07 Temmuz 2014

Yaşar Nuri Öztürk - Kur’an Penceresinden KURTULUŞ SAVAŞI’na Bir Bakış

“Zalimlerden başkasına
düşmanlık yapılmayacaktır.” Bakara Suresi, 193

“Bu milletin şimdiye kadar Arapların Acemlerin din maskeli iğfalleriyle aldatılmış olduğunu ispat etmek isteyen bir adamım." Mustafa Kemal Atatürk

“Bu memleketin en son tepesine çıkacağız. Ve orada taş taş üstünde kalmayıncaya kadar uğraşacağız ve en son orada öleceğiz.Ancak ondan sonradır ki,düşmanlar bu memlekete sahip olabilirler." Mustafa Kemal Atatürk

"Milli Mücadele’ye beraber başlayan yolculardan bazıları,milli hayatın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet kanunlarına kadar gelen gelişmelerinde kendi fikir ve ruhlarının kavrama sınırları bittikçe bana direnmişler ve muhalefete geçmişlerdir. Ben, milletin vicdanında sezdiğim büyük ilerleme kabiliyetini bir milli sır gibi vicdanımda taşıyarak, peyderpey bütün içtimai heyetimize tatbik ettirmek mecburiyetinde idim.” Mustafa Kemal Atatürk

“Avrupalıların namusuna güvenemeyiz!” Mustafa Kemal Atatürk

“Kuvayi Milliye’nin dinsiz olduğu yolunda propaganda
İstiklal Harbi’ni tehdit eden en zehirli ve alçak propaganda idi.” Kazım Karabekir

“Amacımız bölmek ve hükmetmek olmalıdır. Biz, gerçek ideali dinmiş gibi davranacak 
çıkarcı bir grubu idareci olarak takdim etmeye çalışacağız.” İngiliz Baş tercümanı Ryan


Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK
İlahiyatçı, Hukukçu, Siyasetçi Time Dergisi’nin gerçekleştirdiği ‘20. Yüzyılın
En Önemli Kişileri’The Most Important People of 20th. Century anketinin ‘En Önemli Bilim Adamları ve Islahatçılar ’The Most Important Scientists and Healers listesinde, dünya kamu oyunca belirlenmiş yüz ismin ilk onu arasında yer alan Yaşar Nuri Öztürk,1951 yılında Trabzon’da doğdu. İlk Arapça, Farsça eğitimini, aynı zamanda en büyük hocası olan babasından aldı. Lisans eğitimini hukuk ve ilahiyatta, master ve doktora eğitimini İslam felsefesi dalında tamamladı. Bir süre avukatlık yaptıktan sonra üniversiteye intisap etti. Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görev yaptı. ABD New York’ta The Theological Seminary of Barrytown bir süre misafir profesör olarak ‘İslam Düşüncesi’ dersleri okuttu. Türkiye, ABD, Rusya, Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Balkanlar’da İslam düşüncesi, insan ve insan hakları konularında birçok konferans verdi. Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi’ni yapan bilim adamı olarak da anılır. 1993 -2011 yılları arasında üç yüzü aşkın baskı yapan bu çeviri, ‘Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı sayılmaktadır.Türkçe, Almanca, İngilizce ve Farsça basılan eserlerinin sayısı elliyi aşkındır. Öztürk’ün düşünce dünyası, değişik üniversitelerde yapılan Türkçe, Almanca, İngilizce, Fransızca tezlerle incelendi.

Önsöz
Elinizdeki kitap, hayatımın en büyük eserlerinden biri olan ‘Kurtuluş Savaşı’nın Kur’ani Boyutları’ adlı üç ciltlik çalışmamın kısa bir özetidir. Anılan çalışmadan bu eserde ‘Ana Eser’diye söz edilecektir. Ana Eser’i okumakta zorlanacak veya sabırsızlanacak olanlara yardımcı olmak için böyle bir özeti yayınlamayı zorunlu gördük. Eserde, sık sık kullanılan ve bir kısmı, Türk literatüründe ilk kez tarafımızdan telaffuz edilen bazı tabirleri burada vermeliyim: ‘Allah ile aldatan, saltanat dincisi, siyaset dincisi, Emevi dincisi, Emevici Arapçı, emperyalizmle işbirlikçi, dini anlatmak yerine dayatan, Ilımlı İslamcı, BOP’cu, Maun Suresi mücrimi,Deniz Fenercisi,Kurtuluş Savaşı’na hıyanet eden,din istismarcısı’ tabirlerinin tümü eşanlamlıdır;aynı ekipleri, aynı zihniyetleri tanıtır.‘

