19 Ocak 2013 Cumartesi

Yaşam Sırları

  İnsan daima başına gelen felaketleri sayar, sevinçleri değil. Eğer saysaydı, dünyanın kendisine yeterince mutluluk sunmuş olduğunu anlardı.

Bir adamı gülüşünden tanıyabilirsiniz. Eğer hakkında hiçbir şey bilmiyorken gülüşünü sevdiyseniz, onun iyi bir adam olduğuna emin olabilirsiniz.

Ümit olmadan yaşamak, yaşamaktan vazgeçmek demektir. 

Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmazlar. 

Alay etmek: Alçakgönüllü ve temiz ruhlu insanların, ruhlarının mahremiyeti hoyratça ve zorla istila edildiğinde uğradıkları son sığınak…

Gözyaşları kurur. 

Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız ana-baba evinden kalan hatıralarımızdır. 

İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur. 

Yeni bir adım atmak, yeni bir kelime söylemek… İnsanların en büyük korkusu budur. 

İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıztırap verir. 

Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır. 

Gerçekçi kişiler, çalışmalarının sonuçlarından korkmazlar. 

Üstün zekalı insanlarda paradokssal düşünceler oluşur. Onlar yaşamları boyunca bu düşüncelerinden dolayı ızdırap çekerler. Ve düşünceleriyle birlikte yaşamanın bu denli acı verici, hatta imkansız olması için yüksek bir fiyat ödemişlerdir. 

Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım. 

İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır. 

En yüce mutluluk, mutluluğun kaynağını bilmektir. 

Ruh, çocuklarla birlikte yaşanarak şifa bulur.