30 Ağustos Zafer Bayramımızın 102. yıl dönümü kutlu olsun!
"Bir insan kendini milletiyle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli bulur, bilir misiniz? Bunu tarif güçtür."
M.Kemal Atatürk 30 Ağustos 1928
30 Ağustos Zaferi hakkında beyanat
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 22. Cilt, s.203
*
"Düşman ordusunun asli kuvvetleri Seylbayatiye batısından başlayarak Aslıhanlar'a devam etmek üzere bir cephede ve Dumlupınar güneyinde olmak üzere diğer cephede de iki grup halindedir.
Düşmanın her iki grubu önden ve arkadan kıtalarımız arasına alınmıştır.
Muharebeler lehimize kesintisiz devam etmektedir."
M.Kemal Atatürk 30 Ağustos 1922
Atatürk TBMM Başkanlığı'na iyi haberleri bildiriyor.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.225
*
"Elimizdeki savaş uçaklarının bir kısmı Fransız sisteminde olup, bazılarının makineli tüfekleri noksandır. Spat on üç uçaklarına mahsus makineli tüfeklerden on beş kadarına ihtiyacım vardır. Suriye'den veya en yakın bir yerden birkaç gün içinde yetiştirilmesine yol göstermenizi rica ederim. Bu makineli tüfekler şu sırada benim için Fransa'nın en kıymetli hediyesi olacaktır. "
M.Kemal Atatürk 29 Ağustos 1922
Atatürk'ün Fransız Albay Louis Mougin'e yolladığı telgraf.
Büyük Taarruz öncesinde Türk ordusunda savaş uçağı çok azdı. Bunun üzerine, gizlice gerçekleştirilen bir satın alma operasyonuyla savaştan kalan 20 adet SPAD XIII uçağı, silahsız bir şekilde İtalyan tüccar Parakini aracılığıyla İtalya'dan alınarak Millî Kuvvetler'e katıldı.
Bu uçaklar gemiyle Mersin'e getirildikten sonra Konya'ya nakledildi ve burada detaylı bakımları yapıldı.
Toplam altı uçak, kullanılamaz durumda olan Alman Bölükleri'nden elde edilen Spandau makinalı tüfeklerle donatılarak Büyük Taarruz öncesinde savaşa hazır hale getirildi. Büyük Taarruz sırasında ise bu uçaklardan beşi, 1. ve 2. Tayyare Bölükleri'ne bağlı olarak Batı Cephesi'nde görev yaptı.
Bu uçaklardan biri olan Yüzbaşı Fazıl'ın kullandığı uçak, 29 Ağustos 1922'de bir Yunan Breguet XIV uçağını düşürmüştü. Bu avcı uçakları daha sonraki yıllarda eğitim amaçlı kullanıldı ve 1926 yılına kadar hizmette kaldı.
Türk ordularının I. ve II. İnönü muharebelerindeki başarıları Fransa'yı çok etkilemiş ve bunun sonucunda Fransa tutumunu değiştirmişti.
Fransızlar 1921 Mart ayından itibaren Türkiye ile görüşmelere başladı.
20 Ekim 1921 tarihinde Henri Franklin Bouillon ile Hariciye Vekili Yusuf Kemal (Tengirsek) Bey arasında Ankara antlaşması imzalandı.
Bu antlaşma ile Fransa, iktisadi ve kültürel imtiyazlardan vazgeçiyor, güney sınırımız tespit ediliyordu.
Bu anlaşma ile I. Dünya Savaşı öncesi kurulmuş bulunan İtilaf Blok'u parçalandı.
Versay'da kendisini desteklemeyen ve Almanya'ya yumuşak davranan İngiltere'ye kızan Fransa, Türkiye konusunda İngiltere'ye oyun oynuyor ve tek başına hareket ediyordu. İngiltere bu anlaşmayı hayret ve dehşetle karşıladığını açıkça belirtti.
Atatürk ise "Türkiye ile Sèvres Antlaşması'nı imzalamış devletlerin en güçlülerinden biri olan Fransa'nın bizimle ayrı bir anlaşmaya vardığı gerçeği, o antlaşmanın (Sevr'in) sadece bir bez parçası olduğunu tüm dünyaya kanıtladı." demişti.
