16 Mart 2013

Anlatmayı beceremeyenler susarlar - Emily Dickinson

ŞŞŞşşşş! … Sessizlik!

Anlatmayı beceremeyenler 

s u s a r l a r.
Anlatmaktan vazgeçenler 

s u s a r l a r.
Anlaşılmayacağına karar vermiş olanlar 

s u s a r l a r.
Diğerlerinden ümidi kesmiş olanlar 

s u s a r l a r.
Hata yapmaktan korkanlar 

s u s a r l a r.
Kendilerini açığa çıkarmaktan korkanlar 

s u s a r l a r.
Zannettikleri kişi olmadıkları,
zannettikleri dünyada yaşamadıkları gerçeğini
hazmedemeyecek kadar güçsüz olanlar 

s u s a r l a r.
Olaylar ve olgular dünyasıyla
baş edemeyenler 

s u s a r l a r.
Herşeyi gördüğünü,
tüm olasılıkları yaşadığını düşünenler 

s u s a r l a r.
Güçlü olarak görülmeye
ölesiye ihtiyaç duyacak kadar
güçsüz olanlar 

s u s a r l a r.

ŞŞŞşşşş! … Sessizlik!

Sonsuza dek konuşabilecek olanlar
en çabuk susanlardır genelde.
Sonra kadınlar gelir ki
onlarda bu kategoridedirler çoğunlukla.
Sonra şairler…
En son ölüler susar!

Açma Gözlerini – Adnan Yücel

Bir yaş günü göl kıyısında sessiz
Mum ışıkları oynaşırken yüzünde
Hiçbir göl ve nehir sığmıyor yüzüne
Yüzüne
Ve gözlerindeki o bitimsiz evrene
Hangi yıldızı yakalasam ışık seliyle
Hangisini koysam yörüngene
Tükeniyor çekim kuvveti yoğunluğum
Ben bakışlarındaki yıldızlara
O yemyeşil çığlıklara vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum

Bin parçaya bölünüyor gözlerinde ışıklar
Birinde kuş sesleri-şafak ve özgürlük
Birinde nehirler-deniz ve sonsuzluk
Birinde yolculuklar-susuzluk ve uykusuzluk
Hangi birini getirsem ki dile
Ben hepsine birden vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum

Bakarak erittiğin her ışık parçası
Gözlerinde bin özlemi türküler
Beni sözcüklerin büyüsünden alıp
Renklerin ve notaların dünyasına sürükler
İster konuş artık bundan böyle
İster sus
Beni hem sesin hem de sessizliğin gürültüler
Ben ikisine birden vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum

Bu kaçıncı yaşın şiirler içinde
Bu kaçıncı şahlanışın
Ya da kaçıncı tükenişin çiçek serpintilerinde
Bak-bademler çiçek açıyor
Pir Sultan Abdal saz çalıyor yüzünde
Veysel görmeden anlatıyor baharı
Üç cemre birden tükeniyor sesinde
Ben üçüne birden vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum

 

Eşek Arıları - Ferhan Şensoy

Şarap delilik değildir, yaşamasını bilenler tutulur şaraba.

 Antik Yunan Romedyasının en büyük ustası olan Aristophanes'in M.Ö. 422 de yazdığı sanılan bu ölümsüz eserini Ferhan Şensoy ve Ortaoyuncular günümüze getiriyorlar.

Antisofist yaklaşımlı Aristophanes'in adalet sistemini alaycı bir dille eleştirmesine kendi yorumunu getiren Şensoy, Antik Yunan'ın adalet mekanizmasını tiye alırken ortaya çıkan oyunu...



Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf

Kadın hareketinin elden düşürmediği önemli kitaplardan biri olan Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un belki de en kolay okunan kitabıdır. Kolay okunur, çünkü konu çok somuttur: “Kadın ve edebiyat.” 

Erkeklerin kadınlara bıkıp usanmadan tekrarladıkları ‘ezeli’ ve de ‘ezici’ bir soru vardır: “Bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?” İşte Virginia Woolf bu ‘yakıcı’ soruya, tarihsel ilişkilerin kökenine inip kütüphane raflarında şöyle bir gezindikten ve de kısa bir kadın edebiyatı tarihçesi çıkardıktan sonra esaslı bir yanıt getiriyor. Ve şöyle sesleniyor kadınlara: “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..”

"Woolf, mantıkla olduğu kadar hayalle,  nükteyle olduğu kadar bilgiyle ve gerçek bir romancının hayalgücüyle." The New York Times

 

14 Mart 2013

Tersi ve Yüzü - Albert Camus

“Şu saatte, tüm ülkem bu dünya. Bu güneş ve bu gölgeler, bu sıcak ve havanın derinliklerinden gelen bu soğuk: her şey gökyüzünün tüm doluluğunu acıma duyguma doğru boşalttığı bu pencerede yazılı olduğuna göre, ölen bir şey var mı, yok mu, insanlar acı çekiyorlarmı, çekmiyorlar mı diye düşünmem gerekir mi? Şunu söyleyebilirim, az sonra da söyleyeceğim: önemli olan insanca ve basit olmak. Hayır, gerçek olmaktır önemli olan, hepsi girer bunun içine, insanlık da, basitlik de. Ve ben dünya olduğum zaman değil de ne zaman daha gerçek olurum ki? Daha ben istemeden yerine getirilmiş her şeyim. Ölümsüzlük şuracıkta, bense onu umut ediyordum. Mutlu olmak değil artık dileğim, yalnızca bilinçli olmak. Bir adam çevresine dalmış, bir başkası mezarını kazıyor: nasıl ayırmalı onları? İnsanları ve saçmalıklarını? Ama işte gökyüzünün gülümsemesi. Işık kabarıyor, yaz pek mi yakın? Ama işte sevilmesi gerekenlerin gözleri ve sesi. Tüm devinimlerimle dünyaya, bütün acımam ve tüm minnetimle insanlara bağlıyım. Dünyanın bu tersiyle yüzü arasında bir seçim yapmak istemiyorum, seçmesini sevmem. İnsanlar açık görüşlü ve alaycı olmamızı istemiyorlar. ‘Bu sizin iyi olmadığınızı gösterir,’ diyorlar. Ben arada bir bağlantı göremiyorum. Birine aktöreye ters düştüğünü söylediklerini duyarsam, kendine bir aktöre bulma gereksiniminde olduğunu anlarım bundan; birine usu küçümsediğini söylediklerini duyarsam, kuşkularına katlanamadığını anlarım. Hile yapılmasını sevmem de ondan. Büyük yüreklilik, ölüme olduğu gibi ışığa da gözlerini kırpmadan bakabilmektir.”
Çeviren:Tahsin Yücel 
TIK

TERSİ VE YÜZÜ