsen, sağlıklı olsan bile eninde sonunda sağlığını
kaybedersin; gülmek her zaman ilaçtır.
İyileşebilirsin, çünkü hastalığın yalnızca bir düşünce.
Sen kendini açığa vurma cesareti gösterdin. Buna çok
sevindim. Ben herkesin ne kadar çirkin görünürse görünsün kendini açığa
vuracak kadar cesur olmasını istiyorum.
Gülmek, içindeki enerjiyi yüzeye taşır. Düşünmek sona
erer. Gülerken düşünmek imkansızdır. Birbirinin tam zıddıdır: ya
gülersin ya da düşünürsün. Gerçekten gülersen düşünceler durur.
Sevgi eğitim gerektirmez ve dostluk öğrenmen gereken bir
şey değil. Öğrenilmiş bir dostluk, dostluk değil sadece sömürü olur.
Eğer gerçekten kim olduğumu bilmek istiyorsan, sen de
benim kadar boş olmalısın. O zaman iki ayna birbirine bakar ve yalnızca
boşluk yansır. Sonsuz boşluk yansır; birbirine bakan iki ayna. Ama eğer
bir fikrin varsa, o zaman bende kendi fikrini görürsün.
Sadece sıradan olmak dünyanın en sıra dışı işidir, çünkü herkes sıra dışı olmak ister.
Çözüme odaklanmak yerine başkalarını suçlama alışkanlığı
hepimize çok ağır bedeller ödetti. Başına gelen ne olursa olsun sadece
sen sorumlusun. Eğer sorumluluğu başkalarının üzerine atmaya devam
edecek olursan şunu unutma ki bir köle olarak kalmaya devam edeceksin.
İçinde çocuk olmayan binalar taştan ibaret. İçinde çocuk
olmayan bir bahçenin yeşili bile yeşil gibi değil. İçinde çocuk olmayan
bir dünya, bomboş. Çocuklara saygı gösterin çünkü onlar, bizim büyüyüp
kaybettiğimiz her şeye sahipler.
Her bulutun etrafında gümüş bir hale vardır ve eski
giysilerin bile bir tarafı vardır. Eğer iyimserler olmasa kötümserler ne
kadar mutsuz olduklarını asla bilmezler.
Mesele süreklilik değil derinlik, sadece derinlikte yaşayanlar hayatın ne olduğunu bilir.
Sevgiyi ıskalıyorsun çünkü aşırı çaba sarf ediyorsun. Ve
herkes sevgi arayışı içindedir; ona Tanrı diyebilirsin, ona başka bir
şey diyebilirsin ama derinde sen sevgi arayışı içerisindesin. Ancak sen
yapamaz hale geldin; çabalamadığın için değil, çok fazla çabaladığın
için. Sevgi bir oluştur; o emredilemez. Sevmen emredildiği için senin
sevgin en başından itibaren sahte hale gelmiştir, kaynağında
zehirlenmiştir.
Birisine kendisi olması için yardım etmek: Dünyadaki en
zor şey budur çünkü bu egoya ters birşeydir. Egon insanlardan taklitçi
yapmak ister. Herkesin seni taklit etmesini isterdin; sen bir model olmak ve herkesin seni izlemesini isterdin. O zaman senin egon çok, çok
tatmin olurdu. Kendini taslak zannedecektin ve herkes seni takip etmek
zorunda kalacaktı. Sen merkez haline gelirsin ve herkes sahte olur. Hayır, ego bu fikirden hoşlanmayacak. O başkalarını
sana göre değiştirmek ister. Fakat sen kim oluyorsun da herhangi
birisini değiştireceksin. Bu sorumluluğu alma. Bu tehlikelidir; Adolf
Hitler'ler böyle doğar. Onlar tüm dünyayı kendilerine göre değiştirme
sorumluluğunu alırlar.
Dünyadaki en büyük arzu içsel dönüşüme karşı duyulandır.
Para arzusu hiçbir şey değil, daha fazla güç, daha fazla prestij için
duyulan arzunun hiçbir anlamı yok; en büyük arzu sözde manevi olan
arzudur. Ve bir kere bir arzuyu duymaya başlarsan sonsuza kadar bedbaht
bir durumda kalırsın. Dönüşüm mümkün ama onu arzulamak buna yetmez.
Dönüşüm ancak gevşeyip her ne ise onu kabul ederek mümkün olur. Kendini
koşulsuz olarak kabullenmek dönüşümü getirir.
Gerçek güzellik asla senin tarafından değil; sadece senin
aracılığınla yaratılabilir. Varoluş akar; sen yalnızca bir geçit
olursun. Onun olmasına izin verirsin, hepsi bu; onu engellemezsin, hepsi
bu.
Yanlışlık yapacaksın, yanlış yola sapacaksın. İçinde
hepsi olacaktır. Ama yanlışlık yaparak öğreneceksin ve yanlış yollara
saparak doğru yola gireceksin. Ve başka yolu yoktur. Güçlüklerden geçmek
zorundasın. Bu tek başına yürüyüş, bu tek başına uçuş. Kişi bütün bu
zorluklardan geçmek zorundadır.
Yarının korkusu bugününü mahveder.
Unutma: tüm insanlık erdemin uygulanabilir olduğu,
iyiliğin uygulanabilir olduğu, kişinin nasıl mutlu olunacağını
öğrenebileceği, insanın mutlu olmayı başarabileceği, mutluluğu getirecek
olan bir karakter yaratmanın insanın gücü dahilinde olduğu fikriyle
büyütülmektedir. Ve tüm bunlar yanlıştır, kökten yanlıştır. Mutlulukla
ilgili olarak anlaşılması gereken ilk şey onun uygulanamaz olduğudur.
Ona yalnızca izin verilebilir çünkü o senin yarattığın bir şey değildir.
Senin yarattığın her şey senden daha küçük, senden daha minicik olarak
kalacaktır.
Etrafımızda olup bitenlere kesin bir dikkatsizlik
gösterir halde yaşayıp gidiyoruz. Evet, bir şeyleri yapma konusunda
oldukça yetkinleştik. Yapmakta olduğumuz şeyleri yapmakta o kadar
yetkinleştik ki, onu yapmak için hiçbir farkındalığa ihtiyaç kalmadı.
Mekanik, otomatik hale geldi. Robotlar gibi işliyoruz.Henüz insan
olmadık; makineyiz.
Biz, sırf sahiplenebilmek için, kişileri şeylere
dönüştürüyoruz ve sonra hayal kırıklığına uğruyoruz. Çünkü biz kişiye
sahip olmak istiyorduk; oysa kişiye sahip olunamaz. Bir kişiye sahip
olduğunda, o artık bir kişi değildir; o, ölü bir şeydir ve sen ölü bir
şeyden tatmin olamazsın.
Varlığın ölümsüz, varlığın sonsuz derecede mutlu,
varlığın tanrısal ama bu deneyimleri zihnine ve hafızana sığdıramazsın.
Asıl sorun insanın kendini nasıl bileceği değil. Asıl
sorun nasıl olup da kendini bilemediğindir.
Bildiğini sanmaktansa, bilinçli olarak cahil kalmak daha iyidir.
Toplum, önemli olan her konuda, kadını gözardı etmiştir.
Şükür ki böylece, bir anlamda, erkek canavara dönüşürken, kadın hala
insan kalabilmiştir. Erkeğin bütün dünyası ya öldürmek yada
öldürülmektir.
Bütün bu dünya bize aittir. Ve bir insan nerede olmak
isterse, orada olmaya hakkı vardır. Güneş kimsenin malı değildir, dünya
kimsenin malı değildir, ay kimsenin malı değildir ve rüzgar, bulutlar,
yağmur da kimsenin malı değildir. Neden bu sınırları çizers
Zamanın uçtuğu, geçtiği gibi ifadeler aslında birer
teselliden ibaret. Aslında geçip giden sensin. Sanki sen kalacaksın ve
vakit geçip gidecekmiş gibi. Zaman olduğu yerde duruyor. Saatler,
aslında akmayan zamanın akışını ölçmek için insanoğlunun yarattığı
aletlerdir.
Hakikat tanımlanamazdır. Hakikat sadece vardır; ne
olduğunu anlatmak için bir yol yoktur. O bir ne değildir, o bir şu bile
değildir, o budur. O; bu olmaktır: onu deneyimleyebilirsin ama
açıklanamaz. Hakikat başlangıçsız ve sonsuzdur.
İtaat eden çocuk her zaman sıradandır; itaatsiz olmak demek, biraz zekaya ihtiyaç duyar.
Zeka yeni durumlara cevap verebilme kapasitesi anlamına gelir.
Gerçek insanın ideali yoktur. Andan ana yaşar; anda nasıl hissediyorsa öyle yaşar.
Hakikat sadece asilerin başına gelir ve asi olmak kesinlikle tehlikeli yaşamaktır.
En büyük mutsuzluk, kaygı budur: seni zincire vuran
dünyayı terk edemezsin; hayatta sana engel teşkil edenleri terk
edemezsin çünkü onlar da senin bağlarındır.
İnsanların, tüm bilinçlerinin, kendi varlıklarının en
derin noktasına inecek kadar ve aynı zamanda en yüksek zirvesine çıkacak
kadar uyanık olmasını istiyorum. O, tıpkı ağaçların büyümesi gibi dikey
bir büyüme olmalı. Tehlikeli yaşamak, dikey yaşamak demektir.
Seçime her gün daha çok yaklaşıyorsun: ya bir buda olma
yolunda ya da bir köle olma yolunda ilerlemek.
Benim işim bu; yaşamını üzüntülü bir hikayeden, bir kutlamaya dönüştürmek.
Aşıklar birbirinin içinde ölür. Ve ancak birbirinde
ölmeye çoktan razı olanlar 'sevgili' olur.
Şimdiki zamana sadık kal, çünkü tüm yalanlar, ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızar.
Eğer sen farkındalıkla yaşarsan, her gün senin için bir
altın fırsata dönüşecektir. Her şey senin farkındalığına bağlıdır.
Daha yaratıcı hale geldikçe, daha ilahi bir hal alırsın.
Yaşam muhteşem bir müzik aletidir. Onu da çalmayı
öğrenmek zorundasın. Hiç bir şeyin kesilmesine, yok edilmesine,
bastırılmasına, reddedilmesine gerek yok. Sana verilen varoluşun tamamı
çok güzel, eğer onu güzelce kullanmayı bilmezsen, bu sadece senin
yeterince yetenekli olmadığını gösterir.
İçinden nasıl geliyorsa öyle davran, sonuçları
düşünmeden. Bu hayat kısa ve herhangi bir şekilde sonuçları düşünmekle
harcanmamalı. İnsan tam olarak, yoğun olarak, neşeyle ve açık bir kitap
gibi yaşamalı, isteyenin okuyabileceği bir kitap.
