14 Şubat 2021

“Dünyayla yaralı” şair, yazar ve kadın Nilgün Marmara


 

Anı şişesi...Duvar rengi sağanağa tutsak herkes, kendi delilik ağının altında. Ölgün ülkenin canlandırılması olanaksız; burada. (2008)
   
Bir yaşamın bir düşe eklenmesiyle, bir düşün yaşamdan çıkarılmasının hiçbir ayrımı yok. Bıçaksız bıçaklıları, çölsüz çöllüleri, kumsuz kumluları…Çocuğun ilk hecesi: Acı, sonraki çift hece: Doyum. Yanılsama. Yanılsama! ? ! Bir de körler var kuşkusuz, kuşsuz. Hep karanlıkta düşünürler. (2000)

Burada daha ne kadar öleceğim? Yeryüzüyle gökyüzünün aracısı olarak bulutu haraca kestiğiniz yerde? Ben size alışamam. Tehdit: koltuğunuzun bedeninizle dolmaması Tehdit: bir merdivenin uygunsuz konumu, gözüme saldıran güneş ışınlarında yüzünüzün yok oluşu. (1990)

Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor, var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor. Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı
bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak  bir acıyla. Onu sürükleyeceğim. Sürükleyeceğim ki, açığa çıkarılamayacak, tanımlanabilir gün ve gecelere mal edilemeyecek bir sevi karabasanından aldığım pay, saygısını bulsun içkin dünyasında belirsiz “ Ben” in. (1990)
 

Ah! Ya benim ele geçirilemez coşkularım, var olmamış henüz biçimleyemediğim. Neredesiniz siz ey bilinçsizliğin bilinçlere varılamaz yengisinden sonra ulaşılır esriklik alanları? (2008)

Dünyamsın benim, zorbam, düzenim, Bundan gözlerim göğe çevrili, Hiç katılmadan sende yaşıyorum, dirimimsin benim, doğarken öldüğüm.(2008)