11 Aralık 2012

İlhan Berk Seçme sözler


Aklıma gelme diye dinleyemediğim şarkılar var benim... 

Ne zaman ki dinlediğiniz şarkılar size o'nu hatırlatmaz; Işte ancak o zaman hayattan bi tat alabilirsiniz...

Akla gelen, başa gelir diyorlar ya, yalan! Öyle olsa, milyonlarca sen düşerdi başıma.

      Fazla büyütme kendini, en fazla sevebildiğim kadarsın;dahası yok.

    Kimsenin üzerine fazla düşmeyin, sonra eziliyorlar ve suçlusu yine siz oluyorsunuz

    İlk izlenim çok önemlidir.İlk iki dakika kocaman bir yüreği var sanırsın; Sonra bir ömür o yürekte, ilk iki dakikayı ararsın.

Logos...Şiir bir bakıma ağacı yapraklarından görmeye çalışmaktır. Her şey o arada saklıdır.
 
  Uyuyunca geçmez, geçerse uyursun.
 
 

Sadri Alışık - O Gözler

Herkeslere Özlemleri Sordum
Bilemediler
Ben Hiç Denizi Görmemiştim
İlk Defa Gözlerini Gördüm
Yoksa Bu Kalın Dudaklı Şarkılar
Hem Gözlerin
Hem de İstanbul muydular
  

10 Aralık 2012

"Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! " Nilgün Marmara




Dostoyevski "Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır."



Emil Michel Cioran - Çürümenin Kitabı

 https://metiskitap.blob.core.windows.net/catalog/578

"Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet – geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki? Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkûm olmayan hiçbir 'yeni' hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerleyip bunaltılı bir geviş getirmeyle kendini tecrit ettiğini, yenilenme niyetine de ümitlerinin beklenmedik yüz buruşturmasıyla karşılaşıp kendi içine düştüğünü gördüm."
 
 
Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran'ın 20. yüzyıl Avrupa medeniyetinin doğasına ilişkin kaleme aldığı nihilistik, nüktedan ve aforizmalarla bezenmiş denemelerinden oluşan bir kitaptır. Romanya'dan Fransa'ya göç ettikten sonra Fransızca yazmak için kendisini zorlayan Cioran, bu kitabını defalarca baştan sona yeniden yazmış ve tamamen hazır olduğunu hissettiğinde yayımlanmasını istemiştir. İnsanın tapınma isteğine, tanrının güçsüzlüğüne, Antik Yunanlılar'ın çöküşüne ve varoluşun en karamsar ve aşağılık yanlarına değinen Cioran, kendi hayatını da her zaman kasvetli bir baskı ile sürdürmüştür. Ancak buna karşın görüşlerini hassas, canlı ve akıldan çıkmaz bir hoşlukta bizlere sunmaktan da geri kalmamıştır. İnsanın günümüzdeki yerini, özellikle tarihsel bağlamda toplumsal hareketlerin yansımalarıyla ele alan Cioran, insanlığın gelişim ve değişimini, gerek bireysel gerek toplumsal fanatiklik çerçevesinde ele alarak, değerlerin ve fikirlerin özüne hoyratça inmektedir. Cioran bu denemelerinde sadece gerçekçi olmaya çalışmaktadır ve bu gerçekçilik onu nihilizmin dehlizlerine götürmektedir.