Aydınlanmak zorunda olduğun fikrini zihnine kim
yerleştirdi? Aydınlanmamış olman için hiçbir yol yoktur. Sana mutluluk
veren şey yegane ahlaktır. Seni mutsuz yapan şey yegane günahtır. Sadece
kendi içinde zevk al aydınlanmışsındır. Sen her zaman
aydınlanmışsındır, aydınlanmamış olmanın bir yolu yoktur.
Yaratıcı olmak, yaşamla aşk içinde olmak anlamına gelir.
Sadece yaşamı, onun güzelliğini geliştirmeye yetecek kadar seversen
yaratıcı olabilirsin. Ona biraz daha müzik kazandırmak istersin, biraz
daha şiir, biraz daha dans. Bunun her zaman kriter olmasına izin ver:
seni neşelendiren şey, sana kutlama sunan şey, seni dansında, şarkı
söylemende, kutlamanda kaybolurmuşçasına dans ettiren, şarkı söyleten
şey bildiğim tek gerçektir.
Eğer sahte olanı riske edebilirsen, gerçek senin
olabilir. Ve buna değer çünkü sadece sahte bir şeyi riske edip gerçeğe
sahip olacaksın. Hiçbir şey riske etmeden her şeye sahip olacaksın.
Zihin tıpkı kalabalık gibidir; düşünceler bireylerdir. Ve
düşünceler sürekli orada oldukları için sürecin maddi olduğunu
düşünüyorsun. Her bir düşünceyi bırak ve en sonunda hiçbir şey kalmaz.
Zihin diye bir şey yoktur, sadece düşünce vardır.
Varoluşun yolu sabırdır. İçsel gelişim çok sakin ve
sessizdir. Kendi adımlarını bile duyamazsın. Yalnızca belli bir etaba
ulaştığında bunun farkına varırsın. Ve bu sürpriz olur çünkü onca
zamandır hiçbir şey olmuyor diye düşünürken, birdenbire çiçekler
açıvermiştir. Sabırdan kastım budur. / Osho
İnsanları sevmenin tek yolu vardır ve o da onları olduğu
gibi sevmektir. Ve güzellikte buradadır: onları olduğu gibi sevdiğinde
onlar değişirler. Sana göre değil; onlar kendi gerçeklerine göre
değişirler. Onları sevdiğinde onlar dönüşüm yaşarlar. Değişmezler,
dönüşürler. Onlar yeni olurlar, onlar varlığın yeni yüksekliklerine
erişirler. Ancak bu onların varlıklarında gerçekleşir ve bu onların
kendi doğasına göre olur.
Yaşam zıtların ritmidir; nefes alır, nefes verirsin.
Yaşam hem iyi hava hem kötü hava, hem zevk hem acı, hem
yaz hem kış, hem gece hem gündüz varsa yaşanır. Hem üzüntü hem mutluluk,
hem rahat hem rahatsızlık olmalı. Yaşam işte böyle uçlar arasında
güzelleşir.
Yaşam bir kadındır. Kadınları anladığını söyleyen bir
erkek böbürleniyordur. Kadınları anladığını zanneden erkek saftır.
Onları anlıyormuş gibi yapan muğlaktır. Onları anlamak isteyen erkek
arzuludur. Diğer taraftan, kadınları anladığını söylemeyen erkek, onları
anladığını zannetmez, anlıyormuş gibi yapmaz, hatta onları anlamak bile
istemez onları anlar! Yaşam da böyledir. Yaşam bir kadındır. Yaşamı
anlamaya çalışırsan, altüst olursun. Anlamakla ilgili her şeyi unut.
Sadece yaşa, o zaman anlarsın. Yaşanabilir ancak çözülemez.
Cesaret sadece korku okyanusu içinde var olabilir.
Cesaret, korku okyanusu içinde bir adadır. Korku vardır; ama bu korkuya
rağmen insan o riski göze alır; işte cesaret budur. İnsan titrer, insan
karanlığa girmekten korkar; ama yine de girer. İnsan, kendine rağmen
adım atar; cesur olmanın anlamı budur. Bu, korkusuzluk demek değildir.
Korku dolu olmak ama onun altında ezilmemek demektir.
Sevgi evlilik tarafından yok edilmez. Sevgi nasıl
sevileceğini bilmeyen insanlar tarafından yok edilir.
Çok zor biliyorum. Çok az para var, hayat bir mücadele,
biliyorum ama olduğun halinle mutlu olamıyorsan, her şeye rağmen hiçbir
zaman mutlu olamayacaksın. Bir kimse mutlu, hiçbir neden yokken mutlu
olmadığı sürece, bir kimse hiçbir neden yokken mutlu olacak kadar çılgın
olmadığı sürece, hiçbir zaman mutlu olmayacaktır. Her zaman mutluluğunu
yok edecek bir şey bulacaksın. Her zaman eksik bir şey, olmayan bir şey
bulacaksın. Ve bu 'eksik' yeniden senin hayalin olacak.
Eğer iki beden birbirine çekim hissederse bu sekstir.
Eğer iki zihin birbirine çekim hissederse bu aşktır. Eğer iki ruh
birbirine çekim hissederse bu ibadettir. İbadet en yüce şekildir. Seks
en aşağıdaki şekildir. Aşağıdakini yüce gibi görme, böyle yaparsan
cahillik içinde kalırsın.
Ego sürekli problem peşinde koşar. Neden? Çünkü kimse
size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar.
Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile
iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir. Eğer birisi severse,
iyidir. Eğer kimse sizi sevmiyorsa, o zaman kızgınlık bile iyi
olacaktır. En azında ilgi üzerinizde olacaktır. Fakat, kimse size hiç
bir ilgi göstermezse, kimse sizin önemli birisi olduğunuzu düşünmezse, o
zaman egonuzu nasıl besleyeceksiniz? Diğerlerinin ilgisine ihtiyaç
vardır. Milyonlarca şekilde insanların ilgisini çekersiniz; belli bir
tarzda giyinirsiniz, güzel görünmeye çalışırsınız, çok kibar olursunuz,
roller edinirsiniz, değişirsiniz. Ne tür koşulların geçerli olduğunu
sezinlediğinizde , hemen insanların size ilgi göstereceği yönde
değişiverirsiniz. Bu çok derinden bir dilenciliktir. Gerçek bir dilenci
ilgi arayan ve talep eden kişidir. Ve gerçek imparator da kendi içinde
yaşayandır; onun kendi merkezi vardır, başka kimseye bağımlı değildir.
Asla birisini kötüleme ve asla kendini yüceltme; aksi
taktirde ıskalayacaksın. İnsanları nasıl olursa olsun kabul et. Onlar
böyleler ve onların doğru ya da yanlış olduğuna karar vermek için sen
kim oluyorsun. Eğer onlar yanlışsa acı çekerler, eğer onlar doğruysa
kutsanırlar. Fakat onları kınamak için sen kim oluyorsun.
Kendine güvenen insan, bunun güzelliğini anlar ve görür
ki kendine ne kadar güvenirsen o kadar büyürsün; kendini ne kadar
bırakır ve rahatlarsan o kadar sakinleşirsin, o kadar serinkanlı, sessiz
ve dingin olursun.
İnsanlar aşkın ne olduğunu bilmediklerinin farkında
değiller. Aşk asla şüphelenmez, asla kıskanmaz. Aşk asla diğerinin
özgürlüğüne karışmaz. Asla kendi isteğini diğerine zorla kabul ettirmez.
Şayet senin yaşam ateşin yanmıyorsa, nasıl olur da
başkalarının yanmayan kandillerini yakabilirsin? Senin alevinin yanıyor
olması şarttır; ancak o zaman başkalarını ateşleyebilirsin.
Hristiyanlar İncil'e sarılır, Müslümanlar Kuran'a
sarılır, Hindular Gita'ya sarılır ve bu yüzden ıskalarlar. Müslümanlar
Muhammed hakkında birşey bilmiyorlar çünkü onlar Kuran'a sarılmış
haldeler. Hristiyanlar Mesih hakkında hiçbirşey bilmiyorlar çünkü onlar
İncil'e sarılmış haldeler. Onlar yük taşıyıp duruyorlar. Bütün İnciller
ve kutsal kitaplar anlamayanlar içindir. Anlamayanlar yük taşır ve onun
altında ezilirler. Onlar kitaplar tarafından özgür bırakılmış
değillerdir, aksine kitapların kölesi haline gelmişlerdir.
İnsanlar bir şeyi anlamadıkları anda onu yanlış anlamaya
başlarlar. Yanlış anlamaları cehaletlerini gizleme yöntemleridir.
Unutma, kafa bir köle olarak çok güzel bir köledir. Çok
işine yarar. Ama bir sahip olarak tehlikelidir ve bütün hayatını
zehirler.
İnsan; yeryüzündeki en zayıf hayvan olduğu kabul edilmek
zorundadır. Onun bütün davranışlarının, bütün aidiyetlerinin,
gruplaşmalarının temeli budur. O kendisinden daha büyük bir şeyin
parçası olmak zorundadır; ancak o zaman kendisini güvende hisseder.
Çözülmesi gereken bir sorun değildir hayat; yaşanılması
gereken bir gizemdir. Bırak hadi yaşa o gizemi.
Ama kimse yalnızlığı göze alacak kadar cesur değil.
Birisine ihtiyacın var. Niye birisine ihtiyacın var? Kendi
yalnızlığından korkuyorsun. Kendinden sıkılıyorsun. Ve aslında yalnız
olduğunda her şey anlamsız geliyor. Birisi ile beraberken oyalanıyorsun
ve çevrende sahte anlamlar yaratıyorsun. Korkuyorsun! Kendi
yalnızlığından!
Sıkılmak sadece yaşam tarzının yanlış olduğu anlamına
gelir; o yüzden büyük fırsattır. İnsan sıkılır çünkü başkaları
tarafından empoze edilmiş ölü kalıplara göre yaşamaktadır. Olay para,
güç ve itibar sorunu değil; önemli olan asıl senin ne yapmak istediğin.
Sonucu ne olursa olsun bunu yap ve sıkıntın kendiliğinden kaybolacaktır.
Yaşamda bir 'gereklilik' varsa, insanlar huzursuz kalmaya mahkumdur.
Daima iç sesini dinle; başka hiç kimseyi dinleme.
Etrafında seni baştan çıkartacak binlerce şey vardır, çünkü elindekileri
satmak için kapı kapı dolaşan insanlar vardır. Dünya bir süper
markettir ve herkes sana elindekileri satmak ister. Herkes bir
satıcıdır. Çok fazla satıcı dinlersen, çıldırırsın. Hiç kimseye kulak
asma, sadece gözlerini kapat ve iç sesini dinle.