Mösyö Louis Mougin, Mustafa Kemal'in büyük bir hayranı ve de Türkiye'ye yeterli destek ve yardım sağlamayan kendi hükümetini sık sık tenkid edecek dereceye varacak kadar, Türk ulusal hareketinin güçlü bir savunucusu haline gelmiş bir Fransız albaydı ve Ankara Anlaşması görüşmeleri sırasında Franklin Bouillon'la beraber çalışmıştı.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.223
*
"İki gündür kesintisiz devam eden muharebeler neticesinde düşmanın Afyonkarahisar'ı mevzileri düşürülmüş ve Afyonkarahisar'ımız geri alınmıştır. Esirler, ağır ve hafif top ve mühimmat ve her nevi malzemeden ganimetler çoktur.
Hazırlıklarımız her nevi fenni vasıtalar ve daha başka engeller ile donatılan ve takviye edilen düşman mevzilerinin bazen bir saatten az bir zaman zarfında düşürülmesini temin ettiği gibi, asker ve subaylarımızın dünyaca bilinen yiğitlik ve kahramanlık harikaları bu defa dahi tezahür etmiş ve teyit olunmuştur.
Kumandanlarımızın sevk ve idarede düşman kumanda heyetine üstünlüğü bariz bir surette tecelli etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının müstesna kıymet ve kabiliyeti sebebiyle yüce Meclis'i tebrik ederim."
M.Kemal Atatürk 27 Ağustos 1922
TBMM başkanlığına gönderilen telgraf
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.214
*
"26 ve 27 Ağustos'ta yarma hareketi ve 28, 29 ve 30 Ağustos meydan muharebesi de içinde olmak üzere ordularımız on beş günde dört yüz kilometre yol aldılar.
Piyade ve süvarilerimiz İzmir'e kavuşmak için birbirleri ile adeta yarıştılar. İzmir rıhtımında süvarilerimizin kılıçları suya aksederken, piyadelerimiz Kadifekale'ye Türk bayrağını çekiyorlardı.
Hatıramda aldanmıyorsam, büyük orduların yürüyüş ölçüsü yirmi, yirmi iki buçuk kilometredir. Askerlerimiz bütün rekorları kırmıştır."
M.Kemal Atatürk 1922
Atatürk'ün Büyük Taarruz hakkındaki sözleri
Kaynak: Falih Rıfkı Atay, Çankaya s.500
*
"Ah zavallıcıklar!
Sizlere kim söyledi buralara gelesiniz diye?
Kim söyledi Anadolu alınırmış diye?
Varın, kanınıza girenlere sorun!
Ben yurdumuzu, haysiyetimizi ve istiklalimizi korudum. Vazifemi yaptım."
M.Kemal Atatürk Ağustos 1922
Atatürk'ün, 30 Ağustos Zaferi'nden hemen sonra hayatını kaybeden genç Yunan askerlerinin naaşları arasında gezerken söyledikleri.
Kaynak: Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk'ü Özleyiş, 2. Cilt s.38
*
"Bu büyük muharebede hayatlarını feda eden Türk evlatlarının isimlerini bir levhada göstermek maalesef mümkün olmadı.
Biz harbi sevk ve idare ettik; fakat ölümle pençeleşen onlardı.
Bununla beraber, onların isimlerini ayrı ayrı yazmaya zaten de lüzum yoktur. Çünkü onlar bir isim altında toplanmışlardır ki, Türk'türler."
M.Kemal Atatürk 29 Ağustos 1928
Atatürk'ün 30 Ağustos Zaferi hakkındaki konuşması
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 22. Cilt, s.202
*
"Bugün
saadetini hissettiğimiz zaferi, yalnız milletimizin azim ve imanı,
kudreti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının süngüleri
kazanmıştır.
Üzerinde başka türlü hiçbir kuvvet, hiçbir tazyik yoktur ve olmamıştır.
Milletin ve ordularının kabiliyeti bütün milli emellerimizi elde edecek derecededir."
M.Kemal Atatürk 17 Ekim 1922
Atatürk'ün Bursa belediye heyetine yaptığı konuşmadan.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 14. Cilt, s.20
*
"Salih,
eğer düşündüklerimi tatbik edebilecek zamana sahip olursam, yakında
cihanın gözlerini kamaştıracak bir askeri manzara meydana gelecektir."M.Kemal Atatürk 11 Ağustos 1922
Atatürk'ün, Büyük Taarruz'dan 15 gün önce yakın arkadaşı Salih Bozok'a söyledikleri.
Büyük
Taarruz çok büyük bir riskti. Öyle ki diğer paşalar, Atatürk'ün böyle
bir harekata girişmesine hayret etmiş: "Paşam bu kadar tehlikeli bir
manevrayla bu savaşı kaybedersek bize vatan haini derler" demişlerdi.
