
İkinci bir korkusuzluk türü de, ister bir insan olsun ister bir kurum ya da fikir, bir tapıma, onun yaşamını paylaşıyormuşçasına boyuneğmiş bir kişinin korkusuzluğudur; tapımın buyrukları kutsaldır; bedeninin yaşamını sürdürmek için ortaya koyduğu buyruklardan çok daha zorlayıcıdırlar. Bu tapımın buyruklarına uymamayı ya da onları kuşkuyla karşılamayı başarabilse, tapım ile özdeşliğini yitirmek tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır, buysa, kişinin kendisini son derece soyutlanmış bir durumda, dolayısıyla deliliğin eşiğinde görme tehlikesini doğurmak anlamına gelmektedir.
Umut ve inanç, yaşam 'in temel nitelikleri olduklarından doğaları gereği statükoya bireysel ve toplumsal olarak yüceltme yönünde hareket ederler. Sürekli bir değişme süreci içinde bulunmak ve asla herhangi bir belirli anda aynı kalmamak, yaşamın niteliklerinden biridir.
Gerek organik yaşam ve inorganik madde tanımlamaları, gerek ikisi arasındaki sınırı tartışmanın yeri burası değil. Kuşkusuz, günümüz biyoloji ve genetiği açısından, geleneksel ayrımlar tartışma götürür duruma gelmiştir; ancak bu ayrımların geçerliliğini yitirdiğini kabul etmek yanlış olacaktır; yerlerine yenilerini koymak değil, bunları arındırmak gerekmektedir.
Atıl, hareketsiz duran yaşam ölmeye eğilimlidir; eğer atıllık eksiksizse, ölüm gerçekleşmiş demektir. Buna göre, yaşam, hareket etme niteliğinden ötürü, statüko'dan kurtulup çıkmak ve onu aşmak eğilimindedir. Ya daha güçlü hale geliriz ya daha zayıf, ya daha akıllı ya daha ahmak, ya daha yürekli ya daha korkak. Her saniye, iyi ya da kötüye götürecek bir karar verme anıdır. Tembelliğimizi, doymakbilmezliğimizi ya da nefretimizi ya besleriz, ya da açlıktan öldürürüz. Ne kadar beslersek o kadar güçlenir; ne kadar aç bırakırsak o kadar zayıflar, güçsüzlesin
Birey için geçerli olanlar, toplum için de geçirlidir. Toplum, durağan değildir; gelişmezse, kokuşur; statüko'ya daha iyiye doğru yükseltmezse, kötüye doğru bir değişme gösterir. Çoğu kez toplumu oluşturan bireyler ya da topluluklar olarak hareketsiz durabileceğimiz ve belirli bir durumu şu ya da bu yönde değiştirmeyebileceğimiz yanılsamasına kapılırız. Bu en tehlikeli yanılsamalardan biridir. Hareketsiz durduğumuz an kokuşmaya başlarız.