Küçük bir çocuk eğer isyankarsa, kendi yolunu çizmeye
çalışıyorsa gerçekten yaşıyordur ama eğer suskun ve ahmaksa bir yerlerde
takılı kalmıştır ve gelişemiyordur; ona git dersin gider, gel dersin
gelir, otur dersin oturur, kalk dersin kalkar. O tamamen itaatkardır
çünkü kendine ait bir kişiliği yoktur. Toplum ve aile; çocukların böyle
olmasını ister ve onlar için derler ki: 'baksana, nasıl da söz
dinliyor.' Ebeveynler çocuklarının itaatkar olmasını tercih eder çünkü
çocuğun itaatkarlığı onları daha az zahmete sokacaktır fakat çocuğun
isyankarlığı tam tersine onları daha çok zahmete sokacaktır. Sizi daha
az zahmete sokuyor diye ölü bir çocuk istiyorsunuz. Canlı bir çocuk
istemiyorsunuz çünkü çocuk ne kadar canlı olursa o kadar çok risk var
olacaktır. Ebeveynler, toplum ve okullar hepsi birlikte seni
itaatkarlığa zorlar, seni susturur. Tüm eğitim sistemi isyana değil,
itaatkarlığa dayanır. Toplum senin köle olmanı, çarktaki bir dişli
olmanı istiyor; kendi çıkarları için seni kullanmak istiyor, isyankar
olmanı istemiyor. Kendin ol ve diğerlerinin seni dönüştürmeye çalıştığı
şeyi unut. Özgürlüğünü ilan et ve isyankar ol.
Hayatın kendi başına bir anlamı yoktur. Hayat bir anlam
oluşturma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil, oluşturulması gerekir.
Anlamı, ancak onu oluşturursan bulursun. Orada bir çalının arasında
durmuyor. Yani sağına soluna bakınca, biraz arayınca bulamazsın. O
bulunacak bir kaya gibi durmuyor. O, oluşturulacak bir şiir, söylenecek
bir şarkı, edilecek bir danstır. Anlam bir danstır; taş değil. Anlam
müziktir. Onu ancak oluşturursan bulursun.
Her şey gelir. Sen sadece alacak kapasiteyi yaratırsın;
her şey gelir. Sen sadece kapıyı açarsın. Yaşam sana gelmeye hazır. Sen o
kadar çok engel koyuyorsun ki! Yaratabileceğin en büyük engel de yaşamı
kovalamak. Kovalamacan ve koşuşturman yüzünden yaşam ne zaman gelip de
kapını çalsa sen evde olmuyorsun.
Tutarlı olmaya çalışma, aksi takdirde ölmüş olacaksın. Sadece ölü insanlar tutarlıdır.
Aşk ciddi değildir, canlıdır, oyunvaridir. Aşk yaşamı bir
eğlence, bir kutlama haline getirir. Aşk tanrının en büyük armağanıdır.
Aşk sanatını öğrenin. Aşk şarkısını, onu kutlamayı öğrenin. Bu mutlak
bir ihtiyaçtır: tıpkı bedenin besinsiz yaşayamayacağı gibi, ruh da
aşksız yaşayamaz. Aşk ruhun besinidir, büyük olan her şeyin
başlangıcıdır, ilahi olana açılan kapıdır.
İnsanları sevebilirsen, ilk adımı atmışsındır. Ancak bu
zavallı dünyada tam tersi gerçekleşmektedir. İnsanlar tanrı'yı sever ve
insanları öldürür. Aslında onlar tanrı'yı o kadar çok sevdikleri için
öldürmek zorunda olduklarını söylerler. Hristiyanlar müslümanları
öldürür, müslümanlar hristiyanları öldürür, hindular müslümanları
öldürür, müslümanlar hinduları öldürür,çünkü hepsi tanrı'yı seviyordur.
Tanrı adına insanları öldürürler. Onların tanrıları sahtedir. Çünkü
şayet senin tanrıların hakiki ise, şayet sen tanrısallığın ne olduğunu
gerçekten bilirsen, şayet birazcık da olsa fark ettiysen, tanrısallığın
ne olduğunu bir an dahi anlamışsan insanları seveceksin.
İnsanlar sana hakaret ettiklerinde onlara yanıt vermezsen
bu da zorlarına gider. Sen sadece 'teşekkür ederim' diyerek yoluna
devam edersin. Bunu hazmetmek zordur. Çünkü, o kişinin egosunu derinden
incitir. O seni aşağı, çamurun içine çekmeye çalıştığı halde sen bunu
reddettin; o, şimdi orada tek başına kalmış oldu.
Ve bütün gerçek ustalar senin görmene yardım etmekle
ilgilidirler, inanmana değil. Bilgelik senin içinde doğar, o kutsal bir
yazıt değildir. Sen kendi bilincini okumaya başlarsın.
Deli bir insan zeka özürlü değildir. Aslında deli bir
insanın zeka seviyesi, normal insanlarınkinden daha yüksektir. Deli bir
insanın zeka seviyesi, politikacılarınızın zeka seviyesinden daha
yüksektir. Onlar deli sayılıyor çünkü dünya ahmak bir halde. Toplum
onların delirmesine neden olur ve ardından onları akıl hastanesine
tıkıp, elektro şoklar verir. Eğer herkesin bir birey olmasına izin
verilseydi, hiçbir yerde deli insanlar bulunmazdı. Eğer herkesin kendisi
olmasına izin verilseydi, akıl hastanelerine gerek kalmazdı. Deli
insanlar baskıcı toplumun kurbanlarıdır.
Aşk onu hiç deneyimlememiş olanlara delilik gibi görünür.
Fakat aşkı bilenler için, aklıselim olan tek şey odur. Aşk olmaksızın,
bir insan zengin, sağlıklı, ünlü olabilir ama aklıselim olamaz. Çünkü
içkin değere dair hiçbir şey bilmiyordur. Aklı selimlik gönlünüzde açan
güllerin hoş kokusundan başka bir şey değildir.
Bir kişi bilinçlendiği anda yalnız olur. Bilinciniz ve
farkındalığınız ne kadar artarsa o kadar yalnızsınız.
Sevgi kendi içinde koşulsuzdur. Yalnızca vermeyi,
paylaşmayı bilir ve karşılığında bir şey arzulamayı bilmez. Karşılık
beklemez. Onun sevinci ve ödülü paylaşmaktan gelir. Gücü de paylaşmaktan
gelir. O asla tüketilemezdir. Onun gücü budur.
Birisi senden daha güzeldir, bu incitir; birisi senden
daha zengindir, bu incitir; birisi senden daha bilgilidir, bu incitir.
Seni incitmek için milyonlarca şey vardır, fakat sen bilmezsin ki seni
inciten o şeyler değildir, seni inciten şey, egondur! Onlar seni egon
yüzünden incitirler!
Çocuk doğal ve masumdur; biz onu masum olduğu için
cezalandırır, yapmacık ve kurnaz olduğu için ödüllendiririz.
Tanrı hem yaratıcıdır hem de yaratılandır: dışarıdaki bu
sınırsız evren ve içerideki sınırsız bilinçtir.
Çocuklara saygı göster, çünkü onlar kaynağa daha yakındır, sen çok uzağındasın.
Aşk ikinizin de aynı hızla gelişmenizi, aynı
yüksekliklere ulaşmanızı ve Güneş ışığında, rüzgarların önünde,
yağmurların altında birlikte dans etmenizi ister. Birlikteliğinizin bir
sanat haline dönüşmesi gerekir. Aşk, varoluşun içinde yer alan en harika
sanattır.
Gerçek özgürlüğün dış dünya ile hiçbir ilgisi yoktur.
Gerçek özgürlük politikayla ve ekonomiyle ilgili değildir, o ruh ile
ilgilidir. Politik bir özgürlük her an geri alınabilir. Ekonomik
özgürlük, tıpkı sabah güneşindeki bir çiğ tanesi gibi yok olabilir.
Onlar senin elinde değildir. Ve senin elinde olmayan şeye gerçek
özgürlük diyemezsin. Gerçek özgürlük her zaman ruhsaldır. O senin en
içte olan varlığınla ilgilidir. Ona zincir vurulamaz, ona kelepçe
takılamaz, o hapsedilemez. Evet, bedenin bunları yaşayabilir ama ruhun
mutlak olarak özgürdür. O özgürlüğü talep etmene, onun için mücadele
etmene gerek yoktur. O şu anda zaten mevcuttur. Eğer içeriye dönecek
olursan; bütün zincirler, bütün hapishaneler ve her tür kölelik yok
olur. Ve bunlardan çok vardır. Özgürlük tektir, köleliğin ise birçok
türü vardır. Tıpkı gerçeğin tek, yalanların ise binlerce olması gibi.
Zihin bildiğinde buna bilgi adını veririz. Kalp
bildiğinde buna sevgi adını veririz. Ve varlık bildiğinde bunun adı
meditasyondur.
Çocukların kendi niteliklerine sahip birer birey olmaya
başladığında, onların senden uzaklaşmaya başlamasından memnun ol.
Onların itaatkar birer gerizekalı olmamalarından ötürü kendini kutsanmış
hisset. Gerizekalılardan başka hiçkimse itaatkar değildir. Zeka
isyandır. Kendini kutsanmış hisset ve isyancı bir ruhu doğurmuş olduğun
için çocuğunu da kutsa. Bu aslında bir gurur kaynağıdır ama insanların
gerilmesine yol açar.
Bir ilişki içinde yaşamak ve hala bağımsız olmak; işte cesaret budur.
Yaşam akmaya devam eder. Yaşam benimle senin arandaki bir
şeydir. Ağaç oksijen üretmeye devam eder ve sen onu solursun. Eğer
ağaçlar yok olursa, sen de yok olacaksın. Ağaçlar kozmik ışınları gıda
haline, yani meyvelere ve sebzelere dönüştürmeye devam ederler. Onlar
yok olursa, sen daha fazla var olamayacaksın. Onlar senin için sürekli
gıda yaratıyorlar, sen bu şekilde var oluyorsun. Bu bitkiler senin için
sürekli bir gıda yaratma sürecinde, sen ona bağlısın. Bulutlar hareket
etmeye devam eder ve sana su getirir. Bütünlük bağlantı içerisindedir.
Uzaktaki Güneş, kendi ışınlarını sana gönderir ve bu ışınlar yaşamdır.
Eğer güneş yok olursa, bütün yaşam yok olacak. Güneş bile enerjisini bir
çeşit kaynaktan almaktadır. Bilim adamları bu kaynağın ne olduğunu
henüz bulamadılar ancak eğer bu kaynak yok olursa her şey yok olacak.
