29 Temmuz 2017 Cumartesi

Bırakın bugününüz, geçmişi anılarla, geleceği ise özlemle kucaklasın.

Dün, hayat çemberinde düzensizce ürpererek dalgalanan bir zerre olduğumu hayal ettim. Oysa bugün kesinlikle biliyorum ki çember benim ve hayat bütünüyle düzenli zerreler halinde benim içimde hareket ediyor.

Sen duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyenlere inan.. Çünkü insanın sessizliği sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe.

İnsanın hakikati sana gösterdiğinde değil, göstermediğindedir.bundan ötürü onu tanımak istersen onun dediklerine değil demediklerine kulak ver.

Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.

Bir şeyi elde etmek istiyorsan, onu kendin için isteme.

Arzu hayatın yarısıdır kayıtsızlıksa ölümün.

Gariptir ki doğrularımızdan daha güçlü bir şekilde yanlışlarımızı savunuruz.

Kin bir kadavradır. Hanginiz mezar olmak ister?

Bir tür kavuşmadır hatırlayış;unutuş, bir tür özgürlük.

Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir.

İnsanın hayali ile elde edişi arasında yalnızca tutkusunun aşabileceği bir mesafe bulunur.

İnsanın değeri ulaşmak istediğiyle ölçülür, ulaştığıyla değil.

Bir düşünceyle sarhoş olan kimse en bayağı bir şekilde bile onu ifade etmeyi hakiki şarap sanır.

Uygun fırsatları kullanmayı öğrendiğinde mizahı da öğrenirsin.

Söylediklerimin yarısının anlamı yok. Ancak bunları sana, diğer yarısının anlamı tamamlansın diye söylüyorum.

Kelimeler zamanın zincirleriyle bağlanamazlar.

Konuşacağın ya da yazacağın vakit sana yaraşan, bu hakikati gözünün önünde bulundurmandır.

Şair tahtından edilmiş hükümdar. Oturmuş sarayını külleri arasına, külden bir saray yapıyor.

Şiir, çokça sevinç, ızdırap ve hayrettir;biraz da söz.

Düşünce daima şiirin yol üzerindeki engeldir.

Dostluk daima hoş bir sorumluluktur; benciller için bir fırsat değil.

Kirli ellerini elbisene silen kimseye ver gitsin elbiseni. Ona ihtiyacı olabilir. Seninse olmayacak.

Sanat eseri kalıba dökülmüş sistir.

Aslında hiç kimseye hiçbir şey borçlu değilsin. Herkese her şeyi borçlusun.

Neden bazı insanlar sizin denizinizde yaşayıp, dereleriyle övünüyorlar.

Anlayışlı olan beni anlayışlı, aptal olan ise aptal bulur. Bence ikisi de haklıdır.evet, bir nirvana var; o, köyunlarını yeşil bir otlağa yaymanda, çocuğunu uyutmanda ve şiirinin son dizesini yazmandadır.

Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!

Hazzınız, ıstırabınızın maskesiz halidir. Ve kahkahanızın yükseldiği aynı kuyu, sık sık gözyaşlarınızla dolar.

Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.

Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

İhtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka bir şey değil midir.

İki kadın konuştuğunda hiç bir şey söylemezler. Bir kadın konuştuğunda bütün bir hayatı açıklar.

Eğer biri sana gülerse ona acıyabilirsin; ama sen ona gülersen kendini asla bağışlama.

Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.

Bana susmayı ver, gecenin hücumlarına meydan okuyayım.

Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır.

Bilmen gerekenlerin sonuna ulaştığında, duyumsaman gerekenlerin başında olacaksın..

Biri sana kötülük ederse unut, ama sen birine kötülük edersen hiç unutma

Siz konuştuğunuzda, düşüncelerinizle barış içinde olmayı terk edersiniz.

Tek doğruyu buldum’ değil, bir doğruyu buldum’ deyin

Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz.

Ve deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum; yalnızlığın özgürlüğü ve anlaşılmazlığın güvenliğini, bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak ederler çünkü.

İnsanlık ezel ve ebed denizine dökülen ışıktan bir ırmak.