Çok
ilginçtir ki Atatürk, Büyük Taarruz'da eski Yunanlı komutan
Epaminondas'ın "çarpık düzen" taktiğinin gelişmiş bir versiyonunu
kullanmıştı ve Yunanlıları tuzağa düşürmüştü.
Atatürk Epaminondas'ı tanıyordu ama Yunanlılar tanımıyordu.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 28. Cilt, s.182
*
"Bu cennete düşman sokulur mu?" M.Kemal Atatürk 10 Eylül 1922
Atatürk, İzmir'in kurtuluşundan bir gün sonra İzmir'e girdi ve Kordonboyu'nda Salih Bozok'u beklemeye başladı.
Orası
o anda bir savaş sahasından daha tehlikeliydi çünkü Ermeni fedaileri
ortalığı ateşe vermişler, sağa sola rastgele bomba savuruyorlardı.
Salih Bozok anlatıyor:
Etrafımız ateş içinde idi. Ve Atatürk, parkta gezintiye çıkmış kadar sakin, denizi seyrediyordu. Bir aralık bana:
-Güzel memleket! dedi. Ve ilave etti:
-Bu cennete düşman sokulur mu?
Ben, onu bu ölüm yağmurunun altından uzaklaştırmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Tehlikeyi anlatabilmek için:
-Paşam, dedim. Şimdi şu sokağın içinde bomba atan iki fedaiyi yakalayıp vurdular.
O gayet sakin eseflenip:
-Yazık, göremedik.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 28. Cilt, s.185
*
"Yunanlılarla işimiz bitti artık!Düşmanlığa yer yok!
İki milletin ve dünyanın selameti bakımından Türk-Yunan dostluğu şarttır.
Ben derhal bu maksatla Venizelos'u İzmir'e davet edeceğim."
M.Kemal Atatürk 9 Eylül 1922
Atatürk, İzmir ufukta göründüğü an İsmet İnönü'ye dönüp "İzmir'e gelince ilk iş olarak büyükçe bir bina hazırla!" diyor.
İnönü merak ediyor ve soruyor: "Bu bina ne olacaktı?"
Atatürk görseldeki yanıtı veriyor.
Kaynak: Sadi Irmak, "Atatürk'ün Dış Politika ilkeleri", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, III / 9 (Temmuz 1987), s. 492.
*
"Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.
Asya
imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına
gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri,
günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri
bulunuyorlar."
M.Kemal Atatürk 12 Eylül 1922
Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.274
*
"Kıtalarımız
İzmir doğu sırtlarında düşmanın son mukavemetini kırdıktan sonra bugün 9
Eylül 1922'de mağlup düşmanla beraber İzmir'imize muzafferen girdi.Vapurlara binmekten men edilen düşman subayları ve efradı teslim olmaktadırlar.
İzmir'de bol miktarda top, tüfek ve her nevi malzeme bulunmuştur.
Ben yarın öğleden itibaren İzmir'de bulunacağım."
M.Kemal Atatürk 9 Eylül 1922
9 Eylül 1922 tarihli telgraf. Aşağıdaki kişilere gönderilmiştir:
- TBMM başkan vekili Adnan Adıvar
- İcra Vekilleri Reisi Rauf Orbay
- Müdafaai Milliye vekili Kazım İnanç
- Doğu Cephesi komutanı Kazım Karabekir
- El Cezire cephesi komutanı Cevat Çobanlı
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.269
*
"Süvari Kolordusu bütün kuvvetiyle İzmir'e yetişmeli ve İzmir'i işgal etmelidir. 1.
Ordu takip kolları da şehre ilerlemekle beraber, 1. Kolordu'dan bir
tümenin 9 Eylül 1922'de İzmir'e yürütülmesi ve 1. Kolordu'nun takibe
devam etmesi lazımdır.
1. Kolordu "İzmir İşgal Kuvveti" olacak ve komutanı askeri valilik görevi yapacaktır.
İzmir'in kayıtsız şartsız teslim alınması mümkün olduğundan, temsilcilerin herhangi bir teklifi kabul olunmayacaktır."