Her şey bağlantılı içindedir ve her şey birlik halindedir. Bu dünya
parçalar halinde var olmaz; o bir bütünlük halinde, birlik halinde var
olur.
Seni sömürmek için bekleyen insanlar var. Onlar sürekli,
bunun için öl şunun uğruna can ver, deyip duruyorlar. Onlar tek bir şey
için hazırlar, senin şehit olduğunu görmek için. Ve işte o zaman
korkular var olur. Yaşa! Ve ölmenin cesaret gerektiren bir şey olduğunu
düşünme. Cesaret gerektiren tek şey, doyasıya yaşamaktır, başka bir
cesaret yok.
Mutluluğun senin neye sahip olup olmadığınla bir alakası
yoktur. Mutluluğun senin ne olduğunla ilişkisi vardır.
Ne zaman daha yüce bir birliğin bir parçası olan anlam doğar.
Korkunun kendisi acizdir, hiçbir gücü yoktur. Sadece ona
inanmak istersin bu onun tek gücüdür.
Kadına saygı duymalısın o varoluşun bir armağanıdır.
Ne zaman intikam almaya başlarsan yıkıcı olursun.
Geçmişteki yaralara sürekli bakmanın bir yararı yoktur. Geçmiş yüzünden
intikam almanın bir yararı yoktur. İnsan bağışlamayı ve unutmayı
öğrenmelidir.
İnsan sürünmek ve emeklemek için bu dünyada değildir. O
en yükseğe uçabilecek kapasiteye sahiptir.
Özgün insan kalabalığa ait değildir. O yalnız başına ve
kendi halinde durur, tıpkı yıldızlara uzanan bir ağaç gibi.
Aşıklar birbirinin içinde ölür. Ve ancak birbirinde
ölmeye çoktan razı olanlar 'sevgili' olur. / Osho
Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün
olgunlaşırsın, hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın. Hiç
kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın.
Güven senin vereceğin karar değil. Ona sen karar
veremezsin. Kuşkunun faydasızlığına tamamen ikna olduğunda, güven doğar.
Sen olmazsan bu evrenin şiirinde, güzelliğinde bir şeyler
eksik kalır. Bir şarkı, bir nota eksik kalır. Bir boşluk olur. Hiç
kimse sana bunu söylemedi.
Konuşmamak sessizlik değildir. Konuşmuyor olabilirsin,
herhangi bir şey mırıldanıyor olabilirsin, ama içeride binlerce düşünce
yarış halindedir.
Evrensel doğru ve yanlış var mıdır diye soruyorsun.
Evrenselliği bilen ve uyanık olan bir insan; artık coğrafyanın,
birilerinin ya da zihnin parçası değildir. O; yalnızca saf bir
farkındalıktır. Bu halde hiçbir şey doğru, hiçbir şey de yanlış
değildir.
Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün insanlar
senin karizmanı hissetmeye başlar çünkü karizma senin bireyselliğinin
ışıldamasıdır.
Yoga, şahane bir bilimdir: inanmayı öğretmez, bilmeyi öğretir.
Çocukluğundan beri sürekli 'gül çok güzel bir çiçektir,
harika bir çiçektir ' sözlerini duyuyorsun. O yüzden bir gül gördüğün
zaman, hemen tuşuna basılmış bir bilgisayar gibi ?bu çok güzel?
diyorsun. Bunu gerçekten hissediyor musun? Bu senin içinden geçen
duygular mı? Eğer değilse söyleme. Bir şeyi hissetmiyorsan, sakın
söyleme.
Bir kadına aşık olduğunda o özgürdü. Sen özgürlüğe aşık
oldun. Onu eve götürdüğünde tüm özgür olma olasılığını yok edersin.
Bir şeyi büyütmemek istediğinde, onu sadece kendine sakla
ve o kendiliğinden ölür. Aynen ihmal edilmiş, sulanmamış bir bitki gibi
o, durmadan solar ve ölür. Öyleyse ne zaman gözüne sahte bir şey
çarparsa, sadece onu bir kenara koy.
Düşünceyi bırakmanın iki yolu vardır; ya meditasyon ya sevgi.
Hiç bir şeye gıpta etme! Çünkü bir kez gıpta etmeye
başladığında, öz zihnini, kozmik zihin ile bağlantını kaybedersin. Arzu
ve düştün. Asıl düşüş, arzu yoluyla olur. O halde, hiç bir şey arzulama.
Derinlerde bir yerde sevilmek istediğimi fark ediyorum,
diyorsun. Sevilmek istiyorsan sev! Çünkü verdiğin her şey sana geri
döner. Sevilmek istiyorsan, sevilmek isteğini unut, sevgi bin bir yoldan
sana gelecektir. Hayat yansıtır, hayat yankılar, hayat senin hayata
verdiğin her şeyi geri getirir. O yüzden sevilmek istiyorsan, istemeyi
ve sevilmeyi unut o zaman sorun bu değildir. Kural basittir: Sev.
Kendini, kendi bilincini, kendi varlığını yaratmanın
yanında, şiir yazmak, müzik yapmak birer hiçtir.
Manevi arayış aslında kişinin kendisine aşık olma
arayışıdır. Dünya diğerlerine karşı aşık olmaya yönelik bir yolculuktu.
Maneviyat ise kendine aşık olma yolculuğudur.
Hayatı bütünlüğüyle yaşa. Ve dünya'da yaşamak onun bir
parçası olmak değildir. Lotus çiçeği gibi yaşa. O suda yaşar, ama su ona
dokunmaz.
Kızgınlığınla, hırsınla, cinselliğinle savaşmak
zorundasın çünkü güçsüzsün. Öyleyse gerçekte sorun kızgınlık, hırs ve
cinsellik değildir, sorun güçsüzlüktür.
Bir gün bir adam ve küçük bir çocuk birlikte berber
dükkanına girdiler. Adam tam bir bakım; tıraş, şampuan, manikür, saç
kesimi, vs. aldıktan sonra çocuğu sandalyeye yerleştirdi. 'Ben bir
kravat satın alacağım' dedi berbere. 'Birkaç dakika sonra döneceğim.'
Çocuğun saç tıraşı bittiğinde ve adam hala dönmediğinde, berber çocuğa
"Görünen o ki baban seni tamamıyla unuttu' dedi. 'O benim babam
değildi,' dedi çocuk. 'O geldi elimden tuttu ve bana 'Gel evlat bedava
saç tıraşı olacağız' dedi.' Çocuklar güvenirler ama yavaş yavaş
kandırılacakları, başlarının derde gireceği, engellenecekleri,
korkacakları tecrübelerin içine girecekler. Yavaş yavaş dünyanın tüm
dalaverelerini öğrenecekler. Az ya da çok herkesin başına gelmiş olan
budur.
Sevginin üç aşaması vardır.
Hayat böyledir işte. Ona hazırlanamazsın, Onun için hazır
olamazsın. Güzelliği, mucizesi de budur. Seni hep hazırlıksız yakalar,
hep sürpriz yapar. Gözlerin varsa her anın bir sürpriz olduğunu ve
önceden hazırlanmış hiç bir cevabın işe yaramayacağını görürsün.
Zihin bildiğinde, buna bilgi deriz. Kalp bildiği zaman,
buna sevgi deriz. Varlık bildiğinde ise biz buna meditasyon deriz.
Zihin bildiğinde, buna bilgi deriz. Kalp bildiği zaman,
buna sevgi deriz. Varlık bildiğinde ise biz buna meditasyon deriz.
Zevklerin birer hiçti, sadece su üstüne atılan imzalar
gibiydi. Acıların ise mermer üzerine kazınmıştı. Ve bütün bu acıları,
suya atılacak imzalar için çekmişsin.
Aşk, seni mütevazi, basit ve masum hale getiren tek deneyimdir...
Aşkın gözü ise asla kapalı değildir. Ortada bir kafa
karışıklığı olduğu için ve insanlar sınırı nereye koyacaklarını
bilmedikleri için, 'aşkın gözü kör' demeye başlamışlardır. Aslında aşk
sana çok net bir görüş ve keskin gözler verir. Şehvet ise kesinlikle
kördür, çünkü o biyolojiktir. Senin ruhsallığınla hiçbir ilgisi yoktur.
Bu dünyayı kutlayarak, dans ederek, şarkı söyleyerek,
müzikle, meditasyonla, sevgi ile değiştirebiliriz. Mücadele ile değil.
Buradasın! Varoluş seni doğurdu. Demek ki çok büyük bir
ihtiyaç oluştu ve sen bir boşluğu doldurdun. Sensiz varoluş eksik
kalacaktı. Ben bunu söylediğimde, yalnızca sana söylemiyorum: bunu
ağaçlara, kuşlara, hayvanlara, sahildeki çakıl taşlarına da söylüyorum.
Koskoca sahilde tek bir çakıl taşı eksik olduğunda, sahil aynı
olmayacak. Tek bir çiçek eksik olduğunda, evren onun yokluğunu
hissedecek. Nasılsan öyle değerli olduğunu hissettiğinde, başkalarının
da nasılsa öyle değerli olduğunu hissedeceksin.
İlişkiye ihtiyaç duymanın tek sebebi tek başına
kalamamandır. Çünkü henüz meditasyon yapamıyorsun. O yüzden de gerçekten
sevebilmeye başlamadan önce meditasyon bir zorunluluktur. İnsan yalnız
olmayı, tamamen yalnız olmayı ama son derece mutlu olmayı başarabilmeli.
O zaman sevebilirsin. O zaman sevgin bir ihtiyaç değil bir paylaşım
olur; bir gereklilik değil. Sevdiğin insanlara bağımlı olmazsın.
Paylaşırsın ve paylaşmak güzeldir.
Dünya bir gökkuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz ışındır.
Kendine iyi gelmek istiyorsan bir başlangıç yap. Bitmiş
herhangi bir yerden. Yeni bir başlangıç.
Çalışma ve rahatlama karşıt değillerdir. Aslında kendini
daha çok çalışmaya verdikçe, daha derin bir şekilde rahatlayabilirsin.
Sevgi iki kişi arasındaki ilişki değildir. Senin içindeki
zihin halidir. Eğer sevecensen herkese karşı sevecensindir. Sadece
insanlara karşı değil, her şeye. Sevgi senden nesneye doğru hareket
eder. Tek başına olduğunda, başkası yokken de sevecensindir. Nefes almak
gibi. Yalnız sen yanımdayken nefes almaya yemin edersem, bunu sadece
ölüm takip edecektir. Nefes bir ilişki değildir; herhangi bir ilişkiye
bağlı değildir. Ve eterik beden için, sevgi de tıpkı nefes almak
gibidir. Sevgi onun nefesidir.