Sahte Atatürkçü,
Atatürk dalkavuğu,
Atatürk’ü joker olarak kullanan, Atatürk istismarcısı,
Atatürk’le aldatan,
Atatürk’ü anlatmak yerine dayatan’ tabirlerinin tümü de eşanlamlıdır; aynı ekipleri, aynı zihniyetleri tanıtır.
Bu tabirlerin büyük kısmı,
Kurtuluş Savaşı’nın kanla yazılmış lügati içinde yer aldığı için, bir kısmı da Türk basınında herkes tarafından kullanıldığı için biz de bunları gerektiği yerlerde kullanacağız. Önsözü bu kadarla kesiyor, ‘Üstü Örtülü Gerçeklerin ’önemli bir kısmını daha deşifre etme gücünü bana verdiği için Cenabı Hakk’a şükürler ediyorum.
GERÇEĞİ ARAYANLARA
Ve Bulduğunda Mutlu Olanlara
SELAM OLSUN!
Prof. Dr.
Yaşar Nuri ÖZTÜRK
İstanbul, 2012


80 Yıldır Sorulmayan Soru:

Cumhuriyet dönemi aydınları ve ona bağlı olarak da siyasetçileri, çok ciddi ve hayati tartışmalara sebep teşkil eden bir konu olmasına rağmen, şu soruyu mert ve yürekli insanlara yakışır biçimde hiç sormadılar; hala da sormuyorlar. Bu soruyu önce aydınların, sonra da siyasetçilerin cesaret ve ciddiyetle sorması gerektiğini. yıllardır dile getirmekteyiz.

80 yıldır sorulmayan hayati soru şudur: “Özgün ve esas yapıları itibarıyla, İslam’la Mustafa Kemal mirası veya Cumhuriyet mirası arasında bir çelişme, bir didişme, bir zıtlaşma, bir kavga var mıdır?
”Yani işin esası bakımından ve bu iki mirasın varlık yapıları itibarıyla bir zıtlık söz konusu mudur?
Bir defa, fikir olarak bunun sorulması ve cevabının verilmesi lazım. Cumhuriyet dönemi aydınları bu sorunun cevabını hala vermemişlerdir. Cevabı vermek yerine günü gün etmek için meseleyi hasır’ın altına süpürüp yanyatmışlardır. Sebep, bir kısmının imansızlığı, bir kısmının cehaleti, bir kısmının kendine güvensizliği, bir kısmının da istismara müsait bir ortamın devamını istemesidir. Bu sorunun cevabının verilmemesi yüzünden bu ülkeye kötülük etmek isteyen birilerinin yapay olarak yarattığı bir kavga, maalesef devam ediyor. 
Çok sert biçimde sürüp giden bir kavgadır bu. Bu kavga, bugün,
Türkiye üzerinde hesabı olanların kendileri açısından da ciddi çıkarlar sağlayacağı bilindiği için, artık dışarıdan kotarılıyor.


Hepimizin bir vicdan borcu olarak şunu bilmesi gerekir:
Atatürk’ün dinle münasebeti Türk aydınları tarafından yıllar ve yıllarca sadece irtica hareketleri açısından irdelendi, gündem yapıldı. Oysaki işin bir başka yönü daha vardı ve belki de bu yönün irdelenmesi ülkemizin geleceği açısından çok daha önemli ve gerekliydi.
O yön, Atatürk’ün verdiği mücadelenin dinden ve din adamlarından gördüğü destekti. Atatürk din ilişkisi, işte bu açıdan gereğince ele alınmadı. Dinci çevrelerle eyyam Atatürkçülerini memnun etmek için ‘ Sarıklı Mücahitler,’ ‘Kurtuluş Savaşı’nda Din Adamları’ vs. türünden dipsiz başsız, felsefi temelden yoksun, İslam’ın özünden habersiz, birtakım kitaplar yazılmadı değil ama niyetleri ne olursa olsun, onların hiç birinde Cumhuriyetle İslam’ın ortak paydasına ilişkin altı çizilecek işe yarar bir tespit görülemez. Tümü hamaset, siyaset ve idarei kelamdan ibarettir.