M.Kemal Atatürk 8 Eylül 1922
1. Ordu Kumandanlığı'na 8 Eylül tarihli emir.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.264
*
Bu büyük zafer, yalnızca senin eserindir...M.Kemal Atatürk 12 Eylül 1922
Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.275
*
"Muharebe
meydanında 1. Kolordu Kumandanı ve Güney Ordusu Kumandanı General
Trikopis'in eşyası arasında ganimet alınan kılıcını zatıalii
biraderanelerine takdim ediyorum, Efendim."M.Kemal Atatürk 2 Eylül 1922
General Trikopis, 26 -30 Ağustos tarihleri arasındaki
Türk Taarruzu sırasında İzmir’e doğru çekilirken Murat Dağı yakınlarında
Çalköy’de, maiyetiyle birlikte 2 Eylül 1922’de esir düştü.
Batı Cephesi kumandanı İsmet Paşa anılarında şöyle anlatır:
Esirler
arasında Yunan Kolordusu kumandanı General Trikopis, 2. Kolordu
Kumandanı General Diyenis ile yüksek rütbeli birçok kumandan da vardı.
Generalleri bana getirdiler. Gayet yorgun bir haldeydiler. Dudakları
şişmiş, çay ikram ettim, beraber çay içelim dedim. Çay içecek halleri
yoktu, içemiyorlardı. Kendilerine arkadaşça, iyi muamele ettik. Hep
beraber oturduk, muharebeden bahsettik. Kendilerinin iyi muharebe
ettiklerini, talihin yaver olmadığını söyledim. Arkadaşça konuşalım
dedim. Muharebenin başından beri, buraya gelinceye kadar, düşmanın
muhtemel hareketlerine dair zihnimden geçen ve yapmasını tahmin ettiğim
teşebbüsleri birer birer Trikopis’e anlattım. Trikopis ve Diyenis ile
muharebe safahatını uzun uzadıya konuştuk, münakaşa ettik.
…Konuşmalarımız bitince palaskamı, kılıcımı taktım. Kendilerine, sizi
resmi vaziyetimle başkumandana takdim edeceğim dedim. Onları aldım,
başkumandanın huzuruna götürdüm. Atatürk çok âlicenap davrandı. Onlarla
konuştu, teselli etti. Kendileri çok mütehassıs oldular.
Anlatılanlara göre Atatürk, çok üzgün olan ve intihar etme isteğindeki Trikopis'i teselli etmeye çalışır:
Üzülmeyin
general, siz görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak
da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştu. Size karşı büyük hürmet
besliyoruz. Burada misafirimizsiniz. Buyurun istirahat edin, yakında her
şey düzelecektir…
İbrahim Çallı, Mustafa Kemal'in Trikopis'in kılıcını teslim aldığı anı bir temsili bir tabloyla ölümsüzleştirir.
Atatürk,
kılıcı TBMM Milli Müdafaa vekili Kazım Özalp'a hediye eder. Kazım Özalp
ise kılıcı Harbiye'de bulunan Askeri müzeye bağışlar.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.236
*
"Arkadaşlar,
bu Anadolu zaferi, tarih arasında, bir millet tarafından tamamen
benimsenen bir fikrin ne kadar kudretli ve ne canlandırıcı bir kuvvet
olduğunun en güzel misali olarak kalacaktır." M.Kemal Atatürk 4 Ekim 1922
TBMM'de Büyük Zafer hakkında konuşma
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.377
*
"Düşmanın
terk ve tahliye ettiği kasaba ve köylerde yaptığı facialar her türlü
tasavvurun üstündedir. Köylerin büyük kısmı tamamıyla yakılmıştır.
Düşmanın ricat yolu üzerinde kalan zavallı köylülerimiz köylerinin
harabeleri üzerinde sefalet ve zaruret içinde inlemektedirler.Arz
olunan ahvalden dolayı hükümetçe derhal gerekli şeffkat ve yardımın
yapılması kat-i bir zaruret halini almakta, şimdilik en ziyade himaye ve
yardıma muhtaç olanlara hakkaniyet dairesinde dağıtılmak üzere emri
alilerine verdiğim meblağdan yüz bin liranın acele Batı Cephesi emrine
gönderilmesini ve senelerden beri zulüm ve sefaletle inleyegelmiş
milletimizin yaralarına çaresaz olacak tedbirlerin hükümetçe alınmasını
ve bildirilmesini rica ederim."
M.Kemal Atatürk 5 Eylül 1922
Maliye Bakanlığı'na telgraf.
Batı Anadolu'da Yunan zulmü hakkında detaylı bilgi için tıklayın
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.254
*
"Anadolu'daki
Yunan ordusu kati surette mağlup edilmiştir. Yunan ordusunun artık
yeniden ciddi bir mukavemet göstermesine ihtimal yoktur. Anadolu için
herhangi bir müzakereye mahal kalmamıştır. Mütareke ancak Trakya için
söz konusu olabilir.Dolayısıyla
Eylül'ün onuna kadar doğrudan doğruya Yunan hükümeti veyahut İngiltere
vasıtasıyla hükümetimize resmen müracaat ettiği takdirde aşağıdaki
şartlar ortaya koyularak cevap verilmelidir."