Dünyadan vazgeçmenin gereği yok. Yalnızca korkaklar ondan
vazgeçer. Dünyada yaşa, o deneyimi yaşa. O bir okuldur. Himalayalarda
büyüyemezsin, yalnızca dünyada büyüyebilirsin.
Sürekli başkalarının fikirlerini hesaba katan insanlar
olgunlaşmamıştır. Onlar başkalarının ne düşündüğüne bağımlıdır. Onlar
hiçbir şeyi özgün bir biçimde yapamazlar, dürüstçe söylemek
istediklerini söyleyemezler; başkalarının duymak istediklerini
söylerler.
Sevgi senin sahip olmadığın şeyi bırakmanı gerektirir ve
sevgi sana her zaman sahip olacağını vermeye hazırdır. Sevgi sana kendi
özünü verir, ego seni kendi özünden gizlemeye devam eder. Sevgi seni
kendine açar.
Kendi varlığının farkına vardığın an iyilik seni bir
gölge gibi takip eder. O zaman iyi olmak için bir çabaya gereksinim
yoktur; iyilik senin doğan olur.
Eğer dünyayı değiştirmek istersen önce kendini
değiştirmek zorundasın. Devrim ilk önce sana gelmelidir. Sadece ondan
sonra onu başkalarının kalbine yayabilirsin. İlk önce sen dans etmelisin
ve ondan sonra bir mucize göreceksin, diğerleri de dans etmeye
başlamıştır.
Farkındalık her şeyi açan anahtardır. O. varoluşun tüm
kilitlerini açar. Farkındalık senin an be an, uyanık. halde, kendinin
bilincinde olarak ve etrafında olan biten her şeye anında yanıt verme
bilinciyle yaşaman demektir.
Yakınlık iyidir ve tek eşe bağlılık güzeldir. Eğer
mümkünse, tek bir insanı seviyorsan ve tüm yaşamını onla geçiriyorsan
arada büyük bir yakınlık doğar ve aşk sana yepyeni yüzlerini gösterir.
Çok sık partner değiştirirsen bu mümkün olmaz. Tıpkı bir ağacın yerini
sık sık değiştirmeye benzer. O zaman hiçbir yerde kök salamaz. Kök
salması için aynı yerde kalması gerekir. O zaman derinlere iner,
güçlenir.
Aşk, son derece narin ve kutsaldır. Biz bütün
ilişkilerimizde karşımızdaki insanı bir eşyaya indirgemeye çalışırız.
Kadın, bir eş olduğu zaman bir eşyaya dönüşür. Eğer zekan varsa eşinin
bir kadın olarak kalmasına izin verirsin. Erkek, bir eş olduğu zaman
hayatta kalamaz. Ona da özgür kalması için izin vermelisin, çünkü aşk
sadece özgürlüğün içinde çiçek açabilir.
Kıskançlık; basit bir gerçeği görememektir. Sana kendini
başkalarından aşağı veya başkalarından üstün bir yere koyman öğretildi.
Ve sen neredeyse; bu olan bitene bilinçsiz hale geldin ve sürekli olarak
insanları üstün, aşağılık; iyi, kötü; doğru, yanlış olarak yargıladın.
Yargılama. Herkes sadece kendisidir. Herkesi olduğu gibi kabul et. Ama
bu durum; yalnızca sen kendini olduğun gibi, utanmadan, değersizlik
hissi olmadan kabul edersen mümkündür. Kıyas ile her iki yönden de çok
uzaklara gitmiş olursun. Birinci yön senden üstün olan insanların
bitmeyen sırası; diğeri ise senden aşağıda olan insanların sırasıdır. Ve
sen; ikisi arasındasındır. Senin; kendini anlayacak zamanın yok. Sen;
önündeki insanın yerini almak için sürekli bir mücadele içindesin ve
aynı zamanda arkandaki insanı da itmektesin. Rekabeti bırak, kıskançlığı
bırak. Bu durum tamamen anlamsızdır. Bu yüzden asla kendin olamıyorsun.
İnsanlar aşkı bilmediklerinin farkında değiller. Aşk asla
şüphe duymaz, asla kıskançlık hissetmez. Aşk asla diğerinin özgürlüğüne
müdahale etmez. Aşk asla diğerine bir şeyler dayatmaz. Aşk özgürlük
verir ve bu özgürlük sadece birlikteliğin içinde boşluklar varsa mümkün
olabilir.
Oyun, bir şeyi amaç gütmeden yapmak demektir. Amaç
gütmeden ne kadar çok şeyden keyif alırsan, o kadar canlı olursun.
Her şey gelir. Sen sadece alacak kapasiteyi oluşturursun;
her şey gelir. Sen sadece kapıyı açarsın. Yaşam sana gelmeye hazır. Sen
o kadar çok engel koyuyorsun ki! Oluşturduğun en büyük engel de yaşamı
kovalamak. Kovalamacan ve koşuşturman yüzünden, yaşam ne zaman gelip de
kapını çalsa sen evde olmuyorsun.
Mutlu bir insanın egosu olamaz, çünkü insan ancak ego
olmadığında mutlu olabilir. Mutlulukla bir arada var olamazsın; yalnızca
mutsuzlukla var olabilirsin. Mutlulukta çözünme vardır.
Istırap, kendini kaybettiğin anda yaşadığındır. Coşku,
kendini bulduğun anda yaşadığındır. Kendini kaybetmek ya da bulmak:
İkisi de benliğinin aynı derinliğinde gerçekleşir. Kendini kaybetmek,
bir şey, biri olmaya çalıştığın anlamına gelir. Bir fikrin vardır ve o
fikri hayatına geçirmeye çalışıyorsundur. Tüm idealistler ıstırap içinde
yaşar.
Eğer dünyada barış ve huzur istiyorsanız onu ilk kendi kalbinizde yaratmalısınız.
Ben sana hiçbir ahlaki öğretiden bahsetmiyorum. Ahlak
kendiliğinden ortaya çıkan bir şey olmalı. Benim sana öğrettiğim şey
doğrudan kendi varlığının deneyimlenmesi. Daha sessiz; daha huzurlu;
daha sakin olduğunda, kendi bilincini anlamaya başladığında, içsel
varlığın gitgide daha merkezlendiğinde eylemlerin ahlakını yansıtmaya
başlar. O, senin yapmak için karar verdiğin bir şey olmaz.
Istırap senin egonu besler ve mutluluksa temel olarak bir egosuzluk durumudur.
Daha yaratıcı hale geldikçe daha ilahi bir hal alırsın.
Varoluştaki en büyük cesaret, kalabalıkta bir koyun olmak
yerine bir aslan gibi tek başına kalabilmektir.
Yaratıcılığın doruğa ulaştığı zaman, bütün yaşamın
yaratıcı bir hal aldığı zaman tanrısallığı yaşarsın.
Dünya bir aynadır. Başkalarında gördüğümüz kendi
yansımamızdan başka bir şey değildir. Kişi baktığı herkeste inanç ve
güzellik görmediği sürece içinde hala eksikler olduğunu bilmelidir.
Karanlıkla ilgili endişenlemeyi bırakın ve ışığı açın.
sadece karanlığı düşünen insanlar aydınlığı asla bulamazlar.
Dua nedir? Sevgi ve teslim olmaktır. Sevginin olmadığı yerde dua da olmaz.
Sevgi, sınırları olmayan bir evrene, sonsuz bir evrene
açılan kapıdır. Sevgi başlar ama asla bitmez; bir başlangıcı vardır ama
bitişi yoktur.
Gerçekten gülmek istersen, ağlamayı öğrenmek zorunda
kalacaksın. Ağlayamazsan ve gözyaşlarına muktedir değilsen gülmek için
yeterli olamayacaksın.
Enerjin olmadığı için sevginin içerisinde olamazsın.
Senin tüm enerjin bölünmüştür ve farklı biçimlerde dağılmıştır; bazen
seks, bazen öfke, bazen de açgözlülük olarak. Sevgi bir biçim değildir.
Ne zaman ki tüm arzuların ortadan kalkar, o zaman senin enerjin sevgiye
dönüşür.
Bilinçlilikten kaynaklanan eylem ahlaklıdır,
bilinçsizlikten kaynaklanan eylem ise ahlaksızdır. Yapılan eylem aynı
olsa bile.
Aşkın içinde olduğun an, dil eksik kalır, bir söyleyemez, sadece sessizlik.
Hayatın hiçbir hedefi, amacı yoktur. Hayat hiçbir yere gitmiyor. O zaten orada.
Eğer aşk kalbinde yeşerirse, tanrısallığa gebe kalırsın.
O, senin içinde büyüyen tanrısallıktır. Sen yavaş yavaş kaybolursun ve
geriye sadece saf tanrısallık kalır.
Sabah günün sana bir fırsat daha verdiğini anımsa, minnettar ol.
Unutma gerçek iletişim, sessizlikte meydana gelir.
Hiçbir yere ait olmamak, yaşamın en büyük deneyimlerinden
biridir. Tamamen yabancı kalmak, asla bir şeylerin parçası olmamak
nefis bir deneyimdir, her şeyi aşarsın.
Aşk ve meditasyon birer kanat ve birbirlerini
dengeliyorlar. Ve sen bu ikisinin arasında gelişiyorsun, ikisi arasında
bütünleşiyorsun.
Kimseye ihtiyacın olmadığında, kendi kendine yettiğinde,
yalnızken gayet mutlu ve mesut olduğunda, işte o zaman aşk mümkündür.
Aşk bir gizemdir o varken herşey cennet gibi görünür. O
gittiğinde ise her şey bayat ve anlamsız görünür.
Dünya güzel bir yerdir çünkü sessizliğini, medatifliğini
tanıklığını test etme fırsatı verir. Dünyanın içinde ol ama dünyadan
olma.
Neden bir insanı aşağılayıp, senden bir şeyler talep
etmek zorunda bırakasın ki? Bu çirkin bir şey. Eğer kendi anlayışın
sayesinde, birilerinin bir şeylere ihtiyaç duyduğunu görürsen ve o
ihtiyacı karşılayabilecek durumdaysan, bunu yap.
İnsanlar aşkın kör olduğunu söylerler çünkü aşkı
bilmezler. Ben onlara sadece aşkın gözleri olduğunu söylüyorum. Aşk
dışında her şey kördür.
Aşka düşme, aşkla yüksel.
Dünyanın kendisinde kötülük yoktur. Tüm kötülükler ruhunuzdadır ve yok edilebilir.
Sonsuz mutluluk amaçtır ve farkındalık da ona doğru giden yoldur.