Eğer kış,baharı yüreğimde saklıyorum deseydi, ona kim inanırdı.

Aşk ve şüphe bir arada bulunmaz.

Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.

Misafirler olmasaydı, evlerimiz mezara dönerdi.

Yüreğimdeki mühür kalbim kırılmadan çözülebilir mi?

Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir. Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur.

Bana “seni anlamıyorum” demen, haketmediğim bir övgü, haketmediğin bir yergidir.

Her erkek iki kadına aşık olur. Biri hayallerinde yarattığı diğeriyse henüz doğmamış olandır.

Hakikat iki kişiye muhtaçtır: biri, onu dillendiren; diğeri onu anlayan..

İnsanlar arasındaki bir cenaze töreninin, melekler arasında bir düğün şenliği olmadığını kim bilebilir ki?

Beşeri kanunları yalnızca iki kişi çiğner: deli ve dahi.

Sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayri bir şey göremezsin.

Saatlerin fısıltısı müziğe dönüşür; bir ney gibi olursunuz kalpten çalıştığınız zaman. Ve nedir aşk ile çalışmak? Yar giyecekmiş gibi dokumaktır bir kumaşı, nakış işler gibi kalpten.

Öğretilerin çoğu pencere cami gibidir. Arkasındaki gerçeği görürsün, ama cam seni gerçekten ayırır.

Bana kendini tanısaydın bütün insanları tanırdin diyorlar. Ben de onlara diyorum ki: bütün insanları tanıyana dek kendimi tanıyamam.

Her tohumda bir tutku gizlidir.

Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.

Dostunuz sizin sevgi ektiğiniz, şükran biçtiğiniz tarladır. Dost size kendi fikrini anlatınca içinizden gelen hayır veya evet’i esirgemeyiniz. Dost susunca, kalbiniz onun kalbini dinlemeye devam etsin.

Güzellik bütün bir hayatımız boyu aradığımız yitiğimizdir.

Gerçek güzellik bir erkekle bir kadın arasında var olabilen ve aşk adı verilen ruhsal ahenkte yatar.

Şafağa ancak gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.

Öğrenimsiz akıl sürülmemiş tarlaya benzer.

İnci, kum tanesinin etrafına ızdırabin ördüğü mabeddir.

Hakikate kulak veren, hakikati dillendirenden daha basit değildir.

Sözcüklerin dalgası hep üstümüzde olsa da, derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçekleşmesi arasındaki mesafe, yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir.

Geceyi delerek uçan küçük bir kuş gibi, yaşar ruhum; hızlandıkça uçuşu, daha da yakınlaşır şafak.

İnsanın hayali ile elde edişi arasında yalnızca tutkusunun aşabileceği bir mesafe bulunur.

Hayret etmek bilginin başlangıcıdır.

Gevezeliği bilgi, susmayı cehalet ve yapmacıklığı sanat zannedenlerden uzağım!

Dostum göründüğüm gibi değilim. Görünüş, sadece giydiğim bir elbisedir.

Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım; çünkü verimli olabilmenin sancısı, kıraç olmaktan ağırdır; ve eli açık zenginin çektiği acı dilencinin sefaletinden beterdir.

Dostluk daima tatlı bir sorumluluktur; asla bir fırsat değildir.

Gerçekten büyük insan odur ki, ne yönetir ne yönetilir.

Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.

Esin daima şarkı söyler; asla açıklamaya çalışmaz.

Toprağın neresini kazarsan kaz, bir define bulacaksın. Ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.

Hakikat parçalanamaz.

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan, ne görebiliyorsun, ne duyabiliyorsun.

Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş bir özgürlük.

Dünya kuruldu kurulalı bilinir: aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.

Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur, acılarımızın bir kısmını oluşturan.

Meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümez.

Kıskancın suskunluğu çok gürültülüdür.

Her tohum bir özlemdir.

Bir adam bir düş gördü ve uyandığında yorumcuya giderek düşünü kendisi için yorumlamasını istedi. Yorumcu adama dedi ki, bana uyanıkken gördüğün düşlerle gel ki anlamlarını söyleyebileyim. Ama uykunun düşleri ne benim bilgeliğime aittir ne de senin imgelemine.