M.Kemal Atatürk 5 Eylül 1922
4 Eylül 1922 tarihinde Rauf Orbay'a İstanbul'daki İtilaf Devletlerinden bir telgraf gelir. Telgrafta ateşkes istenmektedir.
Atatürk, o telgrafa bu cevabı verir. Şartlar, aşağıdaki gibidir:
-
Mütarekenin tarihinden itibaren on beş gün zarfında Trakya 1914
sınırlarına kadar kayıtsız şartsız Türkiye Büyük Millet Meclisi
hükümetinin mülki memurlarına ve askeri kuvvetlerine teslim edilmiş
bulunacaktır.
- Yunanistan'daki esirlerimiz on beş gün zarfında İzmir , Bandırma ve İzmit limanlarında teslim olunacaktır.
3.
Yunan ordusunun üç buçuk seneden beri Anadolu'da yaptığı ve icra
eylemekte bulunduğu tahribatı tamir etmeyi şimdiden taahhüt edecektir.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.256
*
"Ordularımız
26 Ağustos'tan bugüne kadar durmaksızın muharebe ve yürüyüş yapmış ve
bu müddet zarfında en kestirme istikamette üç yüz kilometrelik mesafe
kat etmiş ve bütün zindeliğiyle İzmir karşısında
Saruhanlı-Zencirli-Irlamaz Çayı hattına ulaşmıştır.Süvarı kolordumuz Manisa üzerinden ve bağımsız 3. Süvari Fırkamız Torbalı üzerinden İzmir istikametinde ilerlemektedir."
M.Kemal Atatürk 8 Eylül 1922
Atatürk, TBMM başkanı, icra vekilleri, Doğu Cephesi
Kumandanlığı, Mudafaai Milliye vekilliği ve Elcevize Kumandanlığına
müjdeli haberi iletiyor.
İzmir, 9 Eylül 1922 günü kurtarıldı.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.265
*
Büyük Türk milleti!"Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek olgunluk ile tezahür etti.
Millet
orduları, on dört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler.
Dört yüz kilometrelik aralıksız bir takip yaptılar.
Anadolu'daki bütün işgal edilmiş memleketlerimizi geri aldılar.
Bu büyük zafer yalnızca senin eserindir."
M.Kemal Atatürk 12 Eylül 1922
Büyük Zafer sonrası millete beyanname
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.275
*
"Batı
fabrikalarının çelik zırhlarıyla kaplanan muazzam Yunan orduları artık
Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürüler,
cinayetlerinden dehşete düşerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde
kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı."M.Kemal Atatürk 12 Eylül 1922
Büyük Zafer sonrası millete beyanname
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.274
*
"Büyük ve asil Türk milleti!Anadolu'nun
kurtuluşu zaferini tebrik ederken sana İzmir'den, Bursa'dan, Akdeniz
ufuklarından ordularının selamını da takdim ediyorum."
M.Kemal Atatürk 12 Eylül 1922
Büyük Zafer sonrası halka beyanname
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.275
*
"Biz İngiltere ile harp etmek istemiyoruz, fakat onlar İstanbul'u Türkiye'ye teslim etmelidir.İstanbul Türkiye'nin payitahtıdır.
Mümkün mertebe barış yoluyla istiyoruz. Eğer olmazsa onun için harp edeceğiz."
M.Kemal Atatürk 13 Eylül 1922
Atatürk'ün Amerikalı Chicago Tribune gazetesi muhabiri John Clayton'a verdiği demeç...
30
Ağustos Zaferi'yle beraber Batı Anadolu kurtarılmıştı. Ama İstanbul
hala İngilizlerin elindeydi. Atatürk, İstanbul'u almaya kesin olarak
kararlıydı ve gerekirse savaşacağını İngilizlere ifade etti.
İngilizlerse
Boğazlar ve İstanbul'a önem veriyordu. Türklerin Çanakkale'ye doğru
ilerlemesi onların için tehditti. Başbakan Lloyd George, 7 Eylül
tarihindeki kabine toplantısında Gelibolu'yu "dünyanın stratejik olarak
en önemli bölgesi" olarak tanımlamıştı. Dışişleri Bakanı Lord Curzon da
Gelibolu ve İstanbul'un Türklerin eline geçmesine asla izin
verilemeyeceğini söylüyordu.
