8 Ocak 2013 Salı

Farkındalığın Işığı

 


Bir öğretmen öğrencileriyle her sabah iyilik, güzellik ve sevginin doğası üzerine konuşuyordu. Bir sabah, tam konuşmasına başlarken, pencere pervazına bir kuş kondu. Bir süre şakıdı ve uçtu. Öğretmen öğrencilerine şöyle dedi: "Bu sabahki konuşma sona erdi." 


* * *

İnsan duygusal belleğinde kayda geçmiş “anı”ları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker.
Bu yüzden de geçmişte yaşar.
Geçmiş ve Gelecekte yaşayan kişi de an’a dikkatini veremez.
An’da kendisini, “şimdi ve burada” yaşayamaz.
Farkındalık ışığını an’a yöneltemeyen kişi,
bir an sonra geçmiş olacak anların karanlığında kalmaya
kendisini mahkûm eder. İşte bu karanlık,
Cehaleti, bencilliği, bağımlılığı doğurur.
An’da tüm farkındalığımızla dolu dolu yaşadığımızda hiçbir eksiklik kalmayacağı için bir an sonra “geçmiş” olacak bu an,
eksikliği tamamlamak için bizi kendisine (geçmişe) doğru çekmez. Ve biz yeni bir An’ı deneyimlemek üzere tümüyle özgür oluruz…
 *
 Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiçbir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz. Ve biri bize, "düşünce nedir, düşünmek nedir?" diye sorduğunda yanıt veremiyoruz.
 *
 Sonsuzluğun ötesi içinizdedir.
*
Bir öğretmen öğrencileriyle her sabah iyilik, güzellik ve sevginin doğası üzerine konuşuyordu. Bir sabah, tam konuşmasına başlarken, pencere pervazına bir kuş kondu. Bir süre şakıdı ve uçtu. Öğretmen öğrencilerine şöyle dedi: "Bu sabahki konuşma sona erdi.
*
Gerçeğe giden bir yol yoktur. Yol yoktur. Bir insan zekayla birlikte anlayışa da sahipse zaten her zaman doğru olana varacaktır. Ama bu yaşam denilen okyanusta ne bir yol ne de yol gösteren kaptan vardır. İnsan olarak kişi bunu kendisi keşfetmek durumundadır.
*
Yaşamın ne olduğunu anladığımızda ölümün ne olduğunu sorabiliriz.
*
Yasaların önünde eşit olduğu varsayılıyor. Ama iyi avukat tutabilecek olanlar "daha eşit."
*
Bilgi gereklidir. Araba kullanmak, iş yapmak, eve gitmek, teknolojik gelişmeler sağlamak vb. için bilgi gereklidir. Ama kişinin kendi hakkında belleğinde
biriktirdiği psikolojik bilgi (dışsal baskıların ve içsel taleplerin ürünü olan bellek) gerekli değildir.
*
Adalet bütün olmak, entegre olmak, parçalanmamış olmak, onurlu olmak anlamına gelir. Bu da ancak kıyaslamanın olmadığı yerde mümkündür. Ama daima kıyaslıyoruz. Ölçümün olduğu yerde adalet olmaz. Taklidin, biçimciliğin olduğu yerde, çoğunluğun doğru düşündüğü varsayılan yerde adalet olmaz.adaletin tohumu anlayışımızın derinliğinde yani içimizdedir.
*
Adalet bütün olmak, entegre olmak, parçalanmamış olmak, onurlu olmak anlamına gelir. Bu da ancak kıyaslanmanın olmadığı yerde mümkündür. Ama daima kıyaslıyoruz. Ölçümün olduğu yerde adalet olmaz. Taklidin, biçimciliğin olduğu yerde, çoğunluğun doğru düşündüğü varsayılan yerde adalet olmaz.
*
 Kuralların, boyun eğmenin ve şekilciliğin olduğu yerde asla öğrenme olamaz.
*
Bir ağaca bakmak istediğinizde tüm detayına bakarsınız, zamanınızı verirsiniz. Siz bakarsınız, o size güzelliğini anlatır. Siz ağaca öykünüzü anlatmazsınız, o size anlatır. Aynı şekilde acıya yaklaştığınızda, durun, bakın, kaçmayın, size ne söylemeye çalıştığını görün. Derinliğini, güzelliğini, yoğunluğunu anlatırken tümüyle orada· olursanız o anda acı biter.
*
Kendinizle, kendi sorunlarınızla, kendi bulanık düşüncelerinizle meşgul olduğunuz sürece, sonucun ne olacağına baştan karar verdiğiniz sürece, geçmişteki deneyimlerinize takılıp kaldığınız sürece gözlemlemeniz imkansızdır
*
Eğer kendinizin farkındaysanız yalnızlığın ne olduğunu bilebilirsiniz: Tümüyle kendini yalıtılmış hissetme! Eşiniz, çocuklarınız, birçok arkadaşınız olabilir ama öyle bir an gelir ki kendinizi tümüyle yalnız ve yalıtılmış hissedersiniz; bu büyük bir acıdır.