20 Nisan 2021

"Günlükler" Oktay Akbal

Nobelli yazarların fotoğrafçısı Lütfi Özkök'ün arşivinden bir kare...Fotoğraftakiler (soldan sağa) Sami Karagören, Lütfi Özkök, Halil İbrahim Bahar, Sabahattin Kudret Aksal, Oktay Akbal ve Behçet Necatigil


Gazeteci yazar Oktay Akbal (1923-2015), günlük türünü köşe yazarlığı kadar önemser. Kırk yılı aşkın köşe yazarlığında bir günce tutar gibi okuyucularına seslenir. Çünkü günlüklerin zamanla belgesel özellikler kazanacaklarına inanır. Akbal’a göre samimi ve içten duygularla kaleme alınan günlükler, yazıldıkları çağın sosyal ve kültürel özelliklerini yansıtır. (1961: 788). Akbal, çocukluk yıllarından beri günlük tutmayı sevdiğini yıllar sonra kaleme aldığı bazı roman ve öykülerinde günlüklerinden yararlandığını dile getirir (1983: 217). Akbal, günlüklerini yıllar sonra okuyunca bakötü yaşantıların belleğinde zamanla güzelleştiğini fark eder. Ancak yazıya geçirdiği olayları, donup kaldığı için kaskatı ve acı halleriyle görmek zorunda kaldığı için üzülür (Akbal, 1983: 130). Oktay Akbal’ın “Günlerde” (1968), “Anılarda Görmek” (1972), “Yeryüzü Korkusu” (1974), “Yüzyıldır Umutsuzluk” (1991), “80’lerde Bir Yazar” (1992), adlı günlükleri bulunmaktadır. Araştırma kapsamında Akbal’ın “Anılarda Görmek” ve “Yeryüzü Korkusu” adlı günlükleri incelenmiştir. “Yeryüzü Korkusu”, yazarın 1970-1975yılları arasındaki günlüklerinden oluşmaktadır. Yazarın duygularını, pişmanlıklarını, yalnızlığını, içsel çatışmalarını anlattığı bu günlükler, sadece kendi yaşantısına değil aynı zamanda dönemin siyasi, sosyal ve kültürel olaylarına da tanıklık etmektedir. Oktay Akbal “Anılarda Görmek’te” 1965’ten 1969’a kadar geçen süreç içerinde yakın dönem Türk tarihiyle birlikte kişisel tarihini de sorgulamaktadır. Günlüklerinde dünle bugünü buluşturan yazar, bir film izletir gibi gördüklerini okurlarına yansıtmaya çalışır.