1922 yılı Eylül ayında Türkiye'nin
250.000 askerine karşılık, İngilizlerin, İstanbul'da 50.000 askeri
vardı. İstanbul'un çoğunluğu Türklerden oluşuyordu ve olası bir savaş
halinde, bu insanlar da milis olarak kullanılabilirdi.
Aslına
bakarsanız, her iki taraf da savaşmak istemiyordu. Çanakkale Savaşı'nın
vahşetini, akan kanı, verilen kayıpları Atatürk de, İngizler de iyi
biliyordu. İngiltere 1. Dünya Savaşı'nı kazanmıştı ama çok büyük
kayıplar vermişti. 1917 yılında az kalsın savaş dışı kalıyorlardı.
1918'de artık 16-17 yaşında gençleri askere almaya başlamışlardı.
İngiliz
hükümetinin Boğazlar konusundaki kararlılığı basında büyük tepki gördü.
Büyük gazeteler savaş karşıtı manşetler attılar. Sendika Kongresi tüm
İngiltere genelinde greve gitme çağrısı yaptı.
Atatürk,
İngiltere'nin kendi topraklarından bu kadar uzakta yeni bir kanlı savaşı
göze alamayacağını, İngiliz halkının bunun için gücü ve morali
kalmadığını çok iyi tahmin etmişti.
23 Eylül'de Türk ordusu
Çanakkale'nin güneyindeki tarafsız bölgeye girdi. İngiliz işgal komutanı
Harrington'ın Türk ordularının tarafsız bölgeden çekilmesini rica eden
telgrafına karşılık, Atatürk, TBMM'nin tarafsız bölge diye bir bölge
tanımadığını bildirdi.
Türk ordusu kesin olarak kararlıydı. Kendi
kamuoyuyla beraber Fransa, İtalya ve en ömenmlisi Kanada'nın desteğini
de kaybeden İngiltere sonuç olarak İstanbul'u ve Boğazları Türkiye'ye
geri vermeye razı oldu. Barış yoluyla bölgeyi alabileceğini anlayan
Atatürk, orduları durdurdu.
Bu Eylül-Ekim 1922 tarihindeki bu
sürece Çanakkale Krizi adı verilir. Çanakkale Krizi sonrasında
İngiltere'de Lloyd George hükümeti düştü.
Atatürk'ün amacı misak-ı
milli sınırlarını tamamlamaktı. Bundan daha fazlasını istemiyordu.
Makedonya veya doğduğu Selanik'e yürümeyi düşünmedi. Atatürk tüm işgal
güçlerini Anadolu'dan kovdu. Onun amacı, yabancı toprakları işgal etmek
değil, milletinin barış içinde yaşayacağı bir toprak parçasını elde
etmekti ve bunu da yapabileceği en muhteşem şekilde yaptı.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.281
*
"Biz fetihlere susamış değiliz. Aşırı talepler peşinde de koşmuyoruz ve barış istiyoruz."M.Kemal Atatürk 15 Eylül 1922
Atatürk'ün 15 Eylül 1922'de, İzmir'de Fransız Amiral
Dumesnil'le görüşmesi sırasında, Amiralin kendisine söylediği "Diğer
önemli hir nokta, Trakya'da mühim miktarda kuvvet yığmak istemeniz
olabilir. Siz orada ordunuzu topladığınız takdirde, bu, büyük bir
heyecana sebebiyet verebilir. O zaman sizin yeni fetihler peşinde
olduğunuz söylenebilecektir." sözlerine cevabı.
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.290
*
"Milletin
mukadderatını doğrudan doğruya üstlenerek yeis yerine ümit, perişanlık
yerine intizam, tereddüt yerine azim ve iman koyan ve yokluktan koskoca
bir varlık çıkaran Meclis'imizin civanmert ve kahraman ordularının
başında bir asker sadakat ve itaatiyle emirlerinizi yerine getirmiş
olduğumdan dolayı, bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir
memnuniyet içindeyim."M.Kemal Atatürk 4 Ekim 1922
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.360
*
"Zannettiler
ki, ordumuz zayıftır. Zannettiler ki, ordumuz taarruz ve takip etmek
değil , yerinden kıpırdayamayacak bir halde bulunuyor. Zannettiler ki,
Meclis'imiz ve hükümetimiz zayıftır ve ümitsizdir."
M.Kemal Atatürk 4 Ekim 1922
Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.362