20 Haziran 2017 Salı

İnsanları Seveceksin

Her şey şu veya bu açıdan bakıldığı zaman biraz gülünçtür.

İnsan sağlıklı iken etrafını hor görmek çok kolaydır.

Hayat paradokslardan hoşlanır. tamamen güvende olduğumuzu hissettiğimiz an, daima en gülünç olduğumuz ve ayağımızın sürçmek üzere olduğu andır. öte yandan, artık kaybolduğumuzu zannettiğimiz anda da hayat bütün nimetlerini üzerimize bir sağanak gibi yağdırır.
İnsan ne yapsa boşuna! ölümü bir süre için unutuyorsunuz, sonra hiç beklemediğiniz bir anda onu hatırlatan bir şeyle burun buruna geliveriyorsunuz.

İnsanın kendisini hayvanlardan üstün kıldığına inandığı her şey, daha kişisel, daha karışık sevinçler, daha derin bilgiler, daha korkunç zulümler, merhamet duyma yeteneği, hatta insanın kafasında yaşattığı tanrı düşüncesi bile hayvanların bilmediği varsayılan bir tek bilginin ürünüdür: er veya geç öleceğini bilmenin ürünü.
İnsanın mükemmel yapamadığı her şey tehlikelerle doludur. bir şeyi mükemmel yapıyorsa daha da tehlikelidir; zira pervasız hareket eder.

Aşkta hiçbir zaman affedilecek bir şey yoktur.

Hayatta en arzuya şayan olan şey insanın kendi ölümünü bizzat seçebilmesidir. çünkü o zaman hayat insanı pis bir sıçanı gebertir gibi öldüremez; insanı hazır bulunmadığı bir zamanda boğazını sıkarak, nefesini keserek yok edemez.
Her şeyden hoşlanan bir kadın kadar tehlikeli bir varlık yoktur. bir erkek ne yapmalı ki o kadın sadece kendisinden hoşlansın?
Minicik bir şapkanın insana verebileceği huzurun derinliğini ancak bir kadın bilebilir. 

Aşkın tam karşıtı ölümdür. ve aşk bize ölümü kısa bir zaman için de olsa unutturan acı bir büyüdür. bu yüzden ölüm hakkında bir şeyler bilen biri aynı zamanda aşka dair de bazı şeyler bilir.

İdam edilmek üzere olan bir mahkum için bir saatlik bir zaman, başka insanlar için elli yıllık bir ömürden daha değerlidir.

Uzun bir maziden başka nedir uzun bir ömür?

Tam zamanında içilecek bir sigara, dünyanın bütün ideallerinden daha iyidir.

Merhamet; bir acı değil, başkasının felaketi karşısında duyduğumuz gizli bir sevinçtir. kendi başımıza veya bir sevdiğimizin başına gelmediği için sevincimizden aldığımız rahat bir nefestir.
Suyun altındaki insan tek bir şey düşünür: yine yukarı çıkabilmek. balıkların ne renkte olduğu umurunda bile değildir.

Korku ve can sıkıntısı arasında bocalayan bizler, oyalanacak her şeye karşı minnettar kalırız. 

Cesaret, gençliğin en güzel süsüdür.
Pek az şeye sahip olmaktansa hiçbir şeyi bulunmamak çok daha iyidir. böyle bir insan hemen her şeyin sahibidir.

İnsan hiçbir yere bağlı olmazsa her yerde tanıdıklara rastlar. ne eşsiz macera! 

İnsan kendi aşırılıkları içinde büyüktür. sanatta, aşkta, aptallıklarında ve nefretlerinde, egoizminde ve hatta fedakarlıklarında bu hep böyledir.

Dünyadaki insanların en önemli kısmında eksik olan şey orta derecede bir iyilik duygusudur.

İnsan denilen yaratık koskoca bir mucizedir.

Bir kağıt parçasının insan üzerindeki müthiş gücü pek hayrete değer. en eski atalarımız gök gürültüsü ya da şimşekten, kaplandan ve yer sarsıntısından; daha yakın atalarımız da kılıçtan, haydutlardan, vebadan ve tanrıdan titrerdi. bizse ister banknot olsun, isterse pasaport biçiminde olsun kağıt parçalarından titreşiyoruz. neander adamının kama ile, romalının kılıç ile, ortaçağ insanının veba ile; bizlerin ise bir kağıt parçası ile canına okumak kabildir.
Sessiz iş görmek, başarıyı yarı yarıya sağlama bağlar.
Kararsız bir yüzyılda yaşıyoruz. böyle zamanlarda insan çabuk mahvolup gider; fakat o nisbette de çabuk olgunlaşır.

Medeniyetin tarihi, onu yaratanların ıstıraplarıyla yazılmıştır.
Her gün sonu belli olmayan bir yaşayış kötü olabilir ama tam otuz yıl her gün hep aynı sınıfa veya büroya gitmek de yaşamak değildir.
Yiğitlik, sağduyunun durduğu, sarhoşluğa benzer bir şeydir; ama pek az amaca yarar. niçin, ne diye, neden diye soranlar, kahramanlıktan bir şey anlamazlar.
Bölük komutanı ne kadar iyi niyetli olursa olsun, astsubaylar istemezse elinden hiçbir şey gelemeyeceğini her asker bilir. bir bakan da ne denli ileri görüşlü olursa olsun, geri kafalı bir müsteşarlar topluluğu karşısında başarısızlığa mahkumdur. bu büro napolyonlarının sırtı yere getirilemez.
Konuşmak, mutluluk getirdiği zamanlar güzeldir; sözler kolayca ve canlılıkla ağızdan döküldüğü zaman güzel olur konuşmak. ama felakete uğramış kişilere, sözler gibi sıkıntılı ve yanlış anlaşılabilir şeylerin ne yararı dokunur? daha da berbatlaştırmaktan başka işe yaramazlar.
İşlerin geliştiği yerlerde yaşamak isteği de yeşerir.
Ayrılma her zaman bir sondur, diye düşünürdüm. bugün şunu da biliyorum: gelişmek de bir ayrılmadır. gelişme de bir yüzüstü bırakıştır. ve son diye bir şey yoktur.

Dünyadaki felaketlerin çoğuna ufak tefek insanların neden olması tuhaftır. böyle insanlar iri yarılardan çok daha enerjik ve geçimsizdirler. bölük komutanı ufak tefek olan bir yere düşmemeye hep dikkat etmişimdir. çünkü bu gibiler lanetlinin ve eziyetçinin biri oluyorlar.

İnsan aslında ve her şeyden önce canavar yaratılışlıdır; ancak bundan sonra, ekmek dilimine yağ sürülmesi gibi, üzerine azıcık bir iyilik boyası çekilmiştir. üniforma demek de birisinin ötekine hükmetmesi demektir hep. kötülük, her birinde fazlasıyla hüküm ve kudret bulunmasında. onbaşı ere, teğmen onbaşıya, yüzbaşı da teğmene, çileden çıkarıncaya kadar eziyet eder.