Atatürk’e karşı olan Müslüman dinci çevrelerle haçlı emperyalist çevreler bu yanlıştan son derece memnundurlar ve bu memnuniyetlerini stratejilerinde değerlendirerek Türkiye’ye ve Müslümanlara büyük oyunlar oynadılar.

Atatürk, dinci ve dinsiz istismarcıların söylediklerinin
tam aksini yapmıştır.


Gazi, din meselesinde asla kaçak güreşmemiş, kıvırmamış, işin içine girmiş ve ilk günden son güne kadar yaptığı devrimlerin dinin talebi olduğunu en gür sesiyle haykırmış, savunmuştur.
Yani Atatürk, onu istismar ederek ‘rozet’ çığırtkanlığı yapan sözde Atatürkçülerin aksine, din meselesinde dincilik karşısında ve dindarlar yanında taraf olmuştur.
Biz bunu bütün ayrıntılarıyla ve tüm alanlarda dünyanın önünde ispata hazırız.


 Korkmaya, kaçınmaya, tedirginliğe gerek yok.
Kur’an ortada, Cumhuriyet tarihi de ortada. Biz de buradayız.
Kurtuluş Savaşı günlerinin alnı secdeli Müslümanları Mustafa Kemal’i ‘İslam’ın kurtarıcısı ’diye anıyorlardı. ABE . 15/52 Zaman tünelinin burasında biz de aynı kanaatteyiz. Peki, Atatürk devrimlerinin savunuculuğu rolüne soyunanlar böylesine önemli bir gerçeği nasıl görmediler veya göremediler?
*
ABE.:Atatürk’ün Bütün Eserleri

Çünkü hemen hepsinin sadece hurafeci Arap Emevi İslam’ın dan değil, İslam’ın gerçeğinden de rahatsızlıkları vardı. Onların benliklerine yerleşmiş olan ‘ İslam’dan nefret virüsü,’ daha doğrusu
‘Ruhsal olandan nefret virüsü, ’ Allah’ın bir takdiri olarak, sonunda onların başına en büyük belayı açtı ve kendi kulvarlarında nefessiz kalmalarına sebep oldu.
İnancımız odur ki, bu yanlış yapılmasaydı, Atatürk mirası, bütün Müslümanlar için kurtuluş reçetesi sayılabilecek bir Kurtuluş teolojisi’ oluşturabilecekti. Kurtuluş Teolojisi tabiri,
eski Marksist yeni Kur’an mümini Fransız düşünürü Roger Garaudy’nindir.
Gereken yapılmadığı için bu Kurtuluş Teolojisi’nin yerine İslam’ın ve Müslümanların düşmanlarınca bir‘ Fesat Teolojisi’ oluşturuldu. Şimdi bu fesat teolojisi, bütün köşe başlarını tutmuştur ve haçlılarla işbirliği halinde, Türk milletinin can damarlarını birer birer koparmaktadır.
Alpaslan Işıklı’nın şu tespiti, üzerinde olduğumuz konuda gerçeğin tam ifadesidir:
“Atatürk, Kurtuluş Teolojisi’nin öncülüğünü, Kuvayi Milliye ile İslamiyet arasında kurmayı başardığı köprü üzerinde, bu asrın başında gerçekleştirmiştir.”
Işıklı, Sosyalizm, Kemalizm ve Din, 188 Köprü kuruldu ama köprünün üstünden geçmesi gerekenler geçmedi ve köprü muattal kala kala çürüyüp çöktü. Çünkü Türk aydını ve Türk siyaseti, Atatürk ve İslam konusunda ölümcül bir hata yaptı: Gerçeği ortaya koyarak açık yürekle tartışmak yerine siyasal manevralarla günü kurtarmayı yeğledi. Öte yandan, dindarları ahmak yerine koydu. “Neyse ne, bu sümüklü heriflere hesap mı vereceğiz? Otursunlar oturdukları yerde!” kafasıyla alemi kör, dünyayı sersem sandılar. Ve müstahaklarını buldular. Onlar müstahaklarını buldu ama günahsız ve aldatılmış kitleler,müstahak olmadıkları halde çok kahır çekti ve çekmeye devam ediyor.