15 Aralık 2012

Özdemir Asaf - Sen bana bakma, Ben senin baktığın yönde olurum

 
Şair Özdemir Asaf’ın kızı Seda Arun, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sen Bana Bakma, Ben Senin Baktığın Yönde Olurum kitabının önsözünde evlenme teklifi aldığının ertesi konuyu babasına nasıl açtığını, onun verdiği tepkiyi ve şiirlerin kaydedilme hikayesini şu sözlerle anlatıyor: “Beş sene olmuştu annemle babam ayrılalı. O mayıs akşamı babam, annemin Caddebos¬tan’daki evine geldi. Sofrada babamla karşılıklı oturduk… Sonra annem konuyu açtı. Sordu. Benim yanaklarım yine kızarmıştı. Cevabını bekliyordum ama vermedi. ‘Benim şiir kitaplarım nerede?’ diye sordu. Annem kitapları sofraya getirdi. Babam tabağını kenara itti. Rakı bardağını kitaplardan uzaklaştırdı. Sayfaları karıştırmaya başladı. Şiirlerle cevap vereceğini anlamıştım. Makaralı teybi sehpanın üzerine koyup, düğmesine bastım.”

Kitabın önsözlerinden birini yazan Gazeteci Doğan Hızlan ise kitap ve şairin ses kayıtlarının bulunduğu CD için “Şimdiye kadar birçok şiiri, şairin kendi sesinden dinlediyseniz, Özdemir Asaf’ın ne kadar iyi bir şiir seslendiricisi, okuyucusu olduğunu anlayacak ve onun şiirlerine, sesine bir kere daha hayran kalıp, ayrı bir gözle değerlendireceksiniz” yorumunu yapıyor.

Özdemir Asaf’ın teatral bir şekilde sesi ile oynayarak okuduğu şiirlerinin metinleri yayımlanırken, Özdemir Asaf’ın toplu şiirlerinin son yayımı olan Çiçek Senfonisi (YKY, Kasım 2008) kullanıldı. Okurken farklı bir sıralamada okunsa da, şiirler yayıma hazırlanırken şairin kitaplarındaki sıralamalara uyuldu. CD’de şairin okurken farklılık gösteren sözcük ya da dizeleri ise ayrıca dipnot olarak gösterildi. Kitap ve CD’de ayrıca şairin Sen, Sen, Sen, Dünya Kaçtı Gözüme,Yumuşaklıklar Değil ve Bir Kapı Önünde’de yer alan şiirleri de bulunuyor.
 
- - - - - - 

Özet
Seni büyük buldum, anladım,
Seni güzel buldum, korudum,
Seni küçük buldum, uyardım,
Seni yakın buldum, uyudum,
Biri yanlış idi, unuttum.
Tohum
Öyle bir kelime söylesem ki diyorum,
Dışarıda bir başkası kalmasa.
2=1
Kim o, deme boşuna...
Benim, ben.
 Öyle bir ben ki gelen kapına;
Başdan – başa sen.
 
 

14 Aralık 2012

Aşk Özgürlük Tekbaşınalık - Osho

 
Aşk bağlılığa dönüştüğü anda ilişki haline gelir. Aşk taleplerde bulunduğu anda hapishaneye benzer. Özgürlüğünü elinden alır; göklerde uçamazsın, kafeslenmişsindir.
Aşkın özgürlük verici bir kalitede olması lazım, sana zincir vurması değil; sana kanat takıp mümkün olduğunca yükseklere uçmanı sağlaması lazım.
Unutma, aşk sınır tanımaz. Aşk kıskanç olamaz, çünkü aşk sahiplenmez. Sevdiğin için bir insanı sahiplendiğin fikri çok çirkin. Birisine sahipsin bu demektir ki onu öldürdün ve ticari bir mala dönüştürdün. Sadece eşyalara sahip olunur. Aşk özgürlük verir.
Gerçek aşkta bölünme olmaz. Sevenler birbirinin içine erir. Sadece egoistçe aşkta büyük bir bölünme vardır, seven ve sevilen ayrılır. Gerçek aşkta ilişki yoktur. Çünkü ilişki kurulacak iki insan yoktur. Gerçek aşkta sadece sevgi olur, bir çiçek açma, güzel bir koku, bir erime, bir birleşme yaşanır. Egoistçe aşkta ise iki kişi vardır, seven ve sevilen. Ve ne zaman seven ile sevilen olsa aşk yok olur.
Aşk olduğu zaman seven ve sevilen birlikte aşkın içinde kaybolur.
Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan başka şeye ihtiyacın kalmaz. Elde etmişsindir sana yaşam işte bunun için verildi.
Sevgilinin niçin seninle olmak istemediğini anlamaya çalış. Seni reddettiğinden değil seni ne kadar çok sevdiğini biliyorsun, ama bazen yalnız kalmak istiyor. Sen de onu seviyorsan yalnız bırakırsın; ona işkence yapmazsın. Adam yalnız kalmak istiyorsa kadın, “Artık benimle ilgilenmiyor, belki de başka bir kadına ilgi duyuyor.. diye düşünmez. Akıllı eş diğerini yalnız bırakır ki tekrar kendini toplayabilsin, yeniden paylaşacak enerjisi olsun. Ve bu ritim gece ve gündüz gibidir, yaz ve kış gibi; değişir durur. 
 
