18 Mayıs 2020

Ya sırtımıza alıp taşıyoruz, ya ayağımızın altına alıp çiğniyoruz; Öğrenemedik bir türlü yan yana yürümeyi...Ömer Hayyam



Toprak halıda çok uyuyanlar gördüm               Altında yerin ne saklananlar gördüm
Yokluk çölüne baktığımda ben heyhat              hiç gelmemiş ile gitmiş olanlar gördüm


Hayyam eğer şarapla sarhoşsan hoş ol             Ay yüzlü güzelle oturmuşsan hoş ol
Zira ki cihanın sonu yokluktur yok,                  yoksun diyelim eğer ki varsan hoş ol


Birliktelik elini bir birine koymalıyız               Neşe tekmesini bu hüzne biz vurmalıyız
Kalkıp tan atmadan soluk almalıyız                  yoksa tan atar bizse soluksuz kalırız


Dün çarşıda bir testici gördüm ben de               Bir parça çamura vururdu hep tekme
O parça çamur kendi diliyle söylendi                bir gün ben de senin gibiydim etme


Ne zamana değin günlük usun esiri oluruz        Dünyada yüz yıllık ya ki bir günlük oluruz
Ver bir kâse şarap geç olmadan                          Yarın testicilerin işliğinde testi oluruz


Ölünce beni badeyle şarapla yıkayın                  Kulağımda katıksız şarap fısıltısı adayın
Mahşer günü şayet bulmak ister iseniz               Beni meyhanenin toprağında arayın


Eğer tanrı gibi elimde olsaydı felek                    Yok ederdim onu kalmasında ne gerek
Sonra yeni bir felek ederdim inşa                        Azadeler onda hep bulsunlardı erek


Ey göz kör değilsen mezarı bir dem gör              Bu fitne figan coşku dolu âlem gör
Şahlar da çamur altındadır nice başlar da             ay yüzlüyü köstebeğe bir yem gör


İç şarabını ölümsüz ömür işte budur                     gençlikten elinde kalan işte budur
Çiçekler ve şarap vaktidir dostlar sarhoş               hoş ol ki bütün yaşam işte budur


Bir testçinin işliğine gittim dün                              gördüm binlerce testi konuşkan, suskun
Aniden bir testi haykırdı ki hani                             nerde testi yapan testi alan testi satan


 *


Dünyanın sırları defterimizde, kimse bilemez
boynumuzun vebalidir o söylenemez
Bu cahil insanlarda bulunmadıkça bir ehli
hatırımızda kalandır asla dillenemez


Bir süre çocuktuk sonra üstat olduk
bir an üstatlığımızdan nice şen şâd olduk
Sözün sonrasını dinle n’oldu bize bak
topraktan gelmiş idik sonunda barbâd olduk


Bir testiciden testiyi aldım bâri
o testi açık etti bütün esrarı
Altın kadehi tutan elim vardı benim
şimdi testiyim beklerim o hummâri


Ey müftüsü şehrin senden daha çalışkanız
bu sarhoşlukla bile senden ayığız
Sen halkın kanını içersin biz asma kanı
insaf ile söyle hangimiz kan emeniz?


Bir kadehtir akıl yaratan ki vurur o
sevgi öpücükleri alnımıza kondurur o
Dünyanın testicisidir bu narin kadehi
yapar ancak yere vurur savurur o


Ey dost gel yarını gam etmeyelim
ömrün bu kısa demin ganimet bilelim
Yarın bu fani diyardan göçünce hepimiz
binlerce seneliklerle yoldaşlık edelim


Biz, mey, çalgıcı bir de bu güşe harap
can, yürek, bir de kadeh dolusu bu şarap
Rahmet umudu azap korkusundan kurtulmuş
bağlamaz bizi toprak ne yel ne od ne de ab


O saray ki Cemşit onda cam aldı
ahu yavruladı tilki onda kam aldı
Bir ömür av yakalardı Behram
gördün nice av ki Behram aldı


Var olandan yok elde rüzgardan başka
var ise ne varsa eksik ve kırıklardan başka
Varların tümü yok alemindedirler sanki
yoklarsa yok sanki bu alemde olandan başka


Olur biz olmayız dünya olacaktır
Bizden ne bir ad ne bir nişan kalacaktır
Bundan önceleri yoktuk bir eksiklik yoktu
bundan sonra olmasak da aynı olacaktır