Sevgi sonsuzluktur. Şayet orada ise, büyümeye devam
edecektir. Sevginin bir başı vardır, ancak bir sonu asla yoktur.
AŞK, kendi içindeki gökyüzünün farkına vardığın zaman yaşanır.
Meditasyon seninle ışık arasındaki bir köprüden başka birşey değildir.
Sadece birey; bilincin ve farkındalığın zirvelerine
yükselebilir. Daha çok kalabalığa ait oldukça, daha derin karanlığa
düşeceksin.
Aşk bir esinti gibidir. Sadece geldiğini görürsün. Eğer
oradaysa oradadır, sonra gider. Ve o gittiğinde gitmiştir. Aşk bir
gizemdir, ona hükmedemezsin. Hiçbir nedenle aşka hükmedilmemelidir, aşk
yasallaştırılmamalıdır, aşk zorlanmamalıdır.
Bütün savunmalarını bırakmak zorundasın, ancak o zaman
yakınlık mümkündür. Biz bin bir şey saklıyoruz, sadece diğerlerinden
değil kendimizdende.
Eğer bir anne babaysanız, çocuğunuza bilinmezliğin
kapılarını açın ki keşfetmeyi öğrensin. Çocuğunuzu bilinmezlikten
ürkütmeyin; tersine, bu yolculukta ona destek olun.
Mutluluğa kulak ver; onun belirleyici olmasına izin ver.
bırak gideceğin yöne mutluluk karar versin ve sonra bunun içine doğru
hareket et.
Eğer gülme özürlüysen gözyaşı da üretemezsin. Ancak güzel
gülen birisi güzel ağlayabilir. Ve eğer güzelce gülüp ağlayabiliyorsan
yaşıyorsun demektir. Ölüler ne gülebilir ne de ağlar. Ölü birisi
ciddidir. İzle: git bir cesede bak ölüler senden çok daha ciddi durur.
Ancak canlı birisi gülüp ağlayabilir.
Varoluşun bütününe bak ve onların bir olduğunu
göreceksin. Düşman dost haline geldiğinde, dost da düşman haline
geldiğinde bütün ikilik kaybolur. Bu savaş değildir. Bu, kralların
yoludur.
Sadece kendin olmak için varsın. Rahatla! Ve sadece
kendin ol. Bireyselliğine saygı duy ve kendi imzanı atacak cesarete
sahip ol.
Kendin hakkındaki tüm fikirlerin; kendin hakkında bir
fikri bile olmayan kimselerden ödünç alınmıştır.
Gerçek sevgi kavganın yok olması ve ikinin bir haline
gelmesi demektir. Bedenler ayrı halde var olurlar ama varlıklar
birbirine karışır. Sınırlar kaybolur ve arada bir ayrım kalmaz. 'Ben'
artık yoktur, 'sen' artık yoktur, artık sadece bir vardır.
Dünyaya; baş aşağı ve popona atılan bir şamar ile gelmen,
senin için hiç de iyi bir başlangıç değildir.
Benim çağrım; Dünya'daki tüm deli insanlaradır. Ben; deli
bir adamın aydınlanma kılavuzuyum.
Beni fikirlerine göre yorumlayamazsın. Sana çok fazla dert olurum.
Yaşamın içsel bir değeri vardır, onun dışında hiçbir
hedef yoktur. Bundan dolayı benim bütün çabam herşeyi oyunculuğa
dönüştürmek içindir. Benim için gerçek spiritüellik budur.
Yaşam ise bir argüman değildir. Aşk da bir argüman
değildir. O, iki kalbin ve iki varlığın buluşmasıdır. İki bedenin bir
olmasıdır.
Dil asla sürçmez bunu bunu daima hatırla. Zihnin içinde
her ne oluyorsa aynı şekilde dile gelir.
Zenginlik senin içtenliğindir, samimiyetindir,
hakikatındır, sevgindir, yaratıcılığındır, duyarlılığındır, meditasyon
halindir. Bu senin gerçek refahındır.
Unutma ki paranın, gücün ve saygınlığın hiçbir anlam
ifade etmediği değerler dünyasına girmediğin sürece kendine özgü bir
yaşam süremezsin. Kendine özgü olan bir yaşamın aroması ise aşktır.
Dünya için başarı, ego övgüsüdür. Benim için değil...
Benim için başarı, mutluluktur.
Kimsenin seni tanıyıp tanımaması önemli değil...
Başkalarının seni tanıması ya da hiç bilinmeden,
duyulmadan, fark edilmeden yaşamak hiç önemli değildir...
Eğer mutluysan, başarılı olmuşsun demektir.
Yaşamın anlamını çözebilmiş insanlar sadece aşkı
anlayabilenlere hitap ettiler. Çünkü aşk yaşamın anlamıdır. Çok az
insan, sendeki öz alevin aşk olduğunu fark edebilmiştir. Seni hayatta
tutan şey yemek değil, aşktır. Aşk seni sadece hayatta tutmakla kalmaz,
fakat sana güzellik, hakikat, sessizlik ve milyonlarca çok değerli başka
şeylerle dolu bir yaşam verir.
Boş tutulan kalp, Tanrı'ya açılan kapıdır...
Kıskanç adam cehennemde yaşar. Karşılaştırmayı bırakırsan
kıskançlık yok olur, acımasızlık yok olur, sahtelik yok olur...
Aşk var olan tek mucizedir. O cehennemden cennete giden
merdivendir. Aşkı iyi öğrenirsen, herşeyi öğrenmişsindir. Aşkı
kaçırırsan, bütün yaşamı kaçırırsın.
Meditasyon tamamen yalnız olabilme kapasitesi demektir ve
aşk tamamen beraber olabilme kapasitesidir. Aşk beraber olmaktan keyif
almaktır, meditasyon tekbaşınalıktan, yalnızlıktan keyif almaktır.
İkiside aynı işi yapar, çünkü iki yoldanda ego yok olur.
Meditasyon yeni bir şey değildir; dünyaya gelirken onu da
beraberinizde getirdiniz. Zihin yeni bir şeydir; meditasyon ise sizin
doğanızdır. O sizin doğanız, sizin varlığınızdır.
Görmek korkuyu en başından kötü olarak mahkum etmemek anlamına gelir.
Ne kadar çok anlarsan, o kadar az bildiğini farkedersin.
Anlayış büyüdüğünde, bilgi aynı oranda kaybolmaya başlar. Bir insan ne
kadar anlayışlı olursa, o kadar az bilgilidir. Bilmenin en yüksek
noktası mutlak cehalet, masumiyet, çocuksu saflıktır.
Hükmetme isteği, aşağılık kompleksinden ileri gelir.
Mutlu ol, mutluluğa saygı duy ve insanlara mutluluğun
hayatın amacı olduğunu anlamaları için yardım et. Ne zaman saadet
içerisinde bir insan görürsen ona saygı duy, bu kutsaldır. Ve ne zaman
bir topluluğun coşku dolu olduğunu, şenlikli olduğunu hissedersen, onu
kutsal bir yer olarak algıla.
Yalnızca acı çekmiş olanlar beni anlayabilir. Ağrı
arındırır, acı ise anlayış verir. Acı çekmeden hayatın ne olduğunu
anlayamazsın.
Dünyadaki en büyük mucize senin olman, benim olmam. Olmak
en büyük mucize ve meditasyon bu büyük mucizenin kapılarını açıyor.
Meditasyon yapmayan kişi uyur, rüya görür; meditasyon
yapan ise uykudan uyanıklığa doğru hareket eder, bir dönüşüm halindedir.
O zaman mutluluk tamamıyla bambaşka bir anlam taşır: O daha çok
niteliğe, daha az niceliğe ilişkin bir şey olur; o daha çok psikolojik
ve daha az fizyolojik bir şeydir. Meditasyon yapan müzikten daha çok
keyif alır, şiirden daha çok keyif alır, bir şey yaratmaktan keyif alır.
Bu insanlar doğadan, onun güzelliğinden keyif alır. Sessizliğin tadını
çıkarır, daha önceden hiç zevk almamış oldukları şeyden zevk alır ve bu
çok daha fazla kalıcıdır. Müzik dursa bile içinde bir şeyler sürmeye
devam eder.
İnsan aşık olduğunda hayatın ne anlamı olduğunu asla
sormaz. Anlamı bilir sormasına gerek kalmaz. Anlamı bilir! Anlam
oradadır: Hayatın anlamı aşktır.
Aşka engel olan herşeyden kurtulmayı öğren. Aşk
varlığının derinliklerinde akıyor. Ama üzerinde kaldırılması gereken bir
sürü taş toprak var.
Yoga, hayale dalmayan bir zihne sahip olma yöntemidir.
Yoga, burada ve şimdide olma bilimidir. Yoga, artık geleceğe yönelmemeye
hazırsın anlamına gelir. Yoga, artık umut etmemeye ve varoluşunun bir
adım önüne zıplamamaya hazırsın demektir. Yoga, gerçekle olduğu gibi
yüzleşmek demektir.
Bedenini sevmediğin sürece ve bedenini anlamadan, ruhsal
büyüme mümkün değildir. Beden ruhun tapınağıdır.
Hatalarınızı ve yanlışlarınızı akla yatkın hale
getirmeyin. Çünkü eğer akla yatkın hale getirirseniz, onları korursunuz.
O zaman tekrarlanırlar.
Kişi, hayatı tüm problemleri ile kabul etmek zorundadır.
Kişi, hayatın içinden korunma olmadan geçmek zorundadır; kişi kendi
yolunu aramalı ve bulmalıdır. Hayat kendini bulmak için bir fırsat, bir
meydan okumadır.
Coşkun bir halde olmak istersen sembolik olanın dışına
çıkmalısın. Sembolik olandan özgürleşmek demek toplumdan özgürleşmektir.
Sembolik olandan özgürleşmek bir birey haline gelmektir. Sembolik
olandan özgürleşmek için gerçek olanın içine girme cesareti gösterdin.
Ve sadece gerçek gerçektir; sembolik olan gerçek değildir.
Nefes senin hayatın, Ve nefes aynı zamanda Bilinçle
bilinçsiz olan arasında, Bedeninle ruhun arasında bir köprü. Bu köprünün
kullanılması gerek. Eğer köprüyü doğru şekilde kullanırsan, Diğer
kıyıya geçebilirsin.
Meyve olgunlaştığında, kendi kendine ağaçtan düşer. Bir
an ağacın dalında asılı durmaktadır, suludur. Bir sonraki an düşer-
düşmeye zorlandığı için ya da atlamaya çaba gösterdiği için değil, ağaç
onun olgunluğunu fark ettiği ve onu salıverdiği için.