 

Tevfik Fikret "Kıran da olsa kırıl sen, fakat bükülme sakın!"






"Hiçbir şey beklemeyin. Sürprizlerle yaşayın." Alice Walker


 



12 Aralık 2012

Mevlana Seçme sözler

Kendindendir çektiklerin gölgenden değil...Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin? Ne ektin de ektiğini biçmedin? Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar...Sonra da çocuğun gibi gelip eteğinden tutar..

Bin Can var canında o canı ara … beden dağında gizli mücevheri ara …. Ey Yürüyüp giden Dost bütün gücünle ara … Ama dışarıda değil aradığını kendi içinde ara…

Acı suda tatlı suda berraktır. Sakın görünüşe aldanma...Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır!

Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça bir habbesin, bir zerresin, fakat herkesle birleştin kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin!

Sen benim gönlümde oldukça, Yemen'de de olsan benim yanımdasın. Eğer sen benim gönlümde değilsen, yanımda da olsan Yemen'de sayılırsın.

Ne vakte kadar testinin şekli, biçimi ile üstündeki nakışlarla oyalanıp duracaksın? Testini şeklini, nakşını bırakda içindeki suyu ara. Yani, insanların güzelliklerine, dış görünüşlerine bakma da ahlâklarına, huylarına, tabiatlarına bak.

Olumsuzlukları hoş görmek ne iyidir. Zira bütün ırmaklara su veren deniz bile her çöpü başının üstünde taşır, ama deniz bu kereminden dolayı eksilmez. Zaten sevgi ve hoşgörü insanlık, hiddet ve şehvet hayvanlık vasfıdır.

İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.

Kardeşim, sen düşünceden ibaretsin... Diken düşünürsün dikenlik olursun. Gül düşünürsün gülistan olursun.

Aşık sevdiğinin kapısını çalar, içerdeki ses "kim o!" der. Aşık: "BEN" der. İçerdeki ses:'' aşkta BEN yok'' der. Yıllar geçer sonra aşık yine aynı kapıyı çalar içerideki yine "kim o!" der. Bu sefer aşık "SEN" der ve kapı sonuna kadar açılır...

Üzülme, kaybettiğin herşey başka bir surette geri döner...

Güçlük, kolaylıkla beraberdir; kendine gel, umidi sakın bırakma! Akıllı insan bilir ki ölümün arkasında bile daha güçlü bir hayat beklemektedir..

Sen yine sükutu giyin! Dilersen hiç konuşma. Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda.Çarpsada bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim. Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim, Söz verdim ben bu yüreğe, Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.

Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönlü tamir etmek, Allah katında birçok hayır hasenâttan daha yeğdir... Sus! Her kılında iki yüz dil olsa da söylesen, gönül, yine de anlatılamaz.

Taş yeşermez, geçmiş olsa da nevbahar, Toprak olda bak, nasıl güller açar Taş gibi idin çok gönül kırdın! Yeter! Toprak ol, üstünde hoş güller biter.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır.

Her zorluğun sonunda doğan bir ışık vardır. Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa, güle dokunmanıza çok az kalmış demektir.

Sabret ki herşey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki herşey gönlünce olsun.