18 Kasım 2018

Aşk - Marcel Proust

Bir insanın, bilinmeyen bir hayatın parçası olduğunu ve ona olan aşkımız sayesinde bu hayata nüfuz edebileceğimizi zannetmek, bir aşkın doğasında en temel unsurdur ve başka hiçbir şeyin önemsenmemesine yol açar. bir erkeği sadece fiziksel görünümüne bakarak değerlendirdiklerini iddia eden kadınlar bile, bu görünümde özel bir yaşayışın yansımasını bulurlar. işte bu yüzden askerlerden, itfaiyecilerden hoşlanırlar; üniforma çehreyi beğenmeyi kolaylaştırır; zırhın altında farklı, maceracı ve şefkatli bir yüreği öptüklerini zannederler; genç bir hükümdarın, bir veliahtın, ziyaret ettiği yabancı ülkelerde, en çok arzulayacağı gönülleri fethetmek için, belki bir sarraf için şart olacak düzgün bir profile ihtiyacı yoktur.

Şüphesiz, aşk denilen olgunun bütünüyle öznel yapısını ve aşkın fazladan bir kişi, bu dünyada aynı ismi taşıyan kişiden ayrı, özelliklerinin çoğunu bizden almış bir kişi yaratmak anlamına geldiğini çok az insan kavramıştır. yine pek az insan, kendilerinin gördüğü varlıkla aynı olmayan bir varlığın bizim için zamanla dev boyutlara ulaşmasını doğal kabul edebilir. 

Aşk başladığında, sevdiğimiz kişinin gözünde, sevebileceği yabancı olarak kalmak isteriz; ama ona ihtiyaç duyarız; bedeninden çok dikkatine, kalbine dokunma ihtiyacı hissederiz. ilgisiz kadını bizden bir ricada bulunmak zorunda bırakacak bir fesatlık sıkıştırırız bir mektubumuza; aşk, yanılmaz bir teknikle, nöbetleşe olarak sevmemenin de, sevilmenin de artık mümkün olmadığı çarkı bizim için çalıştırır.
 
Ne var ki, genellikle felaketlerin sebebini gözlerden gizleyen muamma, aşk söz konusu olduğunda, aynı şekilde, ani birtakım mutlu çözümleri de kuşatır. mutlu ya da en azından öyle görünen çözümlerdir bunlar; çünkü isteklerinin yerine getirilmesi çoğunlukla acının yerinin değişmesinden başka işe yaramayan türden bir duygu söz konusu olduğu zaman, gerçekten mutlu olan bir çözüm yoktur denebilir. bununla birlikte, bazen bir mola verilir ve insan bir süre iyileştiği yanılgısına kapılır.
 
Mutluluk, aşkta anormal bir durumdur; görünürde çok basit, her an ortaya çıkabilecek bir aksaklığa bu aksaklığın kendi başına içermediği bir ağırlık yükleyiverir. O büyük mutluluğun nedeni, kalpte değişken, durmadan tutmaya çalıştığımız, yer değiştirmediğinde neredeyse fark edilmez olan bir şeyin varlığıdır. aslında aşkta sevincin etkisiz hale getirdiği, gizli bir güce indirgediği, ertelediği; ama -istediğimizi elde etmesek, uzun süredir zaten olacağı gibi- her an çekilmez olabilecek, daimi bir ıstırap mevcuttur.

 

İlhan Berk - Güzel ırmak


Güzel ırmak
Küçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak
Önce rüzgârın öptüğü, sonra benim öptüğüm
Bu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin
Soluğun, kokun, karnın, gölgeli gözlerin
Bu böyle çözülü göğsün, enine boyuna dudakların
Sabahlara kadar ki büyük gözlerin böyle
Bu dal gibiliğin, saçların, kırmızı ağzın
Bu üstünde onca seviştiğimiz yatak sonra
Sonra bu benim anı artığı eski yüzüm
Tüylerin, tay boynun, küçücük çocuk ellerin
Böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni
Karışıyor, korkunç, ellerimiz ayaklarımız
 

Sait Faik Abasıyanık - Ceylan-ı Bahri


Neremden geliyor bu sevinç?
Sana baktıkça çocuğum:
Maviliklerin, badem ağaçlarının,
Metruk havuzların kurbağa seslerinin
Güzelliğini
İskele çımacısının altın yüreğini…
Gelecek bir sabah vakti, güneşten;
– Derin elemlere rüzgar-
Bastonunda kış armutları asılı
Küpeştesinde ekmek ayvaları,
Kirli yelkenine fırtınalar sarılı
Kavunlarında sulh ve sükun
Halatlarında mesut sahillerle
Bir ceylan-ı bahri…





16 Kasım 2018

José Saramago: Avrupa Birliği ileriye giderse, diğer ülkelerin devlet adamlarına olduğu gibi bizim siyasetçilerimizin de sorumluluğu azalacaktır.

Avrupa Birliği’ne girme planları hakkındaki fikirleriniz neler peki? Avrupa Birliği ileriye giderse, diğer ülkelerin devlet adamlarına olduğu gibi bizim siyasetçilerimizin de sorumluluğu azalacaktır. En temel hallerine yani temsilciye döneceklerdir, çünkü çağımızın en büyük yanılgılarından biri demokratik söylem. Demokrasi bu dünyada işlemiyor. Sözü geçen tek şey, uluslararası finansın gücü. Finans sektörüne katılan insanlar dünyayı yönetmekte. Politikacılar sadece birer vekil – gerçek demokrasinin reddi olan siyasal iktidar ve finansal güç arasında bir tür metreslik ilişkisi var. İnsanlar bana, “bunun yerine ne önerirsiniz” diye sorabilir. Hiçbir şey önermem. Ben sadece bir romancıyım, gördüğüm pencereden dünyayı yazıyorum. Bunu değiştirmek benim görevim değil. Hepsini tek başıma değiştiremem, hoş nasıl yapacağımı bile bilmiyorum. Kendimi, dünyanın olmasını düşündüğüm şeyleri söylemekle sınırladım.

Paris Review, 1998 
 Çeviren: Ezgi Kaplan