Hayat bir çelenk gibidir; çiçeklerin arasındaki ipliği
görmezsin, ancak oradadır, onları bir arada tutar. Şayet iplik orada
olmasaydı, çiçekler dağılacaktı; bir çiçek yığını olacaktı ama çelenk
olmayacaktı. Ve varoluş bir yığın değildir, o çok iyi örülmüş bir
desendir. Her şey değişmekte ancak değişmez bir unsur tamamen onun
arkasında bulunan kozmik bir yasayı korumakta. Bu kozmik yasaya
sadashiva, ebedi Tanrı, zamansız Tanrı, değişmez Tanrı denir. Ve bu
meditasyoncunun işidir; ipin ucunu bulmak.
Yumuşak huylu, alçakgönüllü bir insan neden takdir
edilir? Herkesin egosunu doyurduğu için takdir edilir. Sadece oyunun
tamamını gör. Alçakgönüllü bir insanı neden takdir edersin? Sana karşı
alçakgönüllü olduğu, senin egonu desteklediği için. Egon desteklendiği
için, sen de karşılığında onun alçakgönüllülüğünü desteklersin. Şimdi
bir kısırdöngü oluşur. Herkes onun alçakgönüllülüğünü sevdiği için
giderek daha da alçakgönüllü olacak. Saygınlık kazanıyor ve herkes onun
alçakgönüllülüğünü seviyor, çünkü onun alçakgönüllülüğü herkesi tatmin
ediyor bu, ego için derin bir doyumdur.
Umut ederek yaşadın. Şimdide umut boşa çıktı umutsuzluk
içinde yaşıyorsun. Şimdi bırak umutsuzlukta boşa çıksın: umudu ve
umutsuzluğu birlikte bırak. Gelecekten yaşayan o tutumu aş. Şimdi burada
yaşa! Umutla yaşamak gelecekte yaşamaktır, gerçekte hayatı
ertelemektir. Bu bir yaşam biçimi değil, intihar biçimidir. Hiçbir umuda
gerek yok ve umutsuzluk hissetmeye de gerek yok. Şimdi burada yaşa.
Yaşam olağanüstü keyifli, burada yağdırıyor ve sen başka bir yerde
arıyorsun. Hemen gözünün önünde ama senin gözlerin uzağa kaydı, ufka
bakıyor. Senin içinde ama sen orada değilsin.
Şu anda yaşamaya başla; ne kadar yaşarsan o kadar az
sorun olduğunu göreceksin, çünkü şimdi boşluk yaşamanın içinde çiçek
açıyor, gerek yok. Yaşamadığın zaman, aynı enerji bozulur. Bir çiçeğe
dönüşecek olan aynı enerji tıkanır. Açmasına izin verilmediğinde,
yürekte bir dikene dönüşür; aynı enerjidir.
Korku, sevgi eksikliğinden başka bir şey değildir. Bir
şeyi sevgiyle yap, korkuyu unut. Eğer iyi seversen, korku kaybolur.
Tanrı, tek tanrıdır, elçi yoktur, Tanrı ile senin aranda
kimse yoktur. Ara bulucu yoktur. Tanrı hemen hazırdır. Sadece gereken
biraz delilik ve çokça meditasyon.
Gerçek aşkın zıttı yoktur...
Sevme kabiliyeti olan bir insan eninde sonunda kendi varlığını keşfedecektir.
Farkındalık, anda olan her şeyin tam bir bilinçlilikle
gerçekleşiyor olması anlamına gelir; sen orada mevcutsun. Kızgınlık
gerçekleşirken sen orada mevcut olursan kızgınlık oluşamaz. O sadece sen
derin uykudayken gerçekleşebilir. Sen orada olursan varlığı
Sonsuz mutluluğu istemekte açgözlülüktür.
Yarın asla gelmez her zaman bugün vardır.
Anda olmak mucizedir.
Kahkaha gerçek dindir... Gerisi olsa olsa metafiziktir.
Arzusuz olduğunda farkında olursun ,farkında olduğunda
arzusuz olursun. Madalyonun iki yüzü var: Biri arzusuzluk diğeri de
farkındalık ve bilinç...
Bir kadınla uyanmaya benzer, bir şehri günün ilk ışıklarıyla görmek.
Yaşam; aşkın çiçeklenmesi için bir fırsattan başka bir şey değildir.
Tekbaşınalıktan, kendinden kaçma, kendi içine dal. Sadece
okyanusun içine dalarak inciler bulunabilir.
Aşık olduğunda bir çocuk olarak kal; aşkın içinde
büyüyerek olgunlaşırsın. Yavaş yavaş aşk bir ilişki değil varlığının bir
durumu haline gelir. Sen aşık değilsindir şimdi aşk sensindir.
Zihin iyi bir hizmetçi tehlikeli bir efendi.
Senin Tanrın belki de yalnızca psikolojik bir hipnozdur. O
senin keşfin değil. O senin aklına sokuluvermiş. Ve bundan dolayı ona
inanıp durmaktasın. İnancın, gerçeği arama macerandan seni men eder.
Genelde sana inanmadığın taktirde bulamayacağını söylerler. Ama gerçek
tam tersidir. İnanç bir engeldir, köprü değil. İnananlar asla
bulamazlar. Çünkü onlar asla aramaya kalkışmamışlardır bile.
Çoşku senin doğandır, Meditasyon bunu sana hatırlatıyor.
Odağı değiştir kendine dön.
İnsanlar daha az bildikçe, onu daha çok inatla bilirler.
Milyonlarca insan acı çekiyor; sevilmek istiyorlar ama
nasıl seveceklerini bilmiyorlar. Ve aşk monolog olarak var olamaz; o bir
diyalogdur, çok ahenkli bir diyalogdur.
Her ne hissedersen o haline gelirsin. Bu senin sorumluluğundur.
Yaratıcı ol dediğim zaman, Herkesin gidip büyük bir
ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. Ben sadece bırak hayatın bir
Resim, bir şiir olsun diyorum.
Eğer aşk olmadan çalışırsanız bir köle gibi
çalışıyorsunuzdur. Aşkla çalıştığınız zaman bir imparator gibi
çalışırsınız. İşiniz eğlencenizdir.
Kendinle ilgili bütün fikrin, kendisi ile ilgili hiçbir
fikri olmayan kişilerden ödünç alınmıştır.
Başkaları 'atlamadan önce iki kere düşün!' der. ben şöyle
diyorum: önce atla, sonra istediğin kadar düşünürsün!
Sevgi seni özgürleştirir, sevgi sana özgürlük verir fakat
bu sevgi sadece meditasyon aracılığıyla gelebilir, bunun başka bir yolu
yoktur.
Güzel bir gelecek ancak bugün yaşanırsa doğabilir.
Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde
erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.
Sen sadece kendin olarak kal. Diğer insanlar senin
hakkında ne düşünüyorsa; bu onların düşüncesi ve senin ile hiç ilgisi
yok. Sen sadece kendin ol, diğer insanlar için dünyaya gelmedin, kendi
yaşamını yaşamak için buradasın.
Yaşam kutlamayı bilenler içindir.
Yaşam sadece yaşanmamalı kutlanmalı.
Aşk pazarlık değil, dolup taşmadır. Ve anne, dolup taşmasının sembolüdür...
Çelişki insanın içindedir. Orada çözülmediği sürece başka yerde çözülemez...
Aşkını arındır ve o dua haline gelecektir. Zekanı arındır
ve o bilgeliğin haline gelecektir. Kendini tamamen arındır ve sen
bütünle bir hale geleceksin.
Sadece sevmeye başla. Yavaş yavaş... Çok daha fazla
sevginin sana geri döndüğünü göreceksin.
Gerçek güzellik yüzün biçimi ile değil, içten gelip yüzü aydınlatan ışıkla ilgilidir.
Sen cevapları ezberliyorsun ama, hayat asla aynı soruyu tekrarlamaz.
Aşk özgürlük verir. Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan
başka şeye ihtiyacın kalmaz. Elde etmişsindir. Sana yaşam işte bunun
için verildi.
Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin. Kendi bedeninden
keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin. Pek çok insan sana aşık
olacaktır. Çünkü sen kendine aşıksın.
Neşe bedenin senfonisi anlamına gelir, başka bir şey
değil. Bedenin musiki bir ritim tutturması demektir, hepsi bu. Neşe zevk
değildir; zevki başka şeylerden alırsın. Neşe sadece kendin olmaktır.
Capcanlı, hayat dolu, zinde. Bedeninin içinde ve çevresinde çalan belli
belirsiz bir müzik, bir senfoni, neşe budur işte.
Bu içsel simyadır: bir sorunu kabul edersen kaybolur ve
eğer o sorunla bir çatışma yaratırsan, sorun giderek büyür. Hayat, küçük
şeylerden ibarettir, ama eğer küçük şeylere mutluluk katabilirsen,
toplamı muazzamdır. O yüzden her şeyi neşeyle yap ve her şey bir duaya
dönüşsün. Coşkuyla yap.Olumsuzluklar seni rahatsız etmesin. Bir mum
yakabilirsin ve karanlık kendiliğinden kaybolur.
Her şeyi kabul eden insan neşeli olur... Böyle birisi
şükran dolu olur; varoluşa şükran duyar, bütünlüğe şükran duyar, bu kişi
en üstündür.
İlişki kuracaksın ama muhtaç olmayacaksın; seveceksin ama
sevgin bir ihtiyaç olmayacak. Seveceksin ama sahip çıkmayacaksın;
seveceksin ama kıskanmayacaksın. Ve sevgi, içinde kıskançlık olmadığı,
sahip çıkma olmadığı zaman sevgidir.
Gerçek aşkta bölünme olmaz. Sevenler birbirinin içine
erir. Sadece egoistçe aşkta büyük bir bölünme vardır, seven ve sevilen
ayrılır. Gerçek aşkta ilişki yoktur. Çünkü ilişki kurulacak iki insan
yoktur. Gerçek aşkta sadece sevgi olur, bir çiçek açma, güzel bir koku,
bir erime, bir birleşme yaşanır.
Varlığına bütünüyle sahip çıkmalısın. İyisiyle ,
kötüsüyle her yönünü kabullenmelisin kendinin. Herhangi birşeyden
kurtulmak söz konusu değil. Kimse asla hiç bir şeyden kurtulmuyor , kişi
sadece yavaş yavaş her şeyi kabullenmeyi öğreniyor.
Bazen gökyüzünde siyah bulutlar olur; gökyüzü bu siyah
bulutlar yüzünden değişmez. ve bazen beyaz bulutlarda olur ve gökyüzü bu
beyaz bulutlar yüzünden de değişmez. bulutlar gelirler ve giderler
gökyüzü baki kalır. sen gökyüzüşün ve düşüncelerde bulutlardı.
Sakın unutma, ne zaman karşına bir seçenek çıksa,
bilinmeyeni, riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir
zaman zarara uğramazsın.
Topluma mutlak şekilde teslim olmak, bütünüyle onun esiri
olmak gerekir. Toplum ancak o zaman yalnızca kölelere, ruhsal olarak
intihar etmiş kimselere saygı duyar.
Hayatın hedefi özgürlüktür. Özgürlük olmadan hayatın
anlamı yoktur. Özgürlük politik, sosyal ya da ekonomik özgürlük anlamına
gelmez. Özgürlük zamandan, zihinden, arzudan özgür olmaktır. Zihnin
varolmadığı anda evrenle bir olursun; evren kadar sınırsız ol.
Sev ve daha derinden sev. Acı çek ve daha derinden acı
çek. Tümüyle sev ve tümüyle acı çek. Çünkü saf olmayan altın, bu yolla
ateşten geçerek saf altına dönüşür.
Zekâ elde edilen bir şey değildir, o doğuştandır, o öze aittir, o hayatın yapıtasıdır.
Birisinin hatası için kendini cezalandırmak aptalcadır.
Kendi deneyimine dayalı olmayan her şeyi sadece bir varsayım olarak kabul et.
Ayrılık kaçınılmaz bir söndür, kimse istemez ama
gereklidir. Çünkü hayat olduğu gibidir; olması gerektiği gibi değil!
Asla maske takma! Öfkeliysen öfkeli ol. Bu risklidir, ama
gülümseme, çünkü bu dürüst olmaz. Tüm mekanizman ters yüz olmuş. Çünkü
kızmak istediğinde kızmadın, nefret etmek istediğinde etmedin. . şimdi
sevmek istiyorsun, aniden mekanizmanın çalışmadığını farkediyorsun.
Öfkesini bastıran insanlar hep çok yerler. Öfkeli insanlar daha fazla
sigara içerler. Çünkü öfke tırnak ve dişlerden boşaltılır. Sahici ol!
Şimdiki zamana sadık kal. Çünkü tüm yalanlar geçmişten ya da gelecekten
içeri sızar. Geçmişi bir yük gibi üzerinde taşıma; gereksiz yere de
gelecekle uğraşma!
Hiçbir şeyi ayıplama. Aksine, onu kullan. Herhangi bir
şeye karşı olma. Nasıl kullanılabileceğinin ve dönüştürülebileceğinin
yollarını ara.
Hayat böyledir işte. Ona hazırlanamazsın, onun için hazır
olamazsın. Güzelliği, mucizesi de budur, seni hep hazırlıksız yakalar,
hep sürpriz yapar. Gözlerin varsa her anın bir sürpriz olduğunu ve
önceden hazırlanmış hiçbir cevabın ise yaramayacağını görürsün.
Ego toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla
oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir
kandırmacadır.
Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez; her an
öğrendiği şeyin olduğunu hisseder ve tekrar cahil olur. Bu cahillik ışık
saçar.
Zeki bir insan risk alır. O alttan alacağına ölmeye
razıdır. Elbette gereksiz şeyler için kavga etmeyecektir, o öze ilişkin
olmayan şeyler için kavga etmeyecektir ancak esas şeyler söz konusu
olduğunda boyun eğmeyecektir.
Bugün, mevcut olan her şeydir; şimdi senin var olduğun,
her zaman var olacağın yeğâne zamandır. Yaşamak istersen ya şimdi
olacaktır ya da asla olmayacaktır.
Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde
erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.
Eğer cesur değilsen samimi olamazsın. Eğer cesur değilsen
sevemezsin. Eğer cesur değilsen güvenemezsin. Eğer cesur değilsen,
gerçeğin peşine düşemezsin. O yüzden önce cesaret gelir. Ve diğer her
şey onu izler.
Dünya bir gök kuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz bir ışındır.
Güveniyorsan şen savaşmıyorsun demektir. Teslim olmak
yaşamı düşman değil bir dost olarak görmek demektir.. Nehre güvendiğin
anda, birden tadını çıkarmaya başlarsın..
Her zaman ne varsa onu gör. Acele etme. Bir şeyi yanlış anlamaktansa anlamamak daha iyidir.
Dünya için başarı, ego övgüsüdür. Benim için değil..
Benim için başarı, mutluluktur. Kimsenin seni tanıyıp tanımaması önemli
değil.. Başkalarının seni tanıması ya da hiç bilinmeden, duyulmadan,
fark edilmeden yaşamak hiç önemli değildir.. Eğer mutluysan, başarılı
olmuşsun demektir.
Şefkat ol. Koşulsuzca, yönetmeden, yönlendirmeden. O
zaman bu ıstırabli dünyada bir şifa gücü olabilirsin.
Acı, büyümenin bir parçasıdır. Ve unutmayın, bir şey
canınızı yaktığında içinizdeki başka bir şey bastırılmıştır. Açıdan
kaçınmaktansa içine dalın. Bırakın canınız yansın! Tamamen acısın ki
yara tamamen açılsın. Yara bir kere tamamıyla açılırsa iyileşmeye
başlar. Acıyı hissettiğinizde ondan kaçarsanız, acı içinizde kalır ve
tekrar tekrar karşınıza çıkar.
Bir sorunu kabul edersen kaybolur, ve eğer o sorunla bir
çatışma yaratırsan, sor..un giderek büyür. O yüzden her şeyi coşkuyla
yap. Her şey bir dua-ya dönüşsün. Hata yapmaktan korkma, çünkü hata
yapmaktan korkarsan, hiç ilerleyemezsin ve yaşamı kaçırırsın. Hata
yapmak, hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.. Eğer düşmanından korkar ve
kapını kilitlersen, dostununda girmesini engellersin. Olumsuzluklar seni
rahatsız etmesin. Bir mum yakabilirsin ve karanlık kendiliğinden
kaybolur.
Zihin tıpkı kalabalık gibidir; düşünceler bireylerdir. Ve
düşünceler sürekli orada oldukları için sürecin maddi olduğunu
düşünüyorsun. Her bir düşünceyi bırak ve en sonunda hiçbir şey kalmaz.
Zihin diye bir şey yoktur, sadece düşünce vardır.
Toplumun stratejisi sizi birbirine düşman iki kampa
bölmektir. İçinde hem yunanların zorbası, hem buda'nın gautama'sı yaşar.
Biri maddiyatçıdır, diğeri tinselliğe önem verir. Gerçeklikte bölünmüş
değilsin. Gerçeklikte sen ahenk içerisindeki bir bütünsün. Ama bir bütün
olmadığını düşünmeye şartlandırılmışsındır. Ve eğer tinsel bir varlık
olmak istersen, bedeninle savaşman gerektiği öğretilmiştir. Bedenini
fethetmek, onu yenmek, yok etmek.. Mümkün olan her yöntemle ona işkence
etmen gerekir.
Geçmiş insanda bir bölünme yarattı. Her insanın içinde
sürekli devam eden bir sivil savaş vardır. Eğer huzurlu hissetmiyorsan,
bunun sebebi kişisel değildir. Hastalık toplumsaldır.
Sevgi bir tutku değildir. Sevgi bir duygu değildir. Sevgi
birisinin, bir şekilde seni tamamladığının derinden anlaşılmasıdır.
Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak
istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde
yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir işe yaramaz.
Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar.
Aşk öyle derin bir ihtiyaçtır ki onsuz yaşayamazsınız; ya
kendisi ya da yedeğini ararsınız. yedek sahte olabilir ama en azından
bir süreliğine aşık olduğunuz hissine kapılabilirsin. sahtesi bile
keyiflidir. eninde sonunda sahte olduğunun farkına varırsın; o zaman sahte aşkı gerçeğine dönüştüremezsin o zaman sevgili
değiştirirsin. İki olasılık var;bu aşkın sahte olduğunu anladığında
kendini değiştirebilirsin,sahte aşkı bırakıp gerçek bir aşığa
dönüşebilirsin. Diğer olasılık ise sevgilini değiştirmektir. Aklın
seçtiği yol budur.
Hayat öylesine bir gizemdir ki onu kimse anlayamaz ve kim
onu anladığını iddia ederse o sadece cahildir. O ne dediğini
bilmiyordur, o ne saçmaladığını bilmiyordur. Eğer sen bilge isen
anlayacağın ilk şey şudur: hayat anlaşılamaz.
Unutma, kafa bir köle olarak çok güzel bir koledir. Çok
işine yarar. Ama bir sahip olarak tehlikelidir ve bütün hayatını
zehirler.
Kızgınlık, kıskançlık ve nefret ile dolu olduğun zaman;
kapıları kapat ve sessizce otur. Kızgınlığa izin ver, izin ver
gözlerinin önünde çakşın. Nefrete izin ver bir film gibi geçsin. Sen
izleyici ol. Şaşıracaksın. O duygu herzaman orada kalamaz, bu kesindir.
Er yada geç geçer, sadece birkaç dakika zaman alır ve geçtiği zaman
geçmiştir. Kendinden hiçbir iz bırakmayacaktır.
Basit olan ego için cazip değildir, basit olan egonun ölümü demektir.
İnsan anlamaya çalışacağına baskı kurar, ilişki
kuracağına manipüle eder çünkü birisiyle ilişki kurmak büyük bir anlayış
gerektirir.
Ve sana söylüyorum; gidecek hiçbir yol yok. Her şey bu
anda. Bütün varoluş, bu anda toplanmıştır. Bu anın içine sığar. Bütün
varoluş, yaşadığın anda akmaktadır. Hepsi bu.
İnsanlar tekrar tekrar mutsuzluklarını anlatıp
duruyorlar. hatta abartıyorlar bile, süslüyorlar, büyütüyorlar.
olduğundan daha kötüymüş gibi gösteriyorlar. neden? Riske atacak hiçbir
şeyin yok. ama insanlar bilinene tanıdık olana yapışıp kalıyorlar. tek
bildik
Eğer nazik olamazsan kızamazsın. Yaşamda birşey kesindir.
Eğer birşeye izin veriyorsan, başka birşeyede aynı oranda izin vermen
gerekir. Sadece bir işi yapamazsın; ben gözyaşlarımı engelliyorum ama
derinden güleceğim bu imkansızdır.
Kendi merkezimize başkasını, ilişkide olduğumuz birini
oturtuveririz. Babamız annemiz, kardeşimiz yahut sevgilimiz. Belki
çocuğumuz ya da patronumuz! Herhangi birisini oraya yerleştirebiliriz.
Sonra da kendimiz yerine o kişiyi değiştirmeye çalışırız. Kendimizi
aramak ve bulmak arzusu derinlerde duruyorken; bizi o kişi yahut
kişileri yaşamımızın amacı haline getiririz.